İçtihatDanıştay
Danıştay Kararı · E. 2023/11587 · K. 2024/1002
- Esas No
- 2023/11587
- Karar No
- 2024/1002
- Karar Tarihi
- 16.02.2024
Karar Metni
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2023/11587 E. , 2024/1002 K.
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/11587
Karar No : 2024/1002
DAVACI : ...Ereğli Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ...Bakanlığı
VEKİLİ : ... - Hukuk Müşaviri
DAVANIN KONUSU : 24/10/2020 tarih ve 31284 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesiyle, Yönetmeliğin 4. maddesinde düzenlenen "sosyal ve teknik altyapı tesisleri" tanımı içerisine eklenen "ibadet yeri" ibaresinin iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Kent merkezinde denizden doldurularak oluşturulmuş alan üzerinde yer alan park, yeşil alan ve rekreasyon alanlarına ek olarak deniz tarafına yeniden doldurmak sureti ile alan kazanılacağı ve kazanılan alan üzerine cami yapılacağı, sahil bandına bitişik yeni bir dolgu alanı üreterek üzerine yapılacak cami ile sahil bandının yapısının değişeceği gibi, sosyal hayatı da kesintiye uğratacak şekilde planlandığı, İlçede ibadet yeri için sayısız alternatif alan bulunduğu, Yönetmeliğe eklenen ''ibadet alanı'' ibaresinin Kıyı Kanunu hükümlerine aykırı olduğu, Kıyı Kanununun 7. maddesinde, doldurulan alanlarda cami yapılabileceğine dair bir düzenlemeye yer verilmediği, hükümde yer alan ''gibi'' kelimesinin ''ibadet yeri'' alanına işaret etmediği, Yönetmelikte düzenlenen ''Sosyal ve Teknik Altyapı Tesisleri'' kavramı içerisinde sayılan yapı ve tesisler bütünü ile teknik ve sosyal donatı tesisleri olarak sayılmış olup, bunların bir kısmı sosyal altyapı (yeşil alan, park, çocuk bahçeleri) bir kısmı ise sosyal altyapı olarak sayılan bu alanlara ulaşım kapsamında yol ve otopark, diğer kısımları ise kıyıdan başka yerde yapılması zaten mümkün olmayan tesisler olduğu, ''ibadet yeri''nin ise kesinlikle bu kapsamda değerlendirilebilecek sosyal ve teknik altyapı tesisi olmadığı, Yönetmelikte sosyal ve teknik altyapı tesisleri arasında ''ibadet yeri''ne yer verilmesinin Kıyı Kanunu'na aykırı olduğu, ''ibadet yeri''nin Kıyı Kanunu'nun 6. ve 7. maddesinde yapılabilecek yapılar tanımındaki yapılardan olmadığı ileri sürülerek iptali istenilmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI : Dava konusu işlem ile davacının menfaatinin ihlal edilmediği gözetilerek davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği, davada süre aşımı bulunduğu, Kıyı Kanununda sınırlandırma ve koşul içeren hükümlerin 5. maddede düzenlendiği, 6. ve 7. maddelerin ise düzenleyici, çerçeve belirleyen maddeler olduğu, dini tesis alanlarının Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 5. maddesinin (i) bendindeki ''sosyal alt yapı alanları'' tanımı içerisinde yer aldığı ve Ek-2 Tablosunda, ibadet yerlerinin sosyal-kültürel tesisler kapsamında değerlendirildiği, Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelikte yapılan düzenlemede ibadet yerlerinin kıyıda yapılması zorunlu olan yapı ve tesislere hizmet veren sosyal ve teknik altyapı tesisleri tanımı içerisinde yer aldığı, Yönetmelikteki sosyal ve teknik altyapı tesisleri tanımı içinde kalan kullanımlar göz önüne alındığında, kıyı yapı ve tesislerinin kendi içinde tüm faaliyet ve işlevleri barındıran kompleks yapılar olduğunun anlaşılacağı, bu yönüyle kamunun kullanımına yönelik sosyal altyapı kullanımının bir parçası olan ibadet yeri kullanımının sosyal ve teknik altyapı tesisleri içinde yer almasının kıyı yapı ve tesislerinin gereksinimi olan sosyal altyapı birimlerinin kendi içerisinde karşılanmasına dönük bir düzenleme olduğu, Yönetmeliğin 14. maddesi ile ibadet alanlarının kamuya açık alanlar olması ve kamu yararı sebebiyle kamunun eşit/serbest kullanımına yönelik olarak, dolgu yapılmak suretiyle kazanılan arazilerde ibadet yeri yapılabileceği hüküm altına alınmış olup, anılan düzenlemenin Kıyı Kanununun özüne aykırı olmadığı, kıyı alanlarında imar planı kararı ile yer alabilecek yapı ve tesislerin ya faaliyeti gereği kıyı ve denizden başka alanda yer alması mümkün olmayan kullanımlar ya da kıyının kamu yararına kullanımı ve kıyıyı korumak amacına yönelik olarak yapılabilecek yapı ve tesisler olduğu, diğer başka kullanımlar gibi ibadet yerlerinin kıyının kamu yararına ve kamunun eşit ve serbest kullanımına yönelik olduğu, ibadet yerlerinin Yönetmeliğin 14. maddesinde geçen ''kamu yararının gerektirdiği hallerde'' ifadesine aykırılığı açısından herhangi bir açıklama getirilmediği, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava, Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 4. maddesinde yer alan sosyal ve teknik altyapı tesisleri tanımı içerisine, "ibadet yeri" ibaresinin eklenmesine ilişkin 24.10.2020 tarihli, 31284 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesinin iptali istemiyle açılmıştır.
3194 sayılı İmar Kanununun 18. maddesinde, "Düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabi tutulan yerler ile bölgenin ihtiyacı olan yol, meydan, park, otopark, çocuk bahçesi, yeşil saha, ibadet yeri ve karakol, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı öğretime yönelik eğitim tesis alanları, Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık tesis alanları, pazar yeri, semt spor alanı, toplu taşıma istasyonları ve durakları, otoyol hariç erişme kontrolünün uygulandığı yol, su yolu, resmî kurum alanı, mezarlık alanı, belediye hizmet alanı, sosyal ve kültürel tesis alanı, özel tesis yapılmasına konu olmayan ağaçlandırılacak alan, rekreasyonalanı olarak ayrılan parseller ve mesire alanları gibi umumi hizmet alanlarından oluşur ve bu hizmetlerle ilgili tesislerden başka maksatlarla kullanılamaz." hükmü yer almıştır.
Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (kkkk) bendinde, "Umumi hizmet alanı: Millî Eğitim Bakanlığına bağlı ilk ve orta öğretim kurumları ile yol, meydan, park, otopark, çocuk bahçesi, yeşil saha, ibadet yeri, karakol, pazar yeri, semt spor alanı gibi kamusal hizmete ayrılan alanları" olarak tanımlanmış, Yönetmelikte tanımlanan kullanım alanlarına ilişkin yapılaşma koşullarını belirleyen 19. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinde, "İbadet yeri: İbadet yerlerinde cami/mescit vasfı ve görünüşünün önüne geçmemek, gürültü ve kirlilik oluşturmamak, imalâthane niteliğinde olmamak, gayrı sıhhi özellik taşımamak ve giriş-çıkışları ibadet yerinin girişlerinden ayrı olmak kaydıyla Diyanet İşleri Başkanlığınca belirlenecek usul ve esaslara göre dini tesise hizmet veren ticari mekânlar yapılabilir. Bu mekânların, arazinin durumuna göre en fazla bir cephesinin açığa çıkması ve dini tesisin taban alanını geçmemesi esastır." düzenlemesi yer almıştır.
Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 5. maddesinde, mekansal kullanım tanımları yapılmış, 1. fıkrasının (i) bendinde, " Sosyal altyapı alanları: Birey ve toplumun kültürel, sosyal ve rekreatif ihtiyaçlarının karşılanması ve sağlıklı bir çevre ile yaşam kalitelerinin artırılmasına yönelik kamu veya özel sektör tarafından yapılan eğitim, sağlık, dini, kültürel ve idari tesisler, açık ve kapalı spor tesisleri ile park, çocuk bahçesi, oyun alanı, meydan, rekreasyon alanı gibi açık ve yeşil alanlara verilen genel isimdir." tanımı yer almıştır.
3621 sayılı Kıyı Kanununun "Amaç" başlıklı 1. maddesinde, "Bu Kanun, deniz, tabii ve suni göl ve akarsu kıyıları ile bu yerlerin etkisinde olan ve devamı niteliğinde bulunan sahil şeritlerinin doğal ve kültürel özelliklerini gözeterek koruma ve toplum yararlanmasına açık, kamu yararına kullanma esaslarını tespit etmek amacıyla düzenlenmiştir." hükmü yer almış, "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinde, "Bu Kanunda geçen deyimlerden;
Kıyı çizgisi:Deniz, tabii ve suni göl ve akarsularda, taşkın durumları dışında, suyun karaya değdiği noktaların birleşmesinden oluşan çizgiyi,
Kıyı Kenar çizgisi: Deniz, tabii ve suni göl ve akarsularda, kıyı çizgisinden sonraki kara yönünde su hareketlerinin oluşturulduğu kumluk, çakıllık, kayalık, taşlık, sazlık, bataklık ve benzeri alanların doğal sınırını,
Kıyı: Kıyı çizgisi ile kıyı kenar çizgisi arasındaki alanı,
Sahil şeridi: Kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde yatay olarak enaz 100 metre genişliğindeki alanı ... İfade eder" hükmü yer almıştır. Aynı Kanunun "Genel Esaslar" başlıklı, 5. maddesinde, " Kıyılar ile ilgili genel esaslar aşağıda belirtilmiştir:
Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Kıyılar, herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açıktır,
Kıyı ve sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir.
Kıyıda ve sahil şeridinde planlama ve uygulama yapılabilmesi için kıyı kenar çizgisinin tespiti zorunludur.
Kıyı kenar çizgisinin tespit edilmediği bölgelerde talep vukuunda, talep tarihini takip eden üç ay içinde kıyı kenar çizgisinin tespiti zorunludur.
Sahil şeritlerinde yapılacak yapılar kıyı kenar çizgisine en fazla 50 metre yaklaşabilir.
Yaklaşma mesafesi ve kıyı kenar çizgisi arasında kalan alanlar, ancak yaya yolu, gezinti, dinlenme, seyir ve rekreaktif amaçla kullanılmak üzere düzenlenebilir.
Sahil şeritlerinin derinliği, 4 üncü maddede belirtilen mesafeden az olmamak üzere, sahil şeridindeki ve sahil şeridi gerisindeki kullanımlar ve doğal eşikler de dikkate alınarak belirlenir.
Taşıt yolları, sahil şeridinin kara yönünde yapı yaklaşma sınırı gerisinde kalan alanda düzenlenebilir.
Sahil şeridinde yapılacak yapıların kullanım amacına bağlı olarak yapım koşulları yönetmelikte belirlenir." hükmü, "Kıyının Korunması, Yapı Yasağı, Kıyı ve Denizde Yapılacak Yapılar" başlıklı 6. maddesinde, "Kıyı, herkesin eşitlik ve serbestlikle yararlanmasına açık olup, buralarda hiçbir yapı yapılamaz; duvar, çit, parmaklık, telörgü, hendek, kazık ve benzeri engeller oluşturulamaz.
Kıyılarda, kıyıyı değiştirecek boyutta kazı yapılamaz; kum, çakıl vesaire alınamaz veya çekilemez.
Kıyılara moloz, toprak, curuf, çöp gibi kirletici etkisi olan atık ve artıklar dökülemez.
Kıyının kumluk veya çakıllık olduğu alanlarda denize girme, güneşlenme, amatör su sporları gibi faaliyetlerin gerçekleştirilmesine yönelik rekreatif amaçlı iskele yapılamaz. Ancak, kıyının kayalık karakter gösterdiği ya da kıyının kumluk veya çakıllık olmasına rağmen niteliği gereği su alanından başka türlü faydalanmanın mümkün olmadığı zorunlu hallerde genişliği üç metreyi geçmeyen ve platform niteliği taşımayan rekreatif amaçlı iskeleler yapılabilir. Buna ilişkin usul ve esaslar; 2634 sayılı Kanun kapsamındaki alanlarda Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından müştereken, diğer alanlarda ise Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca belirlenir.
Kıyıda imar planı kararı ile;
a) İskele, liman, barınak, yanaşma yeri, rıhtım, dalgakıran, köprü, menfez, istinat duvarı, fener, çekek yeri, kayıkhane, tuzla, dalyan, tasfiye ve pompaj istasyonları gibi, kıyının kamu yararına kullanımı ve kıyıyı korumak amacına yönelik alt yapı ve tesisler, Sahil Güvenlik Komutanlığının faaliyetlerinin özelliği gereği kıyıdan başka yerde yapılması mümkün olmayan Sahil Güvenlik Komutanlığı bağlısı gemi/bot karakolları ve destek birimi binaları,
b) Faaliyetlerinin özellikleri gereği kıyıdan başka yerde yapılmaları mümkün olmayan tersane, gemi söküm yeri ve su ürünlerini üretim ve yetiştirme tesisleri gibi, özelliği olan yapı ve tesisler
...
Yapılabilir.
...
Özelleştirme kapsam ve programına alınan ve sahil şeridi belirlenen veya belirlenecek olan alanlar ile kıyı ve dolgu alanlarında yapılacak yat ve kruvaziyer limanlarının ihtiyacı olan yönetim birimleri, destek birimleri, bakım ve onarım birimleri, teknik ve sosyal altyapı ve konaklama birimleri ile ilgili kullanım kararları ve yapılanma şartları imar plânı ile belirlenir.
Bu yapı ve tesisler yapım amaçları dışında kullanılamazlar." hükmü, "Doldurma ve Kurutma Yoluyla Arazi Kazanma ve Bu Araziler Üzerinde Yapılabilecek Yapılar" başlıklı 7. maddesinde, "Kamu yararının gerektirdiği hallerde, uygulama imar planı kararı ile deniz, göl ve akarsularda ekolojik özellikler dikkate alınarak doldurma ve kurutma suretiyle arazi elde edilebilir.
... Bu araziler Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır, özel mülkiyet konusu olamaz.
Bu alanlar üzerinde 6 ncı maddede belirtilen yapılar ile yol, açık otopark, park, yeşil alan ve çocuk bahçeleri gibi teknik ve sosyal altyapı alanları düzenlenebilir." hükmü, "Sahil Şeridinde Yapılabilecek Yapılar" başlıklı 8. maddesinde, "Uygulama imar planı bulunmayan alanlardaki sahil şeritlerinde, 4 üncü maddede belirtilen mesafeler içinde hiç bir yapı ve tesis yapılamaz.
Uygulama imar planı bulunan yerlerde duvar, çit, parmaklık, telörgü, hendek, kazık ve benzeri engeller oluşturulamaz. Moloz, toprak, curuf, çöp gibi kirletici ve çevreyi bozucu etkisi olan atık ve artıklar dökülemez, kazı yapılamaz.
Ancak bu alanlarda; uygulama imar planı kararıyla altı ve yedinci maddede belirtilen yapı ve tesislerle birlikte toplum yararına açık olmak şartıyla konaklama hariç günü birlik turizm yapı ve tesisleri yapılabilir." hükmü yer almıştır.
Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinde, "Kıyı Çizgisi: Deniz, tabii ve suni göl ve akarsularda, taşkın durumları dışında, suyun kara parçasına değdiği noktaların birleşmesinden oluşan meteorolojik olaylara göre değişen doğal çizgidir.
Tabii ve suni göllerde Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce belirlenen maksimum su kotu kıyı çizgisini belirler.
(Değişik: RG- 30/3/1994-21890) Kıyı Kenar Çizgisi: Deniz, tabii ve suni göl ve akarsuların, alçak-basık kıyı özelliği gösteren kesimlerinde kıyı çizgisinden sonraki kara yönünde su hareketlerinin oluşturduğu kumsal ve kıyı kumullarından oluşan kumluk, çakıllık, kayalık, taşlık, sazlık, bataklık benzeri alanların doğal sınırı; dar-yüksek kıyı özelliği gösteren kesimlerinde ise, şev ya da falezin üst sınırıdır.
Bu sınır doldurma suretiyle arazi elde edilmesi halinde de değiştirilemez.
Kıyı kenar çizgi tesbitine konu olmayan akarsuların, deniz, tabii ve suni göllerle birleştiği yerlerde, kıyı kenar çizgisi; deniz, tabii ve suni göl kıyı kenar çizgisi olarak tesbit edilir.
...
Kıyı: Kıyı çizgisi ile kıyı kenar çizgisi arasındaki alandır.
...
Sahil Şeridi: Deniz ve tabii göllerin kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde yatay olarak en az 100 metre genişliğindeki alandır.
(Değişik paragraf:RG-2/4/2013-28606) İki bölümden oluşan sahil şeridi kullanım amacı, topoğrafya ve doğal eşiklere göre uygulama imar planı kararı ile belirlenir. Sahil şeridinde yapılacak yapılar kıyı kenar çizgisine en fazla 50 metre yaklaşabilir. Yapı yaklaşma mesafesi içerisinde kalan alanlar uygulama imar planı ile gezinti alanları, dinlenme ve bu Yönetmelikte tanımlanan rekreaktif alanlar ve yaya yolları olarak düzenlenebilir.
...
Günübirlik Turizm Tesisleri: Kamping ve konaklama ünitelerini içermeyen, duş, gölgelik, soyunma kabini, wc, kafe-bar, pastane, lokanta, çayhane, açık spor alanları, spor tesisleri, golf alanları, açık gösteri ve eğlence alanları, lunapark, fuar su oyunları parkı ve özellik taşıyan el sanatları ürünlerinin 20 m2' yi geçmeyen sergi ve satış ünitelerini içeren yapı ve tesislerdir.
...
(Değişik:RG-24/10/2020-31284) Sosyal ve Teknik Altyapı Tesisleri: Kıyıda yapılması zorunlu olan yapı ve tesislere hizmet veren ve kıyının kamu yararına kullanılmasını sağlayan, dalgakıran, kontrol kulesi, deniz feneri, trafo, su deposu, çekek rampası, biyolojik ve kimyevî arıtma sistemi, atık kabul tesisi, elektrik, su, sağlık ünitesi, PTT, Faks, TV teçhizatı, yağ ve çöp toplama konteynerleri, yangın şebekesi veya itfaiye tesisi, lift sistemi, saniter üniteleri, otopark, yaya yolları, meydan, ibadet yeri, yeşil alan, çocuk bahçesi ve park ve benzeri altyapı tesisleri ile deniz araçları ve gümrüklü sahalarda deniz taşımacılığında kullanılan deniz ve kara taşıtlarına hizmet vermek üzere akaryakıt ikmal imkanı veren sistem veya ünitedir." düzenlemesi, "Doldurma ve Kurutma Yoluyla Arazi Kazanma" başlıklı 14. maddesinde, (Değişik: RG- 30/3/1994-21890) Denizlerde, içme ve kullanma suyu kaynağı olmamak kaydı ile tabii ve suni göllerde ve akarsularda; sadece kamu yararının gerektirdiği hallerde daha uygun alternatifler bulunmaması veya kıyı alanının yetersizliği nedeniyle ve uygulama imar planı kararı ile bu Yönetmeliğin 13 üncü maddesinde belirtilen yapı ve tesislerle, Kanunun 7 nci maddesi gereği yapılabilecek kara, deniz, hava ulaşımına yönelik altyapı tesisleri, (Ek ibare:RG-26/7/2014-29072) ibadet yeri, yeşil alan düzenlemeleri kapsamında park, çocuk bahçesi, açık spor alanları ile açık alan ağırlıklı olmak üzere ve emsali aynı amaçla ayrılan alanın % 3 ünü yüksekliği 5.50 m. yi aşmayan takılıp sökülebilir elemanlarla inşa edilen; lokanta, gazino, çay bahçesi, sergi üniteleri ve idare binalarını içeren fuar, piknik, eğlence alanları düzenlemek amacıyla doldurma ve kurutma işlemi yapılarak arazi kazanılabilir." düzenlemesi yer almış, anılan Yönetmeliğin 4. maddesinde yer alan Sosyal ve Teknik Altyapı Tesisleri tanımı içinde, ibadet yerinin bulunmasına ilişkin değişikliğin iptali istemiyle bu dava açılmıştır.
Anayasa'nın "Kıyılardan yararlanma
" başlıklı 43. maddesinde, kıyıların, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu, deniz, göl ve akarsu kıyılarıyla, deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden
yararlanmada öncelikle kamu yararının gözetileceği, kıyılarla sahil şeritlerinin, kullanılış amaçlarına göre derinliği ve kişilerin bu yerlerden
yararlanma imkan ve şartlarının kanunla düzenleneceği, hükme bağlanmış, Anayasa'da belirlenen hüküm uyarınca, kıyı ve sahil şeritlerinin koruma ve toplum yararlanmasına açık, kamu yararına kullanma esaslarını tespit etmek amacıyla 3621 sayılı Kıyı Kanunu yürürlüğe girmiştir.
Öte yandan Anayasanın 124. maddesinde, Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzel kişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak ve bunlara aykırı olmamak şartıyla yönetmelik çıkarabilecekleri, hükme bağlanmıştır.
İmar mevzuatı uyarınca dini tesis alanının, umumi hizmet alanı ve sosyal alt yapı niteliğinde olduğunda ve bu alanlarda, içerisinde ticaret alanlarının da bulunabildiği bir yapılaşmaya gidileceğinde kuşku bulunmamaktadır. Ancak kanunun uygulanmasını sağlamak ve bunlara aykırı olmamak şartıyla idarelerin yönetmelik çıkarabileceklerinin Anayasa ile hükme bağlanması karşısında, Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelikte, sosyal ve teknik alt yapı alanının, Kıyı Kanununda belirlenen anlamıyla yer alması gerekmektedir.
Yukarıda içeriği yazılı olduğu üzere, kıyı kenar çizgisinin deniz tarafında kalan kıyı alanını, kıyı kenar çizgisinden sonra olan ve en az 100 metre olarak belirlenen sahil şeridini, doldurma ve kurutma suretiyle elde edilen arazileri kapsamakta olan Kıyı Kanununda, iskele, liman, barınak, yanaşma yeri, rıhtım, dalgakıran, köprü, menfez, istinat duvarı, fener, çekek yeri, kayıkhane, tuzla, dalyan, tasfiye ve pompaj istasyonları gibi kıyının kamu yararına kullanımı ve kıyıyı korumak amacına yönelik olarak "alt yapı ve tesisler" kavramına, özelleştirme kapsam ve programına alınan ve sahil şeridi belirlenen veya belirlenecek olan alanlar ile kıyı ve dolgu alanlarında yapılacak yat ve kruvaziyer limanlarının ihtiyacı olan alanlar için, ayrıca doldurma ve kurutma suretiyle elde edilen alanlarda yol, açık otopark, park, yeşil alan ve çocuk bahçeleri gibi açık alanlar için "teknik ve sosyal altyapı" kavramına yer verilmiştir.
Kanun'un 6. maddesinde, herkesin eşitlik ve serbestlikle yararlanmasına açık, duvar, çit, parmaklık, telörgü, hendek, kazık ve benzeri engellerin oluşturulamayacağı, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan kıyı ve doldurma suretiyle elde edilen bu alanlarda, hiçbir yapı yapılamayacağı hükme bağlandıktan sonra kıyıdan yararlanılabilmesi için yapılması zorunlu olan istisna nitelikteki yapılar tek tek sayma suretiyle belirtilmiştir. Su alanından başka türlü faydalanmanın mümkün olmadığı zorunlu hallerde, genişliği üç metreyi geçmeyen ve platform niteliği taşımayan rekreatif amaçlı iskeleler, imar planı kararı ile iskele, liman, barınak, yanaşma yeri, rıhtım, dalgakıran, köprü, menfez, istinat duvarı, fener, çekek yeri, kayıkhane, tuzla, dalyan, tasfiye ve pompaj istasyonları gibi kıyının kamu yararına kullanımı ve kıyıyı korumak amacına yönelik alt yapı ve tesisler, faaliyetlerinin özellikleri gereği kıyıdan başka yerde yapılmaları mümkün olmayan tersane, gemi söküm yeri ve su ürünlerini üretim ve yetiştirme tesisleri gibi özelliği olan yapı ve tesisler ile Sahil Güvenlik Komutanlığı bağlısı gemi/bot karakolları ve destek birimi binaları yapılabilir.
Yine sahil şeridinin ilk 50 metresinin uygulama imar planı ile gezinti alanları, dinlenme ve rekreaktif alanlar ile yaya yolları olarak düzenlenebileceği hükme bağlanmıştır. Kıyı Kanununun 5. maddesine göre taşıt yolları bile sahil şeridinin kara yönünde, yapı yaklaşma sınırı gerisinde kalan alanda düzenlenebilir ve sahil şeridinin ilk 50 metresinde sadece yaya yolları yapılabilir. Sahil şeridinin ikinci 50 metresinde yapılabilecek yapılar ise kıyı kenar çizgisine 50 metreden fazla yaklaşması mümkün olmayan günü birlik turizm yapı ve tesisleri olup bu yapılar, kıyıdan yararlanılmasının sağlanması amacına yönelik yapılabilen ve Yönetmelikte belirlenen, kamping ve konaklama ünitelerini içermeyen, duş, gölgelik, soyunma kabini, wc, kafe-bar, pastane, lokanta, çayhane, açık spor alanları, spor tesisleri, golf alanları, açık gösteri ve eğlence alanları, lunapark, fuar su oyunları parkı ve özellik taşıyan el sanatları ürünlerinin 20 m2' yi geçmeyen sergi ve satış ünitelerini içeren yapı ve tesislerdir.
Bu durumda dolgu suretiyle elde edilen araziler ile kıyı alanlarının ve sahil şeritlerinin düzenlemesi, kullanılabilmesi amacıyla sınırlı alanda uygulanmak üzere yürürlüğe konulan Kıyı Kanunu uyarınca, dolgu alanında, kıyıda ve sahil şeridinin ilk 50 metresinde, kıyıdan yararlanma amacıyla yapılan istisnai yapılar dışında başka bir yapılaşmaya gidilmesinin mümkün olmadığı, sahil şeridinin ikinci 50 metresinde de yine kıyıdan yararlanmaya yönelik günü birlik turizm tesisleri yapılabileceği, sözü edilen dolgu suretiyle elde edilen araziler, kıyı ve sahil şeridini kapsayan bu alanlarda, yeşil alan, çocuk bahçesi, yol gibi sadece açık alan niteliğinde olan sosyal altyapı alanlarının yer alabileceği dikkate alındığında, Yönetmeliğin 4. maddesindeki "Sosyal ve Teknik Altyapı Tesisleri" tanımı içerisine, kıyının kullanımına yönelik yapı ve açık alan niteliğinde olmayan "dini tesis alanı" ibaresinin dahil edilmesinin, anılan Kıyı Kanununa aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, hukuka aykırı olan dava konusu Yönetmelik değişikliğinin iptali gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY:
24.10.2020 tarihli, 31284 sayılı Resmi Gazetede, Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik yayımlanmıştır.
Bakılan dava, anılan Yönetmeliğin 1. maddesiyle esas Yönetmeliğin 4. maddesindeki "sosyal ve teknik altyapı tesisleri" tanımında yapılan değişiklikte yer alan "ibadet yeri" ibaresinin hukuka aykırı olduğu iddiasıyla açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın "Kıyılardan yararlanma
" başlıklı 43. maddesinde, "(1) Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır.
(2) Deniz, göl ve akarsu kıyılarıyla, deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden
yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir. (3) Kıyılarla sahil şeritlerinin, kullanılış amaçlarına göre derinliği ve kişilerin bu yerlerden
yararlanma imkan ve şartları kanunla düzenlenir.
" hükmü yer almaktadır.
3621 sayılı Kıyı Kanununun "Amaç" başlıklı 1. maddesinde, söz konusu Kanunun, deniz, tabii ve suni göl ve akarsu kıyıları ile bu yerlerin etkisinde
olan ve devamı niteliğinde bulunan sahil şeritlerinin doğal ve kültürel özelliklerini gözeterek
koruma ve toplum yararlanmasına açık, kamu yararına kullanma esaslarını tespit etmek amacıyla düzenlendiği belirtilmiş; "Tanımlar" başlıklı
4. maddesinde, kıyı, kıyı çizgisi ile kıyı kenar çizgisi arasındaki alan olarak tanımlanmış; "Genel esaslar" başlıklı 5. maddesinde, " (1) Kıyılar ile ilgili genel esaslar aşağıda belirtilmiştir:
Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Kıyılar, herkesin eşit ve serbest olarak
yararlanmasına açıktır.
Kıyı ve sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir.
Kıyıda ve sahil şeridinde planlama ve uygulama yapılabilmesi için kıyı kenar çizgisinin
tespiti zorunludur.
Kıyı kenar çizgisinin tespit edilmediği bölgelerde talep vukuunda, talep tarihini takip
eden üç ay içinde kıyı kenar çizgisinin tespiti zorunludur.
Ek : (1/7/1992 - 3830/2 md.) Sahil şeritlerinde yapılacak yapılar kıyı kenar çizgisine en
fazla 50 metre yaklaşabilir.
Ek : (1/7/1992 - 3830/2 md.) Yaklaşma mesafesi ve kıyı kenar çizgisi arasında kalan
alanlar, ancak yaya yolu, gezinti, dinlenme, seyir ve rekreaktif amaçla kullanılmak üzere
düzenlenebilir.
Ek : (1/7/1992 - 3830/2 md.) Sahil şeritlerinin derinliği, 4 üncü maddede belirtilen
mesafeden az olmamak üzere, sahil şeridindeki ve sahil şeridi gerisindeki kullanımlar ve doğal
eşikler de dikkate alınarak belirlenir.
Ek : (1/7/1992 - 3830/2 md.) Taşıt yolları, sahil şeridinin kara yönünde yapı yaklaşma
sınırı gerisinde kalan alanda düzenlenebilir.
Ek : (1/7/1992 - 3830/2 md.) Sahil şeridinde yapılacak yapıların kullanım amacına bağlı
olarak yapım koşulları yönetmelikte belirlenir.
" hükmüne; "Kıyının Korunması, Yapı Yasağı, Kıyı ve Denizde Yapılacak Yapılar" başlıklı 6. maddesinde, "Kıyı, herkesin eşitlik ve serbestlikle yararlanmasına açık olup, buralarda hiçbir yapı yapılamaz; duvar, çit, parmaklık, telörgü, hendek, kazık ve benzeri engeller oluşturulamaz.
Kıyılarda, kıyıyı değiştirecek boyutta kazı yapılamaz; kum, çakıl vesaire alınamaz veya çekilemez.
Kıyılara moloz, toprak, curuf, çöp gibi kirletici etkisi olan atık ve artıklar dökülemez.
(Ek fıkra:14/2/2020-7221/21 md.) Kıyının kumluk veya çakıllık olduğu alanlarda denize girme,
güneşlenme, amatör su sporları gibi faaliyetlerin gerçekleştirilmesine yönelik rekreatif amaçlı iskele
yapılamaz. Ancak, kıyının kayalık karakter gösterdiği ya da kıyının kumluk veya çakıllık olmasına rağmen
niteliği gereği su alanından başka türlü faydalanmanın mümkün olmadığı zorunlu hallerde genişliği üç
metreyi geçmeyen ve platform niteliği taşımayan rekreatif amaçlı iskeleler yapılabilir. Buna ilişkin usul ve
esaslar; 2634 sayılı Kanun kapsamındaki alanlarda Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Çevre ve Şehircilik
Bakanlığı tarafından müştereken, diğer alanlarda ise Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca belirlenir.
Kıyıda imar planı kararı ile;
a) İskele, liman, barınak, yanaşma yeri, rıhtım, dalgakıran, köprü, menfez, istinat duvarı, fener, çekek
yeri, kayıkhane, tuzla, dalyan, tasfiye ve pompaj istasyonları gibi, kıyının kamu yararına kullanımı ve kıyıyı
korumak amacına yönelik alt yapı ve tesisler, Sahil Güvenlik Komutanlığının faaliyetlerinin özelliği gereği
kıyıdan başka yerde yapılması mümkün olmayan Sahil Güvenlik Komutanlığı bağlısı gemi/bot karakolları ve
destek birimi binaları,
b) Faaliyetlerinin özellikleri gereği kıyıdan başka yerde yapılmaları mümkün olmayan tersane, gemi
söküm yeri ve su ürünlerini üretim ve yetiştirme tesisleri gibi, özelliği olan yapı ve tesisler,
c) (Ek: 3//2005-5398/13 md.) Organize turlar ile seyahat eden kişilerin taşındığı yolcu gemilerinin
(kruvaziyer gemilerin) bağlandığı, günün teknolojisine uygun yolcu gemisine hizmet vermek amacıyla liman
hizmetlerinin (elektrik, jeneratör, su, telefon, internet ve benzeri teknik bağlantı noktaları ve hatlarının)
sağlandığı, yolcularla ilgili gümrüklü alan hizmetlerinin görüldüğü, ülke tanıtımı ve imajını üst seviyeye
çıkaracak turizm amaçlı (yeme-içme tesisleri, alışveriş merkezleri, haberleşme ve ulaştırmaya yönelik
üniteler, danışma, enformasyon ve banka hizmetleri, konaklama üniteleri, ofis binalar) fonksiyonlara sahip
olup, kruvaziyer gemilerin yanaşmasına ve yolcuları indirmeye müsait deniz yapıları ve yan tesislerinin yer
aldığı kruvaziyer ve yat limanları,
d) (Ek: 31//2008-5801/3 md.) Uluslararası spor otoritelerinin, Türkiye’de spor faaliyetlerinin
düzenleneceğine dair kararı gereğince Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün bağlı olduğu spordan sorumlu
Bakanlığın izni doğrultusunda, 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun
(I) sayılı Cetvelinde düzenlenen genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri, aynı Kanunun (II) sayılı Cetvelinde
düzenlenen özel bütçeli idareler, belediyeler ile il özel idareleri tarafından her türlü spor aktiviteleri ve
organizasyonların yapılmasına/yaptırılmasına yönelik spor tesisleri ve zorunluluk arz eden durumlarda
bunların tamamlayıcı konaklama tesisleri,
e) (Ek: 18/62017-7033/33 md.) Trabzon, Rize ve Zonguldak illerinde 24/5/1933 tarihli ve 2219
sayılı Hususi Hastaneler Kanunu kapsamında kalan sağlık tesisleri hariç olmak üzere, Cumhurbaşkanınca
alınacak kamu yararı kararı doğrultusunda kurulacak sağlık tesisleri ve alternatif alan bulunmaması
durumunda 9/1/2002 tarihli ve 4737 sayılı Endüstri Bölgeleri Kanununa göre kurulan, işletilen ve mevcut en
iyi teknikleri kullanan endüstri bölgeleri,
f) (Ek: 29/11/2018-7153/18 md.) Enerji iletim hatları,
g) (Ek:14/2/2020-7221/21 md.) Millet bahçeleri,
Yapılabilir." hükmüne; "Doldurma ve Kurutma Yoluyla Arazi Kazanma ve Bu Araziler Üzerinde Yapılabilecek Yapılar
" başlıklı 7. maddesinde ise, "Kamu yararının gerektirdiği hallerde, uygulama imar planı kararı ile deniz, göl ve
akarsularda ekolojik özellikler dikkate alınarak doldurma ve kurutma suretiyle arazi elde edilebilir.
(Değişik fıkra: 18/6/2017–7033/34 md.) Bu gibi yerlerde doldurma veya kurutmayı yapacak ilgili
idarenin valiliğe iletilen teklifi, valilik görüşü ile birlikte Çevre ve Şehircilik Bakanlığına gönderilir. Bakanlık,
konusuna göre ilgili kuruluşların görüşünü de almak suretiyle teklifi inceler. Uygun bulunması halinde ilgili
idare tarafından uygulama imar planı hazırlanır. Bu yerler için yapılacak planlar hakkında 3/5/1985 tarihli ve
3194 sayılı İmar Kanunu hükümleri uygulanır. Ancak bu planlar Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından;
12/3/1982 tarihli ve 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan alanlardaki planlar, anılan
Kanunun 7 nci maddesine göre ve 4737 sayılı Kanun kapsamında kalan alanlardaki planlar ise anılan
Kanunun 4/A, 4/C ve 4/Ç maddelerine göre tasdik edilir. Doldurma ve kurutma işlemleri yürürlükteki
mevzuat hükümlerine göre yapılır. Bu araziler Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır, özel mülkiyet konusu
olamaz.
Bu alanlar üzerinde 6 ncı maddede belirtilen yapılar ile yol, açık otopark, park, yeşil alan ve çocuk
bahçeleri gibi teknik ve sosyal altyapı alanları düzenlenebilir. " hükmüne yer verilmiştir.
Kıyı Kanunun atıfta bulunduğu 3194 sayılı İmar Kanununun Ek 2. maddesinde ise, "İmar planlarının tanziminde, planlanan beldenin ve bölgenin şartları ile müstakbel ihtiyaçları göz önünde tutularak lüzumlu ibadet yerleri ayrılır. İl, ilçe ve kasabalarda mülkî idare amirinin izni alınmak ve imar mevzuatına uygun olmak
şartıyla ibadethane yapılabilir.
İbadet yeri, imar mevzuatına aykırı olarak başka maksatlara tahsis edilemez...
" hükmü yer almaktadır.
Yine Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin ''Mekansal kullanım tanımları ve esasları'' başlıklı 5. maddesinin 1. fıkrasının (i) bendinde, "Sosyal altyapı alanları: Birey ve toplumun kültürel, sosyal ve rekreatif ihtiyaçlarının karşılanması ve sağlıklı bir çevre ile yaşam kalitelerinin artırılmasına yönelik kamu veya özel sektör tarafından yapılan eğitim, sağlık, dini, kültürel ve idari tesisler, açık ve kapalı spor tesisleri ile park, çocuk bahçesi, oyun alanı, meydan, rekreasyon alanı gibi açık ve yeşil alanlara verilen genel isimdir." tanımına yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Usul Yönünden:
Davalı tarafından ileri sürülen davacının bakılan davayı açmakta ehliyetli olmadığı ve davada süre aşımı bulunduğu yönündeki usule ilişkin itirazlar yerinde görülmemiştir.
Esas Yönünden:
Kıyı Kanununun 6. maddesinin 5. fıkrasının (a) bendinde, kıyıda imar planı kararıyla, iskele, liman, barınak, yanaşma yeri, rıhtım, dalgakıran, köprü, menfez, istinat duvarı, fener, çekek
yeri, kayıkhane, tuzla, dalyan, tasfiye ve pompaj istasyonları gibi kıyının kamu yararına kullanımı ve kıyıyı
korumak amacına yönelik alt yapı ve tesislerin yapılabileceği düzenlenmiştir.
Dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesiyle, esas Yönetmeliğin ''Kıyıda ve Denizde Yapı'' başlıklı 13. maddesinin 1. fıkrasına eklenen (e) bendinde, "e) Yaya, yürüyüş ve bisiklet yolları, park, çocuk bahçesi, oyun alanları, açık spor alanları, meydan, tematik bahçeler gibi açık alan kullanımları ile toplam emsali alanın %5’ini ve yüksekliği cami hariç 6,50m.yi aşmayan; yeme içme yeri, büfe, çay bahçesi, sergi üniteleri, millet kıraathanesi, cami, mescit, tuvalet, duş, sağlık üniteleri (acil yardım ve benzeri) ve idare binalarını içeren millet bahçesi." düzenlemesine yer verilmiştir.
Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinde de sosyal altyapı alanları tanımı içerisinde dini tesisler ibaresine de yer verildiği görülmektedir.
Bu durumda; Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 5. maddesinin (i) bendindeki ''sosyal alt yapı alanları'' tanımı içerisinde dini tesis alanlarının yer alması ve sosyal altyapı kullanımına dahil olan ibadet yerinin, kıyıda yapılacak diğer tesis ve yapıların tamamlayıcı bir unsuru olduğu, bu açıdan yapılan değerlendirme neticesinde davaya konu düzenlemenin yapılmasında kamu yararı bulunduğu da dikkate alındığında, dava konusu Yönetmeliğin 1. maddesindeki "sosyal ve teknik altyapı tesisleri" tanımında yapılan değişiklikte yer alan "ibadet yeri" ibaresinin, genel olarak Kıyı Kanununda 10/12/2018 tarihli, 30621 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, 29/11/2018 kabul tarihli, 7153 sayılı Kanun ve 20/02/2020 tarihli, 31045 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 14/02/2020 kabul tarihli, 7221 sayılı Kanunla yapılan değişiklikler doğrultusunda yapıldığı ve söz konusu düzenlemede, yukarıda "İlgili Mevzuat" bölümünde yer verilen Anayasa, Kıyı Kanunu ve İmar Kanunu hükümlerine ve genel olarak kıyı mevzuatına aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.DAVANIN REDDİNE,
2.Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4.Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5.Bu kararın tebliğ tarihini izleyen otuz (30) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 16/02/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.