Danıştay Dava Dairesi · E. 2023/21290 · K. 2024/1034
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2023/21290 E. , 2024/1034 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2023/21290 Karar No : 2024/1034 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Burdur İl Jandarma Komutanlığı emrinde Jandarma Astsubay Üstçavuş olarak görev yapan davacı tarafından, 7145 sayılı Kanun ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen Geçici 35/B-6 maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığının ... Bakan olur tarihli ve ... sayılı işleminin iptali ile yoksun kaldığı parasal haklarına ilişkin şimdilik 1.000,00-TL'nin yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararında; dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafından yürütülen kamu görevinin niteliği ve önemi ile FETÖ/PDY terör örgütünün faaliyetleri göz önünde bulundurularak davacının görevine son verilmiş ise de, davacı hakkında devletin ve çalıştığı kurumun güvenliğini tehlikeye düşürebilecek ideolojik veya yasa dışı faaliyetlerde ya da aynı amaçlarla FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat veya iltisakını ortaya koyan hukuken kabul edilebilir somut bir tespite yer verilmediği, davacı hakkında yürütülen idari soruşturma sonucunda elde edilen verilerin, davacının FETÖ/PDY ile irtibatı veya iltisakı yahut görevine son verilmesini gerektirir bir bağı bulunduğunu her türlü şüpheden uzak şekilde somut olarak kanıtlar nitelikte olmadığı ve davacı hakkında örgüt üyesi olduğu iddiası ile yapılan yargılamada beraat kararı verildiği, mesleğini icra ederken Fetö Silahlı Terör Örgütü ile irtibatı ve iltisakını ortaya koyan başkaca bilgi ve belgenin bulunmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, davalı idarece FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı olduğu değerlendirilen davacının kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline, işlem nedeniyle yoksun kaldığı 13.606,90-TL maaş ve 110,34-TL faizin davcıya ödenmesine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından; 375 sayılı KHK'nın geçici 35/B maddesinde, kamu görevinden çıkarılma işlemi tesis edilmesine ilişkin olarak, belli bir süreden önce veya sonra değerlendirme yapılmasına ilişkin bir ibare yer almadığı, kamu görevinden çıkarma işlemi için terör örgütü ile olan bağının mutlaka üyelik veya mensubiyet seviyesinde olması gerekmediği, iltisak ve irtibat bulunmasının yeterli olduğu, davacı hakkında verilen beraat kararının, terör örgütü ile irtibat ve iltisak yönünden sorumluluğunun kalkacağı anlamına gelmediği, dava konusu işlemin Anayasa ve ilgili mevzuata uygun olarak kamu yararı kapsamında tesis edildiği, kamu görevlisinin Devlete karşı sadakat yükümlülüğünün bulunduğu, silahlı terör örgütüne üyelik ya da mensubiyet olmasa da irtibat ve iltisakın bulunması halinde kamu görevine son verme tedbirinin uygulanabileceği, bu kapsamda dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu, davanın reddi gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından; dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Davacı, Burdur İl Jandarma Komutanlığı emrinde Jandarma Astsubay Üstçavuş olarak görev yapmakta iken, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35/B-6 maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmıştır. Bunun üzerine, anılan işlemin iptali ile yoksun kaldığı parasal haklarına ilişkin şimdilik 1.000,00-TL'nin yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır. Diğer yandan, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza davası sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin...tarih ve E..., K... sayılı kararıyla beraat kararı verildiği ve anılan kararının istinaf edilmeksizin kesinleştiği görülmüştür. İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir. MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde sona ermiştir. 23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 4/1-(b) maddesinde; terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen, 10/03/1983 tarihli ve 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanununa tabi personelin, Jandarma Genel Komutanının teklifi, İçişleri Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Diğer yandan, olağanüstü halin sona erdirilmesinden sonra 31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye geçici 35. madde eklenmiştir. Anılan maddede, ''...B) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen (Anayasa Mahkemesinin 30/06/2022 tarih ve E:2018/137, K:2022/86 sayılı kararıyla,"...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) ;...6) Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü personeli İçişleri Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılır. '' hükmü getirilmek suretiyle, 667 sayılı KHK'nın 4/1-(b) maddesiyle benzer düzenlemeye yer verilmiş, ayrıca aynı maddenin son fıkrasında, (A) ve (B) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilecek olanlara yedi günden az olmamak üzere ilgili kurum tarafından uygun vasıtalarla savunma hakkı verileceği belirtilmiştir. Daha sonra, 28/07/2021 tarihli ve 31551 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7333 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 23. maddesiyle, söz konusu geçici 35. maddenin (B) fıkrasında yer alan “üç yıl” ibaresi “dört yıl” şeklinde değiştirilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 667 sayılı KHK'nın 4. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir. Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla, "terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenler" hakkında; 667 sayılı KHK'nın 4. maddesiyle, olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte tedbir uygulanmakta iken, OHAL kalktıktan sonra 375 sayılı KHK'nın geçici 35. maddesiyle de dört yıl süreyle uygulanmak üzere kamu görevinden çıkarma yaptırımı getirilmiştir. AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28). Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu yaptırımın uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan yaptırımın uygulanabilmesi için yeterlidir. Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. Yukarıda yer verilen mevzuat, karar ve tespitler uyarınca; FETÖ/PDY silahlı terör örgütü tarafından Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne karşı yapılan darbe teşebbüsü ve sonrasında yaşanan olağanüstü dönem ve koşullar gereğince alınan tedbirler ve olağanüstü halin sona ermesinden sonra yürürlüğe giren 375 sayılı KHK'nın geçici 35. maddesiyle uygulama alanı bulan kamu görevinden çıkarma yaptırımı kapsamında, kamu görevlilerinin Devlete sadakat yükümlülüklerine riayeti konusundaki denetimin en hassas ve azami şekilde yapılması ve disiplin ile emir ve direktiflere mutlak itaat gerektiren askerlik mesleğini ifa eden ve ülkenin güvenliğinden sorumlu olan Jandarma Genel Komutanlığı personeli açısından Devlete sadakatlerinden herhangi bir kuşku duyulmamasını temin edecek şekilde uygulanması gerekmektedir. Nitekim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de kişilere tanınan temel hak ve özgürlüklerin, kamu görevinin yerine getirilmesi sırasında devletin geniş takdir yetkisiyle sınırlandırılabileceğini, ayrıca bazı kamu görevlileri açısından, özellikle üst düzey yetkililer, silah kullanma yetkisini haiz kamu görevlileri, hâkimler, savcılar ve istihbari faaliyette bulunan veya ülkenin güvenliği için kritik öneme sahip kurumlarda çalışan kamu görevlileri yönünden daha geniş ve takdir yetkisine dayalı sınırlamalar getirilebileceğini kabul etmektedir. Bu kapsamda, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkına ilişkin başvurularda, devletin egemenlik yetkilerini doğrudan veya dolaylı olarak kullanan veya kamu otoritelerinin genel menfaatini korumaktan sorumlu, devlete özel bir sadakat ilişkisiyle bağlı olan asker ve polis gibi görevliler yönünden özlük ve parasal haklar dışında Sözleşme'nin tarafı olan devletin daha geniş yetkilere sahip olduğu hususunun vurgulandığı görülmektedir. (Vilho Eskelinen ve Diğerleri/Finlandiya, B. No: 63235/00, 19/04/2007). Davacı, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı bulunduğu gerekçesiyle kamu görevinden çıkarılmış olup, davacı hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında Burdur TEM Şube Müdürlüğünce 19/01/2021 tarihinde düzenlenen şüpheli ifade tutanağında; " ...Ben 2012 yılı Aralık ayı ile 2013 yılı Ocak ayında yaklaşık olarak 2 ay kadar İstanbul ili Kadıköy İlçesinde ikamet ettim ve bu esnada anketörlük işiyle uğraştım. Bu işten para kazanamadığım için kısa süre sonra Kahramanmaraş’a geri döndüm. Bu sırada İstanbul İlinde okumakta olan Kahramanmaraşlı ismini şuan hatırlamadığım Kahramanmaraş’tan mahalle arkadaşımın evinde kaldım. Bu evde bizle beraber 1 kişi daha vardı, onunda ismini hatırlamıyorum. Şu anda ne iş yaptıklarını ve nerede oturduklarını bilmiyorum. Benim hakkımda ifade veren N.B. isimli şahsı tanımıyorum. Benim hakkımda neden böyle bir ifade verdiğini bilmiyorum. Benim İstanbul’da kısa süreliğine kaldığım ev arkadaşımın eviydi. Bu evin örgütle bağlantısı olup olmadığını bilmiyorum. Ben zaten İstanbul’a iş bulmak için gittim. Burada da doğru dürüst iş bulamadığım için kısa süre sonra memleketime geri döndüm. Ben hiçbir zaman ve hiçbir yerde FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü alakalı hiçbir örgütsel faaliyete katılmadım.” şeklinde; idari soruşturma kapsamında Kahramanmaraş TEM Şube Müdürlüğünce düzenlenen 22/04/2021 tarihli ifade tutanağında;"...Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı soruşturması dosyasında N.B. isimli şahsı tanımıyorum. Ben 2012 yılı kasım ya da aralık ayında İstanbul iline gittim. İstanbul ili, Bakırköy adliyesine İnfaz Koruma Memuru alımı için başvuru yaptım. Başvurumu yaptıktan sonra aynı gün dönmek istedim ancak otobüsü kaçırdım. Kalacak yerim ve fazla param olmadığı için Kadıköy ilçesinde Osmanağa camisinde bir gece geçirdim. 2. Gün durakta ev arkadaşı arandığına dair bir ilan gördüm. İlandaki numarayı aradım ve ismini şu an hatırlamadığım şahıs ile telefonda görüştüm. Kendisinin evinde 15 gün kalma karşılığında 140 TL'ye anlaştım. Şahsın evi Kadıköy ilçesindeydi. Evde ben bir odada tek başıma yaklaşık 1 ay kadar kaldım. Evde kalanların kimler olduğunu, kaç kişi olduklarını bilmiyorum. O esnada harçlık kazanmak için anketörlük yaptım. Yaklaşık 1 ay sonra İnfaz Koruma Memurluğu sonuçları açıklandı ve kazanamadığımı öğrenince Kahramanmaraş iline geri döndüm." şeklinde beyanda bulunduğu, söz konusu ifadeler incelendiğinde; davacının önce "İstanbul'da ismini hatırlamadığı Kahramanmaraş'tan mahalle arkadaşının evinde 2 ay kadar kaldığını, bu esnada anketörlük işi yaptığını, bu işten para kazanamadığı için Kahramanmaraş'a geri döndüğünü" beyan ettiği, daha sonra ise "infaz koruma memuru alımı için İstanbul'a geldiğini, kalacak yeri olmadığı için ilk geceyi camide geçirdiğini, ikinci gün durakta ev arkadaşı arandığına dair ilanı gördüğünü ve bu ilandaki ismini hatırlamadığı şahsın evinde 1 ay kadar kaldığını, bu esnada anketörlük işi yaptığını, infaz koruma memurluğunu kazanamadığını öğrenince Kahramanmaraş'a geri döndüğünü" beyan ettiği görülmüş olup, bu kapsamda, davacının ifadelerinin çelişkili olduğu, İstanbul'da kaldığı ev ve süre hakkında farklı beyanlarda bulunduğu, evinde kaldığını ifade ettiği mahalle arkadaşının ismini hatırlamamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu anlaşılmıştır. Diğer yandan, dava dosyasının incelenmesinden, N.B. isimli şahsın, Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen ...sayılı soruşturması kapsamında 23/11/2016 tarihinde düzenlenen fotoğraftan teşhis tutanağında, İstanbul'da örgüte ait evde kaldığını belirterek davacıyı teşhis ettiği, aynı şahsa ait Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığınca 28/11/2016 tarihinde düzenlenen şüpheli sorgulama tutanağında; "...4 yıllık öğrenim hayatımda bir çok farklı cemaat evinde kaldım, ikinci senenin başında ev abisi pozisyonuna geldim, okul bitinceye kadar bir çok teklif ve zorlamada bulunmalarına rağmen daha üst pozisyona gelmek istemedim, kod isim de kullanmadım. Emniyet ifademde detaylı olarak bildiğim kadarıyla üst yapılanmaya dair her şeyi anlattım, ilk başlarda askeri okullara öğrenci hazırlanmasına ilişkin benim bir sorumluluğum ve bilgim yoktu, 3. sınıftayken ... kod isimli BTM (Bölge Sorumlusu) beni isteğim dışında başka bir eve gönderdi, daha doğrusu gitmek istemediğim için haberim olmaksızın bu eve götürdü. Yeni eve gittiğimde kendilerini teşhis ettiğim ... ve ... kod isimli Kahramanmaraş'lı 2 lise öğrencisi vardı, ben bu çocuklardan sorumlu tutuldum, bir süre sonra bu çocukların askeriye sınavlarına hazırlandığını öğrendim ancak bu konuda herhangi bir şey yapamadım. Benim bilgim dahilinde yalnızca bu 2 çocuk vardı, bunlar da nasıl ve ne şekilde irtibatlandırılarak İstanbul'a getirildiler bilmiyorum, yine aynı şekilde askeriye sınavını kazandıktan sonra bunların pozisyonu nasıl oldu, irtibat nasıl sağlandı bilemiyorum. Ben bu 2 şahsın haricinde bir de öz yeğenim olan R.B.'nun cemaat evlerinde askeriye sınavlarına hazırlandığını biliyorum. Sorulan Soru Üzerine; o dönem net olarak bildiğim bu 2 çocuk ve R. vardı ancak gittiğim evlerde yine askeriye sınavlarına hazırlandığını gördüğüm veya duyduğum başka öğrencilerde vardı, onların bildiğim veya hatırladığım kadarıyla tamamını teşhis ettim. Ben 2013 yılında 3. sınıfta okurken bu çocuklarla ilgilenmeye başladım, YGS sınavına girerek askeri okullara devam ettiler, askeri okulların mülakat, sağlık ve spor gibi diğer branşlarında yardım alıp almadıklarını, alıyorlarsa nasıl ve ne şekilde olduğunu bilmiyorum. Emniyet ifademde ismini verdiğim şahısların çocukları spora götürdüğünü görmüştüm, yine çocukların burun ameliyatı olduklarını biliyorum, bunların haricinde soruların verilmesi, mülakatta kayrılmaları veya sağlıkta başka türlü muamele görülmeleri gibi hususların olup olmadığını bilmiyorum. 4. sınıfa geçtiğimde yani 2014 yılında bu çocuklar da askeri okulda okuyorlardı, bunların yerine bana başka yeni öğrenci verilmedi, yine çocuklar Ankara'ya gittiklerinde yine bir süre benden alınarak başkalarının sorumluluğuna geçtiler, bu şahısların kim olduğunu bilmiyorum, bu çocuklardan başka askeri okullara hazırlanan öğrenciler benim sorumluluğumda olmadı, yalnızca yeğenim olmasın nedeniyle R.B.'nun durumuyla ilgili ara sıra sorumlu kişilerle görüşüyordum. Çocukların okullarının sonuna doğru yani 2014 yılında aynı zamanda benim de okulumun son senesiydi, 17 Aralık süreci yaşandığı için bu yapıyla ilgili tereddütlerim oluşmaya başlamıştı ve bir süre sonra da bu yapıdan tamamen koptum. İlk olarak Bank Asya hesabımı kapattırdım ve hiç kimseyle görüşmemeye başladım, okulum bittikten sonra ilk sene atanamadım, bu dönem 3 farklı sefer bana iş teklifinde bulundular ancak kabul etmedim, bir sonraki yıl yapılan KPSS sınavında 70 puan alarak Ömerli İlçesine bağlı bir köye kadrolu olarak atandım, atandıktan sonra benimle yine irtibat kurmaya çalıştılar ancak kabul etmedim, hatta Mardin Aktifsen temsilcisi ve yanında memleketim olan Yeşilli İlçesi temsilcisiyle birlikte bana gelerek sendikaya kayıt olmam için ısrar ettiler ancak kabul etmedim, yine aynı şekilde irtibatımı devam ettirmemi istediler ancak onu da kabul etmedim. Sonrasında da bir daha bana kimse ulaşmasın diye cep telefonu numaramı değiştirdim. Ben bu yapıya tamamen Allah rızası için dahil oldum, 2010 - 2014 arası üniversite hayatım boyunca yapının içerisinde yer aldım, hiç bir şekilde himmet ve benzeri adı altında maddi destekte bulunmadım, birinci yıl yalnızca evde kaldım, ikinci yıl ev abisi oldum, üçüncü yıl istememe rağmen 2 tane askeri okul sınavlarına hazırlanan çocuktan sorumlu oldum, son sınıfta ise bu çocuklarla irtibatımı devam ettirdim ancak yapıyla irtibatımı zamanla koparttım, ... Bu gün baktığımda suç olduğunu anladığım askeri okullara öğrenci yetiştirilmesi faaliyetinin daha önce Allah rızası için ve vatana millete hizmet etme amacıyla yapıldığını zannetmiştim, bu faaliyetlerin suç olduğunu o gün şartlarında anlayamadım, cemaatin bu şekilde vatana ihanet içerisinde olduğunu bilseydim hiç bir şekilde aralarına girmezdim. O süreçte dini bütün kişilerin haksızlığa uğrayarak askeriyeden uzaklaştırıldığını zannediyordum, bu nedenle kendim kod isim kullanmasam da ilgilendiğim öğrencilere kod isim verilmiş olmasını garip karşılamamıştım. yine o dönem tanıdığım herkesinde birer kod ismi vardı, o süreçte kod isimlerin ortaya çıkartılmaması gerektiğine inandırılmıştım ancak bu gün bütün kod isimlerin ortaya çıkartılması ve bu yapıya ilişkin gizli saklı yürütülen her şeyin deşifre edilmesini düşünüyorum. Bu amaçla da bildiğim ve tanıdığım 30 kişiyi teşhis ettim,..." şeklinde beyanlarda bulunduğu, öte yandan, UYAP Örgütlü Suçlar Bilgi Bankasında yapılan inceleme sonucu, N.A. isimli şahıs hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan yapılan yargılama sonucunda... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla etkin pişmanlık hükümleri uygulanarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği görülmüştür. Uyuşmazlıkta, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen kovuşturma sonucunda beraat kararı verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı yerlerince inceleme yapılması gerekliliğini ortadan kaldırmadığı; bununla birlikte yukarıda da belirtildiği üzere FETÖ/PDY terör örgütü tarafından Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne karşı yapılan darbe teşebbüsü ve sonrasında yaşanan olağanüstü dönem ve koşullar gereğince alınan tedbirler ve olağanüstü halin sona ermesinden sonra yürürlüğe giren 375 sayılı KHK'nın geçici 35. maddesiyle uygulama alanı bulan kamu görevinden çıkarma yaptırımı kapsamında, kamu görevlilerinin Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na, kanunlarına, kurumlarına, dolayısıyla Devlete sadakat yükümlülüklerine riayeti konusundaki denetimin, yaşanan söz konusu olağanüstü dönemin doğal bir sonucu olarak en hassas ve azami şekilde yapılması gerekliliği ile davacının icra ettiği askerlik görevinin ve ülkenin güvenliğinden sorumlu olan Jandarma Teşkilatının hassasiyeti, önem ve özelliği dikkate alındığında, yukarıda yer verilen tespitler, davacının çelişkili beyanları ile tanık beyanının birlikte değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakının varlığına kanaat getirilmesine yeterli düzeyde tespitler olduğu anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir. Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı ...-TL maaş ve ...-TL faizin davcıya ödenmesine ödenmesi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi... İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne; 2. Dava konusu işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı...-TL maaş ile ...TL faizin davcıya ödenmesine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 14/02/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.