İçtihatDanıştayDava Dairesi
Danıştay Dava Dairesi · E. 2020/4987 · K. 2024/1199
- Esas No
- 2020/4987
- Karar No
- 2024/1199
- Karar Tarihi
- 06.03.2024
Karar Metni
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2020/4987 E. , 2024/1199 K.
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2020/4987
Karar No : 2024/1199
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... İnş. Nak. Dış Tic. A.Ş.
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Artvin ili Merkez ilçesi Halahlı köyü hudutları dahilinde ve davacı uhdesinde bulunan RN: ... - ER: ... sayılı IV.Grup maden arama ruhsatının iptaline ilişkin ... tarih ve E... sayılı Maden İşleri Genel Müdürlüğü işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacı şirketin işletme ruhsatı almak üzere müracaatı üzerine davalı idare tarafından mahallinde yaptırılan inceleme neticesinde hazırlanan 16/06/2016 tarihli tetkik ve değerlendirme raporunun Tetkike İlişkin Tespitler İle Teknik ve Mali Konulara İlişkin Görüşler başlıklı sonuç kısmında; ''söz konusu sahadan alınan ve sonuçları yukarıda verilen numunelere ait analiz sonuçlarına göre sahada ekonomik olarak işletilebilecek altın+bakır+gümüş+molibden mevcut olmadığından işletme izin belirlenmemiş işletme projesi arza uygun bulunmamıştır. Sahada talep edilen cevherleşmenin yanı sıra makroskobik olarak malahit ve kalkopirit cevherleşmesi gözlenmiş ancak analiz sonuçları neticesinde sahada ekonomik olarak işletilebilecek cevherleşmenin bulunmadığı tespit edilmiştir.'' denilmek suretiyle cevherleşmenin değerlerinin ekonomik olmadığı ve işletme projesi ile eklerinin arza uygun bulunmadığı hususlarının birlikte değerlendirilmesi sonucunda arama ruhsatının iptal edildiği, davacı tarafından her ne kadar yapılan ölçümlerin somut dayanağının olmadığı ileri sürülmekte ise de, davalı idare tarafından arazide yapılan denetim esnasında alınan numunelere hiçbir itiraz olmadığı, davacı tarafın teknik nezaretçisinin herhangi bir ihtirazi kaydının bulunmadığı, dolayısıyla numunelerin ölçümü ile elde edilen verilerin arazideki maden faaliyetleri açısından ışık tutabileceği, alınan numunelerdeki altın oranının işletme ruhsat projesi için uygun ve ekonomik olmadığının anlaşıldığı, arama ruhsatının isminden de anlaşılabileceği gibi arama faaliyetine yönelik bir ruhsat olduğu, dolayısıyla bu ruhsatın, arama faaliyetleri sonrasında işletme ruhsat hakkını doğrudan doğurması gibi bir sonuca ulaştırmayacağı, ekonomik seviyelerde maden rezervi bulunması halinde işletme hakkının doğacağı, yeterli miktarlarda rezerv bulunmaması nedeniyle işletme ruhsat hakkının doğmayabileceği, herhangi bir ihtirazi kayıt olmaksızın maden sahasından alınan numunelere göre alanda madencilik faaliyetlerinin yürütülmesinin ekonomik bulunmaması nedeniyle arama ruhsatının iptaline ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Dairelerinin 20.06.2019 tarihli ara kararı uyarınca yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen raporda; "Davaya konu arama sahasında, rezerv içerisinde bulunan metalik madenin üretilebilmesi için sınır tenörün üzerinde bir maden içermesi gerektiği, sınır tenörün üzerinde maden içeren kısmın gerçek rezervi belirtmekte olduğu, sınır tenörü ise, madenin yapısal jeolojik özellikleri, madenin derinliği nedeniyle uygulanacak madencilik yöntemi gibi nedenlerle oluşacak üretim maliyetleri ile o günkü satış fiyatının belirlemekte olduğu, sınır tenör değerine madencilik camiasında cut-off değeri denildiği, yani madenin üretim maliyeti ve satış fiyatının başa baş olması demek olduğu, cut-off değerinin üzerindeki değerlerin o işletmenin karını belirlediği, her işletmenin cut-off değerinin (sınır tenör) her maden aynı jeolojik yapılanmaya sahip olmadığı için farklı olduğu, metal fiyatlarının, işletmenin rezerv miktarı ile sınır tenöre bağlı olarak rezerv miktarının bölgesel ve işletme bazında farklılık gösterebileceği, Türkiye’de güncel olarak altın için sınır tenör değerlerinin, arama için 0,3 ppm, aktif işletme projelerinde ise 1,6 ppm seviyelerine kadar düştüğü, tüm raporlarda rezerv belirleme yöntemi olarak jeolojik prospeksiyon, jeokimyasal prospeksiyon ve mostradan örnekleme yönteminin kullanılarak rezervin belirlendiği, belirlenen ruhsat sahası içinde maden yatağının (cevherin) kalınlığının 3m alanının ise 3.570.000 m2 olduğu ve cevher yoğunluğunun 2,4 ton/m3 alınarak toplam rezervin 25.704.000 ton olarak hesaplandığının görüldüğü, rezerv miktarının hesaplanması için maden yatağının eni, boyu, derinliği ve içerdiği madenin tenör değeri gibi özelliklerinin bilinmesi gerektiği, keşifte ve dava dosyasının incelemesinde, davacı firmanın uyuşmazlığa konu olan sahada, rezervin ortaya koyulabilmesi için arama dönemi ruhsatı aşamasında yapılması gereken çalışmalardan olan sondaj, yarma, kuyu gibi arama faaliyetlerini gerçekleştirmediğinin görüldüğü, böylelikle boyutları ve içeriği belirlenmemiş olan bir maden yatağının rezervinin hesaplanması da mümkün görünmediği, ayrıca sahadan alınan el numuneleri ile rezerv miktarı hesaplanmasının da uygun olmadığı, davalı kurumun dava konusu sahadan aldığı numunelerin analizlerini kabul gören bir kuruluşa yaptırmış olmasının analiz sonuçlarının değerlendirmeye esas alınmasını gerektirdiği, bu analiz sonuçlarına bakıldığında ise konunun geçtiği tarih ve günümüzde işletilmesinin ekonomik görünmediği, ayrıca Tablo-1’de verilen sınır tenörlerle karşılaştırdığında ekonomik işletilebilir değerlerin çok çok altında kaldığının görüldüğü, Tablo 1’de verilen değerler konunun geçtiği tarihte daha büyük değerlerde olup, son yıllardaki metal fiyatlarındaki artışla sınır tenörlerinin de düştüğü, ruhsat yürürlük sürecinde 5995 sayılı Kanunla değişikliğe uğrayan Maden Kanunu ve Madencilik Faaliyetleri Uygulama Yönetmeliği gereğince arama çalışmalarında yapılması zorunlu olan faaliyetlerin yapılmaması durumunda ruhsat iptalinin gerektiği, altın, gümüş, bakır ve molibden madenleri günün metal fiyatları ile değişen sınır tenör değerlerinin olduğu ve her maden yatağının aynı tenörü ve rezervi içermeyeceği, davalı kurumun, analizleri uluslararası kuruluş olan ACME’ye yaptırmış olmasından dolayı değerlendirmeye esas alındığı, maden yatakları için ön bilgilenme amacıyla yapılan el numunesi analiz sonuçlarına bakılarak değerlendirme yapıldığında, maden varlığını kesin ve net bir şekilde ortaya koymamakla birlikte, davalı kurumun yaptırdığı analizlerden elde edilen sonuçlara göre sahanın ekonomik olarak işletilebilecek tenörlere sahip olmadığı, sonuç olarak; kanun ve yönetmelikte belirtilen süreler içerisinde arama faaliyetlerinin uygun bir gerçekleştirilmediğinden, sunulan raporların içerik ve nitelik olarak kanun ve yönetmeliklerde belirtildiği düzeyde olmayışından, raporların yetersiz oluşundan ve yapılan analizler ışığında madenin ekonomik olarak işletilebilirliğinin günümüz şartlarında mümkün olmayışı nedenleri ile ruhsat iptali kararının yerinde olduğu" görüş ve kanaatine varıldığı; olayda, maden varlığı ve ekonomikliğinin net bir şekilde sondaj çalışmaları ile ortaya koyulabileceği, arama ruhsatı faaliyet raporlarında rezerv belirleme ve geliştirme çalışmaları kapsamında sondajların yapılacağının davacı tarafından beyan edildiği, ancak rezervin ortaya koyulabilmesi için gerekli olan ve arama dönemi ruhsatı aşamasında yapılması gereken çalışmalardan olan sondaj, yarma, kuyu gibi faaliyetlerin gerçekleştirilmediği, davalı idarenin sahadan aldığı numunelere davacı tarafından itirazda bulunulmadığı, el numunelerinin analiz sonuçlarına göre sahada bulunan altın, gümüş, bakır tenörlerinin işletilebilir seviyelerin altında olduğu arama çalışmalarında yapılması zorunlu olan faaliyetlerin yapılmadığı, el numunelerinin analiz sonuçlarına göre ise sahada bulunan altın, gümüş, bakır tenörlerinin işletilebilir seviyelerin altında olması nedeniyle işletilmesinin ekonomik olmadığı göz önüne alındığında, davacının arama ruhsatının iptaline ilişkin işlemde hukuka aykırılık, davanın reddine dair mahkeme kararında hukuki isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun belirtilen gerekçeyle reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, yürürlükteki mevzuat kapsamında işletme ruhsat hakkının doğumu için hazırlanan rapor ve projelerin usulüne uygun olarak düzenlenerek süresinde ibrazı gerekli ve yeterli olduğu, davacı şirket tarafından iş bu raporların ve projelerin süresi içinde ve mevzuatta tanımlandığı şekliyle davalı idareye verildiği, bu nedenle kanunen işletme ruhsat hakkı doğduğu, davalı idarenin ilgili mevzuatta yer almayan "ekonomik olarak işletilebilir değerde maden bulunmaması" gerekçesiyle ruhsatın iptaline ilişkin işlem tesis ettiği, belirtilen sebeplerle işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle,
1. Temyiz isteminin reddine,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine,
4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5. Kesin olarak, 06/03/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.