İçtihatDanıştayDava Dairesi
Danıştay Dava Dairesi · E. 2021/1019 · K. 2024/4356
- Esas No
- 2021/1019
- Karar No
- 2024/4356
- Karar Tarihi
- 30.10.2024
Karar Metni
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/1019 E. , 2024/4356 K.
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/1019
Karar No : 2024/4356
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1- Kendi adına asaleten ... adına velayeten ...
2- ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...
MÜDAHİL(DAVALI YANINDA): ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN_KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, yakınları ...'ya (24/04/2017 tarihinde vefat etmiştir.) ...Kadın ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesinde doğum öncesi, sırası ve sonrasında hatalı tıbbi uygulamaların yapılması ve dikkatsiz-özensiz davranılması nedeniyle günlük yaşamını dışa bağımlı olarak sürdürmek zorunda kaldığı ileri sürülerek ... için 10.000,00 TL maddi, 1.000.000,00 TL manevi, çocuk ... için 1.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi, eş ... için 1.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi, baba ... için 1.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 13.000,00 TL maddi ve 1.200.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dosyadaki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporlarındaki açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde, ...'nın ... Kadın ve Çocuk Hastalıkları Hastanesine gün aşımı gebe olarak yatırıldığı, NST takibine alındığı, takiplerinde çekilen NST de fetal distres saptanması üzerine 07/02/2013 tarihinde acil sezaryene alındığı, sezaryen kararının uygun olduğu, anestezi değerlendirilmesinde zor entübasyon olduğu, hastanın acil olduğu, entübe edilemeyen hastanın LMA ile havalandırılarak ameliyata alındığı, bunun uygun yöntem olduğu, anestezi fişinde verildiği belirtilen ilaçların ve dozların uygun olduğu, vital bulgular, hemodinami ve sp02 normal seyrettiği, postop uyandığı, bilincinin açıldığı, ancak beş dakika sonra ödem geliştiği ve satürasyonun düştüğü, tekrar entübasyon denendiği, ancak olumlu sonuç alınamadığı, ameliyathaneye KBB uzmanı çağrıldığı, kısa süre içerisinde trakeostomi açıldığı, daha sonra ... Üniversitesi Hastanesine ileri tetkik ve tedavi amaçlı sevk edildiği hususlarının bir arada değerlendirildiğinde, ...'ya yapılan işlemlerin sıra ve tekniğinin uygun olduğu, komplikasyona yönelik önlemlerin ve tedavinin kısa sürede yapıldığı, yapılan işlemlerin tıp kurallarına uygun olduğu ve davalı idareye atfedilebilecek bir hizmet kusurundan söz edilemeyeceği anlaşılmakla davacının maddi ve manevi tazminat isteminin reddi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu...İdare Mahkemesi kararı hukuka ve usule uygun bulunarak istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI: Davacılar vekili tarafından, müvekkillerin yakını ...'da anestezi esnasında kullanılan ilaçların etkisiyle bronkospazm geliştiği, hastanın anestezi öncesinde anatomik yapısının incelenmediği, onamın genel nitelikte olduğu, spesifik ifadeler içermediği, sağlık hizmetinin kusurlu işletildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup davalı yanında müdahil tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kısmen kabulü, kısmen reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
A) Temyize konu kararın maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının incelenmesi:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın maddi tazminat isteminin reddine yönelik kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
B) Temyize konu kararın manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının incelenmesi:
MADDİ OLAY :
Dosyanın incelenmesinden, yargılama süreci içinde vefat eden ...'nın 02/02/2013 tarihinde gebelik gün aşımı ön tanısı ile... Kadın ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesine yatırıldığı, beş gün serviste takip altında iken bebekte spontan uzamış deselerasyon nedeniyle 07/02/2013 günü saat 23:15'de sezaryen ameliyatına alındığı, anestezi uzmanınca laringoskopla bakıldığında zor entübasyon olarak görüldüğü, entübe olmayınca larengial mask uygulanarak uyutulduğu, hastanın havalanması iyi olunca ameliyata başlandığı, sezaryen doğum boyunca tüm vital bulguların normal ve stabil seyrettiği, bebeğin sağlıklı bir şekilde dünyaya geldiği, operasyon sonunda anestezinin sonlandırıldığı ve bilinci yerine gelip gözlerini açan müteveffanın spontan solunumu yeterli görülerek larengial maskının çıkarıldığı, yaklaşık beş dakika sonra aniden bronkospazm geliştiği, tüm vücutta yaygın cilt ödemi ile birlikte oksijen satürasyonunun düştüğü, bu esnada hastaya prednol 125 mg IV, aminocardol 1 amp IV yapılıp %100 02 maske ile havalandırıldığı, tekrar entübasyonun denendiği, epiglot ve dilde de ödemi olan hastada entübasyonun imkansız hale geldiği, bunun üzerine Kulak Burun Boğaz Uzmanına haber verilerek trakeotomi yapıldığı, sonrasında yoğun bakım ünitesi aranarak ... Üniversitesi ... Eğitim ve Araştırma Hastanesi yoğun bakım ünitesine transfer edildiği, müteveffanın 24/04/2017 tarihinde vefatına kadar hipoksik ensefalopati, epilepsi, spastik tetraparezi, kalıcı trakeostomi ile akli melekelerini yitirmiş bir şekilde günlük yaşamını dışa bağımlı olarak sürdürmek zorunda kaldığı iddiasıyla ... için 10.000,00 TL maddi, 1.000.000,00 TL manevi, çocuk ... için 1.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi, eş ... için 1.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi, baba ... için 1.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 13.000,00 TL maddi ve 1.200.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Mahkemece olayda idarenin hizmet kusuru bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla bilirkişiliğine başvurulan ... Üniversitesi ... Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 23/07/2015 havale tarihli raporda özet olarak; " Hastaya sezaryen endikasyonunun doğru bir şekilde verildiği, fetüsün sağlığının ve hayatının ciddi bir şekilde tehlikeye girme durumu söz konusu olduğundan sezaryenin başlangıcı sırasında entübasyon yapılamamasının ertelenemediği, larinjiyal maske ile anestezi sağlanarak bebeğin sorunsuz şekilde doğurtulabildiği, sezaryen sırasında ve sonrasında cerrahi bir komplikasyon oluşmadığı, hastanın uyanması sırasında gelişen laringospazm nedeni ile solunumu güçleştiği ve başında uzman bir anestezist ve yardımcı ekibi varken dahi yeniden entübe edilemediği ve trakeostomi açılması için kulak burun boğaz uzmanı çağrıldığı, hastaya yapılan müdahaleler sırasında kalp atışlarının durduğu ve çabalarla hastanın çevrilebildiği, bir anestezist ve bir KBB uzmanı eşliğinde hastanın tekrar entübe edilmeye çalışıldığı, başarılı olunamayarak trakeostomi açıldığı, tüm bu işlemlerin yoğun bakım şartlarının eksik olmadığı operasyon salonunda gerçekleştirildiği, hastanın başına gelenlerin laringobronkospazm gelişimi ile trakeostomi yapılması arasındaki sürede gerçekleştiği, bu süreçte deneyimli bir anestezi uzmanının hastanın sürekli başında ve havayolu açılması ve resüsitasyon için çaba içinde olduğu, ayrıca trakeostomi açılması açısından KBB uzmanından yardım istenerek KBB uzmanı ile vakanın yönetildiği, dosya verilerinden bu sürecin kesin olarak zamanlamalar açısından değerlendirilemediği, Kadın Doğum Hekimlerinden oluşan bilirkişi ekibi olarak hastada oluşan bu komplikasyonun yönetiminde sağlık çalışanlarının kusurlarının, dikkat ve özen eksikliklerinin olduğunun düşünülmediği, ancak, doğumun gerçekleştiği kurumda donanım yeterliliği açısından yapılması gereken değerlendirmenin Anestezi Uzmanlarından oluşmuş bir bilirkişi ekibi tarafından yapılması gerektiği" yönünde görüş bildirilmiş, bunun üzerine ... Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Ana Bilim Dalında görevli üç öğretim görevlisi bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 04/12/2015 havale tarihli bilirkişi raporunda; "doğumun gerçekleştirildiği kurumda donanım yeterliliği açısından yapılan incelemede, sezaryen ameliyatında genel anestezi verilip beklenmeyen zor entübasyon ile karşılaşıldığında gebenin entübe edilememesi durumunun sıklığı 2.3/1000 anestezi oranında olduğu, entübe edilemeyen vakada yapılması gerekenler ile ilgili hazırlanan kılavuzlarda bu durumda gebeye laringeal maske yerleştirilmesinin, laringeal maske ile akciğerlerin ventile edilmesi sağlanırsa ameliyatın aciliyetinin değerlendirilerek acil ise ameliyatın yapılmasının önerildiği, ameliyatın yapıldığı hastanede bunun için gerekli gereçlerin bulunduğu ve kılavuza uygun hareket edildiğinin anlaşıldığı, hasta uyandıktan ve laringeal maske çıkarıldıktan sonra ortaya çıkan solunum problemi ve bunu izleyen yüz ve vücuttaki yaygın ödem nedeniyle hastanın satürasyonunun düştüğü, hastanın havayolu açıklığının yeterince sağlanamaması nedeniyle akciğerlerin ventile edilemediğinin anlaşıldığı, kılavuzlarda bu vaka ile karşılaşıldığında acilen krikotirotomi veya trakeotomi gibi cerrahi yöntemler ile havayolu açıklığı sağlanmasının önerildiği, vakada da cerrahi yolla trakeotomi açıldığı, nedeninden bağımsız olarak hipoksi ve kalp durması halinde uygulanması gereken kardiyorespiratuar resüsitasyonun uygulandığı, kardiyak arrest sonrası tedavi ve bakımın sürdürülmesi için hastanın yoğun bakıma aktarılmasına dek geçen sürede hayati fonksiyonlarının stabilize edilmesi ve monitörize olarak yakından izlenmesi gerektiği, vakada izlemin doktorlar tarafından ameliyathane şartlarında gerçekleştirildiği ve hastaya yapılan uygulamalar dikkate alındığında ameliyathanenin yeterli donanıma sahip olduğu sonucuna varıldığı, hastanın ameliyatı ve ortaya çıkan beklenmedik durumlara asistan doktorlar tarafından değil kadın hastalıkları, anestezi, kulak burun boğaz uzmanı doktorlarca müdahale ettiği, tüm bunlar dikkate alındığında bu vaka için donanımın yeterli olduğu kanısına varıldığı" tıbbi görüşüne yer verilmiştir.
Anılan rapora gelen itirazlar ve Mahkemece "hastada entübasyon zorluğu bulunup bulunmadığı ve alerji göstereceği materyaller hususunda sezaryen ameliyatı öncesinde gerekli inceleme yapılmasının tıbben gerekip gerekmediği, yine bu yönde bir belirleme yapılmış olması halinde hasta kayıtlarından hareketle doğumda farklı bir yöntem uygulanıp uygulanamayacağı ve entübasyon zorluğu çekilen hastalarda doğum esnasında önem verilmesi gereken hususların açıklığa kavuşturularak müteveffaya uygulanan tıbbi müdahalelerin anestezi öncesi ve larengial spazm sonrası aşamalar bakımından kusur yönünden ayrı ayrı değerlendirilmesinin" gerekli görülmesi üzerine dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderildiği ve Adli Tıp....İhtisas Kurulunca düzenlenen ... tarih ve ... sayılı raporda özet olarak; " kişinin ölümünün bronkospazm ve laringospazma bağlı ödem, hipoksik iskemik beyin hasarı ve gelişen komplikasyonlar sonucu meydana gelmiş olduğu, adli dosyada mevcut belgelere göre 02/02/2013 günü ... Kadın ve Çocuk Hastalıkları Hastanesine gün aşımı 42 haftalık gebenin doğum için yatırıldığı, NST takibine alındığı, takiplerinde çekilen NST de fetal distres saptanması üzerine 07/02/2013 tarihinde acil sezaryene alındığı, sezaryen kararının uygun olduğu, anestezi değerlendirilmesinde zor entübasyon olduğu, hastanın acil olduğu, entübe edilemeyen hastanın LMA ile havalandırılarak ameliyata alındığı, bunun uygun yöntem olduğu, anestezi fişinin kurulumuzda incelendiği, verilen ilaçların ve dozların uygun olduğu, vital bulgular, hemodinami ve sp02 normal seyrettiği, postop uyandığı, bilincinin açıldığı, ancak beş dakika sonra ödem geliştiği ve satürasyonun düştüğü, tekrar entübasyon denendiği, ancak olumlu sonuç alınamadığı, ameliyathaneye KBB uzmanı çağrıldığı, kısa süre içerisinde trakeostomi açıldığı, daha sonra ... Üniversitesi Hastanesine ileri tetkik ve tedavi amaçlı sevkedildiği cihetle yapılan işlemlerin sıra ve tekniğinin uygun olduğu, komplikasyona yönelik önlemlerin ve tedavinin kısa sürede yapıldığı, yapılan işlemlerin tıp kurallarına uygun olduğu" yönünde görüş bildirilmiştir.
İdare Mahkemesince, söz konusu raporun hükme esas alınabilecek nitelikte olduğu ve davalı idarenin hizmet kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesince anılan karara karşı davacılar tarafından yapılan istinaf başvuruları reddedilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, yani zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir.
Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetimi yapılacağından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün hizmet kusuruna dayanması asli prensip olmakla beraber, zararın idarenin de dahil olduğu bir faaliyet sırasında meydana gelmesi ve öncesinde ya da sonrasında aksayan bazı durumların tespiti de önem arz etmektedir.
Özellikle de sağlık hizmeti gibi bünyesinde risk unsuru taşıyan hizmet alanlarında, sağlıktan sorumlu olan idarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütmek yükümlülüğünün bulunduğu da tartışmasızdır.
Esasen Anayasa'nın 56. maddesi de "Devlete, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenlemekle ve bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirmekle" ilgili pozitif bir yükümlülük getirmiştir.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2. maddesinin devlete yüklediği pozitif yükümlülükler, devlet tarafından, özel ya da kamu hastanelerine hastaların yaşamını koruyacak nitelikteki tedbirleri alma zorunluluğu getiren yasal ve düzenleyici çerçevenin konulmasını gerektirmektedir. Bu yükümlülük, hastaları, tıbbi müdahalelerin bu bağlamda meydana getirebileceği ağır sonuçlardan mümkün olabildiğince koruma gerekliliğine dayanmaktadır. Böylelikle, taraf devletler, bu yükümlülük uyarınca, hekimlerin, uygulanması düşünülen tıbbi müdahalenin hastaların fiziksel bütünlüğüyle ilgili olarak meydana getirebileceği öngörülebilir sonuçlar hakkında sorgulanmaları ve hastalarını aydınlatarak, rıza göstermelerini sağlayacak şekilde kendilerini bu tıbbi müdahale hakkında önceden bilgilendirmeleri amacıyla gereken düzenleyici yasal tedbirleri almakla yükümlüdürler (Codarcea/Romanya, No. 31675/04, 2 Haziran 2009).
Öte yandan, manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminatın hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır. Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın zenginleşmeye yol açmayacak ve idarenin kusurunun ağırlığını ya da sorumluluğunu ve zarar doğuran olayla ilgisini ortaya koyacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Davalı idare tarafından dosyaya sunulan hasta dosyasının incelenmesinden, davacılar yakını ...'nın 02/02/2013 tarihinde gebelik gün aşımı ön tanısı ile ... ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesine yatırıldığı, beş gün serviste takip altında iken bebekte spontan uzamış deselerasyon nedeniyle 07/02/2013 günü saat 23:15'de ameliyata alındığı; ancak beş gün boyunca bekletilip beş gün sonra sezaryen ameliyatına alınmasının doğru olup olmadığı, entübe edilememesinin anestezi uygulamasından kaynaklanan bir eksiklik olup olmadığı hususlarının aydınlığa kavuşturulmadığı görülmekte olup, belirtilen yükümlülüğün yerine getirilmemiş olmasının sağlık hizmetinin gerektiği gibi yürütülmediği konusunda davacılarda endişeye, üzüntüye yol açacağı tabiidir.
Dava konusu olayda davacıların, tıbbi kayıtların eksik tutulması nedeniyle uğradığı manevi zararın, manevi tazminatın zenginleşme aracı olamayacağı ilkesi de gözetilerek manevi tatmin sağlayacak, idarenin kusurunu ortaya koyacak makul bir tutarın ödenmesine karar verilmek suretiyle giderilmesi gerekirken, manevi tazminat isteminin reddi yolunda verilen Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz isteminin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı temyize konu kararının maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının ONANMASINA, manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının BOZULMASINA,
3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 30/10/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.