Danıştay Kararı · E. 2020/430 · K. 2024/2398
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/430 E. , 2024/2398 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/430 Karar No : 2024/2398 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ... 2- ... 3- ... VEKİLİ : Av. ... TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Üniversitesi Rektörlüğü/ ... VEKİLİ : Av. ... MÜDAHİL(DAVALI YANINDA) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMLERİN_KONUSU : Davacılardan ...'ın gebelik takibinin yapıldığı Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Hastanesi'nde bebek ...'ın "down sendromu" olduğunun tespit edilememesi nedeniyle uğranıldığı iddia olunan zarara karşılık ... için 40.000,00 TL iş göremezlik tazminatının, 40.000,00 TL bakıcı giderinin (miktar artırımı ile 807.391,20 TL ) ve 40.000,00 TL manevi tazminatın, ... için 40.000,00 TL manevi tazminatın, ... için 40.000,00-TL manevi tazminatın doğum tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan dava sonucunda, daha önce davanın kısmen kabulü kısmen reddi yolunda verilen kararın bakıcı giderinin yıllık olarak hayatta olunduğunun belgelenmesine ilişkin kriterler doğrultusunda belirlenmesine ve faize ilişkin kısımlarının, maddi tazminata ilişkin gerekçede hekimin kusuruna ilişkin kısmı açısından Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 17/10/2017 tarih ve E:2015/9826, K:2017/5596 sayılı kararıyla bozulması üzerine bozma kararına uyularak, ... İdare Mahkemesince davanın kısmen kabulü, kısmen reddi yolunda verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararın taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, Adli Tıp Kurumunca düzenlenen raporlarda herhangi bir kusur atfedilmediği ve %50 kusur oranından bahsedilmediği, raporlarda da belirtildiği üzere amniyosentez sıvısı alımı işlemi neticesinde kesin tanının konulduğu ve bu sıvı alma işlemi yapıldıktan sonra hastalığın tespiti amacıyla yapılacak başka bir teste veya başka bir kontrole gerek olmadığı, down sendromunun tespit edilememesinde %50 oranında müterafik kusur kabul edilmesinin mümkün olmadığı, davalı idare tarafından, davacılardan anne ve babanın imzalanan onam belgelerine rağmen tedavi sürecini takip etmemelerinin illiyet bağını kestiği, tedavide komplikasyonun varlığı ile tıbbi riskler dikkate alındığında hizmet kusuru yüklenmesinin hakkaniyete aykırı olduğu ileri sürülmektedir. TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Taraflarca ve davalı yanında müdahil tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile İdare Mahkemesi kararının, miktar artırılan kısım için hükmedilen 50.997,50 TL maddi tazminata işletilecek yasal faizin başlangıç tarihi yönünden düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : A) Temyize konu kararın esasa ilişkin kısmının incelenmesi: İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Ayrıca, anılan Kanun'un 50. maddesinin 4. fıkrasında, Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesinin bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılacağı kuralına yer verilmiştir. Dosyadaki belgeler ile temyiz dilekçelerindeki iddiaların, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesinin 4. fıkrası uyarınca bozma nedenlerine uygunlukla sınırlı olarak incelenmesinden, temyiz istemine konu kararın esasa ilişkin kısmının hukuka ve usule uygun olduğu, kararın bozulmasını gerektirecek yasal bir sebebin bulunmadığı sonucuna varılmıştır. B) Temyize konu İdare Mahkemesi kararının, miktar artırılan kısım için hükmedilen 50.997,50 TL maddi tazminata işletilecek yasal faizin başlangıç tarihi yönünden incelenmesi: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği kuralı yer almakta olup, anılan maddede, idari eylemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini için idareye başvuruda bulunulmasının, dava ön şartı olarak öngörülmesi ve zararın idare tarafından en erken bu tarihte sulhen ödenebilecek olması nedeniyle yargı yerince hükmedilecek tazminat miktarına, ön karar için idareye yapılan başvuru tarihi, görevli olmayan adli yargıda dava açılması halinde adli yargıda dava açıldığı tarih itibarıyla yasal faiz uygulanması, Danıştay’ın içtihatlarıyla kabul edilmiştir. Kanun'un 16. maddesinin 4. fıkrasına 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile, “Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.” cümlesi; aynı Kanun'un Geçici 7. maddesiyle de, “Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dahil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır.” cümlesi eklenmiştir. Aktarılan düzenlemeyle, nihai karar verilinceye kadar harcı ödenmek ve bir defaya mahsus olmak üzere, “süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin” dava dilekçesinde gösterilen tazminat miktarının artırılmasına imkan verilmektedir. Böylelikle, artırılan miktar açısından da dava dilekçesinin verildiği tarihteki hukuksal koşullar geçerli bulunmaktadır. Yapılan bu açıklamalar karşısında, miktar artırımına ilişkin dilekçenin yeni bir dava niteliğinde olmayıp mevcut davada talep edilen tazminat miktarının miktar artırım suretiyle artırımına olanak sağlayan yasal bir hakkın kullanımına ilişkin olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, artırılan tazminat miktarı yönünden davanın kabul edilmesi halinde, yasal faizin başlangıcının bu miktar yönünden de, idarenin uyuşmazlığın esasında ihtilafa, bir başka anlatımla temerrüde düştüğü tarih olduğu; aksi bir durumun hakkaniyete aykırı olacağı sonucuna varılmaktadır. Bu durumda, artırılan maddi tazminat miktarı bakımından, idareye başvuru tarihi olan 06/10/2008 tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiğinden, İdare Mahkemesince verilen gerekçeli kararın hüküm fıkrasının "ıslah dilekçesi ile arttırılan miktar bakımından 50.997,50-TL'lik kısmının ise; ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 01/07/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine" ilişkin ibaresinin "miktar artırım dilekçesi ile arttırılan miktar bakımından 50.997,50 TL'lik kısmının ise; miktar artırım dilekçesinin davalı idareye başvuru tarihi olan 06/10/2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine" şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin REDDİNE, davacıların esasa yönelik temyiz isteminin REDDİNE, temyize konu İdare Mahkemesi kararının, miktar artırılan kısım için hükmedilen 50.997,50 TL maddi tazminata işletilecek yasal faizin başlangıç tarihine yönelik temyiz isteminin KABULÜNE, 2.. ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının yukarıda belirtildiği şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 3. Temyiz yargılama giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin istemleri halinde iadesine, 4. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 04/06/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.