İçtihatDanıştay
Danıştay Kararı · E. 2022/161 · K. 2024/4833
- Esas No
- 2022/161
- Karar No
- 2024/4833
- Karar Tarihi
- 24.09.2024
Karar Metni
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2022/161 E. , 2024/4833 K.
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2022/161
Karar No : 2024/4833
DAVACI : ...Vakfı
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ...Bakanlığı/ANKARA
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI YANINDA MÜDAHİLLER: I . ... Petrokimya Endüstri Bölgesi Yönetim A.Ş.
VEKİLİ : Av. ...
II. ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : Adana ili, Ceyhan ilçesinde Enerji İhtisas Endüstri Bölgesi yapılması amacıyla Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca 23/09/2021 tarihinde onaylanan Mersin-Adana Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Revizyon Çevre Düzeni Planı (ÇDP) Değişikliğinin iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : 2013 yılında onaylanan Mersin-Adana ÇDP'de dava konusu işlem ile birlikte toplamda 22 kez plan değişikliği yapıldığı, bu nedenle ÇDP'nin sürekliliği ve bütünlüğünün zedelendiği, en son olarak uyuşmazlığa konu plan değişikliğiyle bölgede kurulmak istenilen mekansal dengelerin geri dönülemeyecek şekilde etkilendiği, parçacıl olarak işlenen büyük yatırım kararları nedeniyle çevrenin birbiriyle ilişkisinin ve stratejik arazi kullanımı ve altyapı dengelerinin bozulduğu, çok sayıdaki plan değişikliği nedeniyle planlama alanının parça parça plansız ve gerekçesiz olarak geliştiği ve bu durumun bölgeyi ekolojik bir felaketin eşiğine getirdiği, Cumhurbaşkanlığı kararı alınmış olmasının bir plan kararının yer seçimi için yeterli olmadığı, enerji ihtisas endüstri bölgesi yer seçimi kararının bölgeye ilişkin genel hedefler sorgulanmadan plana aktarılmasının geri dönüşü olmayan zararlara sebep olabileceği, plan değişikliği gerekçe ve açıklama raporunda dava konusu enerji ihtisas endüstri bölgesi için bütüncül ve bilimsel bir değerlendirme bulunmamasının, alanın art bölgesindeki doğa koşullarının çok zorlanarak enerji ihtisas endüstri bölgesinin büyütülmesinin alandaki ekolojik dengeye olumsuz etki edeceği, davaya konu plan kararlarının ekolojik bakış açısıyla değerlendirilmemesi nedeniyle ÇDP'nin varlık sebebine aykırı olduğu, bu şekilde uygulamaya geçirilmesinin sakıncalar bulunduğu, stratejik çevresel değerlendirme gerektiren dava konusu plan değişikliğinin bu süreçten geçtiğine ilişkin bilgi-belge bulunmadığı gibi plan raporlarında da bu hususa değinilmediği, İskenderun Körfezi (Adana-Mersin-Hatay) Kıyı ve Deniz Alanları Bütünsel Planının ilk olarak 2009 yılında onaylandığı, 2015 yılında bütüncül olarak revize edilen planların, bölgede yapılacak ÇDP'ları da dahil olmak üzere tüm planlara girdi sağlamayı hedefleyen üst kademedeki planlar olduğu, bütünleşik kıyı alanları planına göre dava konusu alanın 1. derece deprem bölgesi sınırı içinde kaldığı, ayrıca "deniz trafiği yoğun seyir güveliği riskli bölge" olarak belirlenen bölgeye bitişik olduğu, uyuşmazlık konusu değişikliğin bütünleşik kıyı alanları planı kapsamında değerlendirilmeden parçacıl şekilde onaylanmasının uygun olmadığı, planlama alanında uygulama aşamasında yapılacak hafriyat çalışmalarının bölgeye önemli ölçüde kirlilik problemi yaratacağı, bu bölgenin zaten çok sayıda sanayi tesisi içermesi nedeniyle termik santral atıkları, plastik atıklar, petrol sızıntıları ve kimyasal atıklarla sürekli kirlenmekte olduğu, bu nedenle davaya konu plan değişikliğinin kirlilik sınırına ulaşmış İskenderun Körfezi kıyı sistemine ekstra kirlilik yükü oluşturacağı, ayrıca Kıyı Kanununun, kıyıların herkesin kullanımına açık olduğu yolundaki hükmüne açıkça aykırılık oluşturduğu, ulaşım kolaylığı, prestij, ekonomik kalkınma gibi vurgular ardına sığınılarak yapılan değişikliklerin kıyı ekosistem yapısını değiştirdiği, bölgenin ekolojik bir felakete sürüklendiği, Hassas Su Kütleleri İle Bu Kütleleri Etkileyen Alanların Belirlenmesi ve Su Kalitesinin İyileştirilmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca dava konusu planlama alanının "hassas su kütlesi" olarak belirlenen alanda kaldığı, anılan Yönetmelik hükümlerine uyulmaksızın yapılan ve suya ve havaya ciddi kirletici etkileri bulunan plan değişikliğinin uluslararası sözleşmelere de aykırı olduğu, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 2014-2016 yılları arasında yürütülen "Denizlerde Bütünleşik Kirlilik İzleme Programı"ndan elde edilen verilere göre İskenderun Körfezinin yoğun sanayi baskısı altında olması sebebiyle durumunun "orta/zayıf" olarak değerlendirildiği, hava kirliliğine neden olacağı gibi taşınan kirli havanın çevredeki bitki örtüsüne de zararlarının olacağı, alanda yapılacak olan petrokimya tesisinin atık bertarafını ne şekilde yapacağının belirtilmediği, ancak bu etkinin sanayi alanlarının oluşturuğu etkinin de üzerinde olacağı, tesisin kurulması için yapılacak olan dolgu alanının inşaası için taş ocağına da ihtiyaç duyulacağından taş ocağı ihtiyacı dolayısıyla çevreki doğal alanların tahribinin söz konusu olacağı ve bu durumun dava konusu plan değişikliğinin çevresel etkisini daha da büyütüleceği, ayrıca uygulama sırasında denizden dip taraması yapılması gerekeceğinden bu tarama sonucu çıkacak olan milyonlarca m3 malzemenin Akdeniz'de başka bir yere taşınması ile başka alanlarda da tahribata neden olunacağı, uluslararası alanda düzenlenen paneller neticesinde elde edilen raporlarda Akdeniz Bölgesinin iklim değişikliğine en duyarlı alanlar arasında olduğu ve Akdeniz'de sıcaklıkların küresel ortalamadan %20 daha fazla yükseldiği belirtilmesine karşı iklim değişikliği baskısı gözetilmeden plan değişikliği yapılmasının uygun olmadığı, ayrıca dolgu alanı oluşturulurken dolgu malzemesinin taşınması sırasında da ilave hava ve su kirliliği oluşacağı, denize dökülecek olan malzemeler nedeniyle su sıcaklığının artacağı gibi kıyı erozyonu oluşması riskinin de bulunduğu ve bu durumun soyu tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan türlerin ve bir çok canlının yok olmasına ve biyo-çeşitliliğin azalmasına neden olarak uluslararası sözleşmelere aykırılık oluşturduğu, sera gazları bakımından Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Sözleşmesine, Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesine (Rio), Akdenizin Deniz Ortamı ve Kıyı Bölgesinin Korunması Sözleşmesine (Barcelona), Avrupanın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma Sözleşmesine (Bern), Avrupa Peyzaj Sözleşmesine (Floransa), Dünya Kültürel ve Doğal Mirasın Korunması Sözleşmesine ve Özellikle Su Kuşları Yaşama Ortamı Olarak Uluslararası Öneme Sahip Sulak Alanlar Hakkında Sözleşme (RAMSAR) sözleşmesine aykırı olduğu, tüm bu nedenlerle kamusal yarar taşımayan ve bütünsellikten uzak olan dava konusu plan değişikliğinin hukuka aykırı olduğu ileri sürmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI : Dava konusu Mersin-Adana Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliğine konu alanın kıyı-kenar çizgisinin deniz tarafında yer alan, devlet hüküm ve tasarrufundaki alanlardan olduğu, 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliğinin mevzuata uygun biçimde onaylanarak askıya çıkarıldığı, davacıların askıda itirazı bulunmadığı, dava konusu işlemin, 05/08/2021 tarih ve 4347 sayılı, 04/10/2019 tarih ve 1649 sayılı ve 29/06/2020 tarih ve 2696 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararları ile özel güvenlik bölgesi ilan edilen yaklaşık 293 hektar büyüklüğündeki alanın çevre düzeni planına aktarılması gerekliliğine dayandığı, dava konusu çevre düzeni planı değişikliğinin imar mevzuatının stratejik çevresel etki değerlendirmeye ilişkin hükümleri kapsamında olmadığı, davaya konu işlemde hukuka aykırı bir yan bulunmadığı, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
MÜDAHİL ... BAKANLIĞININ İDDİALARI: Uyuşmazlık konusu plan değişikliğinin yapılmasının 05/08/2021 tarih ve 4347 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararının uygulanması niteliğinde olduğu, alanda yapılacak petrokimya tesislerinin Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğine uygun olarak uygulamaya geçirileceği, bu çerçevede dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından davanın reddi gerektiği ileri sürülmektedir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ :
Dava, Adana ili, Ceyhan ilçesinde Enerji İhtisas Endüstri Bölgesi yapılması amacıyla Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca 23/09/2021 tarihinde onaylanan Mersin-Adana Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Revizyon Çevre Düzeni Planı (ÇDP) Değişikliğinin iptali istemiyle açılmıştır.
Dava konusu plan değişikliğine konu alanın komşuluğunda bulunan 1341 hektar büyüklüğündeki alan ilk olarak 17/10/2007 tarih ve 26673 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 19/07/2007 tarih ve 12632 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 4737 sayılı Endüstri Bölgeleri Kanununun 3. maddesi ile 4/B maddesi uyarınca Ceyhan Enerji İhtisas Endüstri Bölgesi ilan edilmiş, Ceyhan Enerji İhtisas Endüstri Bölgesinin 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planına işlenmesi amacıyla Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 23/10/2017 tarihli işlemi ile mülga 644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 7. maddesi uyarınca, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği onaylanmıştır. Mevcut endüstri bölgesinin bitişiğinde bulunan ve kıyı kenar çizgisinin deniz tarafında kalan 293 hektarlık alan, 04/10/2019 tarih ve 1649 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile Özel Güvenlik Bölgesi ilan edilmiş ve ardından Ceyhan Petrokimya Endüstri Bölgesi Yönetim Anonim Şirketinin 21/07/2020 tarihli talebi üzerine, kıyı kenar çizgisinin deniz tarafında kalan bu alanın deniz sahasındaki yerleşim planına uygun olarak endüstri bölgesi sınırına dahil edilmesi uygun görülerek 06/08/2021 tarih ve 31560 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 05/08/2021 tarih ve 4347 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile, özel güvenlik bölgesi, endüstri bölgesi alanına dahil edilmiş ve Ceyhan Enerji İhtisas Endüstri Bölgesinin alanı 1.634 hektara çıkarılmıştır.
Anılan kararlar çerçevesinde, 293 hektar büyüklüğündeki ilave endüstri bölgesi alanı, 1 nolu Cumhurbaşkanı Kararnamesinin 102. maddesi uyarınca Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının uyuşmazlığa konu edilen 23/09/2021 tarihli işlemi ile Mersin-Adana Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Revizyon Çevre Düzeni Planına işlenmiştir.
Leke plan niteliğinde bulunan dava konusu planın ölçeği (1/100.000) gözönünde bulundurulduğunda parsel bazında kararların üretilmesinin mümkün olmayacağı gibi genel arazi kullanım kararlarının değerlendirildiği, planın bölge ve havza bazında ve mevzuata uygun olarak tesis edildiği, planlama bölgesinde koruma kullanma dengesinin gözetilmesi gereken alanlardaki yapılaşmalarda keyfiliğin önlenmesi ve azami ölçüde korumanın sağlanması için alt ölçekli plan kararlarına esas olacak yapılaşma şartlarını ortaya koyan genel arazi kullanım kararlarının üretildiği görülmektedir.
Dairemizin 26/05/2022 tarih ve E:2022/161 sayılı ara kararına verilen cevaplardan, davaya konu işlemin dayanağı olan Cumhurbaşkanlığı kararlarına karşı açılmış bir dava bulunmaması nedeniyle anılan kararların yürürlükte olduğunun anlaşılması, Endüstri Bölgeleri Yönetmeliğinin 3. maddesinin 1. fıkrasının f) bendinde, ihtisas endüstri bölgelerinin, araştırma-geliştirmeye imkan tanıyan ve kalkınma planlarında belirtilen ileri teknoloji sektörlerden birini kullanan faaliyet alanlarını ifade ettiği şeklinde tanımlanması ve 2019-2023 yılları 11. Kalkınma Planının 360.1. maddesinde "Çukurova bölgesinde büyük ölçekli petrokimya tesisi kurulacaktır. Ceyhan Enerji İhtisas Endüstri Bölgesinde başlayacak büyük ölçekli yatırımlar tamamlanarak temel petrokimyasallar da dahil olmak üzere entegre üretim tesisi kurulacaktır." ifadelerine yer verilmesi karşısında Ceyhan Enerji İhtisas Endüstri Bölgesinin değişen sınırlarının 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planına işlenmesinin hukuki bir gereklilik olduğu açıktır.
Ulusal ve bölgesel nitelikteki sektörel yatırımların, kullanım ve yer seçimi kararlarının verilebileceği en uygun plan ölçeğinin 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı olduğu, bu ölçekte bir planda, ölçeğin doğası gereği bazı kararların şematik, bazı kararların kesinlik içeren çizgilerle gösterilmesi gerektiği, bunun en uygun örneklerinden birisinin de ulusal veya bölgesel nitelikli sektörel yatırımlar olduğu, 2019-2023 yılları kalkınma planında, Çukurova'da kurulması planlanan büyük ölçekli petrokimya tesisine ilişkin yatırımların Ceyhan Enerji İhtisas Endüstri Bölgesinde başlayacağı ve bu bölgede entegre üretim tesisleri kurulacağının belirtildiği, Cumhurbaşkanlığı kararı ile de yatırım kararının kesinleştirilek yerinin belirlendiği, bu kapsamda yapılan dava konusu çevre düzeni planı değişikliğinde anılan yatırım kararına ilişkin yer seçiminin, olması gerektiği kesinlikte plana aktarıldığı görülmektedir.
Diğer yandan, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddiaların büyük bir çoğunluğunun, anılan endüstri bölgesine ilişkin yatırım kararının faaliyete geçmesi halinde meydana gelebilecek olumsuz çevresel etkilere ilişkin olduğu görülmekle, Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 6. maddesinde, çevrel etki değerlendirmesi (ÇED) olumlu ya da çevresel etki değerlendirmesi gerekli değildir kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili hiç bir teşvik, onay, yapı kullanım ya da kullanma izni verilemeyeceği hükmünün yer aldığı gözönünde bulundurulduğunda, davacının iddialarının alt ölçekli planlara ve ÇED süreci sonucunda oluşturulan kararlara yönelik açılacak davalarda ileri sürülebileceği anlaşıldığından anılan iddiaların dava kapsamında değerlendirilmesi olanaklı görülmemiştir.
Bu durumda, yukarıda yer verilen tespitler doğrultusunda dava konusu işlemde şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına, kamu yararına ve mevzuata aykırılık görülmediği neticesine ulaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ: Dava, Adana ili, Ceyhan ilçesindeki mevcut Ceyhan Enerji İhtisas Endüstri Bölgesi sınırlarının değiştirilmesine dair işlem uyarınca anılan yeni bölge sınırlarının Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nca 23/09/2021 tarihinde onaylanan Mersin-Adana Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Revizyon Çevre Düzeni Planına işlenmesine ilişkin değişikliğinin iptali istemiyle açılmıştır.
4737 sayılı Endüstri Bölgeleri Kanunu'nun "Tanımlar" başlıklı 1/A maddesinde "Endüstri bölgesi: Ülke ekonomisini uluslararası rekabet edebilir bir yapıya kavuşturmak, teknoloji transferini sağlamak, üretim ve istihdamı artırmak, yabancı sermaye girişini hızlandırmak ve özellikle üretim maliyetleri açısından büyük ölçekli yatırımlar için uygun sanayi alanı oluşturmak üzere bu Kanun uyarınca kurulacak üretim bölgelerini (...) ifade eder." , "Endüstri Bölgelerinin kuruluşu ve ilanı" başlıklı 3. maddesinin işlem tarihinde yürürlükte olan halinde; "Bakanlık, kurum ve kuruluşların veya yönetici şirketin başvurusuna istinaden veya resen yer seçimi yapmak suretiyle endüstri bölgelerinin kurulması önerisinde bulunabilir. Bakanlığın önerisi üzerine Kurulca belirlenen yerlerde, Cumhurbaşkanınca endüstri bölgelerinin kurulmasına izin verilebilir. Kurul kararının Cumhurbaşkanına sunulmasından önce yönetici şirketin kurulmuş olması zorunludur. Endüstri bölgelerinin kurulmasına ilişkin Cumhurbaşkanı kararları Resmi Gazetede yayımlanır. Endüstri bölgesi olarak belirlenen alanlar hiçbir şekilde başka amaçlarla kullanılamaz. Bu husus tapu kütüğüne şerh edilir. Endüstri bölgesi olarak ilân edilen alanlardaki araziler kamulaştırılarak Hazine adına tescil edilir ve Maliye Bakanlığı tarafından endüstri bölgesi olarak kullanılmak üzere Bakanlığa tahsisi yapılır. (...) Endüstri bölgelerinin yönetimi ve işletilmesi, yönetici şirket tarafından yürütülür. Bölge sınırları içerisinde tek bir yatırımcı var ise yatırımcı firma yönetici şirket olarak kabul edilir. Endüstri bölgesindeki yatırım faaliyetleri, bölgenin sevk ve idaresi ile ilgili iş ve işlemler, Bakanlığın denetimine tâbidir. (...)" hükmüne, aynı Kanunun "İmar planları" başlıklı 4/A maddesinde ; "Endüstri bölgeleri sınırları içerisinde yapılacak ve hazırlama usul ve esasları Bakanlık tarafından belirlenecek 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ve parselasyon planları ve değişiklikleri ile altyapı ile ilgili etüt, harita, plan ve projeler Bakanlık tarafından onaylanır. Onaylı imar ve parselasyon planları Bakanlık internet sitesinde bir hafta süre ile ilan edilir, itiraz olmaması halinde ilan süresinin sonunda yürürlüğe girer. İmar planları hazırlanırken mülkiyet sınırları içinde Sağlık Bakanlığı ile Bakanlık arasında yapılacak protokol çerçevesinde belirlenen sağlık koruma bandı bırakılır.", "İhtisas endüstri bölgeleri" başlıklı 4/B maddesinin işlem tarihinde yürürükte olan halinde, "İleri teknoloji kullanılması ve araştırma geliştirmeye imkan tanıması şartıyla, bilişim teknolojisi, tıp teknolojisi ve tarımsal endüstri de dahil, ihtisas endüstri bölgeleri oluşturulabilir. İhtisas endüstri bölgelerinin kuruluş ve işletilmesi ile yararlanılacak teşvikler, diğer endüstri bölgelerinde uygulanan usul ve esaslara tabidir." hükümlerine yer verilmiştir.
06/08/2019 tarih ve 30854 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Endüstri Bölgeleri Yönetmeliğinin "Tanımlar ve kısaltmalar" başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasının f) bendinde; "İhtisas endüstri bölgesi: Kalkınma planlarında belirtilen ileri teknoloji sektörlerinden birini kullanan ve araştırma geliştirmeye imkan tanıyan bilişim teknolojisi, tıp teknolojisi ve tarımsal endüstri gibi aynı alanda faaliyet gösteren bölgeyi (...) ifade eder." tanımı yer almıştır.
2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 9. (b) maddesinde; "Ülke fizikî mekânında, sürdürülebilir kalkınma ilkesi doğrultusunda, koruma-kullanma dengesi gözetilerek kentsel ve kırsal nüfusun barınma, çalışma, dinlenme, ulaşım gibi ihtiyaçların karşılanması sonucu oluşabilecek çevre kirliliğini önlemek amacıyla nazım ve uygulama imar plânlarına esas teşkil etmek üzere bölge ve havza bazında 1/50.000-1/100.000 ölçekli çevre düzeni plânları Bakanlıkça yapılır, yaptırılır ve onaylanır. Bölge ve havza bazında çevre düzeni plânlarının yapılmasına ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir." hükmüne yer verilmiştir.
1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 102 maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde," Yerleşme, yapılaşma ve arazi kullanımına yön veren, her tür ve ölçekte fiziki planlara ve uygulamalara esas teşkil eden üst ölçekli mekânsal strateji planlarını ve çevre düzeni planlarını ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yaparak hazırlamak, hazırlatmak, onaylamak ve uygulamanın bu stratejilere göre yürütülmesini sağlamak", c) bendinde "Havza ve bölge bazındaki çevre düzeni planları da dâhil her tür ve ölçekteki çevre düzeni planlarının ve imar planlarının yapılmasına ilişkin usul ve esasları belirlemek, havza veya bölge bazında çevre düzeni planlarını yapmak, yaptırmak, onaylamak ve bu planların uygulanmasını ve denetlenmesini sağlamak," ç) bendinde " Sektörel planların havza veya bölge düzeyindeki mekânsal strateji planlarına ve çevre düzeni planlarına uyumlu hazırlanmasını sağlamak," Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Mekânsal Planlama Genel Müdürlüğü'nün görevleri arasında sayılmıştır.
14.06.2014 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 4.maddesinin 1.fıkrasının (c) bendinde, "Çevre düzeni planı: Varsa mekânsal strateji planlarının hedef ve strateji kararlarına uygun olarak orman, akarsu, göl ve tarım arazileri gibi temel coğrafi verilerin gösterildiği, kentsel ve kırsal yerleşim, gelişme alanları, sanayi, tarım, turizm, ulaşım, enerji gibi sektörlere ilişkin genel arazi kullanım kararlarını belirleyen, yerleşme ve sektörler arasında ilişkiler ile koruma-kullanma dengesini sağlayan 1/50.000 veya 1/100.000 ölçekteki haritalar üzerinde ölçeğine uygun gösterim kullanılarak bölge, havza veya il düzeyinde hazırlanabilen, plan notları ve raporuyla bir bütün olarak yapılan planı ifade eder." kuralı, "mekansal kullanım tanımları ve esasları" başlıklı 5. maddesinin 1. fıkrasının c) bendinde ise "Endüstri bölgesi: Yatırımları teşvik etmek, yurt dışında çalışan Türk işçilerinin tasarruflarını Türkiye’de yatırıma yönlendirmek ve yabancı sermaye girişinin artırılmasını sağlamak üzere 9/1/2002 tarihli ve 4737 sayılı Endüstri Bölgeleri Kanunu uyarınca kurulacak üretim bölgeleridir." tanımı yer almaktadır.
Yönetmeliğin "Planlama alanı" başlıklı 18.maddesinde, "Çevre düzeni planı; coğrafi, sosyal, ekonomik, idari, mekânsal ve fonksiyonel nitelikleri açısından benzerlik gösteren bölge, havza veya en az bir il düzeyinde yapılır." kuralına, "Plan ilke ve esasları" başlıklı 19. maddesinin 1.fıkrasında ise, "Çevre düzeni planları hazırlanırken; a) Varsa mekânsal strateji planlarına uygunluğun sağlanması, b) Yeni gelişmeler ve bölgesel dinamiklerin dikkate alınması, c) İlgili kamu kurum ve kuruluşlarının mekânsal kararları etkileyecek nitelikteki bölge planı, strateji planı ve belgesi, sektörel yatırım kararlarının dikkate alınarak değerlendirilmesi, ç) Sürdürülebilir kalkınma amacına uygun olarak ekolojik ve ekonomik kararların bir arada değerlendirilmesi, d) Tarihi, kültürel yapı ile orman alanları, tarım arazileri, su kaynakları ve kıyı gibi doğal yapı ve peyzajın korunması ve geliştirilmesi, e) Doğal yapının, ekolojik dengenin ve ekosistemin sürekliliğinin korunması amacıyla arazi kullanım bütünlüğünün sağlanması, f) Ulaşım ağının arazi kullanım kararlarıyla birlikte ele alınması suretiyle imar planlarında güzergahı netleştirilecek yolların güzergah ve yönünün genel olarak belirlenmesi, g) Çevre sorunlarına neden olan kaynaklara yönelik önleyici strateji ve politikaların belirlenerek arazi kullanım kararlarının oluşturulması, ğ) İmar planlarına esas olacak şematik ve grafik dil kullanılarak arazi kullanım kararları ile koruma ve gelişmenin sağlanması, h) Afet tehlikelerine ilişkin mevcut raporlar ve jeolojik etütler dikkate alınarak afet risklerini azaltıcı önerilerin dikkate alınması esastır." kuralına yer verilmiştir.
Yönetmeliğin "Revizyon ve değişiklikler" başlıklı 20. maddesinin 1. fıkrasında, "Çevre düzeni planının ihtiyaca cevap vermediği hallerde veya planın vizyonu, amacı, hedefleri, stratejileri, ilke ve politikaları açısından plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü etkilemesi halinde çevre düzeni planı bütününde revizyon yapılır. Çevre düzeni planı revizyonu; a) Nüfusun yerleşim ihtiyaçlarının karşılanamaması, b) Planın temel strateji ve politikalarını değiştirecek bölgesel ölçekli yatırımların ortaya çıkması, c) Yeni verilere bağlı olarak, sonradan ortaya çıkabilecek ve bölgesel etkiye yol açabilecek arazi kullanım taleplerinin oluşması, ç) Yeni gelişmeler ve bölgesel dinamiklerde değişiklik olması, durumunda yapılır." düzenlemesine, 2. fıkrasında da, "Çevre düzeni planı ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğü bozmayacak nitelikte, plan değişikliği yapılabilir. Çevre düzeni planı değişikliklerinde; a) Kamu yatırımlarına, b) Çevrenin korunmasına, c) Çevre kirliliğinin önlenmesine, ç) Planın uygulanmasında karşılaşılan güçlükler ve maddi hataların giderilmesine, d) Değişen verilere bağlı olarak planın güncellenmesine, dair yeterli, geçerli ve gerekçeleri açık olan, altyapı etkilerini değerlendiren raporu içeren teklif ve talepler; idarece planın temel hedef, ilke, strateji ve politikaları kapsamında teknik ve yasal çerçevede değerlendirmeye alınarak sonuçlandırılır." düzenlemesine yer verilmiştir.
Davaya konu Mersin-Adana Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının 4.32 sayılı maddesinde, endüstri bölgelerinin yatırımları teşvik etmek, yurt dışında çalışan Türk işçilerinin tasarruflarını Türkiye'de yatırıma yönlendirmek ve yabancı sermaye girişinin artırılmasını sağlamak üzere 4737 sayılı “Endüstri Bölgeleri Kanunu” uyarınca kurulan üretim bölgeleri olduğu, 7.1. sayılı maddesinde, bu çevre düzeni planının, plan hükümleri ve plan açıklama raporuyla bir bütün olduğu, 7.2. sayılı maddesinde, bu plandan ölçü alınarak uygulama yapılmayacağı, 7.9. sayılı maddesinde, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının onayından önce onaylanmış nazım imar planları ve uygulama imar planlarının, bu plan kararlarına ve hükümlerine aykırı olmayan karar ve hükümlerinin geçerli olduğu, imar uygulaması görmüş olan alanlarda, imar planlarında verilmiş hakları çerçevesinde uygulamalara devam edileceği, 7.10. sayılı maddesinde, bu planın onama tarihinden önce mevzuata uygun olarak onaylanmış mevzi imar planları geçerli olduğu, bu alanlarda yoğunluk artışı ve türdeğişikliği getirecek plan değişikliği/revizyonu yapılamayacağı, 7.11. sayılı maddesinde, bu planın onayından önce, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun “Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği” kapsamında ya da dönemin ilgili diğer mevzuatına göre uygulama görmüş alanların haklarının saklı olduğu, bu alanlarda yoğunluk artışı ve kullanım değişikliği getirecek plan değişikliği/revizyonu yapılamayacağı, 8.20.1 sayılı maddesinde, endüstri bölgelerinde 4737 sayılı “endüstri Bölgeleri Kanunu” ve ilgili Yönetmelik hükümlerinin geçerli olduğu, 8.20.2 sayılı maddesinde ise bu alanlarda yer seçecek kullanımların ve yapılaşma koşullarının alt ölçekli planlarda belirleneceği düzenlemelerine yer verilmiştir.
Çevre düzeni planı kararları, kurumlardan ve arazi çalışmalarından elde edilen veriler, nüfus projeksiyonları ve yerel idarelerin imar planları, bölgesel yatırım kararları, koruma statülü alanlar, ulaşım ağları gibi plana girdi sağlayan veriler değerlendirilerek oluşturulması gerekmektedir. Dolayısıyla nüfus projeksiyonlarına göre, yerleşim alanlarının belirlenmesi, bu doğrultuda, tarım alanları, orman alanları, meralar, jeolojik açıdan sakıncalı alanların korunması gerektiğinden bu tür alanlarda, münferit kentsel gelişme taleplerinin plan bütünlüğü göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi gerekmektedir.
Çevre düzeni planları, bölgesel nitelikte genel arazi kullanım kararları getirmekte olup, stratejik bir plan olması sebebiyle fiziksel gelişmenin yanı sıra, kentteki sosyal, kültürel, ekonomik, yerel örgütsel gelişime ilişkin stratejileri de içerir.
Planların kademeli birlikteliği ilkesi uyarınca alt ölçekli planların üst ölçekli planlarda belirlenen planlama ana ilkelerine, kararlarına uyumlu olması gerekmekle birlikte, 1/100.000 ölçekli planda leke niteliğinde öngörülen kullanım kararlarının, bu plandan ölçü alınarak uygulama yapılamayacağı, planla öngörülen ilke, strateji ve politikaların gerçekleştirilmesine yönelik olarak kurum/kuruluş görüşleri ve alanın özelliğinden kaynaklı veri ve bilimsel raporlar göz önünde bulundurularak alt ölçekli planlarda planlama kararlarının şekillendirileceği tabiidir.
Dosyanın incelenmesinden, 17/10/2007 tarih ve 26673 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 19/07/2007 tarih ve 12632 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 341 hektar büyüklüğündeki alan ilk olarak 4737 sayılı Endüstri Bölgeleri Kanunu'nun 3. maddesi ile 4/B maddesi uyarınca Ceyhan Enerji İhtisas Endüstri Bölgesi ilan edildiği, 30/01/2010 tarih ve 27478 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 04/01/2010 tarih ve 33 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Ceyhan Enerji İhtisas Endüstri Bölgesi sınırı yeniden düzenlenerek bu kapsamda 1341 hektarlık Ceyhan Enerji İhtisas Endüstri Bölgesinin 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planına işlenmesi amacıyla Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın 23/10/2017 tarihli işlemi ile mülga 644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 7. maddesi uyarınca, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği onaylandığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın 21/03/2019 tarih ve 387 sayılı işlemi ile Ceyhan Petrokimya Endüstri Bölgesi Yönetim Anonim Şirketi, Ceyhan Enerji İhtisas Endüstri Bölgesinin yönetilmesi ve işletilmesinden sorumlu yönetici şirketi olarak tayin edildiği, mevcut endüstri bölgesinin bitişiğinde bulunan ve kıyı kenar çizgisinin deniz tarafında kalan 293 hektarlık alan, 04/10/2019 tarih ve 1649 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile Özel Güvenlik Bölgesi ilan edildiği ve ardından ... Petrokimya Endüstri Bölgesi Yönetim Anonim Şirketi'nin 21/07/2020 tarihli talebi üzerine, kıyı kenar çizgisinin deniz tarafında kalan bu alanın deniz sahasındaki yerleşim planına uygun olarak endüstri bölgesi sınırına dahil edilmesi uygun görülerek 06/08/2021 tarih ve 31560 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 05/08/2021 tarih ve 4347 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile, özel güvenlik bölgesi, endüstri bölgesi alanına dahil edildiği ve Ceyhan Enerji İhtisas Endüstri Bölgesinin alanı 1.634 hektara çıkarıldığı,anılan kararlar çerçevesinde, 293 hektar büyüklüğündeki ilave endüstri bölgesi alanı, 1 nolu Cumhurbaşkanı Kararnamesi'nin 102. maddesi uyarınca Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın 23/09/2021 tarihli işlemi ile Mersin-Adana Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Revizyon Çevre Düzeni Planına işlendiği,bunun üzerine anılan çevre düzeni planı değişikliğinin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlığın kaynağını Ceyhan Enerji İhtisas Endüstri Bölgesi alanının 1634 hektara çıkarılmasına dair 05/08/2021 tarihli ve 4347 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı oluşturmakta olup, dava konusu çevre düzeni planı anılan alan sınırının plana işlenmesinden ibarettir.
Danıştay Altıncı Dairesi'nce verilen 26/05/2022 tarihli, E: 2022/161 sayılı ara kararına verilen cevaptan Ceyhan Enerji İhtisas Endüstri Bölgesi alanının 1634 hektara çıkarılmasına dair 05/08/2021 tarihli ve 4347 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın iptali istemiyle açılan bir davanın bulunmadığı belirtilmiştir.
Bu durumda, davacı tarafından, mevcut Ceyhan Enerji İhtisas Endüstri Bölgesi sınırlarının değiştirilmesine dair işlem uyarınca anılan yeni bölge sınırlarının Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nca 23/09/2021 tarihinde onaylanan Mersin-Adana Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Revizyon Çevre Düzeni Planına işlenmesine ilişkin değişikliğin iptali istenmekte ise de; uyuşmazlığın kaynağını Ceyhan Enerji İhtisas Endüstri Bölgesi alanının 1634 hektara çıkarılmasına dair 05/08/2021 tarihli ve 4347 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı olup, dava konusu çevre düzeni planı değişikliği anılan yeni bölge sınırlarının işlenmesinden ibaret olduğundan, Ceyhan Enerji İhtisas Endüstri Bölgesi alanının 1634 hektara çıkarılmasına dair 05/08/2021 tarihli ve 4347 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın iptali istemiyle açılan bir davanın bulunmadığı dikkate alındığında Ceyhan Enerji İhtisas Endüstri Bölgesinin değişen sınırlarının dava konusu 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planına işlenmesi hukuki bir gereklilik olup, mevzuata da aykırılık bulunmamaktadır.
Davacının çevresel etkilere ilişkin iddalarına gelince; iddialarının alt ölçekli planlara ve ÇED süreci sonucunda oluşturulan kararlara yönelik açılacak davalarda ileri sürülebileceğinden anılan iddiaların dava kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir.
Açıklanan nedenlerle, davanın REDDİ gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dava konusu plan değişikliğine konu alanın komşuluğunda bulunan 1341 hektar büyüklüğündeki alan ilk olarak 17/10/2007 tarih ve 26673 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 19/07/2007 tarih ve 12632 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 4737 sayılı Endüstri Bölgeleri Kanununun 3. maddesi ile 4/B maddesi uyarınca Ceyhan Enerji İhtisas Endüstri Bölgesi ilan edilmiş, 30/01/2010 tarih ve 27478 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 04/01/2010 tarih ve 33 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Ceyhan Enerji İhtisas Endüstri Bölgesi sınırı yeniden düzenlenmiş ve bu kapsamda 1341 hektarlık Ceyhan Enerji İhtisas Endüstri Bölgesinin 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planına işlenmesi amacıyla Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 23/10/2017 tarihli işlemi ile mülga 644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 7. maddesi uyarınca, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği onaylanmıştır.
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının ...tarih ve ... sayılı işlemi ile Ceyhan Petrokimya Endüstri Bölgesi Yönetim Anonim Şirketi, Ceyhan Enerji İhtisas Endüstri Bölgesinin yönetilmesi ve işletilmesinden sorumlu yönetici şirketi olarak tayin edilmiştir.
Mevcut endüstri bölgesinin bitişiğinde bulunan ve kıyı kenar çizgisinin deniz tarafında kalan 293 hektarlık alan, 04/10/2019 tarih ve 1649 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile Özel Güvenlik Bölgesi ilan edilmiş ve ardından Ceyhan Petrokimya Endüstri Bölgesi Yönetim Anonim Şirketinin 21/07/2020 tarihli talebi üzerine, kıyı kenar çizgisinin deniz tarafında kalan bu alanın deniz sahasındaki yerleşim planına uygun olarak endüstri bölgesi sınırına dahil edilmesi uygun görülerek 06/08/2021 tarih ve 31560 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 05/08/2021 tarih ve 4347 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile, özel güvenlik bölgesi, endüstri bölgesi alanına dahil edilmiş ve Ceyhan Enerji İhtisas Endüstri Bölgesinin alanı 1.634 hektara çıkarılmıştır.
Anılan kararlar çerçevesinde, 293 hektar büyüklüğündeki ilave endüstri bölgesi alanı, 1 nolu Cumhurbaşkanı Kararnamesinin 102. maddesi uyarınca Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının 23/09/2021 tarihli işlemi ile Mersin-Adana Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Revizyon Çevre Düzeni Planına işlenmiştir.
Bunun üzerine anılan çevre düzeni planı değişikliğinin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
4737 sayılı Endüstri Bölgeleri Kanununun "Tanımlar" başlıklı 1/A maddesinde "Endüstri bölgesi: Ülke ekonomisini uluslararası rekabet edebilir bir yapıya kavuşturmak, teknoloji transferini sağlamak, üretim ve istihdamı artırmak, yabancı sermaye girişini hızlandırmak ve özellikle üretim maliyetleri açısından büyük ölçekli yatırımlar için uygun sanayi alanı oluşturmak üzere bu Kanun uyarınca kurulacak üretim bölgelerini (...) ifade eder." hükmüne, "Endüstri Bölgelerinin kuruluşu ve ilanı" başlıklı 3. maddesinin işlem tarihinde yürürlükte olan halinde; "Bakanlık, kurum ve kuruluşların veya yönetici şirketin başvurusuna istinaden veya resen yer seçimi yapmak suretiyle endüstri bölgelerinin kurulması önerisinde bulunabilir. Bakanlığın önerisi üzerine Kurulca belirlenen yerlerde, Cumhurbaşkanınca endüstri bölgelerinin kurulmasına izin verilebilir. Kurul kararının Cumhurbaşkanına sunulmasından önce yönetici şirketin kurulmuş olması zorunludur. Endüstri bölgelerinin kurulmasına ilişkin Cumhurbaşkanı kararları Resmi Gazetede yayımlanır. Endüstri bölgesi olarak belirlenen alanlar hiçbir şekilde başka amaçlarla kullanılamaz. Bu husus tapu kütüğüne şerh edilir. Endüstri bölgesi olarak ilân edilen alanlardaki araziler kamulaştırılarak Hazine adına tescil edilir ve Maliye Bakanlığı tarafından endüstri bölgesi olarak kullanılmak üzere Bakanlığa tahsisi yapılır. (...) Endüstri bölgelerinin yönetimi ve işletilmesi, yönetici şirket tarafından yürütülür. Bölge sınırları içerisinde tek bir yatırımcı var ise yatırımcı firma yönetici şirket olarak kabul edilir. Endüstri bölgesindeki yatırım faaliyetleri, bölgenin sevk ve idaresi ile ilgili iş ve işlemler, Bakanlığın denetimine tâbidir. (...)" hükmüne, aynı Kanunun "İmar planları" başlıklı 4/A maddesinde ; "Endüstri bölgeleri sınırları içerisinde yapılacak ve hazırlama usul ve esasları Bakanlık tarafından belirlenecek 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ve parselasyon planları ve değişiklikleri ile altyapı ile ilgili etüt, harita, plan ve projeler Bakanlık tarafından onaylanır. Onaylı imar ve parselasyon planları Bakanlık internet sitesinde bir hafta süre ile ilan edilir, itiraz olmaması halinde ilan süresinin sonunda yürürlüğe girer. İmar planları hazırlanırken mülkiyet sınırları içinde Sağlık Bakanlığı ile Bakanlık arasında yapılacak protokol çerçevesinde belirlenen sağlık koruma bandı bırakılır.", "İhtisas endüstri bölgeleri" başlıklı 4/B maddesinin işlem tarihinde yürürükte olan halinde, "İleri teknoloji kullanılması ve araştırma geliştirmeye imkan tanıması şartıyla, bilişim teknolojisi, tıp teknolojisi ve tarımsal endüstri de dahil, ihtisas endüstri bölgeleri oluşturulabilir. İhtisas endüstri bölgelerinin kuruluş ve işletilmesi ile yararlanılacak teşvikler, diğer endüstri bölgelerinde uygulanan usul ve esaslara tabidir." hükmüne yer verilmiştir.
06/08/2019 tarih ve 30854 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Endüstri Bölgeleri Yönetmeliğinin "Tanımlar ve kısaltmalar" başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasının f) bendinde; "İhtisas endüstri bölgesi: Kalkınma planlarında belirtilen ileri teknoloji sektörlerinden birini kullanan ve araştırma geliştirmeye imkan tanıyan bilişim teknolojisi, tıp teknolojisi ve tarımsal endüstri gibi aynı alanda faaliyet gösteren bölgeyi (...) ifade eder." tanımı yer almıştır.
2872 sayılı Çevre Kanununun 9. (b) maddesinde; "Ülke fizikî mekânında, sürdürülebilir kalkınma ilkesi doğrultusunda, koruma-kullanma dengesi gözetilerek kentsel ve kırsal nüfusun barınma, çalışma, dinlenme, ulaşım gibi ihtiyaçların karşılanması sonucu oluşabilecek çevre kirliliğini önlemek amacıyla nazım ve uygulama imar plânlarına esas teşkil etmek üzere bölge ve havza bazında 1/50.000-1/100.000 ölçekli çevre düzeni plânları Bakanlıkça yapılır, yaptırılır ve onaylanır. Bölge ve havza bazında çevre düzeni plânlarının yapılmasına ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir." hükmü yer almaktadır.
1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 102 maddesinin 1. fıkrasının a bendinde," Yerleşme, yapılaşma ve arazi kullanımına yön veren, her tür ve ölçekte fiziki planlara ve uygulamalara esas teşkil eden üst ölçekli mekânsal strateji planlarını ve çevre düzeni planlarını ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yaparak hazırlamak, hazırlatmak, onaylamak ve uygulamanın bu stratejilere göre yürütülmesini sağlamak", c) bendinde "Havza ve bölge bazındaki çevre düzeni planları da dâhil her tür ve ölçekteki çevre düzeni planlarının ve imar planlarının yapılmasına ilişkin usul ve esasları belirlemek, havza veya bölge bazında çevre düzeni planlarını yapmak, yaptırmak, onaylamak ve bu planların uygulanmasını ve denetlenmesini sağlamak," ç) bendinde " Sektörel planların havza veya bölge düzeyindeki mekânsal strateji planlarına ve çevre düzeni planlarına uyumlu hazırlanmasını sağlamak," Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Mekânsal Planlama Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayılmıştır.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca çıkarılan 14.06.2014 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 4.maddesinin 1.fıkrasının (c) bendinde, "Çevre düzeni planı: Varsa mekânsal strateji planlarının hedef ve strateji kararlarına uygun olarak orman, akarsu, göl ve tarım arazileri gibi temel coğrafi verilerin gösterildiği, kentsel ve kırsal yerleşim, gelişme alanları, sanayi, tarım, turizm, ulaşım, enerji gibi sektörlere ilişkin genel arazi kullanım kararlarını belirleyen, yerleşme ve sektörler arasında ilişkiler ile koruma-kullanma dengesini sağlayan 1/50.000 veya 1/100.000 ölçekteki haritalar üzerinde ölçeğine uygun gösterim kullanılarak bölge, havza veya il düzeyinde hazırlanabilen, plan notları ve raporuyla bir bütün olarak yapılan planı ifade eder." kuralı, "mekansal kullanım tanımları ve esasları" başlıklı 5. maddesinin 1. fıkrasının c) bendinde ise "Endüstri bölgesi: Yatırımları teşvik etmek, yurt dışında çalışan Türk işçilerinin tasarruflarını Türkiye’de yatırıma yönlendirmek ve yabancı sermaye girişinin artırılmasını sağlamak üzere 9/1/2002 tarihli ve 4737 sayılı Endüstri Bölgeleri Kanunu uyarınca kurulacak üretim bölgeleridir." tanımı yer almaktadır.
Yönetmeliğin "Planlama alanı" başlıklı 18.maddesinde, "Çevre düzeni planı; coğrafi, sosyal, ekonomik, idari, mekânsal ve fonksiyonel nitelikleri açısından benzerlik gösteren bölge, havza veya en az bir il düzeyinde yapılır." kuralına, "Plan ilke ve esasları" başlıklı 19. maddesinin 1.fıkrasında ise, "Çevre düzeni planları hazırlanırken; a) Varsa mekânsal strateji planlarına uygunluğun sağlanması, b) Yeni gelişmeler ve bölgesel dinamiklerin dikkate alınması, c) İlgili kamu kurum ve kuruluşlarının mekânsal kararları etkileyecek nitelikteki bölge planı, strateji planı ve belgesi, sektörel yatırım kararlarının dikkate alınarak değerlendirilmesi, ç) Sürdürülebilir kalkınma amacına uygun olarak ekolojik ve ekonomik kararların bir arada değerlendirilmesi, d) Tarihi, kültürel yapı ile orman alanları, tarım arazileri, su kaynakları ve kıyı gibi doğal yapı ve peyzajın korunması ve geliştirilmesi, e) Doğal yapının, ekolojik dengenin ve ekosistemin sürekliliğinin korunması amacıyla arazi kullanım bütünlüğünün sağlanması, f) Ulaşım ağının arazi kullanım kararlarıyla birlikte ele alınması suretiyle imar planlarında güzergahı netleştirilecek yolların güzergah ve yönünün genel olarak belirlenmesi, g) Çevre sorunlarına neden olan kaynaklara yönelik önleyici strateji ve politikaların belirlenerek arazi kullanım kararlarının oluşturulması, ğ) İmar planlarına esas olacak şematik ve grafik dil kullanılarak arazi kullanım kararları ile koruma ve gelişmenin sağlanması, h) Afet tehlikelerine ilişkin mevcut raporlar ve jeolojik etütler dikkate alınarak afet risklerini azaltıcı önerilerin dikkate alınması esastır." kuralına yer verilmiştir.
Yönetmeliğin "Revizyon ve değişiklikler" başlıklı 20. maddesinin 1. fıkrasında, "Çevre düzeni planının ihtiyaca cevap vermediği hallerde veya planın vizyonu, amacı, hedefleri, stratejileri, ilke ve politikaları açısından plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü etkilemesi halinde çevre düzeni planı bütününde revizyon yapılır. Çevre düzeni planı revizyonu; a) Nüfusun yerleşim ihtiyaçlarının karşılanamaması, b) Planın temel strateji ve politikalarını değiştirecek bölgesel ölçekli yatırımların ortaya çıkması, c) Yeni verilere bağlı olarak, sonradan ortaya çıkabilecek ve bölgesel etkiye yol açabilecek arazi kullanım taleplerinin oluşması, ç) Yeni gelişmeler ve bölgesel dinamiklerde değişiklik olması, durumunda yapılır." düzenlemesine, 2. fıkrasında da, "Çevre düzeni planı ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğü bozmayacak nitelikte, plan değişikliği yapılabilir. Çevre düzeni planı değişikliklerinde; a) Kamu yatırımlarına, b) Çevrenin korunmasına, c) Çevre kirliliğinin önlenmesine, ç) Planın uygulanmasında karşılaşılan güçlükler ve maddi hataların giderilmesine, d) Değişen verilere bağlı olarak planın güncellenmesine, dair yeterli, geçerli ve gerekçeleri açık olan, altyapı etkilerini değerlendiren raporu içeren teklif ve talepler; idarece planın temel hedef, ilke, strateji ve politikaları kapsamında teknik ve yasal çerçevede değerlendirmeye alınarak sonuçlandırılır." düzenlemesine yer verilmiştir.
Davaya konu Mersin-Adana Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının 4.32 sayılı maddesinde, endüstri bölgelerinin yatırımları teşvik etmek, yurt dışında çalışan Türk işçilerinin tasarruflarını Türkiye'de yatırıma yönlendirmek ve yabancı sermaye girişinin artırılmasını sağlamak üzere 4737 sayılı “Endüstri Bölgeleri Kanunu” uyarınca kurulan üretim bölgeleri olduğu, 7.1. sayılı maddesinde, bu çevre düzeni planının, plan hükümleri ve plan açıklama raporuyla bir bütün olduğu, 7.2. sayılı maddesinde, bu plandan ölçü alınarak uygulama yapılmayacağı, 7.9. sayılı maddesinde, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının onayından önce onaylanmış nazım imar planları ve uygulama imar planlarının, bu plan kararlarına ve hükümlerine aykırı olmayan karar ve hükümlerinin geçerli olduğu, imar uygulaması görmüş olan alanlarda, imar planlarında verilmiş hakları çerçevesinde uygulamalara devam edileceği, 7.10. sayılı maddesinde, bu planın onama tarihinden önce mevzuata uygun olarak onaylanmış mevzi imar planları geçerli olduğu, bu alanlarda yoğunluk artışı ve türdeğişikliği getirecek plan değişikliği/revizyonu yapılamayacağı, 7.11. sayılı maddesinde, bu planın onayından önce, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun “Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği” kapsamında ya da dönemin ilgili diğer mevzuatına göre uygulama görmüş alanların haklarının saklı olduğu, bu alanlarda yoğunluk artışı ve kullanım değişikliği getirecek plan değişikliği/revizyonu yapılamayacağı, 8.20.1 sayılı maddesinde, endüstri bölgelerinde 4737 sayılı “endüstri Bölgeleri Kanunu” ve ilgili Yönetmelik hükümlerinin geçerli olduğu, 8.20.2 sayılı maddesinde ise bu alanlarda yer seçecek kullanımların ve yapılaşma koşullarının alt ölçekli planlarda belirleneceği düzenlemelerine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Çevre düzeni planı kararlarının, kurumlardan ve arazi çalışmalarından elde edilen veriler, nüfus projeksiyonları ve yerel idarelerin imar planları, bölgesel yatırım kararları, koruma statülü alanlar ulaşım ağları gibi plana girdi sağlayan verilerin değerlendirilmesi sonucunda oluşturulması, dolayısıyla nüfus projeksiyonlarına göre, yerleşim alanlarının belirlenmesi, bu doğrultuda, tarım alanları, orman alanları, meralar, jeolojik açıdan sakıncalı alanlarının korunması, bu tür alanlarda, münferit kentsel gelişme taleplerinin ise plan bütünlüğü gözönünde bulundurularak değerlendirilmesi gerekmektedir.
Genel ilke olarak, plan kararları ile fiziksel çevreyi sağlıklı bir yapıya kavuşturmak, yatırımların yer seçimlerini ve gelişme eğilimlerini yönlendirmek ve toprağın korunma, kullanma dengesini en rasyonel biçimde belirlemek amaçlanır.
Bu amaç çerçevesinde, Çevre Düzeni Planı ölçeğinde hangi usül ve esaslara göre planlama yapılacağı ayrıntıları ile ilgili Kanun ve Yönetmeliklerde düzenlenmiştir.
Stratejik mekânsal planlama, kentsel gelişimi yalnızca fiziksel gelişim kapsamında ele alan bir yaklaşım değildir. Fiziksel gelişmenin yanı sıra, kentteki sosyal, kültürel, ekonomik, yerel örgütsel gelişime ilişkin stratejileri de içerir. Diğer bir deyişle, kentsel gelişme; hem mekânsal, hem de mekânsal olmayan (mekânda dolaylı olarak etkileri olan sosyal/kültürel/ekonomik/yerel örgütsel) etmenler çerçevesinde ele alınmaktadır. Bu yaklaşımda, çeşitli karar vericilerin birbirleriyle eşgüdümünün sağlanması önemli bir gerekliliktir.
Ayrıca, bir bölgede önceki plan kararları ile belli bir amaca yönelik tanımlama yapılmış olmasının o bölgenin tamamının amacı, kapsamı, niteliği ve esasları ilgili mevzuatta belirlenmiş olan çevre düzeni planında aynı amaca tahsis edileceği sonucunu doğurmayacağı açıktır.
Plan değişikliğine konu alan, dava konusu çevre düzeni planında, 04/10/2019 tarih ve 1649 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararları kapsamında Özel Güvenlik Bölgesi ve Ceyhan Enerji İhtisas Endüstri Bölgesi ilan edilen alan sınırları içerisinde kalmaktadır.
Leke plan niteliğinde bulunan dava konusu planın ölçeği (1/100.000) gözönünde bulundurulduğunda parsel bazında kararların üretilmesinin mümkün olmayacağı gibi genel arazi kullanım kararlarının değerlendirildiği, planın bölge ve havza bazında ve mevzuata uygun olarak tesis edildiği, planlama bölgesinde koruma kullanma dengesinin gözetilmesi gereken alanlardaki yapılaşmalarda keyfiliğin önlenmesi ve azami ölçüde korumanın sağlanması için alt ölçekli plan kararlarına esas olacak yapılaşma şartlarını ortaya koyan genel arazi kullanım kararlarının üretildiği görülmektedir.
Dairemizin 26/05/2022 tarih ve E:2022/161 sayılı ara kararına verilen cevaplardan, davaya konu işlemin dayanağı olan Cumhurbaşkanlığı kararlarına karşı açılmış bir dava bulunmaması nedeniyle anılan kararların yürürlükte olduğunun anlaşılması, Endüstri Bölgeleri Yönetmeliğinin 3. maddesinin 1. fıkrasının f) bendinde, ihtisas endüstri bölgelerinin, araştırma-geliştirmeye imkan tanıyan ve kalkınma planlarında belirtilen ileri teknoloji sektörlerden birini kullanan faaliyet alanlarını ifade ettiği şeklinde tanımlanması ve 2019-2023 yılları 11. Kalkınma Planının 360.1. maddesinde "Çukurova bölgesinde büyük ölçekli petrokimya tesisi kurulacaktır. Ceyhan Enerji İhtisas Endüstri Bölgesinde başlayacak büyük ölçekli yatırımlar tamamlanarak temel petrokimyasallar da dahil olmak üzere entegre üretim tesisi kurulacaktır." ifadelerine yer verilmesi karşısında Ceyhan Enerji İhtisas Endüstri Bölgesinin değişen sınırlarının 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planına işlenmesinin hukuki bir gereklilik olduğu açıktır.
Ulusal ve bölgesel nitelikteki sektörel yatırımların, kullanım ve yer seçimi kararlarının verilebileceği en uygun plan ölçeğinin 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı olduğu, bu ölçekte bir planda, ölçeğin doğası gereği bazı kararların şematik, bazı kararların kesinlik içeren çizgilerle gösterilmesi gerektiği, bunun en uygun örneklerinden birisinin de ulusal veya bölgesel nitelikli sektörel yatırımlar olduğu, 2019-2023 yılları kalkınma planında, Çukurova'da kurulması planlanan büyük ölçekli petrokimya tesisine ilişkin yatırımların Ceyhan Enerji İhtisas Endüstri Bölgesinde başlayacağı ve bu bölgede entegre üretim tesisleri kurulacağının belirtildiği, Cumhurbaşkanlığı kararı ile de yatırım kararının kesinleştirilek yerinin belirlendiği, bu kapsamda yapılan dava konusu çevre düzeni planı değişikliğinde anılan yatırım kararına ilişkin yer seçiminin, olması gerektiği kesinlikte plana aktarıldığı görülmektedir.
Diğer yandan, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddiaların büyük bir çoğunluğunun, anılan endüstri bölgesine ilişkin yatırım kararının faaliyete geçmesi halinde meydana gelebilecek olumsuz çevresel etkilere ilişkin olduğu görülmekle, Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 6. maddesinde, çevrel etki değerlendirmesi (ÇED) olumlu ya da çevresel etki değerlendirmesi gerekli değildir kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili hiç bir teşvik, onay, yapı kullanım ya da kullanma izni verilemeyeceği hükmünün yer aldığı gözönünde bulundurulduğunda, davacının iddialarının alt ölçekli planlara ve ÇED süreci sonucunda oluşturulan kararlara yönelik açılacak davalarda ileri sürülebileceği anlaşıldığından anılan iddiaların dava kapsamında değerlendirilmesi olanaklı görülmemiştir.
Bu durumda, yukarıda yer verilen tespitler doğrultusunda dava konusu işlemde şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına, kamu yararına ve mevzuata aykırılık görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmasız işler için belirlenen...-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'na verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 24/09/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.