İçtihatDanıştayBeşinci Dairesi
Danıştay Beşinci Dairesi · E. 2023/3201 · K. 2024/3529
- Esas No
- 2023/3201
- Karar No
- 2024/3529
- Karar Tarihi
- 25.12.2024
Karar Metni
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/3201 E. , 2024/3529 K.
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2023/3201
Karar No : 2024/3529
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 16/05/2023 tarih ve E:2022/7150, K:2023/6255 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapmakta iken istifa eden davacı tarafından, görev yaptığı dönemde gerçekleştirdiği eylemleri nedeniyle 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu … Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Dairenin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına yönelik itirazının reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 16/05/2023 tarih ve E:2022/7150, K:2023/6255 sayılı kararıyla;
Uyuşmazlıkta, davacının FETÖ/PDY üyesi olduğu ve ByLock kullanıcısı olduğu iddiasıyla hakkında başlatılan disiplin soruşturması sonucunda, kovuşturma sürecindeki itiraf niteliğindeki beyanları ve yargılama dosyası içerisinde toplanan deliller dikkate alınarak soruşturma maddesine konu hususun sübut bulduğu gerekçesiyle meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği görülmekte ise de, davalı idarece davacının örgüt üyesi olup olmadığının tespit edilebilmesinin mümkün olmadığı, bu hususun ancak ceza mahkemelerince yapılacak yargılama sonucunda belirlenebileceği, davacı hakkında ise isnat edilen bu eylemler nedeniyle "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan … Ağır Ceza Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında dava açıldığı, Yargıtay ... Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı bozma kararı sonrası ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında devam eden ceza davasında henüz bir karar verilmediğinin görüldüğü,
Bu durumda, ceza yargılaması neticesinde davacının "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan mahkumiyetine karar verilmesi ve anılan kararın kesinleşmesi durumunda (altı aydan fazla hapis cezası olması halinde) 2802 sayılı Kanunun 69. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında işlem tesis edilebileceği gözetilmeden, doğrudan, davacının söz konusu eylemlerinin 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası kapsamında değerlendirilmesi suretiyle tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davacının ceza yargılamasında FETÖ/PDY terör örgütü ile olan ilişkisini açıkça itiraf ettiği, ByLock programının yüklü olduğu ve kendisinin kullandığı telefondan 918 adet görüşmesinin tespit edildiği ve neticede hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu nedenle mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiiller işlediği sübuta erdiğinden, eylemlerine uyan 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, Daire kararında davacıyı 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca cezalandırmak yerine eylemine uyan 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca cezalandırılması gerektiğini belirtmek suretiyle yerindelik denetimi yapıldığı, 69. maddenin tüm fıkraları bütüncül bir şekilde değerlendirildiğinde hakimlik ve savcılık mesleğinin gereklerine uymayan şeref, onur ve itibarına halel getirecek bir davranış, eylem, tutum veya halin varlığı durumunda adli yargılamadan bağımsız bir şekilde disiplin yaptırımının meslekten çıkarma cezası olduğu, disiplin cezasına konu eylemin suç vasfından ari olarak hakimlik mesleğinin niteliği ve gereklerine uygunluk açısından değerlendirme yapma hususunda tanınan takdir yetkisinin ceza mahkemesi kararının beklenmesi koşuluna bağlanmasının Kanun hükümlerine aykırılık oluşturduğu belirtilerek Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
… Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapmakta iken istifa eden davacı hakkında, FETÖ/PDY üyesi olduğu ve (ağabeyi N.A.'nın ortağı olduğu) … Petrol ve Otelcilik San. ve Tic. A.Ş. adına kayıtlı … GSM numaralı hattan FETÖ/PDY mensupları ve müzahir şahıslarca kullanılan ByLock isimli uygulamayı kullandığı iddialarıyla soruşturma başlatılmıştır.
Soruşturma sonucunda, davacının kovuşturma sürecindeki itiraf niteliğindeki beyanları ve yargılama dosyası içerisinde toplanan delilerden hareketle Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile; davacının, sabit görülen söz konusu eylemlerinin hâkimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğundan bahisle 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Davacının, söz konusu disiplin cezasına karşı yapmış olduğu yeniden inceleme talebi aynı Dairenin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; bu karara karşı yaptığı itiraz başvurusu ise Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla reddedilmiş, bunun üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır.
Diğer yandan, davacının ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun … Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile esastan reddedilmiş, davacı tarafından yapılan temyiz başvurusu üzerine Yargıtay ... Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile "... Anayasanın 138/1. maddesi hükmü, TCK'nın 61. maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle 3/1. maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde; suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, konusunun önem ve değeri, meydana getirdiği tehlike ile sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saik, örgütteki konumu ve faaliyetleri göz önünde bulundurularak; hukuka, vicdana, dosya kapsamına uygun makul bir cezaya hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden yetersiz gerekçe ile teşdidin derecesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde fazla ceza tayin edilmesi, Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan..." gerekçesiyle mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiş ve bozma kararı sonrasında, ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla davacı hakkında 1 yıl 6 ay hapis cezası verilmesine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Anılan karar, 09/06/2023 tarihinde kesinleşmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın "Hakimlik ve savcılık teminatı" başlıklı 139. maddesinde, "Hakimler ve savcılar azlolunamaz, kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa, aylık, ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun kılınamaz.
Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır.",
"Hakimlik ve savcılık mesleği" başlıklı 140. maddesinin 3. fıkrasında, "Hakim ve savcıların nitelikleri, atanmaları, hakları ve ödevleri, aylık ve ödenekleri, meslekte ilerlemeleri, görevlerinin ve görev yerlerinin geçici veya sürekli olarak değiştirilmesi, haklarında disiplin kovuşturması açılması ve disiplin cezası verilmesi, görevleriyle ilgili veya görevleri sırasında işledikleri suçlarından dolayı soruşturma yapılması ve yargılanmalarına karar verilmesi, meslekten çıkarmayı gerektiren suçluluk veya yetersizlik halleri ve meslek içi eğitimleri ile diğer özlük işleri mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir." hükümleri yer almaktadır.
2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Meslekten çıkarma cezası" başlıklı 69. maddesinde, "Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir.
68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir.
Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir.
Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir.
Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." hükmüne yer verilmiştir.
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonunun 23 Nisan 2003 tarihli oturumunda kabul edilen ve Hâkimler ve Savcılar Kurulunun 27/06/2006 tarih ve 315 sayılı kararı ile benimsenmiş bulunan Bangalor Yargı Etiği İlkelerinde de, bağımsızlık, tarafsızlık, doğruluk, dürüstlük, eşitlik, ehliyet ve liyakat korunan değerler olarak sayılmış olup, hâkimlerin herhangi bir yerden herhangi bir sebeple doğrudan ya da dolaylı olarak gelebilecek her türlü dış etki, rüşvet, baskı, tehdit ve müdahaleden uzak şekilde, olaylara ilişkin kendi değerlendirmelerine dayanarak ve hukuka dair kendi vicdani anlayışları ile uygun biçimde yargı işlevini bağımsız olarak yerine getirmeleri gerektiği; yargı görevlerini tarafsız, önyargısız ve iltimassız olarak yerine getirmek zorunda oldukları; mahkeme içerisinde ve dışında, halkın, hukukçuların ve dava taraflarının yargı ve hâkim tarafsızlığına duyduğu güveni koruyacak ve artıracak davranışlar içerisinde olmaları gerektiği; davranışlarının makul bir kişinin gözünde tasvip edilir nitelikte olmasını sağlamaları ve hâl ve davranış tarzlarının, insanların yargının doğruluğuna ilişkin inancını kuvvetlendirici nitelikte olması gerektiği; yalnızca adaleti sağlamakla kalmamaları, bu görüntüyü yansıtmak zorunda da oldukları; sıradan bir vatandaşın ağır olarak nitelendirebileceği kişisel sınırlamaları kabul etmek durumunda oldukları ve bunu özgürce ve kendi iradeleriyle yapmaları gerektiği; ailelerinin, sosyal ilişkilerinin veya diğer ilişkilerinin, hâkim olarak meslekî davranışlarını veya kararlarını uygunsuz bir şekilde etkilemesine izin vermemeleri gerektiği; yargı görevinin yerine getirilmesinde herhangi bir kimsenin kendilerini uygunsuz bir şekilde etkileyebileceği izlenimine yol açmamaları ve başkalarının böyle bir izlenime yol açmasına müsaade etmemeleri gerektiği; özetle, hâkimlerin yargı vazifesinin onuruyla uyumlu bir tarzda davranmak zorunda oldukları belirtilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda metnine yer verilen 2802 Kanun'un 69. maddesinin ikinci fıkrasına göre, taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giyilmesi durumunun meslekten çıkarılmayı gerektireceği, aynı maddenin son fıkrasına göre ise; suç teşkil etmeyen ve hükümlülüğü gerektirmeyen fiillerin dahi, “hâkimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte” oldukları takdirde, hâkim ve savcıların meslekten çıkarılmaları sonucunu doğuracağı kurala bağlanmıştır.
Hâkimlik ve savcılık mesleğini ifa eden yargı mensuplarının, toplum nezdinde güvenilirliklerini ve saygınlıklarını korumaları gerekmektedir. Yargı kurumları, yargı kararları ve yargı mensuplarının saygınlığı, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında yargı mensuplarının kişiliklerine olan saygı ve güvenin de bir sonucudur. Yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliği, hâkimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının toplum nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile doğru orantılıdır. Hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmaları ile korunan hukuki değer, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının toplum nazarındaki saygınlıkları ve itibarlarıdır. Hakimlik mesleğinin saygınlığı ve onuru, hem yargı mensuplarının kendi kişiliklerine yönelik özel saygınlığı hem de toplumun yargı kurumlarına ve yargı mensuplarına duyduğu genel güven ve saygınlığı ifade eder.
Hukuk Devleti, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının kamuoyundaki güven ve itibarını (saygınlığını) korumak ve buna aykırı her türlü tutum ve davranışları suç sayarak cezalandırmakla görevli ve sorumludur. Bu nedenle, yasa koyucu tarafından, yargı mesleğinin onur ve şerefini ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozucu eylem ve davranışlarda bulunan yargı mensuplarının disiplin hukuku açısından, meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılacağı kurala bağlanmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden; … Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapmakta iken istifa eden davacı hakkında, FETÖ/PDY üyesi olduğu ve (ağabeyi N.A.'nın ortağı olduğu) ... Otelcilik San. ve Tic. A.Ş. adına kayıtlı … GSM numaralı hattan FETÖ/PDY mensupları ve müzahir şahıslarca kullanılan ByLock isimli uygulamayı kullandığı iddialarıyla başlatılan soruşturma sonucunda, davacının soruşturma ve kovuşturma sürecindeki itiraf niteliğindeki beyanları ve yargılama dosyası içerisinde toplanan delilerden hareketle Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile; davacının, sabit görülen söz konusu eylemlerinin hâkimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğundan bahisle 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, yeniden inceleme talebinin reddi üzerine yapılan itirazın da Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile reddedilmesi üzerine görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Temyize konu Daire kararıyla, davalı idarece davacının örgüt üyesi olup olmadığının tespit edilebilmesinin mümkün olmadığı, bu hususun ancak ceza mahkemelerince yapılacak yargılama sonucunda belirlenebileceği, ceza yargılaması neticesinde davacının "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan mahkumiyetine karar verilmesi ve anılan kararın kesinleşmesi durumunda (altı aydan fazla hapis cezası olması halinde) 2802 sayılı Kanunun 69. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında işlem tesis edilebileceği gözetilmeden, doğrudan, davacının söz konusu eylemlerinin 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası kapsamında değerlendirilmesi suretiyle tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu meslekten çıkarma kararının iptaline karar verilmiştir.
Uyuşmazlıkta, 2802 Kanun'un 69. maddesindeki hükümler birlikte değerlendirildiğinde; maddenin ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında ceza mahkumiyeti durumlarında meslekten çıkarma cezasının şartları belirtilmiş olup, son fıkrasında ise bunlardan bağımsız bir şekilde kişinin eylemi "mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte" görüldüğü takdirde, eylemin suç teşkil edip etmediğine, kişinin hüküm giyip giymediğine bakılmadan meslekten çıkarma cezası verileceği hükmüne yer verilmiştir. Dolayısıyla, disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren eylem, mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde, eylemin aynı zamanda suç teşkil edip etmediği hakkında değerlendirme yapılmasına gerek kalmadan veya ceza mahkemesinde verilecek karar beklenmeden 69. maddenin son fıkrası kapsamında değerlendirilerek işlem tesis edilebilecektir.
Bu durumda, davacıya isnat edilen eylemlerin "mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte" olup olmadığı yönünden inceleme yapılarak karar verilmesi gerekirken, bu inceleme yapılmadan, ceza yargılaması neticesinde davacının mahkumiyetine karar verilmesi ve anılan kararın kesinleşmesi durumunda 2802 sayılı Kanunun 69. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında işlem tesis edilebileceği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali yolunda verilen Daire kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne;
2.Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 16/05/2023 tarih ve E:2022/7150, K:2023/6255 sayılı kararının BOZULMASINA,
3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Danıştay Beşinci Dairesine gönderilmesine,
4. Kesin olarak, 25/12/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka aykırı bulunmadığı, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, temyiz isteminin reddi ile temyize konu Daire kararının onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.