İçtihatDanıştayVergi Dairesi
Danıştay Vergi Dairesi · E. 2023/1332 · K. 2024/1619
- Esas No
- 2023/1332
- Karar No
- 2024/1619
- Karar Tarihi
- 03.04.2024
Karar Metni
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2023/1332 E. , 2024/1619 K.
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2023/1332
Karar No:2024/1619
TEMYİZ EDENLER : 1. (DAVACI) ... Medya Tv Hizmetleri A.Ş.
VEKİLİ : Av. ...
2. (DAVALI) ...Kurulu
VEKİLİ : Av. ...
3. ... Vergi Dairesi Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesi'nin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirkete ait "..." logosuyla yayın yapan televizyon kanalında 23/08/2007 tarihinde yayınlanan “...”nde Mülga 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun'un 4756 sayılı Kanunla değişik 4. maddesinin (s) bendinde belirlenen ilkenin tekraren ihlâl edildiğinden bahisle 336.153,00-TL idarî para cezası verilmesine ilişkin işlemin yargı kararı ile iptali üzerine söz konusu para cezasının yasal faizi ile birlikte iadesi istemiyle yapılan başvurunun faize ilişkin kısmının reddine dair işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce, Dairemizin 15/04/2021 tarih ve E:2016/4319, K:2021/1403 sayılı bozma kararına uyularak verilen kararda; davacıdan tahsil edilen (ve akabinde iptal edilen) idari para cezası tutarının kullanılamamasından dolayı davacının yoksun kaldığı bir kazancının bulunduğu ve yoksun kalınan tarihler ile tutarlar için bir faiz ödenmesi gerektiği, bununla birlikte, tesis edildiği tarih itibarıyla yürürlükte bulunan kurallar gereğince davacıya idari para cezası verildiği, ancak idarece verilen para cezasının yalnızca konuya ilişkin kanunda lehe yapılan değişiklikler sonucu davacıya iade edildiği, davacının, söz konusu tutarın iadesini gerektiren yasa değişikliğinin yürürlüğe girdiği tarihten paranın iade edildiği tarihler arasında, söz konusu tutardan istifade edemediği, başka bir anlatımla, kanunda davacının lehine düzenleme yapılana kadar idarenin tahsil ettiği tutara faiz işletilmesinin mümkün olmadığı, mülga 3984 sayılı Kanun'un 33. maddesine göre davacıya 2007 yılı itibarıyla verilebilecek idari para cezasının alt sınırının 336.153,00-TL olduğu ve davacıya da bu tutar üzerinden idari para cezası verildiği, 08/02/2008 tarih ve 26781 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanun'un 469. maddesiyle 3984 sayılı Kanun'un 33. maddesinde yapılan değişikliğe göre anılan para cezasının alt sınırının ikiyüzellibin Türk Lirası olarak belirlendiği, davacı tarafından idari para cezasının 30/06/2008 tarihinde ödendiği dikkate alındığında bu değişiklik nedeniyle davacıya ödenecek herhangi bir faiz tutarının bulunmadığı; 03/03/2011 tarih ve 27863 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6112 sayılı Kanun'un 32. maddesiyle davacı hakkında uygulanacak para cezasının alt sınırının "ihlâlin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde biri" şeklinde değiştirildiği, nihaî olarak idare tarafından da davacı hakkında 2007 yılı Temmuz ayına ait iletişim geliri üzerinden hesaplanan 11.129,12-TL idarî para cezası verildiği, bu durumda kanunda yapılan söz konusu değişikliğin yürürlük tarihi olan 03/03/2011 tarihinden ana paranın davacıya ödendiği 22/06/2015 tarihine kadar davacının 336.153,00-TL'den mahrum kaldığı anlaşıldığından, davacının faiz ödenmesi isteminin reddine ilişkin işlemin 03/03/2011-22/06/2015 tarihleri arasına isabet eden kısmında hukuka uygunluk bulunmadığı, işlemin davacının idari para cezasının ödendiği 30/06/2008 tarihinden mevzuat değişikliğinin yürürlüğe girdiği 03/03/2011 tarihine kadar olan faiz isteminin reddine ilişkin kısmında ise hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin 03/03/2011-22/06/2015 tarihleri arasına isabet eden kısmı yönünden iptaline, 30/06/2008 tarihinden mevzuat değişikliğinin yürürlüğe girdiği 03/03/2011 tarihine kadar olan faiz isteminin reddine ilişkin kısmı yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından, davalı Üst Kurul'un kamusal gücünü kullanarak ve ilgili dönemde yürürlükte olan mevzuata aykırı olarak idari para cezası kesinleşmeden erken tahsilat yapmış olması sebebiyle tahsil tarihi olan 30/06/2008 tarihi ile kanunun yürürlük tarihi olan 03/03/2011 tarihi arasındaki dönemden de sorumlu olduğu;
Davalı idare tarafından, kanun koyucunun iradesi ile değiştirilen mevzuat nedeni ile ortaya çıkan yeni hukuki durum karşısında, davacı şirket tarafından talep edilen faizden yalnızca Kurumlarının sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğu, para borcunun fer'isi niteliğinde olan faiz borcunun parayı uhdesinde bulunduran vergi dairesi tarafından ödenmesi gerektiği;
Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından, temyize konu kararın aleyhlerine olan kısımların bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, davalı Üst Kurul'un söz konusu idari para cezasını kesinleşmeden 2008 yılında tahsil etmesi nedeniyle tahsilat işleminde kusurlu olduğu, 2011 yılında anılan idari para cezasının Mahkeme kararıyla iptal edilmesine ve lehe kanuni düzenleme olmasına rağmen idari para cezası tutarını iade etmeyerek kusurunu devam ettirdiği, dolayısıyla hukuka aykırı tahsilat nedeniyle mahrum kalınan tutarın tazmininden Üst Kurul'un sorumlu olduğu, temyize konu kararın dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Anılan Kanun'un 50. maddesinin 4. fıkrasında, "Danıştay'ın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesi, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılır." hükmü bulunmaktadır.
Aktarılan kurallar göz önünde bulundurulduğunda, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri, Dairemizin bozma kararındaki esaslara uyularak verilen temyize konu Mahkeme kararının kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen reddi, kısmen dava konusu işlemin iptali yolundaki ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan Mahkeme kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,
4. Dosyanın anılan Mahkeme'ye gönderilmesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 03/04/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.