Danıştay Kararı · E. 2021/11428 · K. 2024/20528
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2021/11428 E. , 2024/20528 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2021/11428 Karar No : 2024/20528 TEMYİZ EDENLER : (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... (DAVALILAR) : 1- ... Bakanlığı / ANKARA 2- ... Valiliği / ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca kapatılarak mal varlıkları Hazineye devredilen Feza Gazetecilik A.Ş. ile Cihan Haber Ajansı ve Reklamcılık A.Ş. bünyesinde çalıştığı 23/04/2008-21/03/2014 tarihleri arasına ilişkin iş akdini haklı nedenlerle feshettiğinden bahisle ödenmeyen kıdem tazminatı, yıllık izin alacağı, fazla çalışma ücreti karşılığında oluştuğu iddia edilen zararının ve anılan alacakların tazmine karar verilmesi istemiyle ... İş Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında açılan dava kapsamındaki esas alacak kalemleri ile ek olarak bunların ferilerinin (vekalet ücreti, yargılama gideri) ödenmesi istemiyle yapılan başvurunun, İstanbul Valiliği Defterdarlık KHK İşlemleri İl Bürosunun Kapatılan Feza Gazetecilik A.Ş. hakkında tesis edilen ... tarih ve ... sayılı ret işlemi ile aynı başvuru üzerine kapatılan Cihan Haber Ajansı ve Reklamcılık A.Ş. yönünden zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ile 16.555,03-TL kıdem tazminatı, 6.525,13-TL yıllık izin alacağı, 27.533,33-TL fazla çalışma ücreti ile 1.353.803,79-TL fazla çalışma ücretinin zamanında ödenmemesi nedeniyle hergün için %5 fark alacağının, 173,00-TL olağanüstü ücretli izin alacağının yasal faizi ile ve İş Mahkemesinde açılan davada kabul miktarına göre lehe takdir edilecek olan ancak hüküm tesis edilmediği için belirlenemeyen vekalet ücretinin tarafına ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; davanın, İstanbul Valiliği Defterdarlık KHK İşlemleri İl Bürosunun Kapatılan Feza Gazetecilik A.Ş. hakkında tesis edilen ... tarih ve ... sayılı işlem ile aynı başvuru üzerine kapatılan Cihan Haber Ajansı ve Reklamcılık A.Ş. yönünden zımnen reddine ilişkin işlemlerin ve dava konusu işlemlerin ödenmeyen kıdem tazminatı, yıllık izin alacağı, fazla çalışma ücreti, olağanüstü ücretli izin alacağı ücreti ödenmemesi nedeniyle oluştuğu iddia edilen zararlar kısmı yönünden; 670 ve 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameler ile Maliye Bakanlığınca çıkarılan 2016/1 sayılı Genelgede yer verilen düzenlemelerin değerlendirilmesinden 20/07/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan Kanun Hükmünde Kararnameler gereğince kapatılarak Hazineye devredilen her türlü taşınır, taşınmaz, malvarlığı, alacak ve hakları, belge ve evrakları ile borç ve yükümlülükleri konusunda istihkak ve alacak taleplerinin alacaklının yerleşim yerindeki İl KHK İşlemleri Bürosuna yapılacağı, talepler hakkında İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu tarafından rapor düzenleneceği, idarece yapılacak değerlendirme sonucunda, hiçbir şekilde devralınan varlıkların değerini geçmemesi, ek mali külfet getirmemesi, asıl borçlu ve diğer kefiller hakkında kesin aciz vesikası bulunan haller hariç olmak üzere kefaletten doğmaması, Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ/PDY)'ne veya diğer terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olmayan kişilerle gerçek mal veya hizmet ilişkisine dayanması, koşullarıyla ve bu varlıkların değerlendirilmesi suretiyle, uygun bir takvim dahilinde ödemeye yapılacağı, Maliye Bakanlığınca belirlenecek tutarı aşmayan miktar yönüyle taleplerin İl KHK İşlemleri Bürosunca sonuçlandırılacağı, Bakanlıkça belirlenen miktarı aşan tutar yönüyle İl KHK İşlemleri Bürosunun gerekçeli görüşü alınarak Maliye Bakanlığınca bir karar verileceği, kapatılan kurum ve kuruluşlara ilişkin istihkak ve alacak talepleri yönüyle, İl KHK İnceleme ve Değerlendirme Komisyonunca, hiçbir şekilde devralınan varlıkların değerini geçmemesi, ek mali külfet getirmemesi, asıl borçlu ve diğer kefiller hakkında kesin aciz vesikası bulunan haller hariç olmak üzere kefaletten doğmaması, Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ/PDY)'ne veya diğer terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olmayan kişilerle gerçek mal veya hizmet ilişkisine dayanması koşulları yönüyle değerlendirme yapılmak suretiyle, ... İş Mahkemesinin E:... sunulan bilirkişi raporlarında belirtilen davacının davalı işyerlerinde çalıştığını iddia ettiği dönem itibariyle 28/05/2008-31/07/2013 tarihlerinde Cihan Haber Ajansı A.Ş.'de, 01/08/2013-21/03/2014 tarihlerinde Feza Gazetecilik A.Ş.'de hizmet bildirimi yapıldığı, anılan şirketlerin adreslerinin Ahmet Taner Kışlalı Cad.Yenibosna olduğu, davacının Feza Gazetecilik A.Ş.'de ve Feza Gazetecilik A.Ş. Grup şirketlerinden biri olan Cihan Haber Ajansında 2008-2013 tarihleri arasında çalışmasına rağmen söz konusu durumlar dikkate alınarak talep hakkında İl KHK İşlemleri Bürosu veya Maliye Bakanlığınca bir karar verilmesi gerektiği, başvurunun, davacının 01/07/2013-21/03/2014 tarihleri arasında Feza Gazetecilik A.Ş.'de çalıştığı, kendisine mobbing uygulandığı belirtilerek 21/03/2014 tarihinde istifa ettiği, gerekli süreleri doldurmadığı için kendisine herhangi bir tazminat ödenmediği, şirket kayıtlarına göre herhangi bir alacağı bulunmadığı, bu nedenle şahsa ödenecek bir tutarın bulunmadığı belirtilerek reddi işleminde ve aynı başvuru üzerine kapatılan Cihan Haber Ajansı ve Reklamcılık A.Ş. yönünden zımnen reddine ilişkin işlemde bu yönüyle hukuka uyarlık bulunmadığı, dava konusu işlemlerin anılan alacakların tazmine karar verilmesi istemiyle ... İş Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında açılan dava kapsamındaki esas alacak kalemlerine ek olarak bunların ferilerinin (vekalet ücreti, yargılama gideri) ödenmesi istemiyle yapılan başvuru kısmı yönünden; 29/11/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 675 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin "Dava ve takip usulü" başlıklı 16. maddesinde; "(1) 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanalları ile bunların sahibi gerçek veya tüzel kişiler aleyhine 17/8/2016 tarihinden önce açılan davalar ile bu kapsamda Hazine ile Vakıflar Genel Müdürlüğüne husumet yöneltilen davalarda mahkemelerce, 15/8/2016 tarihli ve 670 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 5 inci maddesi uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle red kararı verilir. Bu kararlar duruşma günü beklenmeksizin dosya üzerinden kesin olarak verilir ve davacılara resen tebliğ edilir. Tarafların yaptığı yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır." hükmüne yer verildiği, kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanalları ile bunların sahibi gerçek veya tüzel kişiler aleyhine karşı açılan davalarda dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verileceği ve tarafların yaptığı yargılama giderlerinin taraflar üzerlerinde bırakılacağı hüküm altına alındığı, dava konusu olayda, davacı tarafından açılan davada, ... İş Mahkemesince davanın reddine karar verildiği, bu kapsamda yapılan yargılama giderinin ilgili mevzuat hükmü gereği taraflar üzerine bırakılacağı, davacı tarafından anılan istemler yönünden yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemler de bu kısım yönünden hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı, davacının 16.555,03-TL kıdem tazminatı, 6.525,13-TL yıllık izin alacağı, 27.533,33-TL fazla çalışma ücreti ile 1.353.803,79-TL fazla çalışma ücreti zamanında ödenmemesi nedeniyle hergün için %5 fark alacağının, 173,00-TL olağanüstü ücretli izin alacağının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi talebi yönünden ise; Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ/PDY)'ne veya diğer terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olmayan kişilerle gerçek mal veya hizmet ilişkisine dayanması koşulları yönüyle değerlendirme yapılmak suretiyle miktara göre talep hakkında İl KHK İşlemleri Bürosu veya Maliye Bakanlığınca bir karar verilmesi gerektiği, kapatılan kuruluşlardan olan istihkak ve alacaklara ilişkin davacının talebiyle birlikte diğer tüm alacak talepleri bir arada değerlendirilerek bir karar verileceğinden, davacının işçilik alacağının olup, olmadığı ve ödenmesi gereken miktar idarece yapılacak araştırma ve değerlendirme sonucunda ortaya çıkacağı, bu aşamada davacının parasal hak talebi hakkında karar verilmesine olanak bulunmadığı, bu karar üzerine davacının talebi hakkında bir değerlendirme yapılarak idarece nihai bir karar verileceği, verilecek kararın ilgili aleyhine olması durumunda bu işleme karşı da dava yoluna başvurulabileceği, davanın anılan alacakların tazmine karar verilmesi istemiyle ... İş Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında açılan dava kabul miktarına lehe takdir edilecek olan ancak hüküm tesis edilmediği için belirlenemeyen vekalet ücretinin ödenmesi istemi yönünden ise; söz konusu alacaklarının tazmini talebiyle İş Mahkemesinde açılan davadaki vekalet ücretinin tarafına ödenmesi isteminde bulunulmuş ise de, yukarıda yer alan mevzuat hükmüne göre, kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanalları ile bunların sahibi gerçek veya tüzel kişiler aleyhine karşı açılan davalarda dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verileceği ve tarafların yaptığı yargılama giderlerinin taraflar üzerlerinde bırakılacağı hüküm altına alındığı, dava konusu olayda, davacı tarafından ... İş Mahkemesinde açılan davada, Mahkemece davanın reddine karar verildiği, bu kapsamda yapılan yargılama giderinin ilgili mevzuat hükmü gereği taraflar üzerine bırakılacağı vekalet ücretinin de yargılama gideri kapsamda olduğu, davacının vekalet ücretinin tarafına ödenmesi isteminin de reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu İstanbul Valiliği Defterdarlık KHK İşlemleri İl Bürosunun Kapatılan Feza Gazetecilik A.Ş. hakkında tesis edilen ... tarih ve ... sayılı işlem ile aynı başvuru üzerine kapatılan Cihan Haber Ajansı ve Reklamcılık A.Ş. yönünden zımnen reddine ilişkin işlemin ödenmeyen kıdem tazminatı, yıllık izin alacağı, fazla çalışma ücreti, olağanüstü ücretli izin alacağı ücretinin ödenmemesi kısmı yönünden dava konusu işlemlerin iptaline, dava konusu işlemlerin anılan alacakların tazminine karar verilmesi istemiyle ... İş Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında açılan dava kapsamındaki esas alacak kalemlerine ek olarak bunların ferilerinin (vekalet ücreti, yargılama gideri) ödenmesi istemiyle yapılan başvuru reddin kısmı yönünden reddine, kıdem tazminatı, yıllık izin alacağı, fazla çalışma ücreti ile fazla çalışma ücreti zamanında ödenmemesi nedeniyle hergün için %5 fark alacağının, olağanüstü ücretli izin alacağının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ilişkin talebi yönünden ise karar verilmesine yer olmadığına, ... İş Mahkemesinin E:... sayılı dosyasındaki vekalet ücretinin ödenmesi istemi yönünden de davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; tarafların karşılıklı istinaf başvurusunda bulunması üzerine istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve taraflarca ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçesiz olduğu, hüküm fıkrasına yönelik itirazların dikkate alınmadığı, bir kısım alacak kalemleri hakkında hüküm kurulmadığı, vekalet ücretinin bir yargılama gideri olmadığı, bir kısım alacakları için en yüksek banka mevduat faizinin talep edildiği, hesap bilirkişisinden rapor alınarak taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerektiği, aleyhe vekalet ücreti takdir edilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir. Davalı idareler tarafından, davacı tarafından kendisine mobbing uygulandığı belirtilerek 21/03/2014 tarihinde istifa ettiği, gerekli süreleri doldurmadığı için kendisine herhangi bir tazminat ödenmediği, şirket kayıtlarına göre herhangi bir alacağının bulunmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Taraflarca savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeyerek işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Davacı tarafından, 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca kapatılarak mal varlıkları Hazineye devredilen Feza Gazetecilik A.Ş. ile Cihan Haber Ajansı ve Reklamcılık A.Ş. Bünyesinde çalıştığı 23/04/2008-21/03/2014 tarihleri arasına ilişkin iş akdini haklı nedenlerle feshettiğinden bahisle söz konusu dönem için ödenmeyen kıdem tazminatı, yıllık izin alacağı, fazla çalışma ücreti karşılığında oluştuğu iddia edilen zararının ve anılan alacaklarının tazmine karar verilmesi istemiyle ... İş Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında açılan dava kapsamındaki esas alacak kalemleri ile ek olarak bunların ferilerinin (vekalet ücreti, yargılama gideri) ödenmesi istemiyle 30/09/2016 tarihinde Maliye Bakanlığına başvuru yapılmıştır. İstanbul Valiliği Defterdarlık KHK İşlemleri İl Bürosunun ... tarih ve ... sayılı işlemi ile Kapatılan Feza Gazetecilik A.Ş. yönünden başvurunun reddine, aynı başvuru üzerine kapatılan Cihan Haber Ajansı ve Reklamcılık A.Ş. yönünden zımnen reddine karar verilmiştir. Bunun üzerine, anılan işlemlerin iptali ile 16.555,03-TL kıdem tazminatı, 6.525,13-TL yıllık izin alacağı, 27.533,33-TL fazla çalışma ücreti ile 1.353.803,79-TL fazla çalışma ücretinin zamanında ödenmemesi nedeniyle her gün için %5 fark alacağını, 173,00-TL olağanüstü ücretli izin alacağını yasal faizi ile ve İş Mahkemesinde açılan davada kabul miktarına göre lehe takdir edilecek olan ancak hüküm tesis edilmediği için belirlenemeyen vekalet ücretinin tarafına ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun “İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı” başlıklı 2. maddesinde, idari dava türleri, "...idarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları, b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, c) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar." olarak sayılmıştır. 7082 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun ile kanunlaşan 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin "Dava ve takip usulü" başlığını taşıyan 16. maddesinin 1. fıkrasında, "1) 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete dergi, yayınevi ve dağıtım kanalları ile bunların sahibi gerçek veya tüzel kişiler aleyhine 17/8/2016 tarihinden önce açılan davalar ile bu kapsamda Hazine veya Vakıflar Genel Müdürlüğüne husumet yöneltilen davalarda mahkemelerce, 15/8/2016 tarihli ve 670 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 5 inci maddesi uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle red kararı verilir. Bu kararlar duruşma günü beklenmeksizin dosya üzerinden kesin olarak verilir ve davacılara resen tebliğ edilir..." kuralı; "2) 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete dergi, yayınevi ve dağıtım kanalları ile bunların sahibi gerçek veya tüzel kişiler aleyhine 17/8/2016 tarihinden önce başlatılan icra ve iflas takipleri ile bu kapsamda Hazine veya Vakıflar Genel Müdürlüğüne husumet yöneltilen takipler hakkında icra müdürlüklerince, 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5 inci maddesi uyarınca düşme kararı verilir. Bu kararlar dosya üzerinden kesin olarak verilir ve takip alacaklısına re'sen tebliğ edilir..." kuralı; ... (4) Birinci ve ikinci fıkralar uyarınca verilen kararlarda davacı veya alacaklının 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5 inci maddesinde belirtilen usule uygun olarak ilgili idari makama, tebliğ tarihinden itibaren otuz günlük hak düşürücü süre içinde başvurabileceği belirtilir. İdari başvuru üzerine idari merci tarafından verilecek karar aleyhine idari yargıda dava açılabilir. İdari yargının verdiği karar kesin olup, uyuşmazlık adli yargıda hiçbir şekilde dava konusu yapılamaz." kuralı yer almakta idi. 7082 sayılı Kanun'un 16. maddesinin 4 numaralı fıkrasının 3. cümlesinin iptali istemiyle yapılan başvuru sonucunda, Anayasa Mahkemesinin, 22/11/2023 tarih ve 32377 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 31/05/2023 tarih ve E:2018/77, K:2023/105 sayılı kararıyla; söz konusu maddenin ilgili cümlesinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline hükmedildiği, anılan kararın gerekçesinde; "...kamuya devredilen kurum ve kuruluşların hak, alacak ve/veya mal varlıkları üzerinde mülkiyet iddiasında bulunanların bu iddialarla ilgili olarak açacakları davaların hangi yargı kolunda görüleceği meselesi bir yargılama usulü politikası olarak kanun koyucunun takdirindedir. Anayasa’nın 36. veya 40. maddesi bu tür uyuşmazlıkların adli yargıda karara bağlanmasına ilişkin bir güvence içermemektedir. İdari yargı mercilerinin özel borç ilişkilerine ilişkin uyuşmazlıkların çözümlenmesi hususunda yeterli tecrübeye sahip olup olmaması da bir yerindelik meselesi olup anayasal bir sorun değildir. Dolayısıyla kamuya devredilen kurum ve kuruluşların hak, alacak ve/veya mal varlıkları üzerinde hak iddia edenlerin açacakları davaların idari yargı mercileri tarafından karara bağlanması tek başına Anayasa’nın 40. maddesine aykırılık taşımamaktadır. Bununla birlikte Anayasa’nın 40. maddesi oluşturulacak dava yolunun uyuşmazlığın esasını inceleme ve karara bağlama kapasitesini haiz olmasını zorunlu kılmaktadır. Bu da idari yargı yerlerinin bu tür uyuşmazlıkların esasının incelenmesini ve karara bağlanmasını temin edecek uygun araçlarla donatılmasını gerektirmektedir. İdari yargının bu tür özel borç ilişkilerinden doğan uyuşmazlıkların esasını tüm yönleriyle inceleyebilecek araçlardan yoksunluğu bu tür uyuşmazlıkları inceleyebilecek yegâne yolun idari yargı olmasını öngören kuralın Anayasa’nın 40. maddesindeki gereklilikleri karşılamaması sonucunu doğurabilir. Bu bakımdan Anayasa Mahkemesinin üzerinde durması gereken mesele idari yargının kamuya devredilen kurum ve kuruluşların hak, alacak ve/veya mal varlıkları üzerinde hak iddia eden kişiler ile bu kurum ve kuruluşlar arasındaki özel hukuk uyuşmazlıklarını her yönüyle çözüme kavuşturacak araçlara sahip olup olmadığıdır. İdari yargılama usulü 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 1. maddesi uyarınca yazılı yargılamaya dayanmaktadır. İdari yargılama usulünde tanık dinlenmesini yasaklayan açık bir hüküm bulunmamakla birlikte tanık dinleme usulünü düzenleyen hükümler 2577 sayılı Kanun’da yer almadığından ve bu konuda hukuk muhakemesi usulüne atıfta da bulunulmadığından idari yargılamada tanık dinlenip dinlenmeyeceği meselesi tartışmalı bir konu olmayı sürdürmüştür. Özel hukuk ilişkilerinden doğan uyuşmazlıkların bir kısmı yazılı belgelere dayandığından yazılı yargılama usulünü uygulayan idari yargının bunların çözümlenmesi için gereken araçları haiz olduğu hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Bununla birlikte bazı özel hukuk uyuşmazlıklarının çözümlenmesinde yazılı belgeler üzerinde inceleme yapılması yeterli olmamakta sözlü yargılama yapılması da gerekebilmektedir. Özellikle sadece tanık deliline dayalı olarak ispatlanması mümkün olabilecek iddiaların incelenmesinde sözlü yargılama yapılması ve tanık dinlenmesi zorunlu olabilmektedir. İdari yargılama usulünde tanık dinlenmesinin mümkün olup olmadığı hususunda süregelen tartışmanın varlığı da gözetildiğinde tanık dinlenmesini gerektiren özel hukuk uyuşmazlıkları yönünden idari yargının etkili bir yol olduğunun kesin bir biçimde söylenmesi mümkün görünmemektedir. Bu durumda kamuya devredilen kurum ve kuruluşların hak, alacak ve/veya mal varlıkları üzerinde hak iddia eden kişiler ile bu kurum ve kuruluşlar arasındaki özel hukuk uyuşmazlıklarının, sahip olduğu araçlar bakımından idari yargının kapasitesini aşıp aşmadığı yönünden bir ayrım yapılmaksızın, tümünün tek çözüm mercii olarak idari yargının tayin edilmesi Anayasa’nın 40. maddesinde öngörülen etkili yargısal başvuru yolları oluşturma yükümlülüğünü ihlal etmektedir." hususları belirtilerek iptaline karar verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: İdari yargının görev alanı; idare hukuku kuralları içinde, kamu hizmetinin yürütülmesi amacıyla, kamu gücü kullanılarak tek taraflı olarak tesis edilen kesin ve yürütülmesi zorunlu idarî işlemler, idari eylemler ve idari sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklar nedeniyle açılan davaların görüm ve çözümüyle sınırlı bulunmaktadır. İdarenin işlemleri veya eylemleri nedeniyle hak ihlaline uğradığını öne süren kişilerce, ihlal edilen haklarının mali olarak telafisini teminen idari yargı mercilerinde açılacak tazminat istemli tam yargı davalarında; öncelikle, zararın idari bir işlem yahut eylemden mi kaynaklandığı hususunun; başka bir anlatımla, "işlemler" için; idare hukuku kurallarına göre tesis edilen, kamu gücüne dayanarak, diğer tarafın rızasını aramaya gerek olmaksızın, ilgilinin hukuki durumunda tek yanlı irade açıklamasıyla değişiklik meydana getiren idari bir işlem olup olmadığının ortaya konulması; "eylemler" için ise, idarece yürütülen kamu hizmetinin kuruluşunda, örgütlenmesinde veya işleyişinde meydana gelen bir aksaklığı içeren idarenin kusur sorumluluğuna dayalı veya kusursuz sorumluluk hallerine dayalı bir hak ihlalinin bulunup bulunmadığının ortaya konulması gerekmektedir. Bu bağlamda, idari makamlar tarafından tesis edilmiş olsa bile, özel hukuk hükümlerine tabi olan işlem ve sözleşmelerden kaynaklanan uyuşmazlıklar ile kamu hizmetinin kuruluşu, örgütlenişi ve işleyişinden kaynaklanmayan eylemlerden doğan uyuşmazlıkların çözümünde adli yargı mercileri görevlidir. Dava konusu uyuşmazlığı çözümlemekle görevli yargı kolunu belirleyen kanuni düzenlemenin Anayasa Mahkemesinin yukarıda anılan kararıyla iptal edildiği ve bu kararın Resmi Gazete'de yayımlandığı 22/11/2023 tarihinde yürürlüğe girdiği, Anayasa Mahkemesi kararlarının derdest olan davalarda uygulanacağı açıktır. Anayasa Mahkemesinin iptal kararı sonrasında uyuşmazlığın niteliğine göre, adli veya idari yargının görevli olup olmadığı konusunda dava dosyasını elinde bulunduran idari yargı mercii tarafından karar verilmesi gerekir. Dava konusu uyuşmazlık, davacının, 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca kapatılarak mal varlıkları Hazineye devredilen Feza Gazetecilik A.Ş. ile Cihan Haber Ajansı ve Reklamcılık A.Ş. bünyesinde 23/04/2008-21/03/2014 tarihleri arasındaki çalışmasından kaynaklı işçilik alacaklarının davalı idarelerce ödenmesine karar verilmesi isteminden kaynaklanmaktadır. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle 668 sayılı KHK ile kapatılan Feza Gazetecilik A.Ş. ile Cihan Haber Ajansı ve Reklamcılık A.Ş. ile davacı arasında alacak-borç ilişkisinin bulunup bulunmadığının tespit edilmesi ve varsa alacak miktarının hesaplanması gerekmekte olup, tüm bu hallerde uyuşmazlığın adli yargı düzeninin görev alanında olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu itibarla, davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerektiğinden, esasına girilmek suretiyle verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Dava konusu işlemlerin kısmen iptaline, kısmen reddine, kısmen tazminat istemi yönünden karar verilmesine yer olmadığına ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 2. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 10/12/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.