Danıştay Dava Dairesi · E. 2021/959 · K. 2024/13316
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2021/959 E. , 2024/13316 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2021/959 Karar No : 2024/13316 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Üniversitesi Rektörlüğü / ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davalı idare bünyesinde öğretim elemanı olarak görev yapmakta iken, 679 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki listesinde ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, kamu görevine iade edilmesi talebiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu'na yapılan başvurunun reddine ilişkin ... tarihli ve ... sayılı işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; davacının, ByLock isimli örgüt içi kriptolu haberleşme sistemini kullanmadığı, Bank Asya isimli bankadaki hesap hareketlerinin olağan bankacılık işlemi niteliğinde olduğu, örgütle irtibatlı olduğu yönünde hukuken kabul edilebilir herhangi bir bilgi, belge, tanık ifadesi, ihbar, şikayet, kurum kanaati ve emniyet tespitinin bulunmadığı, örgüte müzahir dernek, vakıf veya sendikalarda herhangi bir üyelik kaydının bulunmadığı, örgüte müzahir kurumlardaki çalışma kaydının 17/25 Aralık 2013 tarihinden önceki bir tarihe isabet ettiği, örgüte müzahir özel eğitim kurumlarında veli kaydı olmadığı, örgütle iltisaklı basın kuruluşlarına herhangi bir aboneliğinin bulunmadığı, örgütle irtibatlı sendika, dernek veya vakıflara herhangi bir biçimde para göndermediği anlaşıldığından, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle irtibat veya iltisaklı olmadığı kanaati hasıl olan davacının göreve iade edilmesi talebiyle yaptığı başvurunun reddine dair dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı, öte yandan, Anayasa'nın 125. maddesi uyarınca hukuka aykırı olduğu saptanan işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının davalı idare tarafından davacıya ödenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline, davacının kamu görevinden çıkarıldığı tarihten itibaren yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının işleyecek dönemsel yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davalı idare tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; her ne kadar davacı tarafından, 2001-2006 yılları arasında Kırgızistan Uluslararası Atatürk Altaoo Üniversitesinde çalıştığı ve Kırgızistan'a gitme nedeninin bir Rus vatandaşı ile evlenmesi olduğu ileri sürülmüş ise de, davacının nüfus kayıtlarının incelenmesinden İ.K. isimli Rus vatandaşı ile 22/07/2006 tarihinde evlendiği ve 12/09/2006 tarihinde de boşandığının anlaşıldığı, davacının Bank Asya'da açmış olduğu hesabın bakiyesi 31/12/2013 tarihinde 24.370,56 TL iken, örgüt liderinin talimatından sonraki süreçte; mezkur hesaba 17/01/2014 tarihinde 1.000,00 TL, 21/02/2014 tarihinde 1,000 TL, 09/07/2014 tarihinde 7.539,46 TL, 21/08/2014 tarihinde 1.120 TL para girişi olduğu hususu ile FETÖ/PDY'ye müzahir eğitim kurumlarında çalışma kaydı bulunması hususları birlikte değerlendirildiğinde; davacının çeşitli yol ve yöntemlerle FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisak ilişkisi kurduğunun anlaşıldığı, davacı hakkında yukarıda aktarılan tespitler bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının çeşitli yol ve yöntemlerle FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibat düzeyinde ilişkisinin olduğu sonucuna ulaşıldığından, dava konusu Komisyon kararında hukuka aykırılık, aksi yönde verilen İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet görülmediği sonucuna varılmıştır. Açıklanan gerekçelerle istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından; davasının kabulüne karar veren ilk derece mahkemesi kararının maddi olgulara dayandığı, somut olayda dava konusu OHAL Komisyonu kararının dayanağının şahsının Aralık 2013 öncesine ait çalışma kaydı ve Bank Asya hesap hareketleri olduğu, tüm bu hususlar hakkında ayrıntılı değerlendirme yapan ilk derece mahkemesi kararının gerekçelerinin açık olduğu, davanın reddine ilişkin kararı veren istinaf dairesinin kararında ilk derece mahkemesinin yaptığı incelemeleri yok sayarak hatalı olgusal değerlendirmelere dayanan OHAL Komisyonu kararının neredeyse tamamını kararına yansıtarak idari işlemin unsurları yönünden bir değerlendirme yapmadığı, Bank Asya hesap dökümlerinin aleyhine yapılan suçlamalarla örtüşmediği, her ne kadar istinaf Dairesi kararında 22/07/2006 tarihinde evlendiği ve 12/09/2006 tarihinde de boşandığı belirtilen evliliğinin İ.K. ile yaptığı ikinci evliliği olduğu, sonrasında 2008 yılında üçüncü evliliğini yaptığı, OHAL Komisyonu ve İdare Mahkemesi nezdinde bu hususta herhangi bir tereddüt oluşmamışken yaptığı evliliklerin istinaf aşamasında dava konusu işlem ile ilişkilendirilmesine anlam verilemediği, üstelik bu konuda bir araştırma yapmadığının maddi gerçeklerle ortada olduğu, dava dosyasına ibraz edilen hesap dökümlerinden, dosyaya sunulan harcama tablolarından ve özellikle zorunlu harcamalar için yatırılan miktarların incelenmesinden örgüt liderinin talimatından sonraki süreçte herhangi bir finansal katkı niteliğinde para yatırmadığının açıkça görülebileceği, yatmış görünen paraların hesapları arasındaki aktarıma ilişkin olduğu, hesabına 09/07/2014 tarihinde yatan 7.539,46 TL'nin şahsının 2013 yılında göndermiş olduğu noter onaylı ihtarname ve İŞKUR’a şikayeti sonrasında Turgut Özal Üniversitesi tarafından yatırılan kıdem tazminatı olduğu, 08/08/2014 tarihinden 21/08/2014 tarihine kadar 0 TL bakiye olan hesaba, 21/08/2014 tarihinde 1,120 TL yatırdığı, söz konusu bu para ile nakit çekme, kredi kartı borcu ödemesi, hesaplar arası aktarma, telefon faturası ödemesi gibi işlemler yapıldığı, Bank Asya hesabına asla zorunlu ödemelerini aşan bir para yatırmadığı, çalışma kayıtlarının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ya da iltisaklı olduğu şeklinde değerlendirilemeyeceği, üstelik kapatıldığı belirtilen üniversitelerden Canik Başarı Üniversitesi ile ilişiğini bu kuruluşun FETÖ/PDY terör örgütü ile bağının tespit edilmesinden çok önce, 29/08/2013 tarihinde kestiği, davalı idarenin savunmalarında şahsının FETÖ/PDY terör örgütü ile bağını ortaya koyacak hiçbir somut tespit veya değerlendirmede bulunmadığı iddia edilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından; Bölge İdare Mahkemesi kararında usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı, davacının temyiz iddialarının 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisine uymadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı, Bölge İdare Mahkemesi kararı ile kaldırılan ilk derece mahkemesi kararı ve dava konusu Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu kararı bir bütün olarak incelendiğinde, davacının Bank Asya hesap hareketlerine ilişkin değerlendirme farklılıklarının bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle giderilmesi gerektiği düşünüldüğünden, Bölge İdare Mahkemesi kararının eksik inceleme nedeniyle bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra davacının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir. MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. 22/11/2016 tarih ve 29896 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 679 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin "Kamu personeline ilişkin tedbirler" başlıklı 1. maddesinde, "(1)Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya (Anayasa Mahkemesinin 13/10/2022 tarih ve E:2018/78, K:2022/114 sayılı kararıyla, 7083 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 1. maddesinin 1. fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "... üyeliği, mensubiyeti veya ..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan; ... ç) Ekli (4) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden, başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir." hükmüne yer verilmiştir. Davacı, davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 679 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki listesinde ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılmış, kamu görevine iade edilmesi talebiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu'na yaptığı başvuru ... tarih ve ... sayılı işlem ile reddedilmiştir. Bunun üzerine, anılan işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle temyizen incelenen davayı açmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 679 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir. AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28). Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. FETÖ lideri tarafından talimatın verildiği 25/12/2013 tarihinden, Bank Asya'nın TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihine kadar, örgüt liderinin emri doğrultusunda mali olarak zor duruma düşen Banka'nın parasal yönden iyi durumda olduğunu göstermek amacıyla örgüt mensuplarınca, gerek birkısım malvarlıkları elden çıkarılarak, gerekse başka finans kuruluşlarından kredi çekilerek tasarruf ve kâr amacı gözetilmeksizin, kendileri, eşleri, reşit olmayan çocukları ve bazen de anne-babaları adına para yatırılmış, katılım hesapları açılmış, döviz ve altın alım-satımı gibi işlemler yapılmıştır. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında; davacının 17/25 Aralık 2013 süreci ve devamında, Bank Asya hesabında mevduat artışına gittiği belirtilmiş ve bu eylemi sebebiyle FETÖ/PDY terör örgütüyle bağ kurduğu sonucuna ulaşılmıştır. Davacı tarafından bu tespitle ilgili olarak; dava dosyasına ibraz edilen hesap dökümlerinden, dosyaya sunulan harcama tablolarından ve özellikle zorunlu harcamalar için yatırılan miktarların incelenmesinden örgüt liderinin talimatından sonraki süreçte herhangi bir finansal katkı niteliğinde para yatırmadığının açıkça görülebileceği, yatmış görünen paraların hesapları arasındaki aktarıma olduğu, hesabına 09/07/2014 tarihinde yatan 7.539,46 TL'nin şahsının 2013 yılında göndermiş olduğu noter onaylı ihtarname ve İŞKUR’a şikayeti sonrasında Turgut Özal Üniversitesi tarafından yatırılan kıdem tazminatı olduğu, 08/08/2014 tarihinden 21/08/2014 tarihine kadar 0 TL bakiye olan hesaba, 21/08/2014 tarihinde 1,120 TL yatırdığı, söz konusu bu para ile nakit çekme, kredi kartı borcu ödemesi, hesaplar arası aktarma, telefon faturası ödemesi gibi işlemler yapıldığı, Bank Asya hesabına asla zorunlu ödemelerini aşan bir para yatırmadığı, ... nolu hesabın 30/10/2007 tarihinde maaş hesabı olarak açıldığı, yıllar üzerine, hesapta yapılan işlem türlerine göre (cari ve katılım) ve şube değişiklikleri nedeniyle birbirinin devamı niteliğinde ek hesaplar açıldığı, TMSF’den temin edilen ayrıntılı dökümün bir örneğinin dosyada olduğu, idare mahkemesinin iptal kararı ile de tespit edildiği üzere, incelemeye esas alınan tarihlerde bahsi geçen hesapta artış değil azalma meydana geldiğinin ileri sürüldüğü görülmüştür. Davacının yukarıda aktarılan beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafından Bank Asya'daki bankacılık işlemlerinin terör örgütü liderinin talimatı doğrultusunda örgütsel amaçla yapıldığına dair somut bir tespitin bulunmadığı ve Bölge İdare Mahkemesi karar içeriğinde yer verilen 09/07/2014 tarihli 7.539,46 TL para girişinin davacıya yapılan kıdem tazminatı ödemesi olduğu açıkça anlaşıldığından, Bank Asya hesap hareketlerinin, davacının FETÖ ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna varılmıştır. Öte yandan, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında; davacının, FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatı bulunduğu sonucuna ulaşılırken; davacının FETÖ/PDY ile irtibatı nedeniyle kapatılan Turgut Özal Üniversitesinde 13/01/2010-19/03/2013 tarihleri arasında, Canik Başarı Üniversitesinde 20/03/2013-28/08/2013 tarihleri arasında çalışma kaydının bulunduğu tespitine yer verilmiştir. Davacı tarafından bu tespitle ilgili olarak; akademik bilgi ve deneyimi, özellikle de mesleki İngilizce uzmanlığı nedeniyle 2008 yılında Fatih Üniversitesi Hemşirelik Meslek Yüksekokulunda misafir öğretim görevlisi olarak çalışmaya başladığı, kendisine kadro teklif edilmesi üzerine 27/10/2010 tarihinde aynı üniversitede okutman olarak göreve başladığı, Fatih Üniversitesi’nin Ankara'daki kurumlarının Turgut Özal Üniversitesine devredilmesinden sonra görevine burada devam ettiği, üniversiteye hâkim olan yapının bir parçası olmaması sebebiyle herhangi bir idari görev verilmediği gibi doktorasını tamamladığı halde yardımcı doçent kadrosunun da verilmediği, Turgut Özal Üniversitesinden üniversite yönetimi ile yaşadığı sorunlar nedeniyle 2013 senesinin Mart ayında ayrıldığı, mali haklarını ancak bu kuruma karşı hukuki işlemler başlatarak alabildiği, üniversite yönetimi ile yaşanılan ihtilaf üzerine aynı üniversitedeki bir meslektaşının önerisi üzerine 01/04/2013 tarihinde Canik Başarı Üniversitesi’ndeki Yardımcı Doçent kadrosuna geçtiği, kadro tahsisinde ve atamalarda liyakatinin ve mali haklarının gözetilmemesi üzerine 2013 yılının Temmuz ayında bahsi geçen üniversiteden de ayrıldığı, FETÖ/PDY terör örgütünün tespit edilmesinden çok önce, 29/08/2013 tarihinde çalıştığı kurumla ilişkisini sonlandırdığı, Turgut Özal ve Canik Başarı Üniversitelerinde çalışmış olmakla, bu örgütün yapısına veya işlediği suçlara ortak olunduğunun değerlendirilmesinin Anayasa ve AİHS ile korunan temel hak ve özgürlüklerle bağdaşmadığı ileri sürülmüştür. Davacının yukarıda aktarılan beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; FETÖ/PDY terör örgütüne iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan üniversitelerde çalışmasının örgütsel saikle gerçekleştiğine yönelik somut bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından, söz konusu çalışma kayıtlarının davacının FETÖ/PDY terör örgütüne irtibat ve iltisakının tespiti açısından yeterli delil niteliğinde olmadığı sonucuna varılmıştır. Diğer taraftan, dosyanın incelenmesinden, yukarıda belirtilen hususlar dışında, davalı idarece dava dosyasına davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğuna dair başkaca bir bilgi ve belgenin sunulmadığı görülmüştür. Bu durumda, yukarıdaki tüm tespit ve değerlendirmeler dikkate alındığında, dava konusu işlemin iptaline, davacının kamu görevinden çıkarıldığı tarihten itibaren yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının işleyecek dönemsel yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi yönündeki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne; 2. Dava konusu işlemin iptaline, davacının kamu görevinden çıkarıldığı tarihten itibaren yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının işleyecek dönemsel yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü, İdare Mahkemesi kararının kaldırılması, davanın reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 26/09/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi. (X) KARŞI OY : Bölge İdare Mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkün olup, temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri anılan kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığından, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği görüşüyle aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.