İçtihatDanıştayDava Dairesi
Danıştay Dava Dairesi · E. 2021/5855 · K. 2024/2603
- Esas No
- 2021/5855
- Karar No
- 2024/2603
- Karar Tarihi
- 07.05.2024
Karar Metni
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2021/5855 E. , 2024/2603 K.
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/5855
Karar No : 2024/2603
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Enerji San. Tic. A.Ş.
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği
(... Başkanlığı)
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının uhdesinde bulunan Manisa ili, Salihli ilçesi, ... Mahallesi sınırları dahilinde yer alan ... numaralı jeotermal kaynak işletme ruhsatının 5686 sayılı Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu'nun 6. maddesinin 3. fıkrası ve aynı Kanunun Uygulama Yönetmeliğinin 9. maddesinin 5. fıkrası uyarınca iptal edilmesine ve ruhsata ait 23.562,00 TL teminatın irat kaydedilmesine ilişkin Manisa Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacı şirket uhdesinde bulunan jeotermal kaynak işletme ruhsatının 26/07/2013 tarihinde alındığı, ilgili mevzuatı gereğince ruhsatın alındığı bu tarihten itibaren en geç üç ay içinde gerekli izinlerin alınması için girişimde bulunulması gerekirken davacı şirket tarafından bu girişimin 28/06/2016 tarihinde -yaklaşık üç yıl sonra- yapıldığı, yine işletme projesi eki termin planında; sera kurulumunun 2015 yılı ekim ayında tamamlanarak üretime geçileceği belirtilmesine rağmen davalı idarece düzenlenen 07/1272016 tarihli tutanakla; tutanak tarihi itibariyle sera kurulumunun gerçekleştirilmediği ve bu nedenle de üretime geçilmediğinin tespit edildiği ve davacı şirket tarafından da bu durumun kabul edilmesi nedeniyle taraflar arasında ihtilaf bulunmayan bu hususun sabit olduğunun kabulü gerektiği, projesinde belirtilen termin planına göre akışkanı işletmeye alamayan davacının 5686 sayılı Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu Uygulama Yönetmeliğinin 9. maddesinin 5. fıkrası uyarınca davalı idareden ek süre talebinde bulunması gerektiği ve bu halde dahi davalı idarece verilebilecek ek sürenin en fazla 6 ay olacağı, somut olayda ise davalı idarenin mücbir sebep varsa bildirilmesi istemli yazısına davacı tarafından herhangi bir cevap verilmediği ve yapılan denemelere ilişkin bildirimlerin davacı tarafından davalı idareye bildirildiği tarihin ise 16/05/2019 olduğu hususları dikkate alındığında; davacı şirket uhdesinde bulunan jeotermal kaynak işletme ruhsatının 5686 sayılı Kanunun 6. maddesinin 3. fıkrası ve aynı Kanunun Uygulama Yönetmeliğinin 9. maddesinin 5. fıkrası uyarınca iptal edilmesine ve ruhsata ait 23.562,00 TL teminatın irat kaydedilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, revize işletme ve termin projesi Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığına sunulmasına rağmen, kayda alınmasına gerek olmadığı, sunulmuş olmasının yeterli olduğunun belirtildiği, beş yıllık süre bittiği için yenilenmesi gereken teminat mektubunun yenilenmesine dahi gerek görülmediği ve ruhsatın iptal edilmediği, bu durumun tüm sürecin davalı idarenin bilgisi dahilinde yürütüldüğünün ispatı olduğu, 02/01/2017 tarihinde ÇED gerekli değildir kararını aldığını, 19/06/2017 tarihi itibarıyla 4 MWc gücündeki ısıtmalı sera kurulumunun tamamlandığı, idarenin uzun süre sessiz kalması ve çalışmalara devam edilmesini istemesi karşısında, yapılan masraflar ve gelinen aşama dikkate alındığında tesis edilen işlemin hak ve adalet kurallarına, dolayısıyla hukuka aykırı olduğu, mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi dahi yapılmaksızın karar verildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle,
1. Temyiz isteminin reddine,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine,
4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5. Kesin olarak, 07/05/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.