İçtihatDanıştayAltıncı Dairesi
Danıştay Altıncı Dairesi · E. 2022/1701 · K. 2024/399
- Esas No
- 2022/1701
- Karar No
- 2024/399
- Karar Tarihi
- 28.02.2024
Karar Metni
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/1701 E. , 2024/399 K.
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/1701
Karar No : 2024/399
TEMYİZ EDENLER : I-(DAVALI):... Bakanlığı
VEKİLİ: Av. ...
II- (DAVACI):... Vakfı
VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN KONUSU: Danıştay Altıncı Dairesinin 04/01/2022 tarih ve E:2017/3628, K:2022/74 sayılı kararının, aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması taraflarca karşılıklı olarak istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 03/04/2017 tarihinde onaylanan ... Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı (ÇDP) değişikliğinin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 04/01/2022 tarih ve E:2017/3628, K:2022/74 sayılı kararıyla;
Dosyanın ve yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden;
1.... Irmağı kıyısında, ...'in güneydoğusunda belirlenen organize sanayi bölgesi (OSB) kullanımı yönünden;
OSB alanlarının ilgili mevzuatı gereğince Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca oluşturulan komisyonlar marifetiyle belirlendiği, dava konusu planda, yer seçimi kesinleştirilmiş OSB'nin plana işlenmesinde mevzuata aykırılık bulunmadığı,
2...'nde ilave edilen kentsel yerleşme alanı kullanımı yönünden;
Söz konusu alanın dava konusu değişiklik öncesindeki 2016 onaylı çevre düzeni plan revizyonunda “bölgeye özel ürün alanı (bağcılık, çay, fındık vb.)” olarak planlanan bir alan olduğu göz önüne alındığında, bilirkişi raporunda belirtilenler doğrultusunda, bu yörenin kendine özgü tarımsal ürün yetiştirildiği alan kullanımdan çıkartılmasına ilişkin planlamanın uygun olmadığı, bu itibarla dava konusu işlemin bu kısmında mevzuata uyarlık bulunmadığı,
3.... kenarında öngörülen sanayi alanı kullanımı yönünden;
Davalı idarece, il genelindeki sanayi alanlarının bir yerde toplanabilmesi adına Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının görüşü doğrultusunda, vadi tabanlarında ve kentin içme su kaynaklarına olumsuz etkileyeceği düşünülen toplamda yaklaşık 145 ha'lık sanayi alanı gösteriminin kaldırıldığı ve yaklaşık 190 ha sanayi alanı eklendiği, dava konusu işlem ile gösterimi yapılan sanayi alanının da söz konusu karar çerçevesinde plana işlendiği ifade edildiğinden, dava konusu işlemin bu bu kısmında mevzuata aykırılık bulunmadığı,
4....da ilave edilen kentsel yerleşme alanı kullanımı yönünden;
Alanın tarımsal nitelikte olduğu anlaşılmış olup, davaya konu plan değişikliği öncesinde yürürülükte olan çevre düzeni planı revizyonunda kent çeperindeki bu tarımsal alanların “bölgeye özel ürün alanı (bağcılık, çay, fındık, vb.)” olarak planlandığı, davaya konu plan değişikliği ile bu bölgeye özgü tarımsal üretim yapılan alanların yok edilerek yapılı çevreye dönüştürüleceği, bilirkişi raporunda da vurgulandığı üzere, 2011 yılından başlayarak yapılan plan revizyonlarıyla parça parça kent çeperine doğru özel ürün alanlarını katarak yapılan ve dava konu son değişiklikle birlikte toplamda ...ilinin mevcut nufusunun yaklaşık 3 katına yakın bir alanın kentsel yerleşme alanı olarak belirlenmesi ile büyük ölçülerde tarımsal toprak kaybına yol açılması nedeniyle, plan değişikliğinin bu kısmının şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırı olduğu sonucuna varıldığı,
5. Plan notlarının 5.8 sayılı maddesi yönünden;
Davaya konu planın 5.8 maddesi aşağıdaki gibi olduğu,
"5.8 Bu planın onayından önce hazırlanarak ilgili idaresince onaylanmış ve bu planın ilke ve stratejilerine ve nüfus kabullerine uygun nazım ve uygulama imar planı bulunan alanlarda uygulama bu imar planları doğrultusunda sürdürülecektir. Söz konusu imar planlarında, bu planın genel ilke ve stratejilerine, plan hükümlerine, plan açıklama raporuna ve nüfus kabullerine aykırı plan değişikliği ve revizyonu yapılamaz. Bu planın onayından önce, mevzuata uygun olarak hazırlanmış ve ilgili idaresince onaylanmış olan mevzii imar planlarının uygulaması söz konusu planlar doğrultusunda sürdürülür. Kentsel yerleşme alanları içinde veya kentsel yerleşme alanları ile bütünlük oluşturan bitişik konumdaki sanayi alanlarında bulunan tesislerin ekonomik ömrünü tamamlamasının ardından, anılan alanlarda bu planın koruma, gelişme ve planlama hedef ve ilkeleri ve plan kabul nüfusu ile çelişmeyen alt ölçekli kentsel yerleşme alanı amaçlı imar planları ilgili kurum ve kuruluşların uygun görüşleri alınarak çevre düzeni planı değişikliğine gerek olmaksızın ilgili idaresince hazırlanabilir ve onaylanabilir. Onaylanan planlar veri tabanına işlenmek üzere sayısal ortamda Bakanlığa gönderilir. Kentsel yerleşme alanı kullanımına dönüştürülen bu alanlar yeniden sanayi alanı olarak kullanılamaz."
Plan değişikliği öncesinde 2016 onaylı plan revizyonunda bu maddenin aşağıdaki gibi olduğu ve koyu renk ile gösterilen kısımların davaya konu plan değişikliği işlemi ile çıkarıldığı,
"5.8 Bu planın onayından önce hazırlanmış ve ilgili idaresince onaylanmış ve bu planın ilke ve stratejilerine, arazi kullanımı ve nüfus kabullerine uygun nazım ve uygulama imar planı bulunan alanlarda uygulama bu imar planları doğrultusunda sürdürülecektir. Söz konusu imar planlarında, bu planın genel ilke ve stratejilerine, arazi kullanım kararlarına, plan hükümlerine, plan açıklama raporuna ve nüfus kabullerine aykırı plan değişikliği ve revizyonu yapılamaz. Bu planın onayından önce, mevzuata uygun olarak hazırlanmış ve ilgili idaresince onaylanmış olan mevzii imar planlarından, bu planın onayından önce imar uygulaması tamamlanmış olanların uygulaması söz konusu planlar doğrultusunda sürdürülür. Bu planlarda, yapılaşma oranlarını arttırıcı plan değişikliği ve ilave yapılamaz. Kentsel yerleşme alanları içinde veya kentsel yerleşme alanları ile bütünlük oluşturan bitişik konumdaki sanayi alanlarında bulunan tesislerin ekonomik ömrünü tamamlamasının ardından, anılan alanlarda bu planın koruma, gelişme ve planlama hedef ve ilkeleriyle çelişmeyen, plan kabul nüfusunu aşmayacak şekilde alt ölçekte hazırlanan kentsel yerleşme alanı amaçlı imar planları ilgili kurum ve kuruluş görüşlerinin alınması kaydıyla bakanlığın uygun görüşü doğrultusunda çevre düzeni planı değişikliğine gerek olmaksızın ilgili idaresince onaylanabilir. Onaylanan planlar veri tabanına işlenmek üzere sayısal ortamda bakanlığa gönderilir. Kentsel yerleşme alanı kullanımına dönüştürülen bu alanlar yeniden sanayi alanı olarak kullanılamaz. Bu alanlardan kentsel yerleşme alanından kopuk yer seçen münferit sanayi alanlarında ise ticari ve sanayi amaçlı depolar, ticarete ilişkin kullanımlar ile konut dışı kentsel çalışma alanlarında yapılacak yapılar da yer alabilir. Söz konusu alanlarda yapılacak tüm yapılar için bu planın onayından önce mevzuatına uygun olarak onaylanmış imar planlarında belirlenen emsal değerleri aşılamaz."
5.7 sayılı plan notunda, "bu planın onayından önce hazırlanmış ve ilgili idaresince onaylanmış olan ancak bu planın ilke ve stratejileriyle ya da arazi kullanımı ya da nüfus kabulleriyle çelişen çevre düzeni planlarının, nazım ve uygulama imar planlarının uygulama görmemiş kısımlarının bu planın arazi kullanım kararları, plan hükümleri, plan açıklama raporu ve nüfus kabulleri doğrultusunda revizyonunun yapılması ve zorunlu olup, revizyonu yapılana kadar, yürürlükteki planların bu planın hedef/ilke, hüküm ve kararlarına aykırı olmayan karar ve hükümleri geçerlidir." ifadesinin yer aldığı, söz konusu plan hükmü ile bu planın onayından önce onaylanan ancak ÇDP'nin kararları ile çelişen alt ölçekli planların, kazanılmış hakkı bulunmayan, uygulama görmemiş kısımlarının revizyonunun yapılmasının zorunlu tutulduğu, dava konusu 5.8 numaralı plan notunda ise, ÇDP kararları ile çelişmeyen alt ölçekli planlardan bahsedildiği, ÇDP'nin onayından önce onaylanmış olan ve ilgili kurum ve kuruluşlardan gerekli izinlerin alındığı alt ölçekli planların uygulama aşamasında yaşanılan zorluklar nedeniyle söz konusu değişikliğin yapıldığı anlaşıldığından, bu kısma yönelik olarak dava konusu işlemde mevzuata aykırılık bulunmadığı,
6. Plan notlarının 6.3.2.2 sayılı maddesi yönünden;
Anılan maddenin, “Bu planın onayından önce yer seçmiş ve mevzuata uygun olarak onaylanmış imar planı bulunan münferit sanayi alanlarında mevcut yapılaşma koşulları geçerli olup bu alanlarda yoğunluk artışı getirecek plan değişikliği/revizyonu ve tevsii yapılamaz. Ancak taşınması mümkün olmayan veya mevzuat gereği yoğunluk artışı yapılması ve/veya alan genişlemesi ihtiyacı ortaya çıkan sanayi alanlarının alt ölçekli planları Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının uygun görüşü doğrultusunda çevre düzeni planı değişikliğine gerek olmaksızın ilgili idaresince onaylanabilir.” şeklinde olduğu,
Çevre düzeni planı, orman, akarsu, göl ve tarım arazileri gibi temel coğrafi verilerin gösterildiği, kentsel ve kırsal yerleşim, gelişme alanları, sanayi, tarım, turizm, ulaşım, enerji gibi sektörlere ilişkin genel arazi kullanım kararlarını belirleyen, yerleşme ve sektörler arasında ilişkiler ile koruma-kullanma dengesini sağlayan plan notları ve raporuyla bir bütün olarak yapılan bir plan olup, alt ölçekli planları yönlendiren strateji ve ilkeleri ortaya koyan bu planda, sanayi alanlarının leke niteliğinde gösterilmesi gerektiği,
Diğer taraftan, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 6. maddesinde, planlama kademelerinin, üst kademeden alt kademeye doğru sırasıyla; "Mekânsal Strateji Planı", "Çevre Düzeni Planı", "Nazım İmar Planı" ve "Uygulama İmar Planı"ndan oluştuğu belirtilmiş olup, planlar arası kademeli birliktelik ilkesi uyarınca her planın, yürürlükteki üst kademe planların kararlarına uygun olmak, raporu ile bütün oluşturmak ve bir alt kademedeki planı yönlendirmek zorunda olduğunun kurala bağlandığı,
Dava konusu plan notu uyarınca, taşınması mümkün olmayan ve/veya mevzuat gereği alan genişlemesi ihtiyacı ortaya çıkan sanayi alanlarının alt ölçekli planlarının, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının uygun görüşü doğrultusunda çevre düzeni planı değişikliğine gerek olmaksızın alt ölçekli planlar ile belirlenebileceğinin anlaşıldığı,
Çevre düzeni planının niteliği göz önünde bulundurulduğunda, sanayi kullanım kararının, çevresel etkilere yönelik alt ölçekli planları yönlendirmesi beklenen ilke ve stratejilerin oluşturulması ve koruma-kullanma dengesinin sağlanması açısından, üst ölçekli çevre düzeni planı kapsamında ele alınması gerektiği,
Öte yandan, çevre düzeni planı değişikliğini gerektirecek nitelikte ve büyüklükte bir sanayi alanının, üst ölçekteki planda değişiklik yapılmaksızın doğrudan alt ölçekli planda belirlenmesinin, planların kademeli birlikteliği ilkesine aykırılık oluşturacağı gibi, alt ölçekli planları yönlendirecek ilke ve stratejileri oluşturması beklenen çevre düzeni planının işlevsiz kalmasına sebebiyet vereceği,
Diğer taraftan, alt ölçekli planlar yapılırken ilgili kurum olan Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın uygun görüşünün alınacak olmasının, yukarıda belirtilen hususları tek başına ortadan kaldıracak nitelikte görülmediği,
Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda, taşınması mümkün olmayan ve/veya mevzuat gereği alan genişlemesi ihtiyacı ortaya çıkan sanayi alanlarını, dava konusu Çevre Düzeni Planının konusu olmaktan çıkartarak, üst ölçekli planı işlevsiz hale getirdiği açık olan dava konusu plan hükmünde bu haliyle hukuka uyarlık görülmediği,
7.“Organize Tarım ve Hayvancılık Alanları” başlıklı 6.5 sayılı plan notu yönünden;
Anılan hükmün aşağıdaki gibi olduğu,
“6.5.1 Bu alanlarda, tarım ve hayvancılığa yönelik araştırma ve geliştirme birimleri, ürün toplama, depolama, saklama alanları, ürün işleme tesisleri ve besicilikte kullanılacak yem üretim alanları, tarımsal amaçlı yapı ve tarımsal amaçlı entegre tesisler ile çalışanların ihtiyacına yönelik sosyal ve kültürel donatı alanları, sağlık ve eğitim tesisleri, gereksinimlere ve planlama ilkelerine uygun şekilde, toplu olarak (organize şekilde) yer alabilecektir.
6.5.2 Bu planda gösterilenler dışında ihtiyaç olması halinde, en az 5 ha. olacak şekilde, ilgili kurum ve kuruluş görüşlerine bağlı kalınarak, il bazında bütüncül olarak hazırlanacak çevre düzeni planları veya nazım imar planları ve il toprak koruma kurulu marifetiyle yer seçimi yapılabilir. Yer seçimi yapılan alanlara ilişkin imar planı yapılmasının gerekli olduğu durumlarda, imar planları bu planda değişikliğe gerek olmaksızın ilgili idaresince hazırlanır ve onaylanır. Onaylanan planlar sayısal ortamda veri tabanına işlenmek üzere bakanlığa gönderilir. Söz konusu tesisler/tesis alanları amacı dışında kullanılamazlar.”
Sözü edilen plan notu ile en az 5 ha olacak şekilde belirlenen organize hayvancılık ve tarım alanlarında, tarım ve hayvancılık amaçlı yapı yapılmasının, bu yapılar içerisinde çalışanların ihtiyacına yönelik sosyal kültürel donatı alanları, sağlık ve eğitim tesislerinin de yapılmasının öngörüldüğü, bu kullanımların yerlerinin, büyüklüklerinin ve yapı yoğunluklarının alt ölçekli imar planlarıyla belirlenecek olması karşısında, 5 ha büyüklüğündeki bir alanda, tarımsal ve hayvancılık üretiminin ve bu üretimde çalışanların ihtiyaçlarının sağlanmasına yönelik getirilen düzenlemelerde mevzuata aykırılık görülmediği gerekçesiyle,
Dava konusu işlemin, ... ve Trabzon'da ilave edilen kentsel yerleşme alanı kullanımlarına ilişkin kısımlarının ve 6.3.2.2 sayılı maddesinin iptaline, diğer kısımlar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dosya kapsamında teknik inceleme yapılarak bilirkişiye başvurulmasına karşın, bilirkişi raporunun dikkate alınmadığı, ...'in güneydoğusunda belirlenen OSB kullanımı açısından, Danıştay Altıncı Dairesinin E:2016/13857 sayılı dosyasında yer alan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, doğal çevre ve tarımsal üretim bakımından önemli potansiyellere sahip bir bölgede, henüz faaliyete geçmemiş bir OSB yer seçim kararının veri alınmasının ve sorgulanmadan plana aktarılmasının çevre düzeni planı yapılma amaçları ile bağdaşmadığı, üst ölçekli mekânsal planların farklı arazi kullanım türlerini, kentsel-kırsal yapıları ve doğal kültürel değerleri birlikte ele alan ve alt ölçekli planları yönlendirecek kararlar üreten planlar olduğu, bu doğrultuda çevre düzeni planında sanayi gelişimi için uygun olarak belirlenen alanlar içerisinde OSB’ler için yer seçimi yapılabilecekken ve Plan Açıklama Raporunda ilçenin tarımsal potansiyeli ve doğal zenginliğine vurgu yapılmasına rağmen, plan içinde çelişkiye neden olacak şekilde belirleme yapıldığı, İkizdere kenarında öngörülen sanayi alanı yönünden, alanın...’nin taşıdığı alüvyonların oluşturduğu tarım arazilerinden oluştuğu, Karadeniz Bölgesi'nde, fındık ve çay tarımının yapıldığı, hareketli topografyaya sahip, eğimin yüksek olduğu alanlar dışında, düz ve düze yakın tarım arazileri açısından son derece sınırlı olduğu, bu yüzden, sanayi alanı olarak planlanan arazinin tarım arazisi olarak korunmasının önemli olduğu, bilirkişi raporunun da bu yönde olduğu, yer seçiminin, hem arazinin toprak özellikleri, hem de konumu (ırmak kenarında olması, mevut kentsel alanlardan kopuk olması) açısından uygun olmadığı, ayrıca, iklim değişikliğinin etkilerini yaşamakta olduğumuz bir dönemde, ani ve şiddetli hava olaylarındaki artışlar, yağışların rejiminin ve şiddetinin değişimi, doğal yapısı gereği sel, taşkın gibi olaylara müsait bir bölgede bu olayların daha sık ve şiddetli yaşanmasına neden olurken, çevre düzeni planı vasıtasıyla bölgenin daha da kırılgan bir hale getirildiği, 5.8 sayılı plan notu yönünden, kararda belirtilenin aksine, 5.7sayılı maddenin dava konusu 5.8. maddeye yönelik iddiaları ortadan kaldırmadığı, zira 5.7 sayılı maddenin, alt ölçekli çevre düzeni planlarını, nazım ve uygulama imar planlarını kapsadığı, dava konusu 5.8. maddeye yönelik itirazın ise, mevzii imar planlarına ve tadilat ile hükümde yapılan değişikliklere yönelik olduğu, dolayısıyla kararda belirtilenin aksine, planlama alanı içerisinde, planın onay tarihinden önce onaylanmış mevzi imar planlarının şartsız (uygulama gören kısımları hariç vb kısıtlamalar getirilmeden) olarak geçerli kabul edilmesinin, planların kademeli birlikteliği ilkesine aykırı olduğu, mevzuatta yaşanan değişimler de göz önünde bulundurulduğunda, bir planın onaylandığı tarihteki mevzuata uygun olmasının, sonrasında hazırlanan üst ölçekli plana da uygun olduğu anlamına gelmeyeceği, yapılması gerekenin, önceden onaylı tüm alt ölçekli planların, sonradan onaylanan üst ölçekli planla (kazanılmış imar hakları korunarak) uyumlaştırılması olduğu, organize tarım ve hayvancılık alanları yönünden, günümüze kadar yanlış arazi kullanım kararları yüzünden gerektiği gibi korunamayan verimli tarım arazileri ve doğal yem üretim alanları olan meralar açısından artık zengin olmayan Türkiye’de, ülkenin tarımsal yapısıyla ne ölçüde örtüşeceği belli olmayan bu tür kararların planda yer almasının son derece sakıncalı olduğu, hayvancılığın doğal yollarla yapılması yerine, endüstriyel hayvancılık adı altında hayvanların meralardan kopartılarak kapalı alanlara alınmasının, meralarda doğal olarak gezinerek otlanması yerine yapay yemlerle beslenmesinin, hareketsiz bırakılarak ve çeşitli hormonlarla vücutlarında su ve yağ birikimi ile hızlı kilo aldırılmasının, insan ve çevre sağlığı açısından son derece sakıncalı olduğu, buna karşın, geleneksel mera hayvancılığı yapan küçük işletmelerin, faaliyetlerini kendi tecrübe ve bireysel kararları doğrultusunda ve bölgesel şartlara uyarak sürdürdükleri, özellikle son 50 yılda ise, Türkiye tarımında, endüstriyel tarıma doğru bir eğilim görüldüğü, tarımın şirketleştiği, küçük ölçekli üreticilerin ise giderek yoksullaştığı, ayrıca, bu tip uygulamalar nedeniyle küçük işletmelerin kapandığı, Türkiye'nin geniş tarım alanlarında geliştireceği bütüncül doğal kaynak yönetimi modelleri ile yerele özgü, sağlıklı ve doğal besin kaynaklarını, sürdürülebilir yöntemlerle üretebilecek şansa sahip nadir ülkelerden olduğu, havzadan havzaya, köyden köye değişen doğal şartlar içinde yerele özgü, besin çeşitliliği yüksek, sağlıklı gıda üretim modellerine imkân tanıyacak mekânsallıkların kurulabileceği bir coğrafyaya sahipken, ülkemizdeki neredeyse tüm çevre düzeni planlarına mükerrer şekilde ve tek tip olarak giren muğlak ve proje bazlı endüstriyel gelişimi öngören organize tarım ve hayvancılık alanları ile insan sağlığı ve geleceğinin tehlikeye atıldığı, Daire kararının davanın reddine ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, planda ... ilçesinin nüfus verisinde herhangi bir yükselme eğilimi görülmediğinden nüfus projeksiyonunun değişmediği, bu kapsamda nüfus projeksiyonu sabit kaldığından sadece kaldırılan kentsel yerleşme alanlarının yerine, yerleşilebilirliği uygun olan yaklaşık 55 ha alanın "kentsel yerleşme alanı" olarak gösterildiği ve ... ile ... Tabiat Parkı arasına sadece turizm amaçlı faaliyetlerin yapılabileceği yaklaşık 110 ha alan belirlenmiş olup, planda turizm alanı gösterimi yer almadığından, alandaki turizm kullanımlarının, kentsel yerleşme alanı olarak gösterildiği, kaldı ki Plan Açıklama Raporunda ... ilçe künyesinde, "... Tabiat Parkı ile ... yerleşmesi arasında yer alan ve ÇDP'de Kentsel yerleşik Alan olarak gösterilmiş olan alanda yalnızca turizm tesisleri ile gerekli ticaret ve kentsel-sosyal donatılar birlikte yer alabilir." ifadesinin eklendiği, ... ili açısından, devam eden süreçte, alt ölçekli planların yapım aşamasında, ... ili, ... ilçesi, ... Bölgesi'nde yapılan detaylı analizler sonucunda, söz konusu alanların nitelikli tanım toprağı olduğu anlaşıldığından, 364 ha'lık alanın kentsel yerleşik alandan kullanımından çıkarılmasının talebi üzerine, 22/05/2020 tarihinde yapılan plan değişikliği ile söz konusu alanda kentsel yerleşik alan gösteriminin kaldırıldığı, 6.3.2.2 sayılı plan notu yönünden, uygulamada yaşanan sorunlara çözüm getirildiği, onaylı alt ölçekli planları bulunan sanayi alanlarına sınırsız genişleme imkânı tanınmadığı, talebin plan değişikliğine tabi olup olmayacağı konusunun değil, sanayi alanının taşınmasının mümkün olup olmadığı veya mevzuat gereği alanda yoğunluk artışı yapılması ve/veya alan genişlemesi ihtiyacı olup olmadığı konularının karar bağlanmasının ifade edildiği, plan hükmüne konu alanlarda sadece bilimsel ve teknik dayanağı olan genişleme ya da yoğunluk artışı taleplerinin onaylı imar planı alanı sınırları dışına çıkmadan gerçekleştirilmesinin amaçlandığı, Daire kararının dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Taraflarca karşılıklı olarak temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Davacının temyiz isteminin kısmen kabulü ile temyize konu kararın, İkizdere kenarında belirlenen kullanım açısından, doğal ve tarımsal değeri yüksek olan bir bölgede, kentsel diğer kullanımlar ile ilişkisi kurulmadan dağınık şekilde sanayi alanları belirlenmesinin yanı sıra, bir dere boyunca konumlandırılan yer seçiminin, taşkın ve sel riski barındırması nedeniyle yerleşme veya sanayi alanları açısından uygun olmadığı sonucuna varıldığından, planın bu kısmında şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına uyarlık bulunmadığı,
Plan Hükümlerinin 6.5 sayılı bölümünde yer alan organize tarım ve hayvancılık alanlarına yönelik kısmının, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nde "organize tarım ve hayvancılık alanları"nın çevre düzeni planı gösteriminde yer alması hususu ile hükme esas alınabilecek nitelikte olan bilirkişi raporundaki tespitler göz önünde bulundurulduğunda, dava konusu Çevre Düzeni Planının lejantında "organize tarım ve hayvancılık alanları" şeklinde bir lejant gösterilmemesi ve planda buna yönelik bir kullanım kararı bulunmamasına karşın, organize tarım ve hayvancılık alanlarına ilişkin plan hükümleri getirilmesinin, planlama içerisinde belirsizlik ve tutarsızlık yaratılması ile plan bütünlüğünün bozulmasına sebebiyet vereceği gerekçeleriyle bozulmasının, diğer kısımlar yönünden ise tarafların temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Tarafların temyiz istemlerinin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen reddine, kısmen dava konusu işlemin iptaline yönelik Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 04/01/2022 tarih ve E:2017/3628, K:2022/74 sayılı kararının ONANMASINA,
3.Kesin olarak, 28/02/2024 tarihinde, ... ve İkizdere'de belirlenen kullanımlar ile 6.3.2.2 sayılı plan notu yönünden oyçokluğuyla, diğer kısımlar yönünden oybirliğiyle karar verildi.
KARŞI OY
X- ...nde ilave edilen kentsel yerleşme alanı kullanımı yönünden;
Uyuşmazlıkta, ... ilçesi ile ... Tabiat Parkı arasında kentsel yerleşme alanı gösterimi getirildiği anlaşılmaktadır.
Söz konusu plan kararının gerekçesi olarak davalı idarece, 24/06/2011 tarihli çevre düzeni planında ... ilçesinin kent ve kır nüfus projeksiyonunun maksimum 90.000 olarak belirlendiği, dava konusu işlem kapsamında yapılan nüfus projeksiyonlarının yeniden düzenlenmesi işlemi kapsamında ... ve ... illerinin büyükşehir olması nedeniyle kır ve kent nüfuslarının toplam olarak kabullerinin değişmiş olması nedeniyle, Plan Açıklama Raporunun 4.6 Nüfus bölümünde "Bu planın nüfus projeksiyonları 2007, 2011 ve 2015 yılları adrese dayalı nüfus kayıt sistemi (ADNKS) sonuçları dikkate alınarak Aritmetik, Üssel ve Bileşik Faiz yöntemlerinin ortalaması alınarak hesaplandığı, hesaplama sonucunda elde edilen veriler sonucu, 24/06/2011 onaylı ÇDP kabullerine göre nüfusu yükselen yerleşmelerin nüfus kabullerinin yeniden düzenlendiği, ... ilçesinin nüfus verisinde herhangi bir yükselme eğilimi görülmediğinden nüfus projeksiyonunun değiştirilmediği, bu kapsamda nüfus projeksiyonu sabit kaldığından sadece kaldırılan kentsel yerleşme alanlarının yerine yerleşebilirliği uygun olan yaklaşık 55 ha alanın kentsel yerleşme alanı olarak gösterildiği, ... ile ... Tabiat Parkı arasına sadece turizm amaçlı faaliyetlerin yapılabileceği yaklaşık 110 ha alan belirlendiğinin belirtildiği görülmekte olup, buna yönelik olarak dava konusu plan açıklama raporuna "... Tabiat Parkı ile ... yerleşmesi arasında yer alan ve ÇDP'de kentsel yerleşik alan olarak gösterilmiş olan alanda yalnızca turizm tesisleri ile gerekli ticaret ve kentsel-sosyal donatılar birlikte yer alabilir." hususunun da eklendiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, plan açıklama raporunda gerekçesi ortaya konulan ... ile ... Tabiat Parkı arasına sadece turizm amaçlı faaliyetlerin yapılabileceği yaklaşık 110 ha alanın belirlenmesine yönelik dava konusu Çevre Düzeni Planı değişikliğinde şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına aykırılık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, bu kısım yönünden davalının temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara belirtilen kısım açısından katılmıyoruz.
KARŞI OY
XX- ... kenarında belirlenen sanayi alanı kullanımı yönünden;
Uyuşmazlıkta, çevre düzeni planında, daha önce tarım alanı olarak belirlenmiş belirli bir alanın, sanayi alanı olarak değiştirildiği anlaşılmaktadır.
Dava dilekçesinde, ... kenarında planlanan sanayi alanına itiraz edilmekte; bu alanın ... taşıdığı alüvyonların oluşturduğu tarım arazilerini kapsadığı, Karadeniz Bölgesinde fındık ve çay tarımının yapıldığı, hareketli topografyaya sahip, eğimin yüksek olduğu alanlar dışında, düz ve düze yakın tarım arazilerinin son derece sınırlı olduğu; bu yüzden, sanayi alanı olarak planlanan bu düz arazinin tarım arazisi olarak korunmasının önemli olduğu ileri sürülmektedir.
Davalı idarece, iktisadi ve toplumsal kalkınmayı sağlamak amacıyla sanayi sektörüne ilişkin stratejik ve mekânsal kararlar alındığı, bu doğrultuda ...il bütününde yer alan özellikle vadi tabanlarında ve kentin içme su kaynaklarına olumsuz etkisi olacağı düşünülen tüm sanayi alanları gösterimlerinin kaldırıldığı; il genelindeki sanayi alanlarının bir yerde toplanabilmesi adına Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının görüşü doğrultusunda toplamda yaklaşık 145 ha olan sanayi alanı gösteriminin kaldırıldığı ve yaklaşık 190 ha sanayi alanı eklendiği, dava konusu işlem ile gösterimi yapılan sanayi alanının da söz konusu karar çerçevesinde plana işlendiği, ayrıca ...il bütününde gerek kentsel yerleşik alan içerinde gerekse diğer alanlarda dağınık halde yer seçimi yapılmış olan sanayi alanlarının il bütününde belirlenen kurulu sanayilerin de yer aldığı iki noktada bir araya getirilmesiyle, hem çevresel hem de ekonomik anlamda bölgeye katkı sağlanacağı ve pek çok tarım alanının bölgeye kazandırıldığı savunulmaktadır.
Dosya kapsamında yer alan bilirkişi raporunda, "... uyuşmazlık konusu alanın plan değişikliği öncesindeki durumu ve plan değişikliği ile getirilen sanayi alanı gösterilmektedir. Alanın bitişiğinde bir endüstri gelişme bölgesi kararı bulunmaktadır. Bunun yanındaki uyuşmazlık konusu alan plan değişikliği öncesinde tarım alanı olarak belirlenmişken, plan değişikliği ile sanayi bölgesi haline getirilmiştir.
Buradaki sanayi alanının konumu açısından raporun önceki bölümlerinde ... Irmağı kenarındaki sanayi alanı için yapılan değerlendirmelerin bir ölçüde geçerli olduğu söylenebilir. Burası da kentsel yerleşmelerden belli uzaklıkta, kentsel kullanımlar ile ilişkisi kurulmamış bir noktadadır. Bu bölge de doğal yapının ve tarımsal üretimin önemli olduğu, doğal ve tarımsal değerin yüksek olduğu bir bölgedir. Ve aynı şekilde burası da bir dere boyunca konumlanmış olup, taşkın ve sel riskini barındırması nedeniyle yerleşme için ve sanayi alanı için uygun bir alan olmadığı görülmektedir. Doğal yapıya ilişkin bu saptamalar verilen uydu fotoğrafında da takip edilebilir.
...
...’de yakın geçmişte pek çok sel ve taşkın yaşandığı bu bölgeye ilişkin haber kaynakları araştırıldığında görülebilmektedir. Raporda daha önce belirtildiği üzere, günümüzde yaşanan iklim değişikliği olgusu bu tür taşkınlar ve sellerle karşılaşma riskinin artmakta olduğuna ve bu tür olaylar yaşandığında bunların şiddetinin de artmakta olduğuna işaret etmektedir. Bu durum doğal dengenin bozulması sonucu olup, doğal değerlere, doğal kaynaklara ve bunların içinde akarsulara yaklaşımımızda son derece duyarlı bir planlama yaklaşımını gerektirmektedir. Bu yaklaşım hem su kaynağını korumak ve sürdürmek, hem de olası sel ve afet riskini en aza indirecek önlemler ile bu bölgeleri planlamak biçiminde olmalıdır. Bu aşamada Kurulumuz, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından hazırlanan ve 2019 yılı Temmuz ayında kamuoyuna duyurulan Karadeniz İklim Değişikliği Eylem Planı’na dikkat çekmek istemektedir. Söz konusu eylem planı, en başta taşkın olayları olmak üzere Karadeniz Bölgesinde iklim değişikliğinden kaynaklanan riskleri azaltmayı amaçlamaktadır. Eylem planının öncelikli hedefleri arasında; bölgenin çeşitli yerlerinde dere yataklarında bulunan yapılaşmaların tespit edilmesi gelmektedir. Planda; ..., ...olmak üzere altı ilde toplam 19 bin akar dere, 131 bin de kuru dere bulunduğu, bu illerde yapılacak olan tespit çalışmaları sonucunda dere yataklarındaki riskli yapıların taşıma sürecinin planlanacağı ve uygun alanlar için kamulaştırma yapılacağı belirtilmektedir.
Davalı İdare olan Bakanlığın, iklim eylem planındaki bu önemli hedefi ile dava konusu plan değişikliği ile getirilen İkizdere kıyısındaki sanayi alanı kararı çelişkili bir durum olarak karşımıza çıkmaktadır. Kurulumuz, Bakanlığın İklim Eylem Planındaki tespit ve hedefleri önemsemekte ve bu bağlamda İkizdere kenarındaki sanayi alanı öngörüsünün doğru bir yerseçim kararı olmadığı görüşündedir. Dolayısıyla, hem taşkın afet riski kapsamında ele alındığında, hem de alanın tarımsal ve doğal değeri dikkate alındığında, davalı idare tarafından planlama bölgesindeki çeşitli sanayi alanı kararlarının iptal edilerek bu noktada toplanmış olması doğru bir yer seçimi kararı olmadığını göstermektedir.
Bu noktada belirtmek gerekir ki, bir çevre düzeni planında elbette sanayi alanları da öngörülecektir. Çevre Düzeni Planı planlanan alandaki koruma-kullanma dengesini belirleyen, doğal, tarihi, kültürel ve tarımsal değeri nedeniyle muhakkak korunması gereken bölgeler ile, yerleşimin (bu kapsamda konut, çalışma alanları, sanayi alanlarının) gelişimi için uygun olan alanları belirleyen bir strateji planıdır. Bu kapsamda elbette kentsel gelişme alanları da sanayi alanları da bu planlarda yer alacaktır. Ancak gerek Melet Irmağı gerekse İkizdere örneğinde sanayi gelişme kararının doğal ve tarımsal değeri çok yüksek olan bir bölgede, aynı zamanda da taşkın riski barındıran nehir kenarında olması sorun olarak tespit edilmiştir. Bunun yanısıra her iki örnekte de, kentsel kullanımlar ile ilişkilendirilerek sanayi-konut ilişkisinin de kurulmadan sanayi alanlarının doğal yapı içinde dağınık biçimde konumlandırılmış olması şehircilik ilkeleri ve planlama esasları açısından sakıncalı bulunmuştur." görüş ve tespitlerine yer verilmiştir.
Bilirkişi raporunda yer alan hususlar, hükme esas alınabilecek nitelikte görülmüş olup, doğal ve tarımsal değeri yüksek olan bir bölgede, kentsel diğer kullanımlar ile ilişkisi kurulmadan dağınık şekilde sanayi alanları belirlenmesinin yanı sıra, bir dere boyunca konumlandırılan yer seçiminin, taşkın ve sel riski barındırması nedeniyle yerleşme veya sanayi alanları açısından uygun olmadığı sonucuna varıldığından, planın bu kısmında şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, bu kısım açısından davacının temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara belirtilen kısım açısından katılmıyoruz.
KARŞI OY
XXX- 6.3.2.2 sayılı plan notu yönünden;
Anılan maddenin, “Bu planın onayından önce yer seçmiş ve mevzuata uygun olarak onaylanmış imar planı bulunan münferit sanayi alanlarında mevcut yapılaşma koşulları geçerli olup bu alanlarda yoğunluk artışı getirecek plan değişikliği/revizyonu ve tevsii yapılamaz. Ancak taşınması mümkün olmayan veya mevzuat gereği yoğunluk artışı yapılması ve/veya alan genişlemesi ihtiyacı ortaya çıkan sanayi alanlarının alt ölçekli planları Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının uygun görüşü doğrultusunda çevre düzeni planı değişikliğine gerek olmaksızın ilgili idaresince onaylanabilir.” şeklinde olduğu,
Dava dilekçesinde, anılan maddede münferit sanayi alanlarına yönelik alt ölçekli plan çalışmalarının, 1/100.000 ölçekli plan değişikliği kapsamı dışında bırakıldığı, şehircilik ve planlama ilkeleri açısından, "çevre düzeni planı değişikliğine gerek olmaksızın" ifadesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
Davalı idarece, yapılan plan notu değişikliği ile uygulamada yaşanan sorunlara çözüm sunulduğu, 6.3.2.2 numaralı plan notu ile onaylı alt ölçekli planları bulunan sanayi alanlarına sınırsız gelişme imkanı tanınmadığı, aksine, sorunun yetkili idare olan Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile istişare edilerek çözülmesinin önerildiği, söz konusu plan notunda, talebin plan değişikliğine tabi olup olmayacağı konusunun değil, sanayi alanının taşınmasının mümkün olup olmadığı veya mevzuat gereği alanda yoğunluk artışı yapılması ve/veya alan genişlemesi ihtiyacının olup olmadığı konularının karara bağlanması gerektiği, plan hükmünün devamında yer alan ifadelerle söz konusu değerlendirmenin ilgili idaresi olan Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca yapılması gerektiğinin belirtildiği, plan hükmüne konu alanlarda sadece bilimsel ve teknik dayanağı olan genişleme ya da yoğunluk artışı taleplerinin onaylı imar planı alanı sınırları dışına çıkmadan gerçekleştirilmesinin amaçlandığı savunulmaktadır.
Her ne kadar bilirkişi raporunda ve temyize konu kararda, bu maddenin hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmış ise de, davaya konu düzenlemenin, bu planın onayından önce yer seçmiş ve mevzuata uygun olarak onaylanmış imar planı bulunan münferit sanayi alanları açısından, uygulamada yaşanılan zorlukların aşılması nedeniyle getirildiği, kaldı ki plan notu kapsamında, alt ölçekli planlardaki mevcut yapılaşma koşullarının geçerli olduğu ve bu alanlarda yoğunluk artışı getirecek plan değişikliği/revizyonu ve tevsii yapılmayacağının ve yalnızca taşınması mümkün olmayan veya mevzuat gereği yoğunluk artışı yapılması ve/veya alan genişlemesi ihtiyacı ortaya çıkan sanayi alanlarının alt ölçekli planlarının, ilgili kurum olan Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın uygun görüşü doğrultusunda çevre düzeni planı değişikliğine gerek olmaksızın ilgili idaresince onaylanabileceğinin kurala bağlandığı dikkate alındığında, plan notu yönünden imar mevzuatına ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, anılan plan notu yönünden, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara belirtilen kısım açısından katılmıyorum.