Danıştay Dava Dairesi · E. 2023/10953 · K. 2024/4000
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2023/10953 E. , 2024/4000 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2023/10953 Karar No : 2024/4000 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kurumu VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, yetkilisi olduğu ... Et ve Et Ürünleri Restaurant Gıda Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile davalı idare arasında IPARD Programı kapsamında imzalanan sözleşmenin feshedilmesi üzerine, geri ödenmesi istenilen borca ilişkin olarak Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu Bursa İl Koordinatörlüğü tarafından düzenlenen ... tarih ve E... sayılı ödeme emrinin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacının ... Kantin Et ve Et Ürünleri Restaurant Gıda Turizm San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin kanuni temsilcisi olduğu, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Hak Usulü Hakkında Kanun'un mükerrer 35. maddesi uyarınca şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağının tamamından doğrudan doğruya şahsi mal varlığı ile sorumlu olduğundan, kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; asıl borçlu şirketin 25/05/2016 tarihinde iflasına karar verildiği, bu nedenle IPARD Programı kapsamında imzalanan hibe sözleşmesinin 03/11/2016 tarihinde feshedildiği, Mahkemelerince yapılan ara karara idarece verilen cevaptan ve dosyada yer alan bilgi ve belgelerden, sözleşme feshine dair işlemin iflas kararından sonra tesis edildiği, asıl borçlu şirketin iflası üzerine tasarruf yetkisinin iflas masasına geçmesi nedeniyle, gerek sözleşmesinin feshi işleminin gerekse sözleşme kapsamında ödenen hibenin geri alınmasına ilişkin kararın iflas idaresine tebliğ edilmesi ve verilen süre içerisinde ödeme yapılmaması durumunda, alacağın tahsilinin 6183 sayılı Kanun'un ilgili hükümlerine göre sağlanması gerekirken, bu usule uyulmadan doğrudan kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına tesis edilen ödeme emri işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesi ile davacının istinaf başvurusunun kabulüne, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, yapılan işlemlerin yasal ve yerinde olduğu belirtilerek temyiz isteminin kabulü ile İdare Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir. TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : 6183 sayılı Amme Alacakları Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 3. maddesinde; tahsil edilemeyen amme alacağı teriminin, amme borçlusunun bu Kanun hükümlerine göre yapılan mal varlığı araştırması sonucunda haczi kabil herhangi bir mal varlığının bulunmaması, haczedilen mal varlığının satılarak paraya çevrilmesine rağmen satış bedelinin amme alacağını karşılamaması gibi nedenlerle tahsil edilemeyen amme alacaklarını; tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı teriminin, amme borçlusunun haczedilen mal varlığına bu Kanun hükümlerine göre biçilen değerlerin amme alacağını karşılayamayacağının veya hakkında iflas kararı verilen amme borçlusundan aranılan amme alacağının iflas masasından tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gibi nedenlerle tahsil dairelerince yürütülen takip muamelelerinin herhangi bir aşamasında amme borçlusundan tahsil edilemeyeceği ortaya çıkan amme alacaklarını ifade ettiği belirtilmiştir. Anılan Kanun'un "Kanuni Temsilcilerin Sorumluluğu" başlıklı mükerrer 35. maddesinde; tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarının, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edileceği düzenlemiştir. Buna göre, tüzel kişiliğe sahip şirketlerin borçlarından dolayı öncelikle şirket adına tahakkuk işlemi yapılacağı, borç ödenmediği takdirde şirket adına ödeme emri düzenleneceği ve ödeme emriyle istenen borcun süresinde ödenmemesi üzerine de şirket hakkında mal varlığı araştırması yapılarak, tespit edilen mal varlığına haciz konulup, borcun tahsil edilmeye çalışılacağı, buna rağmen kamu alacağı borçlu şirketten tahsil edilemezse, şirket kanuni temsilcisi adına ödeme emri düzenleneceği açıktır. 6183 sayılı Kanun'un "Amme idareleri arasında hacze iştirak" başlıklı 69. maddesinde, her amme idaresinin, diğer bir amme idaresi tarafından yapılan hacizlere, amme alacağı bu haciz tarihinden önce tahakkuk etmiş olmak şartiyle, haczedilen mallardan herhangi biri paraya çevrilinceye kadar iştirak edebileceği, hacze iştirak halinde, hacizli malın bedelinden ilk önce haczi yapan dairenin alacağının tahsil olunacağı, artanı hacze iştirak tarihi sırası ile alacaklarına mahsup edilmek üzere, hacze iştirak eden dairelere ödeneceği, "İflas yoluyla takip" başlıklı 100. maddesinde de; amme alacaklarının tahsili için İcra ve İflas Kanunu hükümleri dairesinde amme borçlusunun iflasının istenebileceği; iflas dairesinin, amme alacaklarının iflas masasına geçirilmesini temin için, hakkında iflas açılan kimseleri ve basit ve adi tasfiye şekillerinden hangisinin tatbik edileceğini bulunduğu yerdeki amme idarelerine zamanında bildirmeye mecbur oldukları belirtilmiştir. Diğer taraftan, İcra İflas Kanununun 184. maddesinde, iflas açıldığı zamanda müflisin haczi kabil bütün malları hangi yerde bulunursa bulunsun bir masa teşkil edileceği ve alacakların ödenmesine tahsis olunacağı, iflasın kapanmasına kadar müflisin uhdesine geçen malların masaya gireceği; 185. maddesinde, üzerinde rehin bulunan malların, rehin sahibi alacaklının rüçhan hakkı mahfuz kalmak suretiyle masaya gireceği ve iflas idaresi tarafından en yakın ve münasip zamanda paraya çevrilip muhafaza ve satış masrafları çıkarıldıktan sonra rehinli alacaklıya hakkının verileceği; 191. maddesinde, borçlunun iflas açıldıktan sonra masaya ait mallar üzerinde her türlü tasarrufu alacaklılara karşı hükümsüz kaldığı; 208. maddesinde, iflasın açılması kararı tebliğ olunan iflas dairesinin, müflisin mallarının defterini tutacağı ve muhafaza tedbirlerini alacağı, iflas kararının tebliğinden itibaren en geç üç ay içinde tasfiyenin adi veya basit şekilde yapılacağına karar vermek zorunda olduğu; 218. maddesinde, iflas dairesince defteri tutulan malların bedelinin tasfiye masraflarını koruyamıyacağı anlaşılırsa basit tasfiye usulü tatbik olunacağı, basit tasfiyede iflas dairesinin alacaklıların menfaatlerine muvafık surette malları paraya çevirerek başka merasime mahal kalmaksızın alacakları tahkik ve sıralarını tayin ederek bedellerini dağıtacağı ve tasfiyenin kapandığının ilan olunacağı düzenlenmiş, 219 ve devamı maddelerinde ise, adi tasfiyeye ilişkin düzenlemelere yer verilmiş, iflas idaresinin oluşturulmasından sonra tasfiye işlemlerinin iflas dairesince murakabesi altında olan iflas idaresine havale olunacağı, "İflas idaresinin vazifesi" başlıklı 226. maddesinde de, masanın kanuni mümessilinin iflas idaresi olduğu, idarenin masanın menfaatlerini gözetmek ve tasfiyeyi yapmakla mükellef bulunduğu düzenlemelerine yer verilmiştir. Söz konusu düzenlemeler uyarınca, iflasın açılması ile birlikte amme alacaklarının da alacağın iflas masasına kaydı suretiyle ve İcra İflas Kanunu hükümlerine göre takibi zorunlu olup, anılan düzenlemeler gereği iflas masasını teşkil eden borçlunun haczi kabil bütün mallarının da iflas idaresince tasfiyeye tabi tutulması gerekmektedir. Ancak, amme borçlusunun iflası ve iflasının kapanması üzerine tahsil edilemeyen amme borçlularından söz konusu alacakların takibi, amme alacağının kamu idarelerince tahsiline ilişkin olarak düzenlenmiş olan 6183 sayılı Kanun'da yer alan amme alacağının güvence altına alınmasına ilişkin olarak düzenlenen hükümlerin uygulanmasına engel teşkil etmemektedir. Nitekim limited şirketlerin kanuni temsilcilerinin sorumluluğuna ilişkin olarak düzenlenmiş olan mükerrer 35. madde hükmü de bu düzenlemeler arasında yer almaktadır. Dosyanın incelenmesinden; davacının yetkilisi olduğu ... Kantin Et ve Et Ürünleri Restaurant Gıda Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile davalı idare arasında IPARD Programı kapsamında, 19/12/2023 tarihinde sözleşme imzalandığı, anılan şirket hakkında ... Asliye Ticaret Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında verilen 25/05/2016 tarihli karar ile şirketin iflasına karar verildiğinden ve uygulama sonrası işyerinde 18/08/2016 tarihinde yapılan kontrolde destek kapsamındaki bazı makine ekipmanlarının işletmede bulunmadığı tespit edildiğinden bahisle ... tarih ve E... sayılı işlem ile sözleşmenin feshine karar verildiği, fesih nedeniyle sözleşme kapsamında yapılan hibe ödemesinin geri istenilmesine yönelik olarak 04/11/2016 tarihinde geri alım kararı çıkarıldığı, bu kapsamda, Bursa 7. İcra ve İflas Müdürlüğü tarafından 2016/4 takip numarasıyla yürütülen dosyayla ilgili olarak 08/11/2016 tarihinde yapılan 1. Alacaklılar Toplantısına davalı idarenin katıldığı ve şirket adına yapılan malvarlığı araştırması neticesinde borcun tamamının şirketten tahsil edilmesine imkan bulunmadığından bahisle şirket yöneticisi olan davacı hakkında ... tarih ve E... sayılı ödeme emrinin düzenlendiği anlaşılmaktadır. Temyize konu uyuşmazlıkta, ... İcra ve İflas Müdürlüğü tarafından ... takip numarasıyla yürütülen dosyayla ilgili olarak 08/11/2016 tarihinde yapılan 1. Alacaklılar Toplantısına katılan davalı idarenin 2.302.184,42 TL alacağı ile Alacaklılar Listesi'nde 18. sırada yer aldığı, davalı idare dışında şirket alacaklıları arasında, Bursa İl Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü'nün 298.300,00 TL ve Sosyal Güvenlik Kurumu'nun 300.557,14 TL alacağının bulunduğu, 21 kişiye ait 77.036,36 TL tutarında işçi alacağının ve ... Bankası A.Ş.'ye ait 4.259.317,49 TL tutarında ipoteğin bulunduğu, şirketin 45 alacaklıya olan toplam borcunun ise 9.686.944,42 TL olduğu ve bu alacaklılardan 1. Alacaklılar Toplantısına katılanların toplam alacaklarının 8.246.073,05 TL olduğu görülmüş olup, şirket adına yapılan malvarlığı araştırmasında 2 adet ipotekli gayrimenkulün ve üç tanesi rehinli olmak üzere toplam dört aracın bulunduğu, işletmede bulunan menkullerin rehinli olduğu ve işletmenin faaliyette bulunduğu gayrimenkulün de 3 aylık 900 TL bedel ile devredildiği, ayrıca şirketin sahip olduğu gayrimenkullerin değer tespitleri neticesinde değerlerinin yaklaşık 1.100.000,00 TL olduğu, 3'ü rehinli olan 4 aracın da kayıp olduğu ve bulunamadığı, borçluya ait sayılan menkul ve gayrimenkullerden başka herhangi bir malvarlığının bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu itibarla, iflas tasfiyesinde, davacının kanuni temsilcisi olduğu şirkete ait olduğu tespit edilen 2 adet gayrimenkul ile 3'ü rehinli olan kayıp 4 adet aracın bedelinden, rehinli alacaklardan önce ödenmesi gereken alacaklar ödendikten sonra rehinli alacaklıların rehnin kapsamındaki alacakları ödenip, bakiye kalırsa sırasıyla önce imtiyazlı ve daha sonra adi alacaklar ödeneceğinden; ipotek, rehin ve işçi alacaklarının öncelikli olması ve söz konusu taşınır ve taşınmazların toplam değerinin de alacakları karşılayacak tutarda bulunmadığı göz önünde bulundurulduğunda, davalı idare alacağının asıl borçlu şirketten tahsilinin mümkün olmadığı açık olduğundan, kesinleşen amme alacağının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına düzenlenen ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmamakta olup, aksi yönde verilen İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin kabulüne, 2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 13/06/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.