İçtihatDanıştayDava Dairesi
Danıştay Dava Dairesi · E. 2020/12 · K. 2024/3399
- Esas No
- 2020/12
- Karar No
- 2024/3399
- Karar Tarihi
- 25.09.2024
Karar Metni
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/12 E. , 2024/3399 K.
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2020/12
Karar No : 2024/3399
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : Kendi adına asaleten ... ve
...adına velayeten...
VEKİLİ : Av. ...
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMLERİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesininvtarih ve E:..., K:...sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, yakınları ...'ın 20/03/2014 tarihinde hükümlü olarak bulunduğu Afyonkarahisar ... Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda iki mahkum tarafından iple boğularak öldürüldüğünden bahisle, olayda idarenin hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülerek, uğradıkları iddia edilen zararlara karşılık her bir davacı için ayrı ayrı 50.000,00 TL olmak üzere toplam 150.000,00 TL manevi tazminat ile fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak eş ... için 75.000,00 TL, çocuklar ... ve... için ayrı ayrı 37.500,00 TL olmak üzere toplam 150.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; olayda, gerek ...Ağır Ceza Mahkemesi'nin E:... sayılı dosyasında gerek Afyonkarahisar ... Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun sanıklar hakkında uyguladığı disiplin cezasına konu ...tarih ve ...sayılı ceza verme kararında alınan ifadelerden, olaya karışan kişilerle davacılar murisi arasında daha önceden bir husumet bulunduğu veya bu kişilerin davacılar murisinin can güvenliğini tehdit ettiği ya da davacılar murisinin anılan koğuşta kalmasının can güvenliği açısından sakıncalı olduğu yolunda idarenin bilgisine giren herhangi bir durumun söz konusu olmadığı, ani gelişen bir olay nedeniyle idarenin yürüttüğü güvenlik hizmetinin kusurlu olduğundan bahsedilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; olayda, aynı koğuşta kalan iki hükümlü tarafından havalandırma kapısı kilitlenerek ve koğuşta yüksek ses ile müzik açılarak davacılar murisinin iple boğularak öldürüldüğü, davalı idarenin hükümlü ve tutuklular üzerinde gerekli gözetim, denetim önlemlerini almadığı, davacılar murisinin can güvenliğinin sağlanamadığı, olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu, dosya üzerinden yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde 10/04/2018 tarihinde Mahkemeye ibraz edilen bilirkişi raporunda özetle; davacı erkek çocuklar yönünden...nin yüksek öğrenime devam ettiğine dair bilgi olmadığından ve 18 yaşını doldurduğundan babasının desteğinde olamayacağı, Baran için 18 yaş ikmaline kadar hesap yapıldığı, 10/03/2014 tarihinde ceza evinde öldürülen ...'ın geride hak sahiplerinden, eşi ...'ın destekten yoksun kalma tazminatının 257.538,05 TL, oğlu ...'ın destekten yoksun kalma tazminatının 20.752,94 TL olarak hesaplandığı, manevi tazminat istemi yönünde ise, davacıların dava konusu olay nedeniyle duydukları elem ve ızdırabın giderilebilmesi için davacı ... için 50.000,00 TL, ... için 50.000,00 TL, ... için 50.000,00 TL manevi tazminatın idari başvuru tarihi olan 02/03/2016 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davacılara ödenmesi gerektiği gerekçesiyle, davacıların istinaf başvurularının kısmen kabulü ile davacı ... için 75.000,00 TL maddi tazminat, ... için 20.752,94 TL maddi tazminat ve ... için 50.000,00 TL, ... için 50.000,00 TL, ... için 50.000,00 TL manevi tazminatın idari başvuru tarihi olan 02/03/2016 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI :
Davacılar tarafından, miktar artırım haklarının kullanılmasının engellendiği, ... için de 7 aylık bir destekten yoksun kalma hesabı yapılması gerektiği, diğer davacılar yönünden de 1 yıl eksik hesap yapıldığı, yargılama harçlarının tamamen davalı idareye yüklenmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, dava konusu olayda idarelerinin kusurunun bulunmadığı, kusursuz sorumluluk halini gerektirir bir durumun da olmadığı, dolayısıyla oluştuğu ileri sürülen zararla Bakanlıklarının eylemi arasında bir illiyet bağı bulunmadığı, davacılar yakınının diğer hükümlüler ile arasında aniden gelişen bir olay neticesinde hayatını kaybettiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMASI : Davacılar tarafından davalı idarenin temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup, davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının kabule ilişkin kısımlarının bozulması, davacıların temyiz isteminin ise reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dava dosyasının incelenmesinden; davacılardan ... ve ...'ın babası, ...'ın eşi ...'ın,... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... tarih ve K:... D.iş sayılı içtima kararıyla, işlediği çeşitli suçlar nedeniyle verilen cezaların infazı için konulduğu İzmir Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan Kütahya ... Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna nakledildiği, 19/03/2013 tarihinde Afyonkarahisar ... Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna sevkinin yapıldığı, 10/03/2014 tarihinde saat 15.14 sularında Ceza İnfaz Kurumunda bulunduğu odadaki diğer iki kişi tarafından, iple boğularak öldürüldüğü, söz konusu olayın meydana gelmesinde davalı idarenin kusuru bulunduğu iddiasıyla her bir davacı için ayrı ayrı 50.000,00 TL olmak üzere toplam 150.000,00 TL manevi tazminat ile fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak ... için 75.000,00 TL, ... için 37.500,00 TL, ... için 37.500 TL olmak üzere toplam 150.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının yasal faiziyle ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, yani zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetimi yapılacağından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
İdarenin hukuki sorumluluğunun varlığı ve kapsamı yukarıda aktarılan unsurlar dahilinde oluşmakla birlikte; zararın varlığı ve niceliğinin ortaya konulması, maddi olayın tüm unsurlarıyla incelenmesi ve tazmin sorumluluğu açısından bir tespitin yapılması da yargının görevidir.
Diğer bir ifadeyle, idarece hizmetin işleyiş ve ifası sırasında çeşitli sebeplerle gerçek veya tüzel kişilere verilen zararların, taraflarca ibraz edilen bilgi ve belgelerin yanı sıra idari yargı yerince re'sen araştırma ilkesi uyarınca temin edilen bilgi ve belgeler ile de ortaya konulması zorunlu bulunmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Uyuşmazlıkta, aynı koğuşta kalan iki hükümlü tarafından havalandırma kapısı kilitlenerek ve koğuşta yüksek ses ile müzik açılarak davacılar murisinin iple boğularak öldürülmesi şeklinde gerçekleşen olayda, davalı idarenin hükümlü ve tutuklular üzerinde gerekli gözetim ve denetim önlemlerini almadığı, davacılar murisinin can güvenliğinin sağlanamadığı sonucuna varıldığından, idarenin olayın meydana gelmesinde hizmet kusurunun bulunduğu ve davacıların dava konusu olay sebebiyle uğradığı maddi ve manevi zararlarının karşılanması gerektiği hususlarında şüphe bulunmamaktadır.
A) Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Davacıların Maddi Tazminat İstemine İlişkin Kısmının İncelenmesi:
Bölge İdare Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda hazırlanan raporda, maddi tazminat hesabı yapılırken davacılar murisinin ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunması nedeniyle şartlı tahliye olacağı 27/09/2017 tarihi dikkate alınarak hesaplama yapılmış ise de, maddi tazminat hesabı yapılırken şartlı tahliye tarihi değil, bihakkın tahliyenin gerçekleşeceği tarih dikkate alınarak hesaplama yapılması gerekmektedir.
Ayrıca, dosyada mevcut hesap bilirkişisi raporunda, destek süresinin de ülkemize özgü olan ve güncel verilere göre hazırlanan TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosuna göre belirlenmesi gerekirken, PMF 1931 yaşam tablosuna göre belirlendiği dikkate alındığında, yapılan hesaplamanın tazminat hukukunun yerleşik ilke ve kurallarına aykırı olduğu ve bu haliyle raporun hükme esas alınabilecek nitelikte olmadığı sonucuna varılmaktadır.
Öte yandan, ölenin destek payları belirlenirken sadece eşi ve çocuklarının paylarının değil, desteğin vefat tarihinde hayatta bulunmaları kaydıyla -davacı olmasalar dahi- anne ve babasına, ilaveten müteveffanın kendisine de pay ayıracağının kabul edilmesi ve destek paylarının Dairemiz yerleşik içtihatlarına uygun olarak müteveffanın kendisine 2 pay, eşine 2 pay, çocuklarına 1'er pay, anne ve babaya 1'er pay olacak şekilde hesaplanması gerektiğinden, davacılar murisinin karar tarihi itibarıyla sağ olduğu görülen annesine de davacı olmasa dahi pay ayrılmak suretiyle, maddi tazminatın aşağıda yer alan ilkeler gözetilerek hesaplanması gerekmektedir
Aktif dönemde işlemiş dönem zararı, Dosyada bulunan müddetnameye göre desteğin hak ederek tahliye olacağı tarih olan 26/01/2021 tarihinden bilirkişi raporunun düzenleneceği tarihe kadar olan dönemi ifade eder. Bu dönemde, asgari geçim indirimi (AGİ) dahil net asgari ücret (2022 yılına kadar AGİ dahil, 2022 yılından sonra AGİ hariç olmak üzere) dikkate alınarak desteğin yaşasaydı her bir davacıya ayıracağı destek tutarı davacıların destek zararını oluşturmaktadır. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerinin hesaplanmayacağı da dikkate alınmalıdır.
Aktif dönemde işleyecek dönem zararı, bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihten desteğin içtihadi emeklilik yaşını dolduracağı tarihe kadar olan dönemi ifade eder. Bu dönemde de, asgari geçim indirimi (AGİ) dahil net asgari ücret (2022 yılına kadar AGİ dahil, 2022 yılından sonra AGİ hariç olmak üzere) dikkate alınarak, desteğin yaşasaydı alacağı aylık üzerinden her bir davacıya ayıracağı destek tutarı davacıların destekten yoksun kalma zararını oluşturmaktadır. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmemiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerinin (her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontoya tabi tutulmak suretiyle 1/kn formülü uygulanarak) dikkate alınması gerekmektedir.
Pasif_dönemdeki_zararı, desteğin içtihadi emeklilik yaşı olan 60 yaşını tamamladığı tarih ile TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosuna göre belirlenecek muhtemel ömrünün sonuna kadar olan dönemi ifade eder. Bu dönemde, içtihadi emeklilik yaşını tamamladığı ve emekli olma koşullarına sahip olduğu farz edilen desteğin alacağı emekli aylıkları üzerinden her bir davacıya ayıracağı destek tutarı davacıların destek zararını oluşturmaktadır. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmemiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerlerinin (her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontaya tabi tutulmak suretiyle 1/kn formülü uygulanarak) dikkate alınması gerekmektedir.
Davacılara ödenecek destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanırken desteğin kendisine ve vefat tarihinde hayatta olmaları kaydıyla bakiye ömürlerinin sonuna kadar anne ve babasına da pay ayıracağı hususu dikkate alınmalıdır. Bu paylaşım yapılırken desteğin kendisine 2 pay, eşine 2 pay (yeniden evlenmiş ise yeni evlilik tarihine kadar pay ayrılmalıdır.), çocuklarının her birine 1'er pay (destek süresi sona eren çocuk bakımından destek payı hesaplanmamalıdır.), anne ve babasına 1'er pay ayrılarak tazminat miktarının hesaplanması gerekmektedir.
Bunun yanında, her anne ve babanın çocuğuna belli bir yaşa kadar (yüksek öğrenim görmediğinin tespiti halinde 18 yaş, yüksek öğrenim göreceği kabul edildiği takdirde 25 yaş, evlenmiş ise evlendiği yaş) destek olacağının kabulü gerektiğinden, müteveffanın desteğinden yoksun kalan çocuklarının destek süreleri de buna göre belirlenmelidir.
Bu durumda, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının maddi tazminata ilişkin kısmında hukuka uyarlık bulunmamakta olup, Bölge İdare Mahkemesince, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda, yeniden yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenecek rapora göre davacıların maddi tazminat istemleri hakkında yeni bir karar verilmesi gerekmektedir.
Öte yandan, işbu bozma kararı üzerine maddi tazminat istemi yönünden yeniden bir karar verileceğinden, davacıların yargılama giderleri yönünden yapmış oldukları temyiz başvurusunun bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
B) Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Davacıların Manevi Tazminat İstemine İlişkin Kısmının İncelenmesi:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın davacıların manevi tazminat istemlerinin kabulüne ilişkin kısmı, usul ve hukuka uygun olup, davalı idarece ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin manevi tazminata yönelik temyiz isteminin REDDİNE, tarafların maddi tazminata yönelik temyiz istemlerinin KABULÜNE,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının; manevi tazminata ilişkin kısmının ONANMASINA, maddi tazminata ilişkin kısmının BOZULMASINA,
3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 25/09/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.