İçtihatDanıştayVergi Dairesi
Danıştay Vergi Dairesi · E. 2020/1004 · K. 2024/2218
- Esas No
- 2020/1004
- Karar No
- 2024/2218
- Karar Tarihi
- 15.05.2024
Karar Metni
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2020/1004 E. , 2024/2218 K.
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2020/1004
Karar No:2024/2218
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmı yönünden istinaf başvurusunun reddine dair bölümünün temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun (Kurul) ... tarih ve ... sayılı kararıyla verilen 2.288.746,00-TL idari para cezasının tahsili amacıyla davacı şirket hakkında düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacı şirketin ... tarih ve ... sayılı istasyonlu akaryakıt bayilik lisansı ile faaliyet gösterdiği, söz konusu yerde 26/03/2015, 27/03/2015, 16/04/2015 ve 17/04/2015 tarihlerinde EPDK yetkililerince denetimler yapıldığı, yapılan bu denetimler sonucunda Kurul'ca ... tarih ve .... sayılı karar alınarak davacı şirketin "a) Tübitak Marmara Araştırma Merkezi'nin ... tarih ve ... sayılı ile aynı tarih ve ... sayılı analiz raporlarından davacı şirketin yeterli şart ve seviyede ulusal marker içermeyen ve teknik düzenlemelere uygun olmayan akaryakıt ikmal etmek suretiyle 5015 sayılı Kanun'un 18. maddesinin dördüncü fıkrasına aykırı hareket ettiğinden bahisle aynı Kanun'un 19. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinin (3) numaralı alt bendi uyarınca 1.144,373.00-TL idari para cezası ve b) vaziyet planına aykırı olarak 2 no'lu yer altı tankından istasyonunun aktif olan 4 no'lu adasına beton zemin kırılarak ve yaklaşık 15-20 cm açıktan kazılarak profil boru ve hat çekmek suretiyle 5015 sayılı Kanun'un 4. maddesinin dördüncü fıkrasının (l) bendine aykırı hareket ettiğinden bahisle aynı Kanun'un 19. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinin (2) numaralı alt bendi uyarınca 1.144.373,00-TL idari para cezası olmak üzere toplam 2.288.746,00-TL idari para cezası ile cezalandırılmasına" karar verildiği, söz konusu kararın davacıya Denetim Dairesi Başkanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı işlemi ile bildirilmesi üzerine davacı tarafından anılan Kurul kararının (a) bendinde belirtilen idari para cezasının iptali istemiyle ... İdare Mahkemesi'nin ... sayılı esasına kayden, anılan Kurul kararının (b) bendinde belirtilen idari para cezasının iptali istemiyle de ... İdare Mahkemesi'nin ... sayılı esasına kayden dava açıldığı,
Akabinde de uygulanan idari para cezasının vadesinde ödenmemesi üzerine EPDK tarafından davalı idareden idari para cezasının 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsilinin talep edildiği, bunun üzerine davacı şirketin kayıtlı olduğu davalı Vergi Dairesi Müdürlüğü'nce söz konusu 2.288.746,00-TL idari para cezasının tahsili amacıyla davacı şirket adına dava konusu ödeme emrinin düzenlendiği,
Davanın, dava konusu 2.288.746,00-TL'lik ödeme emrinin, kaçakçılık kapsamına sayılan 5015 sayılı Kanun'un 18. maddesinin dördüncü fıkrasına aykırı hareket edildiğinden bahisle 19. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinin (3) numaralı alt bendi uyarınca davacı şirkete verilen 1.144.373,00-TL idari para cezasının tahsili amacıyla düzenlenen kısmının incelenmesinden;
Olayda, ödeme emrinin dayanağı olan ... tarih ve ... sayılı Kurul kararının (a) bendinde belirtilen 1.144.373,00-TL'lik idari para cezasının iptali istemiyle ... İdare Mahkemesi'nin ... sayılı esasına kayden açılan davada, anılan Mahkemece ... tarih ve E:..., K:... sayılı karar ile davanın reddine karar verildiği, söz konusu kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararı ile istinaf başvurusunun kabul edilerek ... İdare Mahkemesi'nin kararının kaldırılıp dava konusu işlemin iptaline karar verildiği ve dava dosyasının halen temyiz aşamasında olduğu; bu durumda, dava konusu 2.288.746,00-TL'lik ödeme emrinin dayanağı olan Kurul kararının ilgili kısmının hukuka aykırı olduğunun Mahkeme kararıyla saptanarak iptal edilmesi nedeniyle, ortada tahsil edilebilir aşamaya gelmiş bir amme alacağının varlığından söz edilemeyeceğinden, dava konusu ödeme emrinin bu kısmında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Davanın, dava konusu 2.288.746,00-TL'lik ödeme emrinin, kaçakçılık kapsamında sayılan 5015 sayılı Kanun'un 4. maddesinin dördüncü fıkrasının (l) bendine aykırı hareket edildiğinden bahisle aynı Kanun'un 19. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinin (2) numaralı alt bendi uyarınca verilen 1.144.373,00 TL idari para cezasının tahsili amacıyla düzenlenen kısmının incelenmesinden;
Olayda, ödeme emrinin dayanağı olan ... tarih ve ... sayılı Kurul kararının (b) bendinde belirtilen 1.144.373,00-TL'lik idari para cezasının iptali istemiyle ... İdare Mahkemesi'nin ... sayılı esasına kayden açılan davada, anılan Mahkemece ... tarih ve E:..., K:... sayılı karar ile davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun da ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararı ile temyiz yolu açık olmak üzere reddedildiği, söz konusu kararın kesinleştiği; bu durumda, dava konusu ödeme emrinin dayanağı olan Kurul kararının bu kısmının hukuka uygun olduğunun Mahkeme kararları ile saptanması karşısında, dava konusu ödeme emrinin belirtilen kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle kısmen dava konusu işlemin iptaline, kısmen davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve taraflarca ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, tesis edilen ödeme emri Kabahatler Kanunu'na göre kesinleşen ve kesinleştiği halde ödenmeyen idari para cezasının tahsilinin sağlanması adına tesis edildiği, dava konusu ödeme emri tebliği işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı, söz konusu ödeme emrinin idari para cezasını uygulayan mercinin isteği doğrultusunda amme alacağını tahsil etmek adına düzenlendiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
ESAS YÖNÜNDEN:
MADDİ OLAY :
Davanın incelenmesinden, ... tarih ve ... sayılı istasyonlu akaryakıt bayilik lisansı ile faaliyet gösteren davacı şirketin iş yerinde 26/03/2015, 27/03/2015, 16/04/2015 ve 17/04/2015 tarihlerinde EPDK yetkililerince denetimler yapıldığı, yapılan bu denetimler sonucunda Kurul'un ... tarih ve ... sayılı kararı ile, a) Tübitak Marmara Araştırma Merkezi'nin ... tarih ve ... sayılı ile aynı tarih ve ... sayılı analiz raporlarından davacı şirketin yeterli şart ve seviyede ulusal marker içermeyen ve teknik düzenlemelere uygun olmayan akaryakıt ikmal etmek suretiyle 5015 sayılı Kanun'un 18. maddesinin dördüncü fıkrasına aykırı hareket ettiğinden bahisle aynı Kanun'un 19. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinin (3) numaralı alt bendi uyarınca 1.144.373,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin kısmının iptali istemiyle açılan davada, ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla davanın reddine karar verildiği, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce kabul edilerek işlemin anılan kısmının iptaline yönelik verilen kararın Dairemizin 20/10/2021 tarih ve E:2019/448, K:2021/3388 sayılı kararı ile bozulması üzerine bozma kararına uyularak verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda, "28/03/2013 tarih ve 6455 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önce 5015 sayılı Kanun'un 18. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca 19. maddeye göre işlem tesis edilebilmesi için numunelerin hem ulusal marker seviyesinin geçersiz olması hem de teknik düzenlemelere aykırı olma şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerektiği, yapılan değişiklik sonrasında sadece ulusal marker seviyesinin geçersiz olması hâlinde 19. madde uyarınca işlem tesis edilebileceği açıktır. Bu itibarla, davacı şirkete ait istasyondan alınan numunelerin ulusal marker seviyesinin geçersiz olduğu TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi tarafından yapılan analiz sonucu düzenlenen raporlar ile tespit edildiğinden, davacı şirket hakkında 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinin (3) numaralı alt bendi uyarınca idarî para cezası uygulanmasına ilişkin dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında ise sonucu itibariyle hukukî isabetsizlik bulunmadığı" belirtilerek davacı tarafın istinaf başvurusunun gerekçeli olarak reddine karar verildiği;
Anılan kararın da Dairemizin 14/06/2023 tarih ve E:2022/1314, K:2023/3017 sayılı kararı ile, "Kanun koyucu, Kurul tarafından karara bağlanmış, ancak, tahsilatı tamamlanmamış idarî para cezalarının, işlenen fiil için 5015 sayılı Kanun'un 7164 sayılı Kanun'un 32. maddesi ile değişik 19. maddesinde daha düşük bir idarî para cezası uygulanması öngörülmüş ise asgarî maktu hadden tahsil edilmesini vergi dairesine bir görev olarak vermiştir. İlgili vergi dairesinin kanunen üstlendiği bu görevi yerine getirmesi açısından önemli olan husus, idarî para cezasının keşinleşmesi değil, tahsilatının tamamlanmamış olmasıdır. Dolayısıyla söz konusu düzenleme, tamamen tahsilat aşamasına özgü bir kural niteliğindedir. İdarî para cezasının iptali istemiyle dava açılsın veya açılmasın, bu kuralın tahsilatı tamamlanmamış idarî para cezalarına uygulanması vergi dairesi açısından bir zorunluluktur.
İlgili vergi dairesi, dava açılıp açılmadığına bakılmaksızın tahsilatı tamamlanmamış idarî para cezasının miktarında lehe bir değişiklik varsa bunu tespit etmekle ve uygulamakla yükümlü bulunduğundan, tahsilat aşamasına özgü olan anılan kuralın, idarî para cezasının iptali istemiyle açılan davalarda dikkate alınmasına gerek bulunmadiği" gerekçesiyle onanarak kesinleştiği; anılan idari para cezasına karşı açılan dava süreci devam ederken para cezasının tahsil edilmesi hususunun Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun ... tarih ve E.. sayılı yazısı ile Yenibosna Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne bildirildiği, anılan Müdürlük tarafından düzenlenen ... tarih ve ... ödeme emrinin davacı şirkete tebliğ edilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun "İdari Para Cezaları" başlıklı dava konusu fiil tarihinde yürürlükte olan halinde 18. maddesinin dördüncü fıkrasında, numunelerde yapılacak testlerde ulusal markerin gerektiği şart ve seviyede bulunmadığı laboratuvar analizi ile tespit edildiğinde, 19. madde hükümlerinin uygulanacağı; "İdarî para cezaları" başlıklı 19. maddesinin birinci fıkrasında, bu Kanun'a göre idari para cezalarının veya idari yaptırımların uygulanmasının, bu Kanun'un diğer hükümlerinin uygulanmasına engel oluşturmayacağı, bu Kanun'a göre verilen ceza ve tedbirler diğer kanunlar gereği yapılacak işlemleri engellemeyeceği; 19. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinin (3) numaralı alt bendinde, Kanun'un 18. maddesinin ihlâli halinde sorumlulara bir milyon Türk Lirası idarî para cezası verileceği kurala bağlanmış; aynı maddenin beşinci fıkrasında, "Bu Kanun'un kaçakçılık kapsamında verilen idari para cezalarına karşı yargı yoluna başvurulması tahsil işlemlerini durdurmaz."; altıncı fıkrasında, "İdari para cezalarının tebliğ tarihini izleyen otuz gün içinde ödenmemesi hâlinde, cezanın ilgili vergi dairesi aracılığı ile tahsili sağlanır. Tahsilatta 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uygulanır." kurallarına yer verilmiştir.
7164 sayılı Maden Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 32. maddesi ile 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesi yeniden düzenlenmiş ve maddenin birinci fıkrasının (a) bendinin (2) ve (3) numaralı alt bentlerinde, 18. maddenin ve 4. maddenin dördüncü fıkrasının (l) bendinin ihlâlleri hâlinde iki milyon Türk Lirasından az olmamak ve on milyon Türk Lirasını geçmemek üzere fiilin işlendiği tarihten bir önceki yılda ilgili lisansa konu petrol piyasası faaliyetinden elde edilen net satış hasılatının binde ondördü oranında idarî para cezası uygulanacağı; (b) bendinde ise, bayilik lisansı sahipleri yönünden (a) bendinde yer alan cezaların yarısının verileceği kurala bağlanmıştır.
7164 sayılı Kanun'un 34. maddesi ile 5015 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 6. maddenin ikinci fıkrasında, "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Kurul kararına bağlanmış, ancak tahsilatı tamamlanmamış olan idarî para cezaları, işlenen fiil için bu Kanunla birlikte daha düşük bir idarî para cezası uygulanmasının öngörülmesi hâlinde, ilgili vergi dairesince 19. maddenin ilgili bentlerinde belirlenmiş olan asgarî maktu hadden tahsil edilir. Kısmen veya tamamen tahsil edilen idarî para cezaları iade edilmez." kuralına yer verilmiştir.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 54. maddesinde, ödeme süresi içinde ödenmeyen amme alacağının tahsil dairesince cebren tahsil olunacağı; 55. maddesinin 1. fıkrasında, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumu bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı; 58. maddesinin 1. fıkrasında, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde dava açabileceği kurala bağlanmıştır.
5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 2. maddesinde, "Kabahat" deyiminin, Kanun'un karşılığında idarî yaptırım uygulanmasını öngördüğü haksızlık anlamına geldiği; 3. maddesinde, bu Kanun'un, idarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması hâlinde, diğer genel hükümlerinin, idarî para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında uygulanacağı; "Zaman Bakımından Uygulama" başlıklı 5. maddesinde, 26/09/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun zaman bakımından uygulamaya ilişkin hükümlerinin kabahatler bakımından da uygulanacağı, kabahatler karşılığında öngörülen idarî yaptırımlara ilişkin kararların yerine getirilmesi bakımından ise derhâl uygulama kuralının geçerli olduğu; bu maddenin atıf yaptığı 5237 sayılı Kanun'un 7. maddesinin ikinci fıkrasında ise suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanunun uygulanacağı ve infaz olunacağı kurallarına yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Aktarılan kuralların değerlendirilmesinden, ulusal marker uygulamasına tabi olup da, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun belirlediği seviyenin altında ulusal marker içeren veya hiç içermeyen akaryakıtı; ticari amaçla üretmenin, bulundurmanın veya nakletmenin, satışa arz etmenin veya satmanın, bu özelliğini bilerek ve ticari amaçla satın almanın, kaçakçılık kapsamındaki fiillerden olduğu, 5015 sayılı Kanun uyarınca kaçakçılık kapsamında verilen idari para cezalarına karşı yargı yoluna başvurulmasının tahsil işlemlerini durdurmayacağı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, bayilik lisansı sahibi şirkete ait akaryakıt istasyonunda yapılan denetimde ulusal marker seviyesi kontrol sonuçlarının analiz için akredite laboratuvarına gönderildiği ve ulusal marker seviyelerinin geçersiz çıktığı, ulusal marker seviyesinin de Kurumun belirlediği oranda çıkmayan akaryakıtın da kaçak akaryakıt kapsamında olduğundan, kaçakçılık kapsamındaki fiillerin tespiti halinde uygulanan idari para cezalarında da kesinleşmesi beklenilmeden ödeme emri düzenlenebileceğinden idare tarafından kesinleşme beklenilmeden ödeme emri düzenlenmiştir.
Mahkeme tarafından, ödeme emri dayanağı idari para cezasına karşı açılan davada verilen iptal kararına dayalı olarak ödeme emrinin bu kısmı açısından hukuki dayanağının kalmadığı gerekçesiyle işlemin kısmen iptaline karar verilmiş ise de, söz konusu kararın temyiz incelemesi aşamasında bozulduğu ve ödeme emrinin anılan kısmına yönelik idari para cezası işleminde hukuk aykırılık bulunmadığından davanın reddine ilişkin kararının Dairemizin 14/06/2023 tarih ve E:2022/1314, K:2023/3017 sayılı kararıyla gerekçeli olarak onanarak kesinleştiği görüldüğünden ödeme emrinin söz konusu kısmında hukuka aykırılık görülmemiştir.
Öte yandan, kanun koyucu, Kurul tarafından karara bağlanmış, ancak, tahsilatı tamamlanmamış idarî para cezalarının, işlenen fiil için 5015 sayılı Kanun'un 7164 sayılı Kanun'un 32. maddesi ile değişik 19. maddesinde daha düşük bir idarî para cezası uygulanması öngörülmüş ise asgarî maktu hadden tahsil edilmesini vergi dairesine bir görev olarak vermiştir. İlgili vergi dairesinin kanunen üstlendiği bu görevi yerine getirmesi açısından önemli olan husus, idarî para cezasının keşinleşmesi değil, tahsilatının tamamlanmamış olmasıdır. Dolayısıyla söz konusu düzenleme, tamamen tahsilat aşamasına özgü bir kural niteliğindedir. İdarî para cezasının iptali istemiyle dava açılsın veya açılmasın, bu kuralın tahsilatı tamamlanmamış idarî para cezalarına uygulanması vergi dairesi açısından bir zorunluluktur.
İlgili vergi dairesi, dava açılıp açılmadığına bakılmaksızın tahsilatı tamamlanmamış idarî para cezasının miktarında lehe bir değişiklik varsa bunu tespit etmekle ve uygulamakla yükümlü bulunmaktadır.
Bu durumda, idari para cezasına ilişkin olarak Dairemiz tarafından verilen kararda Kanundaki lehe değişikliklerin tahsilat aşamasında dikkate alınması gerektiği vurgulandığından yeniden verilecek kararda Mahkeme tarafından bu hususun da araştırılarak karar verilmesi gerektiği açıktır.
Bu itibarla, dava konusu işlemin kısmen iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin kabulüne;
2. Dava konusu işlemin kısmen iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
3. Anılan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesine, 15/05/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.