Danıştay Dava Dairesi · E. 2021/5374 · K. 2024/2531
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/5374 E. , 2024/2531 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2021/5374 Karar No : 2024/2531 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ... 2- ... 3- ... 4- ... VEKİLLERİ : Av. ... TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ... İSTEMLERİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacılar tarafından, ..'nın 06/06/2015 tarihinde aniden gözlerinin kararması nedeniyle başvurduğu hastanelerde gerekli müdahalelerin yapılmaması nedeniyle görme kaybına uğradığı ileri sürülerek ... için 1.200,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi, eşi ... için 50.000,00 TL manevi, çocukları olan diğer davacılar için ayrı ayrı 25.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:.... sayılı kararıyla; Adli Tıp Kurumu 7. İhtisas Kurulunun 27/01/2020 tarihli mütalaasının ve dosyada yer alan bilgi ve belgelerin birlikte incelenmesinden, davacının 06/06/2015 tarihinde Dr. Abdurrahman Yurtaslan Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi acil servisine başvurması neticesinde "baş ağrısı" tanısının konulmuş olması, 27/01/2020 tarihli mütalaada; baş ağrısı olan kişiye kranial BT çekilerek BT'de pataloji tespit edilmemesi üzerine taburcu edilebileceğinin ve söz konusu BT'nin Adli Tıp Kurulunca yapılan incelemesinde de patoloji tespit edilmediğinin, bu itibarla sağlık hizmetinin yürütülmesinde idarenin hatası bulunmadığının belirtilmiş olması, davacı tarafından gözde ani kararma şikayeti ile hastaneye başvurduğu iddia edilmekte ise de dosyada mevcut bilgi ve belgelerden söz konusu iddianın kanıtlanamadığı, davacının aynı gün başvurduğu Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesinde ise labotuvar ve radyolojik tetkiklerin istendiği, nöroloji konsültasyonu yapıldığı, akut iskemik inme tanısıyla gerekli medikal tedavinin başlandığı, ileri tetkik ve nöroloji kliniğine yatışı planlandığı ancak davacının kendi isteği ile hastaneden ayrıldığı, bu sebeple söz konusu tedavi ve tetkiklerin yapılmaması neticesinde oluşabilecek zararla illiyet bağını koparmış olması karşısında, davacıya Dr. Abdurrahman Yurtaslan Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesinde uygulanan tedavilerin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, sağlık hizmetini sağlık personeli ile yürüten idareye atfı kabil kusur bulunmadığı anlaşıldığından, davacının maddi tazminat isteminin reddi gerektiği; olayda oluşan zarar bakımından sağlık personelinin ve davalı idarenin sorumluluğu olmadığı hususu bilirkişi raporuyla ortaya konulmuş ise de, idarenin düzenlemek zorunda olduğu "acil servis müşahede formunu" bulundurmaması sebebiyle davacıyı iddia ettiği hususu kanıtlama ihtimalinden yoksun bırakmış olması idarenin kusuru olmakla birlikte, davacının yaşadığı görme kaybının doğrudan idarenin "acil servis müşahede formunu" bulundurmaması kusurundan kaynaklanmadığı hususu dikkate alındığında, idarenin söz konusu kusuru nedeniyle davacıların yaşadığı acı ve elemin tazmini için makul bir manevi tazminat ödeme yükümlülüğü olduğunun kabulü gerektiği gerekçesiyle maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü, kısmen reddi ile ... için 50.000,00 TL, eşi ... için 40.000,00 TL ve çocuklarının her biri için 20.000,00 TL olmak üzere toplam 130.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 03/06/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; maddi tazminata ilişkin olarak kurulan hükümde usul ve yasaya aykırılık (Kararda sehven "uyarlık" ibaresi kullanılmıştır.) bulunmadığı; manevi tazminat miktarlarına yönelik değerlendirme sonucunda ise toplam 19.000,00 TL manevi tazminat ödenmesi gerektiği sonucuna ulaşılarak davacıların istinaf istemlerinin reddi, davalı idarenin istinaf isteminin kısmen kabulü, kısmen reddi ile İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne ilişkin kısmının kaldırılmasına, davacılardan ... için 10.000,00 TL, ... için 5.000,00 TL ve ... için 2.000,00 TL, ... için 2.000,00 TL manevi tazminatın davacılara ödenmesine karar verilmiştir. TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, ilk müdahalenin yapılmaması nedeniyle görme kaybının meydana geldiği, Ankara Dr. Abdurrahman Yurtasalan Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesince acil servis müşahede formunun sunulamaması nedeniyle bu aşamadaki şikayetlerinin tespit edilemediği, ancak daha sonraki sürecin ani gelişen görme kaybı ve baş ağrısı şikayetiyle hastaneye başvurulduğunu gösterdiği, hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük olduğu, davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu; davalı idare tarafından, olayda gerekli müdahalelerin yapıldığı, tazmin şartlarının gerçekleşmediği, ağır hizmet kusuru bulunmadığından manevi tazminata hükmedilemeyeceği ileri sürülmektedir. TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Adli Tıp Kurumu 7. İhtisas Kurulunca düzenlenen raporda, tedavi sürecinin ilk aşamasına ilişkin, "sadece baş ağrısı olan kişiye kranial BT çekilerek BT'de patoloji tespit edilmemesi üzerine taburcu edilebileceği ... ancak dava dilekçesinde kişinin aniden gözde kararma olması üzerine ambulansla hastaneye götürüldüğü belirtildiğinden, hipertansiyon ve kalp hastalığı öyküsü bulunan kişiye nöroloji konsültasyonu ve ileri tetkiklerin yapılarak değerlendirilmesi gerektiği, mevcut belgelerdeki çelişkinin Mahkemenizce aydınlatılması gerektiği, bunların yapılmamasının eksiklik olacağı" şeklinde değerlendirmede bulunulmuştur. Bu durumda; ilk başvurulan hastaneye ilişkin acil servis müşahede formunun temin edilememiş olması nedeniyle yapılan bu değerlendirme karşısında, olayda davacının hastaneye hangi şikayetle başvurduğu hususunda davalı idareye ait ispat yükümlülüğünün yerine getirilmemesi nedeniyle, davacıların iddialarına itibar edilerek hastaneye aniden gözde kararma şikayetiyle başvurulduğunun kabulü gerekmektedir. Bu itibarla; öncelikle tıbbi uygulamadaki söz konusu eksiklik ile davacıda meydana gelen görme kaybı arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla Adli Tıp Üst Kurulundan rapor alınması gerektiği ve olayda mevcut olduğunun kabulü gereken bu eksikliğin başlı başına manevi tazminata hükmedilmesini gerektirdiği sonucuna varılmış olup, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesi, 2. fıkrası uyarınca davacıların duruşma istemi yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; hipertansiyon ve kalp hastalığı öyküsü olan davacı ...'nın 06/06/2015 tarihinde saat 14.00 civarında Ankara Dr. Abdurrahman Yurtaslan Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi acil servisine müracaat ettiği (Dava dilekçesindeki beyana göre aniden gözde kararma nedeniyle ambulansla götürülmüştür.), epikrize göre baş ağrısı tanısı ile muayene edilerek kranial BT (beyin tomografisi) incelemesi yapıldığı, normal olarak değerlendirilerek taburcu edildiği, aynı gün saat 22.00 civarında baş ağrısı, presenkop ve sağ gözde görme kaybı şikayetleriyle Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesine müracaat ettiği, laboratuvar tetkikleri istendiği, tomografi ve difüzyon MR çekildiği, nöroloji konsültasyonu istendiği, nörolojik muayenesinde sağ homonim hemianopsi (her iki gözde birden aynı görme alanındaki kayıp) tespit edildiği, iskemik SVO (serebrovasküler hastalık) tanısı ile acil serviste medikal tedaviye (Dispril, Clexane) başlandığı, yatışının uygun görüldüğü ancak nöroloji kliniğinde yer olmadığı, daha sonra ileri tetkik amaçlı tam sekans beyin MR görüntülemesi istendiği, davacının bunu kabul etmeyerek tedavi ret tutanağını imzalayıp hastaneden ayrıldığı, -aynı gün- 07/06/2015 tarihinde sağ gözde görme kaybı ve konuşma bozukluğu şikayetleriyle Kastamonu Devlet Hastanesine müracaat ettiği, tetkik ve tedavi amacıyla yatırılarak laboratuvar tetkikleri yapıldığı, renkli doppler ultrasonografi incelemelerinin ardından patolojik özellik izlenmediği, kardiyoloji konsültasyonu istendiği, medikal tedavisinin düzenlendiği, serebrovasküler hastalıklar ve esansiyel hipertansiyon tanılarıyla reçete yazılarak 15/06/2015 tarihinde taburcu edildiği, sonraki süreçte de yaygın anksiyete bozukluğu, serebrovasküler hastalıklar, esansiyel hipertansiyon tanıları ile anılan hastanede muayene edildiği ve aynı hastane tarafından düzenlenen 28/07/2015 tarihli sağlık kurulu raporunda davacının engel oranının %95 olarak belirlenmesinin ardından (Sağ homonim hemianopsiye ilişkin %50, serebrovasküler hastalığa ilişkin %40 oran belirtilmiş olup, davacının başka hastalıkları da bulunmaktadır. Ayrıca 23/11/2017 tarihli sağlık kurulu raporunda davacının engel oranı %97 -santral sinir sistemi azlığı:%69, serebrovasküler hastalık-sağ hemipareji:%28- olarak belirlenmiştir.) olayda hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülerek tazminat ödenmesi istemiyle davalı idareye yapılan başvurunun zımnen reddi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İdare Mahkemesince olayda hizmet kusuru bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu 7. İhtisas Kurulunca düzenlenen ... tarih ve ... karar numaralı raporda; "Kurulumuzun ... tarih ve ... karar numaralı müzekkeresinde talep edildiği halde Dr. Abdurrahman Yurtaslan Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi acil servisinde olay tarihinde kişi adına düzenlenen acil servis müşahade formunun temin edilememiş olduğu, mevcut epikrizle yapılan değerlendirmeye göre; 06/06/2015 tarihinde saat 14.00 civarında Dr. Abdurrahman Yurtaslan Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi acil servisine müracaat eden kişi adına düzenlenen epikrizde şikayet bilgisi bulunmamakla birlikte baş ağrısı tanısı girildiği, sadece baş ağrısı olan kişiye kranial BT çekilerek BT'de patoloji tespit edilmemesi üzerine taburcu edilebileceği, söz konusu BT'nin Kurulumuzda yapılan incelemesinde de patoloji tespit edilmediği, dolayısıyla yapılanların uygun olduğu, ancak dava dilekçesinde kişinin aniden gözde kararma olması üzerine ambulansla hastaneye götürüldüğü belirtildiğinden, hipertansiyon ve kalp hastalığı öyküsü bulunan kişiye nöroloji konsültasyonu ve ileri tetkiklerin yapılarak değerlendirilmesi gerektiği, mevcut belgelerdeki çelişkinin Mahkemenizce aydınlatılması gerektiği, bunların yapılmamasının eksiklik olacağı, sağlık hizmetinin yürütülmesinde idarenin organizasyon hatası tespit edilmediği; baş ağrısı ve sağ gözde görme kaybı şikayetleriyle aynı gün saat 22.00 civarında Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesine müracaat ettiği, labotuvar ve radyolojik tetkikleri istendiği, nöroloji konsültasyonu yapıldığı, akut iskemik inme tanısıyla gerekli medikal tedavisinin başlandığı, ileri tetkik ve nöroloji kliniğine yatışı planlandığı, ancak kişinin kendi isteği ile hastaneden ayrıldığı, kişiye uygun tetkik ve tedavilerin yapıldığı, dolayısıyla Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesinde kişinin tedavisine katılan hekimlerin uygulamalarının tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, sağlık hizmetinin yürütülmesinde idarenin organizasyon hatası tespit edilmediği" yönünde görüş bildirilmiştir. İdare Mahkemesince, anılan raporun hükme esas alınması suretiyle, yukarıda aktarılan gerekçeyle maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü, kısmen reddi ile toplam 130.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiş, taraflarca istinaf yoluna başvurulması üzerine hükmedilen tutarın yüksek olduğu sonucuna varılarak toplam 19.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiştir. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır. Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır. İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır. İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır. Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: A) Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Maddi Tazminata İlişkin Kısmının İncelenmesi: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Bölge İdare Mahkemesi kararının, maddi tazminata ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. B) Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Manevi Tazminat İstemlerinin Kısmen Kabulüne, Kısmen Reddine İlişkin Kısmının İncelenmesi: Manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminatın hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır. Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli ve idari faaliyetin niteliği gözetilerek hakkaniyetli ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir. Buna göre, manevi tazminat takdir edilirken, davacılar yönünden, manevi tatmin duygusunu sağlamaya yetecek, zarara yol açan idari faaliyet sonucu duyulan elem ve ızdırabın kişi üzerindeki etki ve ağırlığını karşılayacak düzeyde olmasına; davalı yönünden ise, hakkaniyet sınırlarını aşmayan, ölçülü, adil dengeyi sağlayacak ve aşırı mali külfet oluşturmayacak makul bir seviyede olmasına dikkat edilmesi gerektiği açıktır. Dava konusu uyuşmazlıkta, davacıya uygulanan tıbbi müdahalelerde kusur tespit edilememesi, davalı idarenin meydana gelen görme kaybında hizmet kusurunun bulunduğunun açıkça ortaya konulamaması karşısında, maddi tazminata hükmedilmesi koşulları oluşmamış ise de; tedavi sürecinde ilk olarak başvurulan Ankara Dr. Abdurrahman Yurtaslan Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesine ilişkin acil servis müşahede formunun dosyaya sunulamaması şeklindeki tıbbi kayıt eksikliği nedeniyle, bilirkişi heyetince bu aşamayla ilgili net bir yorum yapılamadığı görülmekte olup, hasta kayıtlarının tutulması ve muhafazasına dair yükümlülüğün yerine getirilmemesinden kaynaklı olarak yürütülen sağlık hizmetinin gereği gibi işletilmediği konusunda davacılarda oluşan endişe ve üzüntü nedeniyle meydana gelen manevi zararın karşılanması gerektiği açıktır. Bu durumda, olayın gerçekleşme şekli ve zararın niteliği dikkate alındığında, İdare Mahkemesince hükmolunan manevi tazminat miktarlarının uğranılan manevi zarar karşısında makul olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu itibarla, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, İdare Mahkemesi kararının kabule ilişkin kısmının kaldırılması suretiyle -talep olmasına rağmen yasal faiz işletilmesine karar verilmeden- 19.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacıların temyiz istemlerinin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, davalı idarenin temyiz isteminin REDDİNE, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının maddi tazminata ilişkin kısmının ONANMASINA, manevi tazminata ilişkin kısmının BOZULMASINA, 3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 12/06/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.