Danıştay Kararı · E. 2022/1592 · K. 2024/7970
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2022/1592 E. , 2024/7970 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2022/1592 Karar No : 2024/7970 DAVACI : ... Odası (... Şubesi) VEKİLİ : Av. ... DAVALI :... Bakanlığı VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ... DAVALI YANINDA MÜDAHİLLER: 1- ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... 2- ... Genel Müdürlüğü/... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Çevre ve Şehircilik Bakanlığının ... tarihli, ... sayılı oluru ile onaylanan Ordu-Giresun-Trabzon-Rize-Gümüşhane-Artvin Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı değişikliğinin iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI: Dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu, Trabzon İli için nüfus projeksiyon üst limitinin 1.400.000 kişi olması gerekçe gösterilerek, zaten yanlış bir hesaplama ile kurgulanan nüfus büyüklüğü için 384 ha büyüklüğünde yeni bir kentsel yerleşik alan planlaması yapıldığı, tarım alanları üzerinde plan değişikliği ile kentsel yerleşik alan öngörülmesi nedeni ile ekolojik değerlerin ve tarım alanlarının yok olacağı, uzmanlarca hazırlanan bir rapor oluşturulmadan tarım dışı kullanım ve kamu yararı kararı alındığı, yapılan çevre düzeni plan değişikliğinin yürürlükteki plan hükümleriyle çeliştiği iddia edilmektedir. DAVALI İDARENİN SAVUNMASININ ÖZETİ: Nüfus projeksiyonunun genel nüfus sayımı sonuçları esas alınarak tahmin edilmesinin Danıştay Altıncı Dairesince yürütmenin durdurulması sebebi olarak görülmediği, planlama bölgesinin topoğrafyasının elverişsizliği ve öncesinde kentsel yerleşme alanı olarak belirlenen bölgelerin yerleşmeye uygun olmaması nedeniyle Trabzon Belediye Başkanlığı tarafından yeni kentsel yerleşme alanları talep edildiği, öncesinde küçük sanayi sitesi olarak belirlenen alanın yer altı su seviyesinin yüksek olması, alanı jeolojik açıdan sakıncalı olması ve bölgede verimli tarım topraklarının bulunması nedeniyle plan değişikliği ile 84 ha olarak belirlenen küçük sanayi sitesi alanı 28 ha olarak belirlendiği, Trabzon İlinin Büyükşehir olması nedeniyle mahalleye dönüşen ... ve ... Köylerinin erişebilirliğinin geliştirilmesi, hizmet kalitesinin artırılması ve çarpık kentleşmenin önüne geçilmesi amacıyla Trabzon Kentsel Yerleşme alanının içine dahil edildiği, revize edilen Kanuni Bulvarının güzergahının yargı kararları gereği plana işlendiği, davanın reddi gerekeceği savunulmaktadır. MÜDAHİL ... GENEL MÜDÜRLÜĞÜNÜN İDDİALARININ ÖZETİ: Trabzon ilinin hızlı kentleşmeye bağlı olarak en önemli sorunlarının başında trafiğin geldiği, Kanuni Bulvarı ile kentleşmeye dönük olarak büyük bir adım atılacağı, kamu yararı amacıyla hareket edildiği, farklı alternatifler değerlendirilerek en uygun güzergahın belirlendiği iddia edilmektedir. MÜDAHİL ... BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davanın reddedilerek lehlerine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği iddia edilmektedir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Plan Hükümlerinden planlama alt bölgelerine ilişkin olan 6. bölüm 6.1 sayılı maddesi yönünden konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, Kanuni Bulvarının güzergahında yapılan değişiklik, tarım alanları üzerinde yeni sanayi alanları oluşturulması ve nüfus kestirimi yönünden davanın reddine karar verilmesi düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ : Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 16/11/2015 tarihli oluru ile onaylanan Ordu-Giresun-Trabzon-Rize- Gümüşhane-Artvin Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı değişikliğinin iptali istemiyle açılan davada; Danıştay 6. Dairesinin 29/06/2021 tarih ve E:2016/1357, K:2021/9003 sayılı kararıyla; dava konusu çevre düzeni planı değişikliğinin ...-... arasındaki kentsel gelişme öngörüsüne ilişkin kısmında hukuka uyarlık, davanın geri kalan kısmında ise hukuka aykırılık bulunmadığı, gerekçesiyle, dava konusu çevre düzeni planı değişikliğinin ...-... arasındaki tarımsal alanlar üzerinde kentsel gelişme öngörülmesine ilişkin kısmının iptaline, diğer kısımlar yönünden davanın reddine karar verildiği anılan kararın taraflarca temyizi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 23/12/2021 tarih ve E.2021/2815, K:2021/3289 sayılı kararı ile Daire kararının, dava konusu çevre düzeni planı değişikliğinin ...-... arasındaki tarımsal alanlar üzerinde kentsel gelişme öngörülmesine ilişkin kısmının iptaline ilişkin kısmında sonucu itibarıyla isabetsizlik bulunmadığı; Daire kararının davanın reddine yönelik bölümünün incelenmesinden ise; anılan kararda Dairece "...davanın geri kalan kısmında ise hukuka aykırılık bulunmadığı..." ifadesine yer verilerek, dava kapsamında, ...-... arasındaki tarımsal alanlar üzerinde kentsel gelişme öngörülmesi dışındaki konularda ileri sürülen hususların tümü yönünden, kümülatif bir değerlendirme yapılarak karar verildiği ve ayrıca davanın geri kalan kısmının hangi konulara ilişkin olduğunun da gösterilmediği, bu durumun, Mahkemelerin, "kararlarını hangi temele dayandırdıklarını yeterince açık olarak belirtme" anayasal yükümlülüğü ile bağdaşmadığı, bu sebeple, davanın bu kısmı hakkında, davacının taleplerine yönelik olarak ilgili mevzuatın yorumu, iptali istenen değişikliklerin hukuka uygunluk denetimi yapılmaksızın, genel ve kümülatif bir değerlendirme ile davanın reddi yolunda verilen kararda, bu yönüyle hukuka uyarlık bulunmadığı; bu itibarla, Dairece, davanın ...-... arasındaki tarımsal alanlar üzerinde kentsel gelişme öngörülmesi dışındaki kısımları yönünden, çevre düzeni planının G-43 numaralı plan paftasında, dava konusu değişiklik tarihinden sonra yapılan değişiklik ve revizyonlar da göz önünde bulundurulmak suretiyle, yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde yeniden bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 29/06/2021 tarih ve E:2016/1357, K:2021/9003 sayılı kararının dava konusu çevre düzeni planı değişikliğinin ...-... arasındaki tarımsal alanlar üzerinde kentsel gelişme öngörülmesine ilişkin kısmının iptaline yönelik bölümünün belirtilen gerekçeyle onanmasına, davacının temyiz isteminin kabulüyle davanın diğer kısımları yönünden davanın reddine yönelik bölümünün bozulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49/6 maddesi uyarınca Danıştay'ın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesi neticesinde Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurullarınca verilen kararlara karşı Danıştay Dava Dairelerine ısrar olanağı tanınmamıştır. Bu itibarla Danıştay Altıncı Dairesince bozma kararına uyulması zorunlu olduğundan Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararına uyularak anılan kararda belirtilen gerekçeler doğrultusunda davanın reddine ilişkin kısımlar açısından işin esasının incelenmesine geçilmiştir. Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, çevre düzeni planı; varsa mekânsal strateji planlarının hedef ve strateji kararlarına uygun olarak şehircilik, akarsu, göl ve tarım arazileri gibi temel coğrafi verilerin gösterildiği, kentsel ve kırsal yerleşim, gelişme alanları, sanayi, tarım, turizm, ulaşım, enerji gibi sektörlere ilişkin genel arazi kullanım kararlarını belirleyen, yerleşme ve sektörler arasında ilişkiler ile koruma-kullanma dengesini sağlayan 1/50.000 veya 1/100.000 ölçekteki haritalar üzerinde ölçeğine uygun gösterim kullanılarak bölge, havza veya il düzeyinde hazırlanabilen, plan notları ve raporuyla bir bütün olarak yapılan plan olarak tanımlanmıştır. Aynı Yönetmeliğin 18. maddesinin 1. fıkrasında, "Çevre düzeni planı; coğrafi, sosyal, ekonomik, idari, mekânsal ve fonksiyonel nitelikleri açısından benzerlik gösteren bölge, havza veya en az bir il düzeyinde yapılır." kuralına yer verilmiş olup, 20. maddesinin 1. fıkrasında, çevre düzeni planı revizyonunun, nüfusun yerleşim ihtiyaçlarının karşılanamaması, planın temel strateji ve politikalarını değiştirecek bölgesel ölçekli yatırımların ortaya çıkması, yeni verilere bağlı olarak, sonradan ortaya çıkabilecek ve bölgesel etkiye yol açabilecek arazi kullanım taleplerinin oluşması, yeni gelişmeler ve bölgesel dinamiklerde değişiklik olması durumunda yapılacağı düzenlenmiştir. Yönetmeliğin 20. maddesinin 2. fıkrasında ise, çevre düzeni planı ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğü bozmayacak nitelikte, plan değişikliği yapılabileceği, çevre düzeni planı değişikliklerinde; kamu yatırımlarına, çevrenin korunmasına, çevre kirliliğinin önlenmesine, planın uygulanmasında karşılaşılan güçlükler ve maddi hataların giderilmesine, değişen verilere bağlı olarak planın güncellenmesine dair yeterli, geçerli ve gerekçeleri açık olan, altyapı etkilerini değerlendiren raporu içeren teklif ve taleplerin; idarece planın temel hedef, ilke, strateji ve politikaları kapsamında teknik ve yasal çerçevede değerlendirmeye alınarak sonuçlandırılacağı öngörülmüştür. Dava konusu Çevre ve Şehircilik Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı oluru ile onaylanan Ordu-Giresun-Trabzon-Rize-Gümüşhane-Artvin Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı değişikliği ile çevre düzeni planının G-43 numaralı plan paftasında; - ...-... Mahalleleri arasında kalan ve tarım arazisi kullanımındaki 384,01 hektarlık alanın kentsel yerleşme alanı olarak gösterilmesi, - Çevre düzeni planı üzerinde yapılan değişikliklere ilişkin lejand paftasına "plan değişikliği onama sınırı" gösteriminin eklenmesi, - Mevcutta Trabzon şehir merkezinde yer alan sanayi alanının (çimento fabrikası) ... Mahallesinde belirlenen sanayi alanına taşınması, - Kanuni Bulvarı güzergahının plan paftasına işlenmesi, - "6.6.3 Patlayıcı Madde Depoları" plan hükmünün yeniden düzenlenmesi, yönünde değişiklikler yapılmış, davacı tarafından; nüfus kestirimi, 6.1. sayılı plan hükmü, tarımsal alanlar üzerinde kentsel gelişme alanları öngörüsü, tarımsal alanlar üzerindeki sanayi alanları öngörüsü ve Kanuni Bulvarı güzergahının çevre düzeni planına işlenmesi yönlerinden anılan planı değişikliğinin iptali istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır. Danıştay Altıncı Dairesi'nce yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda özetle; plan hükümleri 6.1 maddesinin dava konusu planda yer almadığı; plan öngörülerine altlık ve dayanak oluşturması gereken araştırma ve değerlendirmeler yapılmadan, doğal niteliği bakımından önemli bir bölgede sanayi yer seçimi yapılmasının planlama ilkelerine aykırı olduğu; kent içi karayolu güzergahının olumsuzlanmadığı ifade edilmiş, diğer taraftan, tarım alanlarında kentsel gelişme öngörüsüne itiraz yönünden, dava konusu planın Trabzon kenti için öngördüğü nüfus projeksiyonunun yeterli bilimsel dayanağının olmadığı, son derece yüksek projeksiyon verisi temel alınarak başta Ortahisar olmak üzere tüm ilçeler için önerilen yeni kentsel gelişme alanlarının yeniden ele alınmasının kaçınılmaz olduğu, bu açıdan değerlendirildiğinde, yeni kentsel gelişme alanları için tarım alanlarının kullanılmasının kamu yararı açısından olumsuz değerlendirildiği, söz konusu abartılı nüfus kestirimlerine bağlı olarak dava konusu Çevre Düzeni Planı Revizyonunda Gölçayır-... Bölgesinde sona eren kentsel yerleşim alanının Düzalan’ı da kapsayacak şekilde ... Çağlayan yönüne doğru yayılarak kentsel alan sürekliliği yaratıldığı, abartılı nüfus kestirimlerinin sonucu olarak gereksinmelerin çok üzerinde kentsel alan yaratıldığı, gereksiz bir kentsel saçılmanın önünün açıldığı ve bunun da büyük ölçülerde tarımsal toprak kaybına yol açtığı tespit ve değerlendirmelerine yer verilmiştir. Dosyadaki bilgi ve belgeler, bilirkişi raporu ile plan notları ve açıklamalarının birlikte değerlendirilmesinden; dava konusu 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Plan Değişikliği'nin 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı ana ilkeleriyle bağdaşmadığı, mevzuat gereği çevre düzeni planlarında olması gereken çevresel duyarlılık ve koruma, sürdürülebilirlik, koruma - kullanma dengesinin sağlanması gibi yaklaşımları barındırmadığı anlaşıldığından anılan değişiklikte mevzuata, şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına uyarlık bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle, dava konusu 16/11/2015 onay tarihli 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı değişikliğinin daha önce iptal edilen ve İdari Dava Daireleri Kurulu kararıyla onanarak kesinleşen ...- ... arasındaki tarımsal alanlar üzerinde kentsel gelişme öngörülmesine ilişkin kısmı dışında kalan dava konusu edilen bölümlerinin iptaline karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra Dairemizin 29/06/2021 tarih ve E:2016/1357, K:2021/9003 sayılı kararının dava konusu çevre düzeni planı değişikliğinin ...-... arasındaki tarımsal alanlar üzerinde kentsel gelişme öngörülmesine ilişkin kısmının iptaline yönelik bölümünün gerekçeli ONANMASINA, davanın reddine yönelik bölümünün BOZULMASINA dair Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 23.12.2021 tarih ve E:2021/2815, K:2021/3289 sayılı kararının bozmaya ilişkin kısmı uyarınca anılan kısma yönelik olarak dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: Çevre ve Şehircilik Bakanlığının ...tarihli, ... sayılı oluru ile onaylanan Ordu-Giresun-Trabzon-Rize-Gümüşhane-Artvin Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı değişikliğine (ÇDP) ilişkin olarak davacı oda tarafından ... tarihli, ... sayılı evrak ile Trabzon Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne dilekçe verildiği, anılan kurum tarafından davacı odaya verilen ... tarihli, ... sayılı cevabi yazıda anılan değişiklik ile Trabzon İli, ... ve ... Mahalleri arasında kalan bir kısım tarım alanının kentsel yerleşik alana açıldığı ikrar edilerek, anılan değişikliğine dair plan askı tutanakları, plan değişikliği gerekçe raporu ve ilgili plan pafta görsellerinin de (önceki hali ve sonraki hali şeklinde) anılan yazıya eklenerek davacı odaya iletilmesi üzerine 16.02.2016 tarihinde bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT: 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 9. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, "Ülke fizikî mekânında, sürdürülebilir kalkınma ilkesi doğrultusunda, koruma-kullanma dengesi gözetilerek kentsel ve kırsal nüfusun barınma, çalışma, dinlenme, ulaşım gibi ihtiyaçların karşılanması sonucu oluşabilecek çevre kirliliğini önlemek amacıyla nazım ve uygulama imar plânlarına esas teşkil etmek üzere bölge ve havza bazında 1/50.000-1/100.000 ölçekli Çevre düzeni plânları Bakanlıkça yapılır, yaptırılır ve onaylanır. Bölge ve havza bazında çevre düzeni plânlarının yapılmasına ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir." hükmüne yer verilmiştir. Dava konusu işlemlerin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan (mülga) 644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 7. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, yerleşme, yapılaşma ve arazi kullanımına yön veren, her tür ve ölçekte fiziki planlara ve uygulamalara esas teşkil eden üst ölçekli mekânsal strateji planlarını ve çevre düzeni planlarını ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yaparak hazırlamak, hazırlatmak, onaylamak ve uygulamanın bu stratejilere göre yürütülmesini sağlamak; (c) bendinde ise, havza ve bölge bazındaki çevre düzeni planları da dâhil her tür ve ölçekteki çevre düzeni planlarının ve imar planlarının yapılmasına ilişkin usul ve esasları belirlemek, havza veya bölge bazında çevre düzeni planlarını yapmak, yaptırmak, onaylamak ve bu planların uygulanmasını ve denetlenmesini sağlamak, Mekânsal Planlama Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayılmıştır. Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca çıkarılan 14/06/2014 tarih ve 29030 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, "Çevre düzeni planı: Varsa mekânsal strateji planlarının hedef ve strateji kararlarına uygun olarak orman, akarsu, göl ve tarım arazileri gibi temel coğrafi verilerin gösterildiği, kentsel ve kırsal yerleşim, gelişme alanları, sanayi, tarım, turizm, ulaşım, enerji gibi sektörlere ilişkin genel arazi kullanım kararlarını belirleyen, yerleşme ve sektörler arasında ilişkiler ile koruma-kullanma dengesini sağlayan 1/50.000 veya 1/100.000 ölçekteki haritalar üzerinde ölçeğine uygun gösterim kullanılarak bölge, havza veya il düzeyinde hazırlanabilen, plan notları ve raporuyla bir bütün olarak yapılan planı... ifade eder." tanımı yer almaktadır. Yönetmeliğin "Planlama alanı" başlıklı 18.maddesinde, "Çevre düzeni planı; coğrafi, sosyal, ekonomik, idari, mekânsal ve fonksiyonel nitelikleri açısından benzerlik gösteren bölge, havza veya en az bir il düzeyinde yapılır." kuralına, "Plan ilke ve esasları" başlıklı 19. maddesinin 1.fıkrasında ise, "Çevre düzeni planları hazırlanırken; a) Varsa mekânsal strateji planlarına uygunluğun sağlanması, b) Yeni gelişmeler ve bölgesel dinamiklerin dikkate alınması, c) İlgili kamu kurum ve kuruluşlarının mekânsal kararları etkileyecek nitelikteki bölge planı, strateji planı ve belgesi, sektörel yatırım kararlarının dikkate alınarak değerlendirilmesi, ç) Sürdürülebilir kalkınma amacına uygun olarak ekolojik ve ekonomik kararların bir arada değerlendirilmesi, d) Tarihi, kültürel yapı ile orman alanları, tarım arazileri, su kaynakları ve kıyı gibi doğal yapı ve peyzajın korunması ve geliştirilmesi, e) Doğal yapının, ekolojik dengenin ve ekosistemin sürekliliğinin korunması amacıyla arazi kullanım bütünlüğünün sağlanması, f) Ulaşım ağının arazi kullanım kararlarıyla birlikte ele alınması suretiyle imar planlarında güzergahı netleştirilecek yolların güzergah ve yönünün genel olarak belirlenmesi, g) Çevre sorunlarına neden olan kaynaklara yönelik önleyici strateji ve politikaların belirlenerek arazi kullanım kararlarının oluşturulması, ğ) İmar planlarına esas olacak şematik ve grafik dil kullanılarak arazi kullanım kararları ile koruma ve gelişmenin sağlanması, h) Afet tehlikelerine ilişkin mevcut raporlar ve jeolojik etütler dikkate alınarak afet risklerini azaltıcı önerilerin dikkate alınması esastır." kuralına yer verilmiştir. Anılan 19.maddenin 2.fıkrasında, "Çevre düzeni planlarının hazırlanması sürecinde, planlama alanı sınırları kapsamında aşağıda genel başlıklar halinde belirtilen konular ile diğer konularda ilgili kurum ve kuruluşlardan veriler elde edilir; bu veriler kapsamında analiz, etüt ve araştırmalar yapılır: a) Sınırlar. b) İdari ve bölgesel yapı. c) Fiziksel ve doğal yapı. ç) Sit ve diğer koruma alanları, hassas alanlar, doğal karakteri korunacak alanlar. d) Ekonomik yapı. e) Sektörel gelişmeler ve istihdam. f) Demografik ve toplumsal yapı. g) Kentsel ve kırsal yerleşme alanları ve arazi kullanımı. ğ) Altyapı sistemleri. h) Yeşil ve açık alan kullanımları. ı) Ulaşım sistemleri. i) Afete maruz ve riskli alanlar. j) Askeri alanlar, askeri yasak bölgeler ve güvenlik bölgeleri. k) Planlama alanına yönelik bölgesel ölçekli kamu projeleri ve yatırım kararları. l) Her tür ve ölçekteki plan, program ve stratejiler. m) Göller, barajlar, akarsular, taşkın alanları, yeraltı ve yüzeysel su kaynakları ve benzeri hidrolojik, hidrojeolojik alanlar. n) Çevre sorunları ve etkilenen alanlar." düzenlemesine yer verilmiştir. Aynı maddenin 3.fıkrasında, "Çevre Düzeni Planlarının hazırlanması sürecinde planlama alanı sınırları kapsamındaki tüm veriler 1/25.000 ölçekli harita hassasiyetinde hazırlanır." kuralı, 4.fıkrasında, "Plan hazırlık sürecinde ihtiyaç duyulan veri, bilgi ve belgeler; ilgili veriyi hazırlamakla sorumlu kurum ve kuruluşlardan, bilimsel çalışmalardan ve uzmanlarca arazide yapılacak çalışmalardan elde edilir." kuralı, 5.fıkrasında, "Planlama sürecinde coğrafi bilgi sistemleri ve uzaktan algılama yöntemleri kullanılarak güncellenebilir ve sorgulanabilir sayısal veri tabanı oluşturulur." kuralı bulunmaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 16.11.2015 tarihli işlemle onaylanan Ordu-Girsun-Trabzob-Rize- Gümüşhane-Artvin Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planına (ÇDP) karşı açılan bu davada, dava konusu planın; ilgili mevzuatta belirlenen kurallara, şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına uygun olup olmadığının belirlenmesi amacıyla Naip Üye ... tarafından resen seçilen Prof. Dr. ... , Prof. Dr. ... ve Doç. Dr. ... 'ın katılımıyla mahallinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş ve tebliğ üzerine itirazlar sunulmuştur. Bu bağlamda Uyuşmazlığın, dosyadaki bilgi ve belgeler davacının dava dilekçelerindeki iddiaları, davalı idare ve davalı idare yanında müdahillerin savunması, bilirkişi raporu ve bilirkişi raporuna yapılan itirazlar sonucunda, madde madde başlıklar altında incelenmesine geçilmiştir. 1.Nüfus kestirimi konusu Dava dilekçesinde Yürürlükteki çevre düzeni planının nüfus projeksiyonunun doğru olmadığı, 2000 yılına göre yapılan nüfus projeksiyonlarının gerçek değerleri yansıtmadığı, 2000 yılında 975.000 kişi, 2010 yılı Adrese Dayalı Nufus Kayıt Sistemi (ADNKS) nüfusu 763.714 kişi ve ADNKS verilerine göre yapılan 2026 yılı tahmini nüfusu 734.917 kişi olan Trabzon ilinde dava konusu çevre düzeni planında 2026 yılı nüfus projeksiyonun alt limitinin 1.200.000 kişi olarak belirlenmiş olmasının çeşitli arazi kullanımları için planda öngörülen alanların gereğinden büyük olmasına ve kaynak değerlerin daha fazla kullanılmasına neden olduğu, Trabzon İli için nüfus projeksiyon üst limiti 1.400.000 kişi gösterilerek yanlış bir hesaplama ile yaklaşık 384 hektar büyüklüğünde yeni kentsel yerleşik alan planlamasının, şehircilik ilkelerine uygun olmadığı iddialarıyla iptal edilmesi gerektiği belirtilmektedir. Davalı idarece ise Dava konusu Çevre Düzeni Planında, nüfus projeksiyonları 2000 yılı resmi nüfus sayımına göre yapıldığı. ancak 2007, 2008 ve 2009 yılı (ADNKS) sonuçları ile bu planın nüfus projeksiyonlarının karşılaştırıldığı ve gerekli kontrollerin yapıldığı, il merkezleri hariç tüm ilçelerde 2000 yılı nüfuslarının 2007 yılı itibariyle düşüş gösterdiğinin veya aynı kaldığının tespit edildiği, dolayısıyla planda plan kararlarıyla da desteklenen 2026 yılı için kabul edilen nüfus büyüklüklerinin en son nüfus sayımı sonuçları ile kontrol edildiğinden ve yeterli büyüklükte nüfus kabulü yapıldığından, nüfus projeksiyonlarının ADNKS sonuçlarına göre revize edilmesine gerek görülmediği, planlama bölgesinin elverişsiz topoğrafik yapısı ve söz konusu plan değişikliğinin onayından önce kentsel yerleşme alanı olarak belirlenen bölgelerin yerleşmeye uygun olmaması nedeniyle Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanlığınca yeni kentsel gelişme alanları talep edildiği, söz konusu talebin Çevre Düzeni Planı kapsamında incelenerek planın nüfus kabullerini aşmayacak şekilde, bölgede yerleşilebilir alanların kısıtlı olması nedeniyle kentsel yerleşme alanı kararı alındığı, ayrıca anılan planda kentsel yerleşme alanları içerisinde eğitim, sağlık, resmi kurum, küçük sanayi sitesi, konut dışı kentsel çalışma alanı, park, spor alanı ve teknik altyapı kullanımlarımını da barındıran, yalnızca konut alanı olarak değerlendirilmemesi gereken kentsel yerleşik alanları ve kentsel gelişme alanlarının yer aldığı savunulmaktadır. Bilirkişi Kurulu Değerlendirmesi: "Verilere göre 2000 yılı ile 2015 yılları arasında il nüfusu toplam yaklaşık 50.000 kişi artmıştır. Bu da yılda yaklaşık 3.300 kişilik bir artışa karşılık gelmektedir. Aynı artış gelecek 11 yılda da sürerse 2026 nüfusu yaklaşık 805.000 kişi olacaktır. TÜİK projeksiyon verilerine göre ise il nüfusu 2023 yılında azalarak 758.130 kişi olacaktır. Nitekim TÜİK nüfus tahminleri il için nüfus artış hızını (% 0) olarak hesaplamaktadır. Dava konusu rapordaki il için üst sınır tahmini ise 1.400.000 kişidir. Diğer bir deyişle, TÜİK in %0 olarak hesapladığı nüfus projeksiyonu dava konusu raporda 2015-2026 yılları arasında %82’lik bir artış öngörmektedir. Bu iki veri arasında kapatılması olanaksız bir uçurum söz konusudur. Dolayısıyla, bu inanılmaz nüfus artışının gerekçesi açıklanmalıdır. Rapor diğer illerdeki nüfus farkını örneğin, Artvin’de turizm, Gümüşhane’de ise organik tarım ve madencilik sektörlerinin geliştirilmesine bağlamakta ise de Trabzon için bu nerede ise toplam nüfusu iki katına çıkaracak hiçbir yatırım kararından söz etmemektedir. Dolayısıyla, Kurulumuz dava konusu planın Trabzon kenti için öngördüğü nüfus projeksiyonunun yeterli bilimsel dayanağı olmadığı görüşündedir. Kuşkusuz nüfus verisindeki bu son derece yüksek projeksiyon verisi temel alınarak başta Ortahisar olmak üzere tüm ilçeler için önerilen yeni kentsel gelişme alanlarının yeniden ele alınmasının kaçınılmaz olduğu da değerlendirilmektedir." yönündedir. Dairemize yapılan değerlendirmede Davalı idarece 2026 yılı için kabul edilen nüfus büyüklüklerinin en son nüfus sayımı sonuçları ile kontrol edildiğinden ve yeterli büyüklükte nüfus kabulü yapıldığından, nüfus projeksiyonlarının ADNKS sonuçlarına göre revize edilmesine gerek görülmediği, planlama bölgesinin elverişsiz topoğrafik yapısı ve söz konusu plan değişikliğinin onayından önce kentsel yerleşme alanı olarak belirlenen bölgelerin yerleşmeye uygun olmaması nedeniyle Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanlığınca yeni kentsel gelişme alanlarının talep edildiği, söz konusu talebin Çevre Düzeni Planı kapsamında incelenerek planın nüfus kabullerini aşmayacak şekilde, bölgede yerleşilebilir alanların kısıtlı olması nedeniyle kentsel yerleşme alanı kararı alındığı, ayrıca planda kentsel yerleşme alanları içerisinde eğitim, sağlık, resmi kurum, küçük sanayi sitesi, konut dışı kentsel çalışma alanı, park, spor alanı ve teknik altyapı kullanımlarımını da barındıran, yalnızca konut alanı olarak değerlendirilmemesi gereken kentsel yerleşik alanları ve kentsel gelişme alanlarının yer aldığı ileri sürülmektedir. ÇDP’nin 2016 Revizyonuna ilişkin Plan Açıklama Raporun nüfusla ilgili bölümünde Trabzon’a ilişkin 4.6 sayılı Nüfus başlıklı bölümünde: “Bu planın nüfus projeksiyonları 2000 yılı resmi nüfus sayımına göre yapılmıştır. Ancak 2007, 2008 ve 2009 yılı Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçları ile bu planın nüfus projeksiyonları karşılaştırılmış ve gerekli kontroller yapılmıştır. İl merkezleri hariç tüm ilçelerde 2000 yılı nüfuslarının 2007 yılı itibariyle düşüş gösterdiği veya hemen hemen aynı kaldığı tespit edilmiştir. Artvin ilinde ise il merkezi nüfusunun da düştüğü belirlenmiştir. Bu doğrultuda 2000 yılı nüfusu ile kıyaslandığında yükseldiği tespit edilmiş olan il merkezlerinin (Artvin İli de dahil edilmiştir) ADNKS sonuçları da hesaplamaya dahil edilerek il merkezleri özelinde yeniden projeksiyonlar yapılmış olup yapılan projeksiyon sonucunda bu plan ile belirlenen nüfus büyüklüklerinin ADNKS sonuçları göz önünde bulundurularak yapılan projeksiyon sonuçlarından daha yüksek olduğu tespit edilmiştir (Tablo 3-10). Dolayısıyla bu planda plan kararlarıyla da desteklenen 2026 yılı için kabul edilen nüfus büyüklükleri en son nüfus sayımı sonuçları ile kontrol edilmiş ve yeterli büyüklükte nüfus kabulü yapıldığından, nüfus projeksiyonlarının ADNKS sonuçlarına göre revize edilmesine gerek görülmemiştir.” açıklamalarına yer verilmiştir. Bütün bu hususların birlikte değerlendirilmesinden bilirkişi raporunda artırılan nüfusun oranının gerçekçi olmadığı belirtilmiş ise de, davalı idarenin yukarıda vurgulanan gerekçeleri, plan notları ile alanın tümünün yapılaşmaya açılmayacağının belirtilmesi, bu bağlamda nüfusun plana yansıyan olumsuz bir yönünün bulunmaması, ayrıca anılan nüfus kestiriminin dava konusu işlemle değil 2011 tarihinde yapılan ilk planla belirlenmiş olması nedeniyle bu hususun dava konusu planı kusurlanmadığı sonucuna ulaşılmıştır. 2.Plan Hükümleri 6. bölüm 6.1 sayılı maddesinde belirtilen planlama alt bölgelerinin yapılan çevre düzeni planı değişikliği ile çeliştiği konusu Dava dilekçesinde Yürürlükteki Çevre Düzeni Planı hükümlerinin 6.1. maddesinde "Planlama alt bölgelerine ilişkin hazırlanacak planlar, bu bölümde alt bölgeye ilişkin belirlenmiş özel hükümler ile bu planın diğer kararları ve hükümleri doğrultusunda bütüncül 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planı veya idari sınırlarının bütününü içerecek 1/5000 ölçekli nazım imar planı şeklinde hazırlanacaktır" denildiğini; alt bölge içinde Trabzon ilinin büyükşehir olması da dikkate alındığında ilgili plan notu gereği ya alt bölgenin Trabzon ili sınırları içine düşen kısmında 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planı yapılarak ya da ...-... mahallerinin içinde yer aldığı Ortahisar ilçesi sınırlarının bütününde 1/5000 ölçekli nazım imar planı yapılarak işlem tesis edilmesi gerektiğini, bu yönüyle çevre düzeni planı değişikliğinin yürürlükteki plan hükümleri ile çeliştiğini ileri sürmektedir. Davalı idarece, Planlama alt bölgeleri kavramının birden fazla yerel idareyi kapsaması sonucunda plan uygulama sürecinde sıkıntı oluşturan bir karar olması nedeniyle kaldırıldığı belirtilmiştir. Dairemizce yapılan değerlendirmede: İtiraz edilen bu bölümün 2011 onay tarihli ÇDP de yer aldığı ancak 2016 onay tarihli ÇDP'da kaldırıldığı anlaşıldığından iptal isteminin bu hususa ilişkin kısmının konusu kalmamıştır. 3.Tarım alanları üzerinde yeni sanayi alanları oluşturulması konusu Dava dilekçesinde Davacı değişiklik öncesi planda yer alan bir sanayi alanının (Çimento Fabrikası) ... Mahallesi’nde tarım alanları üzerinde planlanmasına, Kutlugün'de yer alan küçük sanayi alanın aynı şekilde ...-Gölçayır sınırında ağırlıklı olarak tarım alanları üzerinde yeniden düzenlenmesine; sanayi ve kentsel gelişme kararlarının Değirmendere Vadisi içerisinde yer aldığı ve bu vadiyi olumsuz etkileyeceği, korunması gerekli bu bölge için sanayinin uygun bir kullanım türü olmadığı, planın bu bölümünde öngörülen sanayi ve kentsel gelişme kararlarının teknik ve bilimsel bir dayanaktan yoksun olduğu, gerekli araştırma ve inceleme yapılmadan plan kararlarının verildiği iddialarıyla itiraz edilmektedir. Davalı idarece ise Planlama bölgesinin elverişsiz topoğrafik yapısı nedeniyle plan değişikliği öncesinde kentsel yerleşme alanı olarak belirlenen bazı bölgelerin yerleşmeye uygun olmaması durumunun anlaşıldığı, bu çerçevede Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından yeni kentsel gelişme alanları talep edildiği, söz konusu talep çerçevesinde ÇDP’nin incelenerek nüfus kabullerini aşmayacak şekilde, yeni kentsel gelişme alanları belirlendiği, yapılan plan değişikliği ile mahalleye dönüşen ... ve ... Köylerinin erişilebilirliğin geliştirilmesi, hizmet kalitesinin artırılması ve çarpık kentleşmenin önüne geçilmesi amacıyla Trabzon kentsel yerleşme alanının içerisine dâhil edildiği, ÇDP’nin bölgesel hedefleri arasında; sanayi, turizm, ticaret gibi gelişen sektörleri desteklemek, bu sayede hem kendine yeten hem de bölge ekonomisini güçlendiren, çeşitlendiren bir iktisadi yapı oluşturmak olduğunu, bu hedef doğrultusunda kent içindeki münferit sanayi tesislerinin yerleşme alanları dışına çıkartılmasının ve böylelikle kentsel alanların daha sağlıklı ve yaşanabilir hale getirilmesinin istendiği, küçük sanayi sitesi yer değişikliğinin belirlenen alanın yer altı su seviyesinin yüksek olması, alanın jeolojik açıdan sakıncalı olması ve bölgede verimli tarım topraklarının bulunması hususları göz önünde bulundurularak yapıldığı, ve plan değişikliği ile 84 hektar olan küçük sanayi sitesi alanının 28 hektar olarak düzenlendiği savunulmaktadır. Bilirkişi Kurulu Değerlendirmesi: "Trabzon kenti yerleşik alanının güneyinde, doğal niteliği korunmuş, ciddi düzeyde yapılaşmanın olmadığı kırsal bir bölgedir. Bölge içerisinde, özellikle güneye doğru gidildikçe orman alanları gözlenmekte, ayrıca bölge verimli tarım toprakları içermektedir. Tarım toprakları nitelik olarak ise dava konusu plan lejantındaki ifade ile “Bölgeye Özel Ürün Alanları”ndan oluşmaktadır. Özel ürün olarak ise Çay, Fındık ve Üzüm belirtilmektedir. Planın yeni kentsel gelişme alanlarına ilişkin öngörüleri, raporun önceki bölümlerinde etraflıca ele alınmıştır. Dava konusu planın, Trabzon kenti için öngördüğü nüfus tahmininin yeterli bilimsel dayanağı olmadığı, bu çerçevede son derece yüksek projeksiyon verisi temel alınarak oldukça yüksek bir nüfus kabulü yapıldığı dile getirilmiştir. Nüfus kabulündeki gerçeküstü durumun temel sonucu ise başta Ortahisar olmak üzere Trabzon İlinin tüm ilçeleri için ihtiyaç fazlası kentsel gelişme alanları öngörüsü olmuştur. Bu çerçevede Kurulumuz, dava konusu planın nüfus kabulleri ile buna dayalı kentsel gelişme alanı öngörülerinin yeniden ele alınmasının gerekli olduğu kanaatindedir. Bu durumun somut örneklerinden birisini de ... ... arasındaki bölge oluşturmaktadır. İhtiyaç fazlası kentsel gelişme alanı öngörüsünün bu bölgedeki doğal yapıya ve tarım alanlarına zarar vereceği kaçınılmazdır. Bu açıdan bakıldığında, Kurulumuz, yeterli teknik ve bilimsel veriye dayanmayan yeni kentsel gelişme alanı öngörüleri için tarım alanlarının kullanılmasını kamu yararı açısından olumsuz bulmaktadır. üst ölçekli bir plan türü olan çevre düzeni planı, farklı kentsel kullanım türleri ile kentsel-kırsal yapı ve doğal ve kültürel değerler arasında denge sağlayan ve arazi kullanım kararlarının belirlenmesinde alt ölçekli planları yönlendirmesi beklenen bir plan türüdür. Diğer bir deyişle, çevre düzeni planı; bir planlama bölgesindeki doğal ve kültürel değerler ile nitelikli tarım alanlarını koruyacak şekilde arazi kullanım kararlarının birbirleriyle ilişkili olarak belirlendiği ya da belirlenmesine yönelik ilkelerin saptandığı en üst plandır. Sanayi alanlarının yer seçimi de bu kapsamda düşünülmek durumundadır. Sanayi sektörünün ülke ve bölge mekânında nasıl gelişeceği üst ölçekli planlar aracılığıyla belirlenmelidir. Herhangi bir yerleşim yerinde sanayi alanı önerisi yapılırken, başta insan ve çevre sağlığı olmak üzere o yerleşime ilişkin pek çok değişkenin (ulaşım sistemi, istihdamın dağılımı, mevcut ve öneri konut stoku gibi) birlikte düşünülmesi planlama ilkeleri açısından zorunluluktur. Bu bağlamda, bölgesel plan niteliğinde olan çevre düzeni planında; planlama alanı içerisinde sanayi gelişimi için uygun alanlar tanımlanmalı, bu alanların yakın çevresindeki kullanımlar, olası sanayi kullanım kararı dikkate alınarak belirlenmeli ve tüm bu alanlarda çevresel risk ve etkileri en aza indirecek yerleşme ve yapılaşma ilkeleri tespit edilmelidir. Bu çerçevede, başta Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olmak üzere diğer kurum ve kuruluşlarca yer seçimi süreci yürütlen OSB, KSS gibi sanayi ile ilişkili kullanım alanlarının,ÇDP’lerin sanayi gelişimi için öngördüğü alanlarda seçmesi önerilmelidir. Bu hususlar ışığında Bilirkişi Kurulumuz, dava konusu planın sanayi alanları yer seçimine ilişkin genel yaklaşımının, üst ölçekli plandan beklenecek nitelikte ve yönlendiricilikte olmadığı görüşündedir. " yönündedir. Dairemize yapılan değerlendirmede Davalı idarece savunmada vurgulandığı üzere kent içindeki münferit sanayi tesislerinin yerleşme alanları dışına çıkartılmasının ve böylelikle kentsel alanların daha sağlıklı ve yaşanabilir hale getirilmesinin hedeflendiği, küçük sanayi sitesi yer değişikliğinin belirlenen alanın yer altı su seviyesinin yüksek olması, alanın jeolojik açıdan sakıncalı olması ve bölgede verimli tarım topraklarının bulunması hususları göz önünde bulundurularak yapıldığı, plan değişikliği ile önceki planlarda ve fiiliyatta var olan sanayi alanı(çimento fabrikası) ile 84 hektarlık küçük sanayi sitesi alanının 28 hektar olarak azaltılarak şehir dışına taşındığı anlaşılmaktatır. Anılan bu yaklaşımda şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırılık görülmemiştir. 4.Kent içi karayolu güzergâhının yeniden belirlenmesi konusu Dava dilekçesinde Kanuni Bulvarının ...-... mahalleri arasındaki güzergâhın yeniden düzenlemesine ilişkin olarak Danıştay Altıncı Dairesi’nin yürürlükteki çevre düzeni planı ile ilgili ... Vakfı tarafından açılan E:... sayılı davasında; çevre düzeni plan hükümlerinin 5.18 sayılı plan uygulama hükmüne yönelik yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verildiği, yürütmeyi durdurma kararı kapsamında olması nedeniyle Kanuni Bulvarı güzergâhında; ilgili mahkemece 5.18 sayılı plan uygulama hükmüne yönelik esas karar verilinceye kadar herhangi bir plan değişikliği yapılamayacağı; ayrıca yol güzergâhına ve yakın çevresine ait alt ölçekli planların yapılmasının ve onanmasının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir. Davalı idare ve müdahil Karayolları Genel Müdürlüğünce ise Sözü edilen plan hükmünde yer alan düzenlemenin plan esnekliğini ve dinamizmini sağlaması açısından önemli olmasına karşın fazlasıyla genel bir madde olduğu, plan değişikliği gerektiren hususların mutlaka plana işlenmesinin gerekmesi nedeniyle plan hükümlerinin hangi yatırım kararlarının çevre düzeni planında değişiklik gerektireceği, hangilerinin gerektirmeyeceği konusunda net bir çerçeve çizilecek şekilde yeniden oluşturulması gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu nedenle mevcut haliyle yürütmenin durdurulması koşulları gerçekleştirilmiştir" şeklindeki yargı kararı gereği, dava konusu plan değişikliğinde, plan değişikliği sınırı kapsamında Karayolları Genel Müdürlüğü'nce revize edilen Kanuni Bulvarı'nın yeni güzergâhının işlendiği, yargı kararına uygun işlem tesis edildiği, yolun kent içindeki ve kent geçişindeki trafiği rahatlatacağı, her yöne maksimum trafik erişebilirliği sağlayacağı, kentin Karadeniz Sahil yoluna alternatif bir koridora kavuşacağı, yolun bağlantıları ile şehrin tamamına yakın imar bölgelerine hitap eden bir yol olduğu, dava konusu kesimlerde herhangi bir proje değişikliği yapılmasının projenin bütünlüğünü bozacağı, Karayolları Standartları ve özellikle trafik güvenliği yönünden mümkün olmadığı, Trabzon ilinin hızlı kentleşmeye bağlı olarak en önemli sorunlarının başında trafiğin geldiği, Kanuni Bulvarı ile kentleşmeye dönük olarak büyük bir adım atılacağı, kamu yararı amacıyla hareket edildiği, farklı alternatifler değerlendirilerek en uygun güzergahın belirlendiği savunulmaktadır. Bilirkişi Kurulu Değerlendirmesi: "Dava 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planına karşı açılmıştır. Bu ölçekteki bir planda Karayolu güzergâhlarına ilişkin bir tartışma ve irdelemenin, yere özel koşullar da dikkate alınarak iller ve bölgelerarası ilişkiler, Doğu Karadeniz Bölgesi örneğinde kıyı-kent, kıyı bölgesi-iç bölge ilişkileri (makro düzeyde) düzeyinde yapılması gerekir. Kuşkusuz bu ifade, söz konusu güzergâhlar üzerindeki koşulların, doğal, tarihsel ve kültürel değerlerin göz ardı edileceği anlamına gelmemektedir. Buna karşın, güzergâh üzerindeki doğal, tarihsel ve kültürel değerlerin genellik düzeyinde ve bölge ölçeğinde değerlendirilmesi üst ölçekli planlamanın gereğidir. Somut geçiş güzergâhı üzerindeki verilerin ise Nazım ve Uygulama İmar Planı ölçeğinde ele alınması doğru olandır. Diğer yandan, 1/100.000 ölçekli bir planlamada karayolu güzergâhlarının, iller ve bölgeler arası bağlantılar açısından somut, buna karşın kent içi geçişler açısından şematik olduğu ve olması gerektiği belirtilmelidir. Bir başka deyişle, 1/100.000 ölçekli bir planda kentsel yerleşik alan üzerindeki karayolu güzergâhı gösterimleri şematiktir. Bu ise, 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında karayollarının kent içi güzergâhına ilişkin irdelemelerin Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planı ölçeğinde projelendirme ile ilişkili olarak yürütüleceği anlamına gelmektedir. Bilirkişi Kurulumuz, bu açıdan karayolu güzergâhına ilişkin projelerin/plan değişikliklerinin 1/100.000 ölçekli plana aktarılması konusu ile ilgilenmemekte, iller ve bölgeler arası ulaşım sisteminin yaratılmasında, bölgesel ölçekte çevresel değeri dikkate alarak kıyı-kent, kıyı bölgesi-iç bölge ilişkileri açısından söz konusu Karayolu güzergâhını irdeleme gereği duymaktadır.Trabzon kenti, geçmişten bugüne ciddi kıyılaşma sorunları yaşamaktadır. Bu ise Doğu Karadeniz illerinin ortak sorunu olup nüfusun, iktisadi ve toplumsal etkinliklerin ve yapılaşmanın kıyı bölgesinde yoğunlaşması olarak tanımlanabilir. Çok özel topografik koşullara sahip olan bölgede geçmişte sınırlı teknolojik imkânların varlığında otomobilleşme kent içi ve kentlerarası taşıt trafiğinin kıyı bölgesine yığılmasını beraberinde getirmiş, sahil yollarının sürekli kapasitesinin artırılması ile sonuçlanmıştır. Kıyının sunduğu çekim, ulaşım altyapısının kıyıda yoğunlaşması sonucu artan erişebilirlik kıyı bölgesindeki yapılaşmayı tahrik etmiş, bölgesel nüfus hareketlerinin, kırların boşalmasının sonucu olarak da kıyı bölgesindeki yapılaşma genel bir kentsel gelişme bicimine yol açmıştır. Zaman içinde, giderek artan otomobilleşmenin sonucu, seçeneklerin yaratılamamış olması nedeniyle sahil yolu sürekli biçimde genişletilmiştir; kıyı ve deniz ile ilişkisi mekânsal, kültürel ve toplumsal olarak koparılan bir kent karşımıza çıkmıştır. Bu soruna müdahale edilmesi açısından sahil yoluna karşı seçeneklerin yaratılmasının önemi ortadadır. Kıyılaşmaya seçenek olarak, topografik zorlukları olsa da, Doğu Karadeniz Bölgesinin kıyı geri bölgesinde bir kentsel ve kırsal gelişme koridoru yaratılması ve bir geri kuşak oluşturulması kıyı bölgesi üzerindeki baskıyı azaltacaktır. Denizi doldurarak ulaşım kapasitesinin artırılmasının sonuçları ortadadır. Doğu Karadeniz sahilinin kıyı ekolojisi altüst edilmiş, yerleşmelerin deniz ile ilişkisi koparılmıştır. Sürekli hacmi artırılmış sahil yolları, kıyılaşma baskılarını daha da artırmaktadır. Bu tür büyük yatırımlar kırsal alanın boşalması sürecini hızlandırmakta, Trabzon kentinde kent planlama düzeyinde baş edilemeyen dengesiz yığılmalara yol açmaktadır.Bu açıdan değerlendirildiğinde, Trabzon kentinin planlamasında sahil yolu seçeneğine karşı çevre yolu seçeneği topografik engellerin varlığı, tünellerin yaratılması vb güçlükler nedeniyle zaman içinde sürekli zikredilen bir seçenek olarak kalmış ancak yaşama geçirilememiştir.Dava konusu Çevre Düzeni Planında, “Çevre Yolu” (“Karayolu Geçişi”) kıyıda yapılaşma ve yoğunlaşmayı özendiren “sahil yolu” yaklaşımına karşı bir seçenek olarak yer alması dile getirilen konular açısından Kurulumuzca olumlu değerlendirilmektedir. Kıyı bölgesinde oluşan taşıt trafiğinin azaltılması açısından katkısı bir yana Çevre Yolu seçeneği, gelişmenin kıyıda yoğunlaşmasına karşı iç bölgeye yayılmasına, kıyı üzerindeki gelişme baskılarının azaltılmasına, kıyı dışındaki kentsel ve kırsal bölgelerin iktisadi ve toplumsal açıdan geliştirilmesine de katkıda bulunacaktır. Diğer yandan 6 il kapsayan planlama bölgesinde Trabzon kenti için öngörülmüş olan Çevre Yolu seçeneğinin genel bir ilke olarak diğer kentlerde de benimsendiği gözlenmektedir. Bu yönüyle dava konusu planda öngörülen yola ilişkin olarak herhangi bir tutarsızlık saptanmamaktadır. " yönündedir. Dairemize yapılan değerlendirmede Bilirkişi raporunda da vurgulandığı üzereTrabzon ilinde ulaşımın ve yapılaşmanın kıyıda yoğunlaştığı, kıyı ve deniz ile ilişkisinin mekânsal, kültürel ve toplumsal olarak koparılan bir kent yapısının oluştuğu, Bu soruna müdahale edilmesi açısından sahil yoluna karşı seçeneklerin yaratılmasının önemi olduğu, kıyılaşmaya seçenek olarak, topografik zorlukları olsa da, Doğu Karadeniz Bölgesinin kıyı geri bölgesinde bir kentsel ve kırsal gelişme koridoru yaratılmasının ve bir geri kuşak oluşturulmasının kıyı bölgesi üzerindeki baskıyı azaltacağı, söz konusu yolun kentsel alan içinden geçerken yaratabileceği çevresel tahribat ve diğer olumsuzlukların nazım ve uygulama imar planlaması düzeyinde yargısal denetimin konusu olduğu ayrıca değişikliğin önceki planlarla öngörülen yolun güzergahında küçük bir değişiklikten ibaret olduğu bu nedenle anılan düzenlemenin şehircilik ilkeleri planlama esasları ve kamu yararına uygun olduğu sonucuna ulaşılmıştır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1-Plan Hükümlerinden planlama alt bölgelerine ilişkin olan 6. bölüm 6.1 sayılı maddesi yönünden konusu kalmayan dava hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, Kanuni Bulvarının güzergahında yapılan değişiklik, tarım alanları üzerinde yeni sanayi alanları oluşturulması ve nüfus kestirimi yönünden DAVANIN REDDİNE, 2-.Dairemizin önceki kararının kısmen onanmış olması ve kısmen bozma kararına uyulmak suretiyle verilen bu kararın da davadaki haklılık durumunu değiştirmemesi nedeniyle önceki kararımızın verildiği tarihten sonra yapılan yargılama giderleri dışında bu konuda yeniden hüküm kurulmamasına, 3- Temyiz aşamasında yapılan ... -TL yargılama giderinin yarısının kendisi üzerinde bırakılmasına, diğer yarısının davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, 4-Tahsilde ve ödemede tekerrür olmamak üzere bozma öncesi verilen kararın vekâlet ücretine yönelik kısmının kaldırılmasına, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmasız işler için belirlene... -TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, duruşmasız işler için belirlenen ... -TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, 5-Posta giderleri avanslarından artan tutarların kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine, 6-Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 23/12/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.