Danıştay Kararı · E. 2020/1057 · K. 2024/3011
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/1057 E. , 2024/3011 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/1057 Karar No : 2024/3011 DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : 1- ... / ... VEKİLİ : Huk. ve Mevzuat Eski Genel Müd. ... 2- ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Hukuk Müş. ... DAVANIN_KONUSU : Türk vatandaşıyken, mülga 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca 30/04/1995 tarih ve 95/6805 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile Türk vatandaşlığından çıkmasına izin verilen davacı tarafından, aynı Kanun'un 8. maddesi uyarınca yeniden Türk vatandaşlığına alınmasına ilişkin 24/07/1996 tarih ve 96/8378 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile bu kararın yok hükmünde olduğu ileri sürülerek iptal edilmesi talebiyle İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğüne yapılan 25/01/2019 tarihli başvurunun cevap verilmemek suretiyle zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istenilmektedir. DAVACININ_İDDİALARI : Davacı tarafından, 11/09/1992 tarihinde Avusturya vatandaşlığına geçtiği ve Bakanlar Kurulunun 30/04/1995 tarih ve 6803 sayılı kararı ile de Türk vatandaşlığından çıktığı, üniversite eğitimini Avusturya'da gördüğü ve Avusturya Merkez Bankasında çalışmaya başladığı, daha sonra seçmen listesinde isminin görüldüğünün haber verilmesi üzerine Viyana Başkonsolosluğu'na müracaat ettiği ve yapılan incelemede kendisinin haberi ve katılımı olmadan, onun adına düzenlenmiş olan 22/09/1995 tarihli dilekçe ile yeniden Türk vatandaşlığına alınması konusunda talepte bulunulması sonucu 05/09/1996 tarihinde de yeniden Türk vatandaşlığına alındığını öğrendiği, kendisi adına düzenlenip imzalanan bu dilekçenin sahte olduğu ve altındaki imzanın kendisine ait olmadığı, bu dilekçeden haberinin dahi olmadığı, kendisinin yeniden Türk vatandaşlığına geçme yönünde bir iradesinin olmadığı, söz konusu dilekçeye dayanılarak yapılan işlem yok hükmünde olduğundan gerek yeniden Türk vatandaşlığına alma işleminin gerekse bu işlemin iptali için davalı idareye yapılan başvurunun reddi işleminin hukuka aykırı olduğu ve iptali gerektiği ileri sürülmektedir. DAVALI_İDARELERİN_SAVUNMASI : Davalı idareler tarafından, Viyana Büyükelçiliğine sunulan ve davacı adına düzenlenmiş olan 22/09/1995 tarihli dilekçe ile davacının yeniden Türk vatandaşlığına alınması konusunda talepte bulunulması sonucu 24/07/1996 tarih ve 96/8378 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile yeniden Türk vatandaşlığına alındığı, sonuç olarak, dava konusu işlem hukuka ve mevzuata uygun olduğu için haksız olarak açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Dava konusu kararın iptali gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI : ... DÜŞÜNCESİ : Dava; 30.10.1995 gün ve 1995/6805 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Türk vatandaşlığından çıkmasına izin verilen davacının 403 sayılı Kanunun 8’inci maddesi uyarınca yeniden Türk vatandaşlığına alınmasına ilişkin 24.7.1996 gün ve 1996/8378 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının ve 25.1.2019 tarihinde İçişleri Bakanlığı Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğüne yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin istemiyle açılmıştır. 29.5.2009 tarihinde kabul edilen 12.6.2009 gün ve 27256 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun 47'nci maddesiyle yürürlükten kaldırılan, ancak dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte uygulanmakta olan 403 sayılı Kanunun 8'inci maddesinde, 35'inci madde hükmü saklı olmak koşuluyla, bu Kanuna göre Türk Vatandaşlığını kaybetmiş olanların, Bakanlar Kurulunca, ikamet şartı aranmaksızın yeniden vatandaşlığa alınabileceği, 24'üncü maddesinde de, vatandaşlığa alınmanın, ilgilinin yalan beyanı veya önemli hususları gizlemesi sonucu vukubulmuş ise, vatandaşlığa alınma kararının Bakanlar Kurulunca iptal edileceği, hükümlerine yer verilmiştir. Öte yandan 1.7.1964 gün ve 11742 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 11.2.1964 tarihli ve 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 12'nci maddesinin (b) bendinde, resmi izinle Türk vatandaşlığından çıkanların, yeniden vatandaşlığa alınma hakkından yararlanacakları belirtilmiş; aynı yönetmeliğin 14, 16 ve 17'nci maddelerinde de bu konudaki müracaat makamları, yapılacak işlemler ve alınan karar ve tesciline ilişkin hususlar düzenlenmiştir. Yukarıda yer verilen hükümlere göre, Türk yurttaşlığına alınmada, yetkili makam kararı ile vatandaşlık kazanılmasının usulleri uygulanmakla birlikte, ilgilinin, Türk vatandaşlığına alınması için, yetkili Türk makamlarına yazılı olarak başvuruda bulunmasının da işlemin başlatılması açısından gerekli olduğu açıktır. Dosyanın incelenmesinden, Viyana Başkonsolosluğuna yapılan başvuru üzerine Türk vatandaşlığından çıkarılan ve 22.9.1995 tarihinde tekrar Türk vatandaşlığına alınma talebinde bulunan davacı tarafından Türk vatandaşlığına alınmasına ilişkin 24.7.1996 gün ve 1996/8378 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının iptali istemiyle, dilekçede bulunan imzanın sahte olduğu, dilekçe içeriğinde çelişkiler bulunduğu, bu şekilde ki bir dilekçenin esas alınarak işlem tesis edilmesinin de Avusturya’da yaşayan davacıyı her yönden mağduriyete uğrattığı iddialarıyla dava açıldığı anlaşılmakta olup; idarenin, Avusturya vatandaşlık yasasında yapılan değişikliği de dikkate alarak, yeniden Türk vatandaşı olan davacının yapmış olduğu başvurunun kabul edilmesinin doğuracağı sonuçlar hakkında davacıyı bilgilendirmediği, yeniden Türk vatandaşlığına alınması yolundaki başvurunun yapıldığı tarih ile yeniden Türk vatandaşlığa alındığı tarih arasında bir yıla yakın bir süre geçmesine rağmen, bu süre içinde davacıya herhangi bir cevap vermediği ve davacının da başvurusunu yenilemediği, davacının başvuru tarihindeki isteminin halen geçerli olup olmadığının öğrenilmesi yönünde bir araştırma yapmadığı veya bu hususta davacıya yapılmış bir tebligatın da bulunmadığı dikkate alındığında, davacının yeniden Türk vatandaşlığına alınmasına ilişkin 24.7.1996 tarih ve 1996/8378 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında ve 25.1.2019 tarihinde İçişleri Bakanlığı Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğüne yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemde, belirtilen hususlar nedeniyle hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davacının yeniden Türk vatandaşlığına alınmasına ilişkin 24.7.1996 gün ve 1996/8378 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının ve 25.1.2019 tarihinde İçişleri Bakanlığı Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğüne yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : Davacı tarafından, (Mülga) 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun izin almak suretiyle Türk vatandaşlığından çıkma hususunun düzenlendiği 20. maddesi uyarınca yapılan başvuru sonucu, Bakanlar Kurulu'nun 30/04/1995 tarih ve 95/6805 sayılı kararıyla davacıya Türk vatandaşlığından çıkma izni verilmiş ve davacı çıkma belgesini 22/09/1995 tarihinde teslim alarak Türk vatandaşlığından çıkmıştır. Yine 22/09/1995 tarihinde davacının adının da yer aldığı bir dilekçeyle yeniden Türk vatandaşlığına alınma istemiyle Viyana Büyükelçiliğine başvuruda bulunulmuştur. Söz konusu başvuru neticesinde (Mülga) 403 sayılı Kanun'un yeniden vatandaşlığa alınma hususunun düzenlendiği 8. maddesi kapsamında Bakanlar Kurulu'nun 24/07/1996 tarih ve 96/8378 sayılı kararı ile davacının yeniden Türk vatandaşlığına alınmasına karar verilmiş, davacı tarafından bu karara dayanarak alınan başvuru dilekçesindeki imzanın kendisine ait olmadığı, belgenin sahte olduğu belirtilerek yok hükmünde bulunan Bakanlar Kurulu kararının iptal edilmesi talebiyle İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü'ne 25/01/2019 tarihinde başvurulmuş, başvurunun zımnen reddine ilişkin işlem ile yeniden Türk vatandaşlığına alınmasına ilişkin 24/07/1996 tarihli ve 96/8678 sayılı Bakanlar Kurulu kararının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. İNCELEME VE GEREKÇE : ESAS YÖNÜNDEN : İlgili Mevzuat : Dava konusu Karar tarihinde yürürlükte bulunan ve 5901 sayılı Kanun'un 47. maddesi ile 12/06/2009 tarihi itibarıyla yürürlükten kaldırılan (Mülga) 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun "Genel olarak vatandaşlığa alınma " başlıklı 6. maddesinde, "Aşağıdaki şartları taşıyan yabancılar Bakanlar Kurulu kararı İle Türk vatandaşlığına alınabilirler. Vatandaşlığa alınmasını istiyen kişi, a) Kendi millî kanununa, vatansız ise Türk Kanununa göre reşit olmalıdır. b) Müracaat tarihinden geriye doğru Türkiye'de 5 yıl ikamet etmiş olmalıdır. c) Türkiye'de yerleşmeye karar verdiğini davranışı ile teyit etmiş olmalıdır. ç) İyi ahlâk sahibi olmalıdır. d) Genel sağlık bakımından tehlike teşkil eden hastalığı bulunmamalıdır. e) Yeteri kadar Türkçe konuşabilmelidir. f) Türkiye'de kendisinin ve geçimi ile yükümlü olduğu kimselerin geçimini sağlıyacak gelire veya mesleke sahip olmalıdır."; dava konusu karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan haliyle "Yeniden vatandaşlığa alınma" başlıklı 8. maddesinde, "Bu kanuna göre Türk vatandaşlığını kaybetmiş olanları, Bakanlar Kurulu ikamet şartı aranmaksızın yeniden vatandaşlığa alabilir. 35 inci madde hükmü saklıdır." hükmü yer almaktadır. 06/04/2010 tarih ve 27544 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 11/2/1964 tarih ve 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Yönetmelik'in 1. maddesi ile yürürlükten kaldırılan 01/07/1964 tarih ve 11742 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan (Mülga) 11/2/1964 tarih ve 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin davaya konu Karar tarihindeki haliyle "Karar ve tescil" başlıklı 17. maddesinde, "İçişleri Bakanlığına gelen, vatandaşlığa alınma isteklerine ait dosyalar üzerinde, Nüfus İşleri Genel Müdürlüğü Vatandaşlık Şubesince teknik incelemeler yapılır ve eksikler tamamlatıldıktan sonra Hükümetçe ve İçişleri Bakanlığınca vatandaşlığa alınma bakımından, verilmiş prensip kararları ışığı altında her türlü soruşturmayı yapmak ve yabancının Türk vatandaşlığına alınmasında sakınca bulunup bulunmadığını tesbit etmek ve düşüncesini belirtmek üzere dosya Emniyet Genel Müdürlüğüne verilir. Gelecek karşılık üzerine İçişleri Bakanlığı ilgili yabancının Türk vatandaşlığına alınması veya isteğinin reddi teklifini Bakanlar Kurulu kararına bağlamak üzere usulü dairesinde Başbakanlığa sunar. Bakanlar Kurulundan alınacak karar ilgiliye ve müracaat makamlarına tebliğ olunur. Vatandaşlığa alınanların nüfus kütüklerinde açılacak yeni hanelere kayıtları yapılıp nüfus hüviyet cüzdanları kendilerine verilir ve pasaportları alınır." kuralına yer verilmiştir. Dava Konusu İşlemlerin İncelenmesi: Vatandaşlık; genel olarak Devlet ile kişi arasında kurulan hukuki bir ilişki olarak tanımlanmaktadır. Bu ilişkiye taraf olan Devlet ile kişi arasında karşılıklı hak ve borçlar doğuran bir hukuki bağ kurulmaktadır. Vatandaşlığın; kişinin hak ve yükümlülüklerinin belirlenmesindeki bu önemi nedeniyle her kişinin bir vatandaşlığa sahip olması ve bu vatandaşlıktan keyfi olarak yoksun bırakılmaması hakkı, insan hak ve özgürlükleri arasında kabul edilmiştir. Bu nedenle Anayasa ve (Mülga) Türk Vatandaşlığı Kanunu'nda, vatandaşlığın kazanılması, vatandaşlıktan çıkma veya çıkarılma belirli koşullara bağlanmış, bu hususlara ilişkin hukuki tasarruflara karşı yargı yoluna başvurabilme olanağı tanınmıştır. Bu itibarla Devletin, sözü edilen tasarruflarda bulunurken ilgili kişinin vatansızlık da dahil herhangi bir mağduriyete uğramaması için gerekli dikkat ve özeni göstermesi ve gerekirse kişiyi konuyla ilgili olarak bilgilendirmesi gerekmektedir. Öncelikle, yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinden, bir kimsenin Bakanlar Kurulu kararı ile Türk vatandaşlığına alınabilmesi için, Türk vatandaşlığına alınma yönünde bir başvurusu-istemi olması gerektiği açıkça anlaşılmaktadır. Diğer yandan, dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile dava dilekçesindeki beyanlardan da anlaşıldığı üzere; davacının Avusturya vatandaşlığını kaybetmemek için zorunlu olarak Türk vatandaşlığından çıkma izni isteminde bulunduğu hususunda bir duraksama bulunmamaktadır. Davacının Türk vatandaşlığından çıktıktan sonra 22/09/1995 tarihinde yeniden Türk vatandaşlığına alınması istemiyle Viyana Konsolosluğu'na başvurup başvurmadığı (dilekçenin hukuken geçerli olup olmadığı) hususu ihtilaf konusu olmakla birlikte, gerek davacının anılan dilekçenin sahte olduğunu iddia etmesi, gerekse anılan dilekçe üzerine yeniden Türk vatandaşlığına alınmasına ilişkin 24/07/1996 tarih ve 96/8378 sayılı Bakanlar Kurulu kararının iptali istemiyle bakılan davayı açması, Avusturya Vatandaşlık Yasası'nda yer alan bazı istisnalar dışında çifte vatandaşlığa izin verilmemesinin bir sonucudur. Bu doğrultuda, davalı idareler tarafından, öncelikle davacının yeniden Türk vatandaşlığına alınma yönünde bir istemi olup olmadığının, daha açık bir ifadeyle, davacının Türk vatandaşlığına alınması istemini içeren 22/09/1995 tarihli dilekçedeki imzanın davacıya ait olup olmadığının, idare nezdindeki diğer belgelerde (örneğin Türk vatandaşlığından çıkma izni başvurusu vb.) yer alan imzaları ile mukayese edilmek (imzalar arasında ilk bakışta anlaşılabilecek açık ve bariz bir farklılık olup olmadığı ortaya konulmak) suretiyle netleştirilmesi, dilekçedeki imzanın davacının zatından sadır olmadığı (davacıya ait olmadığı) kanaatine varılması halinde başvurunun işleme konulmaması, davacıya ait olduğu kanaatine varılması halinde ise, Avusturya Vatandaşlık Yasası da dikkate alınarak, çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığından çıkan davacı tarafından yapılan başvurunun kabul edilmesinin doğuracağı sonuçlar hakkında davacının bilgilendirilmesi gerekirken; belirtilen yönde herhangi bir işlem yapılmadığı, davacının yeniden Türk vatandaşlığına alınma istemli başvuru tarihi ile yeniden Türk vatandaşlığına alındığı tarih arasında on aylık bir süre geçmesine rağmen, bu süre içinde davacıya herhangi bir cevap verilmediği ve davacının da bu süreçte başvurusunu yenilemediği, davacının başvuru tarihindeki isteminin halen geçerli olup olmadığının öğrenilmesi yönünde bir araştırma yapılmadığı veya bu hususta davacıya yapılmış bir tebligatın da bulunmadığı dikkate alındığında; davacının yeniden Türk vatandaşlığına alınmasına ilişkin davaya konu Bakanlar Kurulu kararında hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Öte yandan, mülga 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 8. maddesine göre, yeniden Türk vatandaşlığının kazanılabilmesi için, başvuru dilekçesi yeterli olmayıp, ilgililerin ikamet şartı hariç Kanun'un 6. maddesinde sayılan koşullara sahip olması gerektiğinden; Kanun'un 6. maddesinde sayılan koşullara davacının sahip olup olmadığı yönünde bir inceleme ve araştırma yapılmadan, sadece başvuru dilekçesine dayanılarak davacının yeniden Türk vatandaşlığına alınmasına ilişkin Bakanlar Kurulu kararında bu yönüyle de hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Buna göre, 24/07/1996 tarih ve 96/8378 sayılı Bakanlar Kurulu kararının, davacının yeniden Türk vatandaşlığına alınmasına ilişkin kısmı ile kararın bu kısmının yok hükmünde olduğu ileri sürülerek iptal edilmesi talebiyle İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü'ne yapılan 25/01/2019 tarihli başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali gerekmektedir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. 24/07/1996 tarih ve 96/8378 sayılı Bakanlar Kurulu kararının davacının yeniden Türk vatandaşlığına alınmasına ilişkin kısmı ile kararın bu kısmının yok hükmünde olduğu ileri sürülerek iptal edilmesi talebiyle İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü'ne yapılan ... tarihli başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin İPTALİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ... TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, 4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 17/09/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.