İçtihatDanıştayDava Dairesi
Danıştay Dava Dairesi · E. 2022/3558 · K. 2024/5461
- Esas No
- 2022/3558
- Karar No
- 2024/5461
- Karar Tarihi
- 25.04.2024
Karar Metni
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2022/3558 E. , 2024/5461 K.
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/3558
Karar No : 2024/5461
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Tunceli İl Jandarma Komutanlığı emrinde jandarma astsubay üstçavuş olarak görev yapmakta iken 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35/B maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, İçişleri Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; Uyap kayıtları ile dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacının ... Sulh Ceza Hakimliği Değişik İş No:... sorgu numaralı dosyasında ve savcılık aşamasında etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanarak kendisinin bu yapıyla lise yıllarında tanıştığını, yapıya ait dershaneye gittiğini, yapı içerisinde bulunan Ş. isimli şahısla tanıştığını, bu yapının öğrenci evlerine gittiğini, 2009 yılı itibarıyla yapı ile ilişkisini kestiğini belirttiğinin, davacı hakkında ... Ağır Ceza Mahkemesinin E. ... esas sayılı dosyasında "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan açılan ceza davasında beraat kararı verildiği ve dosyanın istinaf aşamasında derdest olduğunun, Jandarma Genel Komutanlığının istihbari yazısı içeriğinde davacının FETÖ terör örgütüyle irtibatı veya iltisakı olduğu yönünde tespitlere yer verildiğinin görüldüğü belirtilmiş ve Anayasa ile kurulan hür demokrasi düzenini, temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik 15/07/2016 günü başlatılan darbe girişimi üzerine; başta FETÖ/PDY terör örgütü olmak üzere terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kişilerin görevi başında kalmasının kamu düzeni ve güvenliği açısından sakınca oluşturacağı açık olduğundan, davalı idare tarafından ilgili mevzuat kapsamında yapılan değerlendirme sonucu davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı olduğu kanaatine varılarak dava konusu işlemin tesis edildiği, beraat kararının, idarenin yaptığı istihbari çalışmalar neticesinde elde ettiği bilgilere dayalı olarak işlem tesisine engel olmayacağı ve davalı idarenin takdir yetkisini keyfi olarak kullandığına dair başkaca bir belge ve bilgiye rastlanmadığından davacının kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan, dava konusu işlemin hukuka uygunluğuna karar verildiğinden davacının yoksun kalınan parasal hakların tazmini isteminin kabulüne olanak bulunmadığı belirtilmiştir. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; olayda, her ne kadar Mahkeme tarafından davacının Bursa Sulh Ceza Hakimliği Değişik İş No:... sorgu numaralı dosyasında ve savcılık aşamasında etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istediğini beyan ettiği belirtilmiş ise de; davacının hem Cumhuriyet Başsavcılığındaki ifadesinde hem de ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dosyasının ... tarihli duruşmasında etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istemediğini belirttiğinin görüldüğü, davacı hakkında FETÖ/PDY terör örgütüne üye olma suçundan ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:... esas sayılı dosyasında açılan ceza davasında Mahkemenin ... tarih ve K:... sayılı kararı ile beraat kararı verildiği ve yapılan istinaf başvurusunun da esastan reddine karar verildiği, ceza mahkemesi kararında, 2009 yılı Haziran ayında örgüt evlerine gitmeyi bıraktığı, dijital materyallerin incelenmesinde örgütle ilgili herhangi bir veriye ulaşılamadığı, eylemlerinde kasten hareket etmiş olmadığından ve kastını belirleme konusunda başkaca bir delil elde edilemediğinden beraatine karar verildiği hususlarının belirtildiği, davalı idarece davacının terör örgütüyle irtibatına veya iltisakına yönelik başka bir delil de sunulamadığı anlaşıldığından, davacının terör örgütleriyle irtibatlı olduğundan bahisle kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan, dava konusu işlem hukuka aykırı bulunduğundan, dava konusu işlem nedeniyle davacının mahrum kaldığı mali ve özlük haklarının davalı idarece davacıya verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Açıklanan gerekçelerle, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, davacının yoksun kaldığı hakların ödenmesi talebinin kabulüne, davacının yoksun kaldığı parasal ve özlük hakların davalı idarece davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından; davacının etkin pişmanlık iradesini ortaya koyduğu, davacı hakkında verilen beraat kararının örgütle irtibat ve iltisaka ilişkin delillerin idari yargı yerince değerlendirilmesine engel teşkil etmeyeceği, davacının kamu görevinden çıkarılmasının kamu yararının bir gereği olduğu, dava konusu işlemin hukuka ve mevzuata uygun olarak tesis edildiği, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacı, Tunceli İl Jandarma Komutanlığı emrinde Jandarma astsubay üstçavuş olarak görev yapmakta iken 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35/B maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmıştır.
Bunun üzerine, anılan işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Diğer yandan, davacının, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, davacının suç kastı bulunduğuna dair mahkumiyete yeterli kesin ve inandırıcı kanıt elde edilemediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223/2-c maddesi uyarınca beraatine karar verildiği, bu karara karşı istinaf başvurusunda bulunulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği ve söz konusu kararın temyiz kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleştiği görülmüştür.
İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde sona ermiştir.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 4/1-(b) maddesinde; terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen, 10/03/1983 tarihli ve 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanununa tabi personelin, Jandarma Genel Komutanının teklifi, İçişleri Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Diğer yandan, olağanüstü halin sona erdirilmesinden sonra 31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye Geçici 35. madde eklenmiştir. Anılan maddede, ''...B) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen (Anayasa Mahkemesinin 30/06/2022 tarih ve E:2018/137, K:2022/86 sayılı kararıyla,"...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) ;...6) Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü personeli İçişleri Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılır.
'' hükmü getirilmek suretiyle, 667 sayılı KHK'nın 4/1-(b) maddesiyle benzer düzenlemeye yer verilmiş, ayrıca aynı maddenin son fıkrasında, (A) ve (B) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilecek olanlara yedi günden az olmamak üzere ilgili kurum tarafından uygun vasıtalarla savunma hakkı verileceği belirtilmiştir. Daha sonra, 28/07/2021 tarihli ve 31551 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7333 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 23. maddesiyle, söz konusu geçici 35. maddenin (B) fıkrasında yer alan “üç yıl” ibaresi “dört yıl” şeklinde değiştirilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
667 sayılı KHK'nın 4. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla, "terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenler" hakkında; 667 sayılı KHK'nın 4. maddesiyle, olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte tedbir uygulanmakta iken, OHAL kalktıktan sonra 375 sayılı KHK'nın geçici 35. maddesiyle de dört yıl süreyle uygulanmak üzere kamu görevinden çıkarma yaptırımı getirilmiştir.
AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu yaptırımın uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan yaptırımın uygulanabilmesi için yeterlidir.
Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Yukarıda yer verilen mevzuat, karar ve tespitler uyarınca; FETÖ/PDY silahlı terör örgütü tarafından Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne karşı yapılan darbe teşebbüsü ve sonrasında yaşanan olağanüstü dönem ve koşullar gereğince alınan tedbirler ve olağanüstü halin sona ermesinden sonra yürürlüğe giren 375 sayılı KHK'nın geçici 35. maddesiyle uygulama alanı bulan kamu görevinden çıkarma yaptırımı kapsamında, kamu görevlilerinin Devlete sadakat yükümlülüklerine riayeti konusundaki denetimin en hassas ve azami şekilde yapılması ve disiplin ile emir ve direktiflere mutlak itaat gerektiren askerlik mesleğini ifa eden ve ülkenin güvenliğinden sorumlu olan Jandarma Genel Komutanlığı personeli açısından Devlete sadakatlerinden herhangi bir kuşku duyulmamasını temin edecek şekilde uygulanması gerekmektedir.
Nitekim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de kişilere tanınan temel hak ve özgürlüklerin, kamu görevinin yerine getirilmesi sırasında devletin geniş takdir yetkisiyle sınırlandırılabileceğini, ayrıca bazı kamu görevlileri açısından, özellikle üst düzey yetkililer, silah kullanma yetkisini haiz kamu görevlileri, hâkimler, savcılar ve istihbari faaliyette bulunan veya ülkenin güvenliği için kritik öneme sahip kurumlarda çalışan kamu görevlileri yönünden daha geniş ve takdir yetkisine dayalı sınırlamalar getirilebileceğini kabul etmektedir. Bu kapsamda, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkına ilişkin başvurularda, devletin egemenlik yetkilerini doğrudan veya dolaylı olarak kullanan veya kamu otoritelerinin genel menfaatini korumaktan sorumlu, devlete özel bir sadakat ilişkisiyle bağlı olan asker ve polis gibi görevliler yönünden özlük ve parasal haklar dışında Sözleşme'nin tarafı olan devletin daha geniş yetkilere sahip olduğu hususunun vurgulandığı görülmektedir. (Vilho Eskelinen ve Diğerleri/Finlandiya, B. No: 63235/00, 19/04/2007).
Uyuşmazlıkta, davacı, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı bulunduğu gerekçesiyle kamu görevinden çıkarılmış olup, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen ceza kovuşturması neticesinde verilen beraat kararı, adli soruşturma kapsamında düzenlenen ... tarihli şüpheli ifade tutanağı, ... Sulh Ceza Hakimliğinin ... tarih ve Değişik İş No:... Sorgu sayılı sorgu tutanağı ve davacının savunma istem yazısı üzerine idareye sunduğu savunması incelendiğinde; davacının, kendisinin bu yapıyla lise yıllarında tanıştığı, yapıya ait dershaneye gittiği, yapı içerisinde bulunan Ş. isimli şahısla tanıştığı, Ş. isimli şahsın kendisini üniversite öğrencileri olan T. ve A. isimli şahıslarla tanıştırdığı, üniversite sınavlarına hazırlık döneminde bu yapının öğrenci evine gittiği, bu evlerde kalan üniversite öğrencileri H.P. ve O.A.'nın kendisine derslerinde yardımcı olduğu yönünde beyanlarda bulunduğu görülmüştür.
Uyuşmazlıkta, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen ceza kovuşturması sonucunda üzerine atılı suçtan beraatine karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı yerlerince inceleme yapılması gerekliliğini ortadan kaldırmadığı; bununla birlikte yukarıda da belirtildiği üzere FETÖ/PDY terör örgütü tarafından Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne karşı yapılan darbe teşebbüsü ve sonrasında yaşanan olağanüstü dönem ve koşullar gereğince alınan tedbirler ve olağanüstü halin sona ermesinden sonra yürürlüğe giren 375 sayılı KHK'nın Geçici 35. maddesiyle uygulama alanı bulan kamu görevinden çıkarma yaptırımı kapsamında, kamu görevlilerinin Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na, kanunlarına, kurumlarına, dolayısıyla Devlete sadakat yükümlülüklerine riayeti konusundaki denetimin, yaşanan söz konusu olağanüstü dönemin doğal bir sonucu olarak en hassas ve azami şekilde yapılması gerekliliği ile davacının icra ettiği askerlik görevinin ve ülkenin güvenliğinden sorumlu olan Jandarma Teşkilatının hassasiyeti, önem ve özelliği dikkate alındığında, davacının üniversite sınavlarına hazırlık döneminde örgüte ait öğrenci evlerine gitmesinin FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakının varlığına kanaat getirilmesine yeterli düzeyde bir tespit olduğu anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Bu itibarla, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulüyle Mahkeme kararının kaldırılarak dava konusu işlemin iptaline, davacının yoksun kaldığı hakların ödenmesi talebinin kabulüne, davacının yoksun kaldığı parasal ve özlük hakların davalı idarece davacıya ödenmesine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne;
2. Davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, davacının yoksun kaldığı hakların ödenmesi talebinin kabulüne, davacının yoksun kaldığı parasal ve özlük hakların davalı idarece davacıya ödenmesine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 25/04/2024 tarihinde, oyçokluğuyla, kesin olarak karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile davanın reddi yönünde verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulüyle, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava konusu işlemin iptali ile işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal ve özlük hakların ödenmesine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının onanması gerektiği oyuyla çoğunluk kararına katılmıyoruz.