İçtihatDanıştayDava Dairesi
Danıştay Dava Dairesi · E. 2021/5955 · K. 2024/4775
- Esas No
- 2021/5955
- Karar No
- 2024/4775
- Karar Tarihi
- 25.09.2024
Karar Metni
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2021/5955 E. , 2024/4775 K.
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/5955
Karar No : 2024/4775
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Mineral Mad. San. Ve Tic. A.Ş.
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Manisa İli, ... İlçesi hudutları dahilinde ve davacı uhdesinde bulunan IV. Grup ... numaralı maden işletme ruhsatına ilişkin olarak, 3213 sayılı Maden Kanununun 7. maddesine göre alınması gereken izinlerin süresi içerisinde tevdi edilmediğinden bahisle aynı Kanunun 24/11. maddesi uyarınca 77.632-TL idari para cezası verilmesine ilişkin Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün ... tarih ve E... sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; 22/06/2015 başlangıç tarihli dava konusu ruhsatın 15/02/2015 tarihinde davacı şirket tarafından devralındığı ve "işletme izni" alınabilmesi için gerekli olan ÇED başvuru dosyasının 02/08/2017 tarihinde e-çed sistemi üzerinden Bakanlığa sunularak ÇED sürecinin başlatıldığı, süreç devam ederken davacı tarafından 27/02/2018 tarihli dilekçe ile Manisa Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'nden "ÇED sürecinin devam ettiğine dair" yazı istenildiği, karşılığında ilgili idarenin 08/03/2018 tarih ve E.2761 sayılı yazısı ile ÇED sürecinin safahati açıklanarak Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği kapsamında ÇED sürecinin devam ettiğinin bildirildiği, akabinde davacı tarafından, Maden İşleri Genel Müdürlüğü'ne hitaben yazılan bila tarihli yazı ile ruhsatın devralınmasından sonraki süreç anlatılarak ÇED sürecinin devam ettiği, ÇED izin işlemlerinin ilgili kurumlardan kaynaklı nedenlerle sonuçlanamamasından dolayı işyeri açma ve çalışma ruhsatı ve mülkiyet izinlerine de başvurulamadığı, ruhsat alanının büyük olması ve şirket dışında kaynaklanan mücbir sebepler nedeniyle belirlenen sürede tamamlanamaması durumunda idari yaptırım uygulanmaması hususunda talepte bulunulduğu; bu durumda, Madencilik Yönetmeliği'nin 37. maddesinin 3. fıkrasının (b) bendi uyarınca, ruhsat sahibinin süresi içinde izin alınmamasında bir kusuru olup olmadığının, gerekirse ilgili kamu kurum ve kuruluşlarından görüş alınarak idarece açıklığa kavuşturulması, ruhsat sahibinin izin alınmamasında bir kusuru var ise, süresi içinde izin alınmamasının beklenmeyen hal kapsamında değerlendirilmemesi, kusuru yok ise beklenmeyen halin varlığının kabul edilmesi, dolayısıyla ruhsat sahibinin süresi içinde izin alınmamasında kusuru olup olmadığı hususunun davalı idarece ortaya konulması gerekmekte olup, dava konusu uyuşmazlıkta, davalı idarece bu yönde inceleme ve araştırmada bulunulmaksızın doğrudan üç yıllık süre içinde gerekli izinlerin alınmadığından bahisle dava konusu işlemin tesis edildiği, diğer yandan Maden Kanunu'nda çevresel etki değerlendirmesi işlemleri ve diğer izinlere ilişkin işlemlerin ilgili bakanlıklar ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarınca çevresel etki değerlendirmesi sürecinde en geç üç ay içinde bitirileceği düzenlemesi yer almasına rağmen 5325 sayılı "ÇED Olumlu Belgesi"nin başvurudan yaklaşık olarak 16 ay sonra 10/01/2019 tarihinde düzenlendiği görülmüş olup, ÇED başvurusunun kanunda öngörülen sürede sonuçlandırılamaması nedeniyle davacıya külfet yükletilmesinin hakkaniyete uygun olmadığı değerlendirildiğinden, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davacıya ait işletme ruhsatının 22/06/2015 tarihinde yürürlüğe girdiği, mevzuat hükümleri uyarınca 22/06/2018 tarihine kadar alınması gereken izinlerin alınmadığının sabit olduğu, Kanunda alınması gereken izinlerin 3 yıl içinde alınmaması halinde idari para cezası uygulanacağının açık olduğu, istisnai bir düzenleme olmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, Bölge İdare Mahkemesi kararının
usul ve yasaya uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Manisa ili, Kula ilçesi sınırları içerisinde ve davacı şirketin uhdesinde bulunan IV. Grup ... ruhsat numaralı IV. Grup maden işletme ruhsatının 22.06.2015 tarihinde
düzenlendiği, 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 7.maddesine göre alınması gereken izinlerin alınmadığından bahisle, aynı Kanun'un 24/11. maddesi uyarınca davacı şirket hakkında 77.632,00-TL idari para cezası uygulanmasına ilişkin Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün ... tarih ve E... sayılı işleminin tesis edildiği, anılı işleme karşı 10.04.2019 tarihinde ... Sulh Ceza Hakimliğine itiraz edildiği, ... Sulh Ceza Hakimliğinin... tarih ve... Değişik İş sayılı kararıyla başvurunun görev yönünden reddine karar verildiği bunun üzerine söz konusu idari para cezasına ilişkin işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
3213 sayılı Maden Kanunu'nun "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinde; işletme ruhsatının, işletme faaliyetlerinin yürütülebilmesi için verilen yetki belgesini, işletme izninin ise; bir madenin işletmeye alınabilmesi için izni ifade ettiği belirtilmiş, 7. maddesinde; " ... 9) Maden üretim faaliyetleri ile bu faaliyetlere dayalı ruhsat sahasındaki tesisler için işyeri açma ve çalışma ruhsatları il özel idareleri veya yatırım izleme ve koordinasyon başkanlığı tarafından verilir. ... 11) Çevresel etki değerlendirmesi işlemleri Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından, diğer izinlere ilişkin işlemler de ilgili bakanlıklar ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarınca çevresel etki değerlendirmesi sürecinde en geç üç ay içinde bitirilir..." hükmüne, "İşletme ruhsatı ve madenin işletilmesi" başlıklı 24. maddesinin 11. fıkrasında; "7 nci maddeye göre gerekli izinlerin alınmasından itibaren işletme izni verilir. Bu iznin verildiği tarihten itibaren Devlet hakkı alınır. Ruhsat sahibince, işletme ruhsatı yürürlük tarihinden itibaren üç yıl içinde 7 nci maddeye göre alınması gerekli olan çevresel etki değerlendirme kararı, mülkiyet izni, işyeri açma ve çalışma ruhsatı ile Genel Müdürlüğün kayıtlarına işlenmiş alanlar ile ilgili izinlerin Genel Müdürlüğe verilmesini müteakip, işletme izni düzenlenir. Süresi içinde yükümlülükleri yerine getirilmeyen ruhsatlar için her yıl 50.000 TL idari para cezası verilir. İşletme ruhsat süresi sonuna kadar bu fıkrada belirtilen izinlerden dolayı işletme izninin alınamaması hâlinde ruhsat süresi uzatılmaz." hükmüne yer verilmiştir.
Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan 21/09/2017 tarih ve 30187 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Maden Yönetmeliğinin "İdari para cezaları" başlıklı 93. maddesinin 2. fıkrasında "İdari para cezaları ile ilgili bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan hallerde 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu hükümleri uygulanır." düzenlemesine yer verilmiştir.
5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 5. maddesinde; "26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun zaman bakımından uygulamaya ilişkin hükümleri kabahatler bakımından da uygulanır. Ancak, kabahatler karşılığında öngörülen idarî yaptırımlara ilişkin kararların yerine getirilmesi bakımından derhal uygulama kuralı geçerlidir. Kabahat, failin icraî veya ihmali davranışı gerçekleştirdiği zaman işlenmiş sayılır. Neticenin oluştuğu zaman, bu bakımdan dikkate alınmaz." kuralı yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Uyuşmazlıkta, davacı tarafından, dava konusu ruhsatı 15/02/2015 tarihinde devraldığı, 7. madde izinleri için uzun süre hareketsiz kaldıktan sonra, 02/08/2017'de ÇED belgesi almak üzere ilgili idareye başvurulduğu, 7. Madde izinlerinin davalı idareye tevdii için tanınan sürenin bitimine yaklaşık 4 ay kala, 27/02/2018 tarihli dilekçe ile Manisa Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'nden "ÇED sürecinin devam ettiğine dair" yazı istenildiği, karşılığında ilgili idarenin ... tarih ve E... sayılı yazısı ile ÇED sürecinin safahati açıklanarak Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği kapsamında ÇED sürecinin devam ettiğinin bildirildiği, ÇED başvurusunun zımnen yahut başvurunun akıbetinin sorulması üzerine ilgili idarenin kesin olmayan cevabına karşı da yargı yoluna başvurulmadığı, bu aşamada ilgili idarenin kesin cevabını beklemenin Kanunda öngörülen süre açısından gecikmeye yol açtığı, ÇED sürecinin 10/01/2019 tarihinde tamamlandığı, GSM işyeri açma ve çalışma ruhsatı ile mülkiyet izni için de ÇED sürecinin sonlanmasının beklendiği, davacı şirketin gerekli izinleri tamamlayarak bir an önce madeni işletmeye başlama iradesini ortaya koymadığı anlaşıldığından, sözü geçen izin başvurularının Kanunda öngörülen sürede sonuçlandırılmamasında kusurlu bulunduğu anlaşılmıştır.
Davacının, 3213 sayılı Kanun'un 24. maddesinin 11. fıkrasında öngörülen fiilinin sabit olduğu görülmekle, Maden Kanununun 24. maddesiyle getirilen düzenlemelerin ihdas edilme amacının, işletme ruhsatı verilen sahaların en kısa sürede faaliyete alınarak, maden sahalarının atıl kalmasının önüne geçilmesi olduğu da dikkate alındığında, davacı şirkete idari para cezası verilmesi gerekmekte ise de; davacı şirketin idari para cezasına konu eyleminin, ruhsat yürürlük tarihinden 22/06/2018 tarihine kadar olan döneme ilişkin olduğu, bu sebeple davalı idarece 3213 sayılı Kanunun 24. maddesinin 11. fıkrasında cezalandırılan her eylemin gerçekleştiği yılda yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre idari yaptırım uygulanması ve anılan yıla ait olmak üzere mevzuatta öngörülen tutarda idari para cezası verilmesi gerekirken, ilgili yıl itibariyle gerçekleşen eylem için davacı şirketin, dava konusu işlem tarihinde geçerli olan yeniden değerleme oranı tekraren uygulanarak 2019 yılı için geçerli olan idari para cezası ile tecziyesi yönünde tesis edilen dava konusu işlemde bu yönüyle hukuka ve mevzuata uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Temyizen incelenen karar sonucu itibariyle hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle,
1. Temyiz isteminin reddine,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine,
4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5. Kesin olarak, 25/09/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY:
(X) - Bölge İdare Mahkemeleri tarafından verilen nihaî kararların temyiz yolu ile incelenip bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında yazılı nedenlerin bulunmasına bağlıdır.
Bölge İdare Mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe usul ve kanuna uygun olup, bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanması gerektiği düşüncesiyle çoğunluk kararına katılmıyorum.