İçtihatDanıştayVergi Dairesi
Danıştay Vergi Dairesi · E. 2022/1238 · K. 2024/434
- Esas No
- 2022/1238
- Karar No
- 2024/434
- Karar Tarihi
- 15.05.2024
Karar Metni
DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/1238 E. , 2024/434 K.
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/1238
Karar No : 2024/434
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı - …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : ... Vergi Mahkemesinin .. tarih ve E:.., K:… sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının defter ve belgelerinin incelenmesi üzerine düzenlenen vergi inceleme raporuyla sponsorluk sözleşmesi kapsamında Eczacıbaşı Spor Kulübüne yaptığı ödemelerin reklam gideri olarak kabul edilmeyeceğinden bahisle bu sponsorluk harcamalarının kanunen kabul edilmeyen gider niteliğinde olduğunun ve 1.050.000,00 TL tutarındaki sponsorluk harcamasının 2011 hesap dönemi mali zararın hesabında dikkate alınması gerektiğinin tespit edilmesi üzerine 2011 takvim yılı hesap döneminde tespit edilen kazanç farkı dikkate alınmak suretiyle gelecek yıla devreden cari yıl zararının 34.990.135,74 TL (36.040.135,74 - 1.050.000,00) olarak düzeltilmesi gerektiğini bildiren işlemin iptali ile tahsilat ve ödemelerin banka, benzeri finans kurumları veya posta idarelerince düzenlenen belgelerle tevsik edilmesi zorunluluğuna uyulmadığından bahisle anılan yıl için 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 355. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istemiyle dava açılmıştır.
Davacı ile Eczacıbaşı Spor Kulübü arasında imzalanan sözleşmelerin davacıya doğrudan ticari fayda sağlayan ve kurumun tanıtımını amaçlayan harcamalar niteliğinde olduğundan bahisle söz konusu harcamaların reklam gideri olarak dikkate alınması gerektiği gerekçesiyle zarar azaltım işlemi yönünden davanın kabulüne ve anılan işlemin iptaline, tahsilat ve ödemelerin, banka veya benzeri finans kurumları aracı kılınmaksızın yapıldığı gerekçesiyle 213 sayılı Kanun'un mükerrer 355. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezası yönünden davanın reddine dair mahkeme kararı davalı idarece temyiz edilmiştir. Davalının temyiz istemini inceleyen Danıştay Dördüncü Dairesince uyuşmazlık konusu sözleşmelerin sponsorluk sözleşmesi ve yapılan harcamaların da sponsorluk harcaması niteliğinde olduğu gerekçesiyle kararın bozulması üzerine bozma kararına uyan …. Vergi Mahkemesinin .. tarih ve E:.., K:… sayılı kararı:
Kararın redde ilişkin kısmı temyiz edilmeksizin kesinleştiğinden, uyuşmazlık davacının sponsorluk sözleşmesi kapsamında yaptığı harcamaların kanunen kabul edilmeyen gider olarak kabul edilmesi ve gelecek yıla devreden zararın azaltılması gerektiği yönünde tesis edilen işlemin iptali istemine ilişkindir.
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun "Diğer İndirimler" başlıklı 10. maddesinin (1) numaralı fıkrasının "b" bendinde aşağıdaki hükme yer verilmiştir:
"(1) Kurumlar vergisi matrahının tespitinde; kurumlar vergisi beyannamesi üzerinde ayrıca gösterilmek şartıyla, kurum kazancından sırasıyla aşağıdaki indirimler yapılır:
...
b) 21/5/1986 tarihli ve 3289 sayılı Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile 17/6/1992 tarihli ve 3813 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun kapsamında yapılan sponsorluk harcamalarının sözü edilen kanunlar uyarınca tespit edilen amatör spor dalları için tamamı, profesyonel spor dalları için %50'si"
1 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği'nin "10.3.1. Sponsorluk harcamaları" başlıklı bölümünde ise sponsor olan kurumun adının anılması koşuluyla, "resmi spor organizasyonları için yapılan saha, salon veya tesis kira bedelleri", "sporcuların iaşe, seyahat ve ikamet giderleri", "spor malzemesi bedeli", "Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün uygun göreceği spor tesisleri için yapılan ayni ve nakdi harcamalar", "sporcuların transfer edilmesini sağlayacak bonservis bedelleri", "spor müsabakaları sonucuna göre sporculara veya spor adamlarına prim mahiyetinde ayni ve nakdi ödemeler" gibi harcamaların sponsorluk harcaması olarak değerlendirileceği, "spor sahalarına, sporcuların veya diğer ilgililerin spor giysilerinin ya da spor araç ve gereçlerinin üzerine yazılı veya elektronik sinyaller yardımıyla sanal olarak kurumun tanıtımının yapılmasını sağlayacak amblem, marka, isim ve benzeri işaretler konulması gibi doğrudan ticari fayda sağlayan ve kurumun tanıtımını amaçlayan harcamaların ise reklam harcaması olarak" değerlendirileceği belirtilmiştir.
Davacının taraf olduğu sponsorluk sözleşmelerin incelenmesinden, kulübün almış olduğu nakdi bedel karşılığında, sözleşmenin yürürlükte olduğu süre boyunca geçerli olmak üzere, sponsorun sahip olduğu ve satış ve pazarlama faaliyetlerinde kullandığı marka ile beraber "..." olarak kullanılacağı, yarışmalara katılmak üzere Türkiye Voleybol Federasyonu (TVF) nezdinde her türlü başvuruyu bu isimle yapacağı, kulübün voleybol takımının Türkiye Liginde ve Avrupa Kupalarında iştirak edeceği her türlü sportif faaliyetlerde ve medya önünde sponsora ait markanın logonun kullanılması ve tanıtımının sağlanması için gerekli özeni göstereceği, tüm sporcuların her türlü kamp, antreman ve maç kıyafetlerinde "..." markasının logosunun kullanılmasını sağlayacağı, sporcuların göğüs bandında bu logonun bulunacağı, kulübün, logonun Fédération Internationale de Volleyball (FIVB) ve TVF standartlarına uygun olarak kullanılmasını temin edeceği, ismin tüm resmi müsabakalarda, yazışma ve belgelerde, faaliyetlerle ilgili tüm duyurularda kullanılacağı, Eczacıbaşı Spor Salonunda saha kenarı reklam panolarına altı adet, üst bant reklam panolarına iki adet, scoreboard yanında bir adet ve saha için zemin yapışkanı olarak üç adet reklam konulması, takımın basılı evrak ve kitapçıklarında logonun kullanılması, düzenlenen basın toplantısı ve röportajlarda kullanılan TV panosunda logonun kullanılması, takımın yapacağı spor karşılaşmaları öncesi ve devre arasında sponsorlara çeşitli gösteriler ve çekilişler düzenleme imkanını sağlaması, saha içerisinde top toplayan ve zemini silen çocukların t-shirtlerinde logonun kullanılması hususlarında Eczacıbaşı Spor Kulübüne yükümlülükler yüklediği görülmüştür.
Bu durumda, söz konusu sözleşmelerin kapsamının sponsorluk veya reklam kavramlarından hangisine ilişkin olduğunun değerlendirilmesi gerekmektedir.
Reklam, insanları gönüllü olarak belli bir davranışta bulunmaya ikna etmek, belirli bir düşünceye yöneltmek, dikkatlerini bir ürüne, hizmete, fikir ve kuruluşa çekmeye çalışmak, onunla ilgili bilgi vermek, ona ilişkin görüş ve tutumlarını değiştirmelerini veya belirli bir görüşü ya da tutumu benimsemelerini sağlamak amacıyla oluşturulan; iletişim araçlarından yer ya da süre satın almak yoluyla sergilenen ya da başka biçimlerde çoğaltılıp dağıtılan ve bir ücret karşılığı oluşturulduğu belli olan duyurular olarak tanımlanabilir.
Sponsorluk ise bir kuruluşun belirlemiş olduğu hedeflere ulaşmak için spor, sanat, kültür ve sosyal olaylar ile çeşitli kişi ve kuruluşlara nakdi veya başka türlü desteklerle yapılan tüm faaliyetlerin planlanması, uygulanması ve kontrol edilmesi süreçlerini kapsayan taraflar arasında karşılıklı olarak birbirlerine fayda sağlamaya yönelik yapılan yazılı iş anlaşmaları olarak tanımlanabilecektir.
Tanımlardan da anlaşılacağı üzere gerek reklam gerekse sponsorluk sözleşmelerinin her ikisinde de taraflar arasında karşılıklı edimler mevcut bulunduğundan sözleşmeler bu yönden ele alınarak sınıflandırılamamaktadır.
Reklam sözleşmelerinde reklamı veren ile iletişim aracı sağlayıcısı arasında yer, zaman ve bedel belirlenerek doğrudan bir ürün, hizmet veya marka vb. tanıtılırken, sponsorluk sözleşmelerinde ise sponsora ait ürün, hizmet veya marka vb. tanıtımında desteklenen kurum veya kişinin imaj ve prestijinden de faydalanılmaktadır.
Bunun yanı sıra sponsorluk sözleşmelerinde ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için gerekli olmayan bazı edimler de yer alabilmektedir.
Yukarıda belirtilen hususlar bir arada değerlendirildiğinde, davacının söz konusu sözleşmelerle marka tanıtımı yaparken aynı zamanda desteklenen kurumların imaj ve prestijinden de faydalanılması nedeniyle uyuşmazlığa sebep olan sözleşmelerin sponsorluk sözleşmesi olduğu sonucuna varılmıştır.
13/08/2010 ve 12/08/2011 tarihlerinde imzalanan sözleşmelerin sponsorluk sözleşmesi olduğu sonucuna varılması nedeniyle anılan sözleşmelerin 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun "Diğer İndirimler" başlıklı 10. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) işaretli bendi kapsamında olup olmadığının tespiti gerektiğinden bu hususu netleştirmek amacıyla 31/01/2019 tarihli ara kararı ile voleybol spor dalının hangi spor dalına (amatör/profesyonel) girdiği Gençlik ve Spor Bakanlığı Spor Hizmetleri Genel Müdürlüğüne sorulmuştur. Cevaben sunulan belgede, Türkiye Voleybol Federasyonu bünyesinde profesyonel şube kurulmadığından tüm faaliyetlerin amatör olarak kabul edildiği belirtilmiştir.
Bu durumda, davacının sponsorluk sözleşmelerine ilişkin tutarın tamamını 5520 sayılı Kanun'un 10. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) işaretli bendi uyarınca kurumlar vergisi matrahından indirebileceği sonucuna ulaşıldığından dava konusu zarar azaltım işleminde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Mahkeme bu gerekçeyle dava konusu işlemi iptal etmiştir.
Davalının temyiz istemini inceleyen Danıştay Dördüncü Dairesinin 12/10/2020 tarih ve E:2019/7967, K:2020/3683 sayılı kararı:
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 6. maddesinin (2) numaralı fıkrasında, safi kurum kazancının tespitinde, Gelir Vergisi Kanunu'nun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun Üçüncü Kısmının "Ticari Kazanç" başlıklı birinci bölümünde yer alan "Bilanço esasında ticari kazancın tesbiti" başlıklı 38. maddesinde, bilanço esasına göre ticari kazancın, teşebbüsteki öz sermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müspet fark olduğu, bu dönem zarfında sahip veya sahiplerce, işletmeye ilave olunan değerlerin bu farktan indirileceği, işletmeden çekilen değerlerin ise farka ilave olunacağı, ticari kazancın bu suretle tespit edilmesi sırasında, Vergi Usul Kanunu'nun değerlemeye ait hükümleri ile bu Kanun'un 40 ve 41. maddelerinde yer alan hükümlere uyulacağı kurala bağlanmıştır.
193 sayılı Kanun'un 40. maddesinde safi kazancın tesbit edilmesinde indirilebilecek giderler, 41. maddesinde ise gider olarak kabul edilmeyen ödemeler sayılmıştır.
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun "Diğer İndirimler" başlıklı 10. maddesinin (1) numaralı fıkrasının "b" bendinde kurumlar vergisi matrahının tespitinde beyannamede ayrıca gösterilmek şartıyla kurum kazancından yapılacak indirimler arasında, "21/5/1986 tarihli ve 3289 sayılı Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile 17/6/1992 tarihli ve 3813 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun kapsamında yapılan sponsorluk harcamalarının sözü edilen kanunlar uyarınca tespit edilen amatör spor dalları için tamamı, profesyonel spor dalları için %50'si" de sayılmıştır.
Ayrıca, 193 sayılı Kanun'un "Diğer indirimler" başlıklı 89. maddesinin birinci fıkrasının (8) numaralı bendinde gelir vergisi matrahının tespitinde gelir vergisi beyannamesinde bildirilecek gelirlerden yapılabilecek indirimler arasında "3289 sayılı Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile 17.6.1992 tarihli ve 3813 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun kapsamında yapılan sponsorluk harcamalarının; amatör spor dalları için tamamı, profesyonel spor dalları için % 50'si" de belirtilmiştir.
Yukarıdaki kanunların anılan hükümlerinden anlaşılacağı üzere, sponsorluğa ilişkin harcamalar, harcamanın yapıldığı ilgili dönemde kazanç oluşması durumunda indirilebilecektir. Ayrıca, bir yıla ait olarak yapılan sponsorluk harcamalarının, kazancın yetersiz olması nedeniyle ilgili yılda tamamen indirilememesi halinde, kalan tutarın devretmesi ve izleyen yıllara ait kazançtan indirilmesi de mümkün değildir.
5520 sayılı Kanun'a göre kurum kazancı ise ticari kazancın teşebbüsteki öz sermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müspet farktır. Bu fark hesaplanırken bu farka işletmeden çekilen değerlerin eklenmesi, işletmeye eklenmiş değerlerin düşülmesi, kanunen kabul edilen ve edilmeyen indirimlerin dikkate alınması ve vergiden müstesna kazanç ve iratların düşülmesi gerekmektedir.
Davacı hakkında düzenlenen ... tarih ve ...sayılı Vergi İnceleme Raporu'nda şu tespitlere yer verilmiştir.
i. Davacı ile Eczacıbaşı Spor Kulübü arasında sponsorluk sözleşmesi imzalanmıştır.
ii. Bu sözleşmeler kapsamında yapılan ödemelerin tamamı gider olarak kaydedilmiştir.
iii. Reklam gideri olarak kaydedilen bu ödemelerin 2011 yılı kurumlar vergisi beyannamesinde kanunen kabul edilmeyen gider olarak dikkate alınması ve 1.050.000,00 TL tutarındaki sponsorluk harcamasının 2011 hesap dönemi mali zarar hesabında gösterilerek 2011 hesap döneminden gelecek yıla devreden cari yıl zararının bu tutar kadar azaltılması gerekmektedir. Davacı 2011 yılında 36.040.135,74 TL tutarında zarar beyan etmiştir. Kurumlar vergisi beyannamesinde de önceki yıllardan devreden 23.184.633,83 TL tutarında geçmiş yıl zararı bulunmaktadır. Buna göre davacının defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde tespit edilen kazanç farkının, kurumun sonraki yıllara devreden cari yıl zararını azalttığı ve "gelecek yıla devreden cari yıl zararının" 34.990.135,74 TL (36.040.135,74-1.050.000,00) olarak dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir.
Ayrıca, 2011 yılı kurumlar vergisi beyannamesinde geçmiş yıl zararları 28.779.360,37 TL ve dönem net zararı ise 38.666.769,18 TL olarak beyan edilmiştir.
Bu durumda, davacı ilgili dönemde ticari kazanç elde etmemiştir. Aksine zarar ettiği anlaşıldığından 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun "Diğer İndirimler" başlıklı 10. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) işaretli bendi uyarınca yapılan sponsorluk harcamalarının kurumlar vergisi matrahından indirilmesi mümkün bulunmamakta olup zarar azaltım işleminde hukuka aykırılık, aksi yönde verilen mahkeme kararında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Öte yandan, dava konusu edilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istemi hakkında da hüküm kurulması gerekirken, eksik hüküm kurularak verilen mahkeme kararının anılan kısmında da hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Daire bu gerekçeyle kararı bozmuş; davacının karar düzeltme istemini ise reddetmiştir.
... Vergi Mahkemesinin .. tarih ve E:.., K:… sayılı ısrar kararı:
1 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği'nin "Diğer İndirimler" başlıklı 10. maddesinin "1. Kapsam" alt başlığında şu düzenlemeye yer verilmiştir.
"Kurumlar Vergisi Kanununun "Diğer İndirimler" başlıklı 10 uncu maddesinde yer alan;
- Ar-Ge İndirimi,
- Sponsorluk Harcamaları,
- Bağış ve Yardımlar
kurumlar vergisi matrahının tespitinde; kurumlar vergisi beyannamesi üzerinde ayrıca gösterilmek şartıyla ve Kanundaki sırasıyla kurum kazancından indirilebilecektir.
Bu madde ile düzenlenen diğer indirimler, esasen kazancın bulunması halinde beyanname üzerinden indirim konusu yapılan ve kazancın yetersiz olması nedeniyle de sonraki yıllara devredilemeyen indirimlerdir."
Tebliğ hükmüne göre ilgili dönemde zarar edilmesi durumunda 5520 sayılı Kanun'un 10. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) işaretli bendi uyarınca yapılan sponsorluk harcamalarının kurumlar vergisi matrahından indirilmesinin mümkün olmadığı düzenlenmiştir.
Bir takım hakların kısıtlanması veya bir takım haklardan yaralanmanın belirli koşullarda sınırlandırılmasını öngören düzenlemelerin Anayasa'nın belirlediği sınırlar dahilinde ancak kanunlarla yapılabilmesi mümkündür. Kanunla tanınan bir hakkın kanun hükmünde öngörülmediği halde, genel tebliğ gibi ikincil bir mevzuatla hak düşürücü bir şekilde kapsamının daraltılması, hukuk devleti ilkesinin normlar hiyerarşisi prensibine ve Anayasa'nın 73. maddesinde yer alan verginin kanuniliği ilkesine aykırılık teşkil edecektir.
Bu nedenle de böyle bir düzenlemenin tebliğ ile yapılmasının hakkın özüne dokunacağı sonucuna ulaşılmış olup aksinin kabulü, yasama organınca getirilen bir kanuni düzenlemenin, Maliye Bakanlığınca değiştirilmesi, dolayısıyla da kanunda öngörülmeyen bir sınırlamanın tebliğ ve daha alt düzeydeki idari işlemle getirilmesi sonucunu doğurabileceğinden, kuvvetler ayrılığına ters düşeceği gibi fonksiyon gaspına da yol açabilecektir.
Mahkeme, bu ek gerekçeyle ısrar etmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı ile Eczacıbaşı Spor Kulübü arasında sponsorluk sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşmeye istinaden ile Eczacıbaşı Spor Kulübüne yapılan ödemelerin tamamının reklam gideri olarak kabul edilmesi nedeniyle 760 sayılı Pazarlama ve Satış Dağıtım Giderleri hesabında gider olarak kaydedildiği ancak reklam ve sponsorluk tanımları dikkate alındığında yapılan sözleşmenin sponsorluk sözleşmesi niteliğinde olduğu, 5520 sayılı Kanun'un 10. maddesi kanunen kabul edilmeyen gider olarak sayılan bu ödemenin öncelikle beyanname üzerinde mali kazancın hesabında dikkate alınması ardından mali kâr bulunması halinde beyanname üzerinde gösterilmek şartıyla kurum kazancından indirilmesinin mümkün olduğu, 1.050.000 TL tutarındaki sponsorluk harcamasının kanunen kabul edilmeyen gider olarak dikkate alınması ve 2011 yılı hesap döneminden gelecek yıla devreden cari yıl zararının anılan tutar kadar azaltılmasının hukuka uygun olduğu belirtilerek ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Temyiz dilekçesinde reklam ve sponsorluk harcamalarının doktrindeki karşılıkları ile tanımlandığı, 1 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği'nde bu iki kavram ve arasındaki farklar açıklanmış olup anılan tebliğdeki açıklamalar dikkate alındığında imzalanan sözleşmenin reklam sözleşmesi niteliğinde olduğu, sponsorluk ve reklam harcamaları ayrımının vergi kanunları ve onları açıklayan alt düzenlemeler dikkate alınarak yapılması gerektiği, benzer sözleşmelere ilişkin verilen özelgelerde söz konusu harcamaların reklam gideri olarak dikkate alınması gerektiğinin ifade edildiği, hakkında düzenlenen raporun vergi mevzuatına aykırı olduğu, 1 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği'nde yer alan açıklamalar dikkate alınarak sözleşme kapsamında yapılan harcamaların reklam gideri olarak dikkate alındığı, bu harcamaların sponsorluk harcaması olarak değerlendirilmesi gerektiği düşünülse dâhi bunlar, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 10. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) işaretli bendi uyarınca mali kârın tespitinde indirim olarak dikkate alınması gerektiğinden bu yönde verilen kararın hukuka uygun olduğu belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ: Kanunda öngörülmeyen bir kısıtlamanın genel tebliğ ile getirilmesinin mümkün olmadığı dikkate alındığında, kurum kazancının bulunmadığı durumlarda sponsorluk harcamalarının, 5520 sayılı Kanun'un 10. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) işaretli bendi uyarınca indirim konusu yapılmasının mümkün olduğu gerekçesiyle ısrar kararı verilmiştir.
5520 sayılı Kanun'un 10. maddesinde kurum kazancından belirtilen indirimlerin yapılabileceği düzenlenmiştir. Olayda ise davacı kurumun ilgili dönemde kazancı bulunmadığından Kanun hükmü gereği söz konusu spor sponsorluğu harcamasının indirim konusu yapılması söz konusu olamayacağı gibi bunun doğal sonucu olarak da anılan tutarın sonraki yıllara devredilmesi de mümkün değildir. Başka bir ifadeyle ikincil mevzuatla getirilen bir kısıtlamanın söz konusu olmadığı, Kanun'un lafzından açıkça anlaşılması gereken bu hususun Tebliğ ile açıklanarak tekrarlandığı anlaşılmaktadır.
5520 sayılı Kanun'un 6. maddesinin (2) numaralı fıkrasında, safi kurum kazancının tespitinde, Gelir Vergisi Kanunu'nun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. 193 sayılı Kanun'un indirilecek giderlerin sayıldığı 40. maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde, ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderlerin safi kazancın belirlenmesinde gider olarak indirilebileceği kuralına yer verilmiştir. Reklam harcamaları, anılan bent kapsamında safi kazanç tespit edilirken genel giderler kapsamında indirilmektedir. Dolayısıyla izleyen yıllara devredilmesi söz konusu olabilir. 5520 sayılı Kanun'un 10. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) işaretli bendi uyarınca spor sponsorluğu harcamalarının indirim konusu yapılmasının ön koşulu kurum kazancının bulunmasıdır. Söz konusu ayrımın amacı yapılan harcamaların (reklam/sponsorluk) niteliğinden kaynaklanmaktadır. Kanun koyucu spor sponsorluğunu teşvik etmek amacıyla kurum kazancının bulunması durumunda sponsor olunan spor dalının amatör/profesyonel olması durumunu da dikkate alarak kurumlar vergisi matrahından söz konusu harcamaların indirilmesine imkan tanımıştır.
Davacı tarafından uyuşmazlık konusu sözleşmelerin reklam sözleşmesi niteliğinde olduğu ileri sürülmüştür. Ancak yargılama sürecinde uyuşmazlık konusu sözleşmeler kapsamında kararlaştırılan harcamaların sponsorluk harcaması niteliğinde olduğu bozma kararına uyulmak suretiyle kesinleşmiştir.
Vergi mahkemesi kararının özel usulsüzlük cezası yönünden davanın reddine ilişkin hüküm fıkrası, davacı tarafından temyiz edilmeksizin kesinleştiğinden bu kısım yönünden tekrar hüküm kurulmamasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Bu nedenlerle, ısrar kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay Dördüncü Dairesinin yukarıda yer verilen kararının dayandığı aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle ısrar kararının bozulması gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1- Davalının temyiz isteminin KABULÜNE,
2- ... Vergi Mahkemesinin .. tarih ve E:…., K:… sayılı ısrar kararının BOZULMASINA,
3- Yeniden verilecek kararda karşılanacağından, yargılama giderleri hakkında hüküm kurulmasına gerek bulunmadığına,
2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren on beş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 15/05/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
X - KARŞI OY:
Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçe karşısında ısrar kararının bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığından, istemin reddi gerektiği oyu ile karara katılmıyorum.