İçtihatDanıştayBeşinci Dairesi
Danıştay Beşinci Dairesi · E. 2023/585 · K. 2024/528
- Esas No
- 2023/585
- Karar No
- 2024/528
- Karar Tarihi
- 11.03.2024
Karar Metni
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/585 E. , 2024/528 K.
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2023/585
Karar No : 2024/528
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 18/10/2022 tarih ve E:2017/3843, K:2022/7256 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararına karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine dair ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 18/10/2022 tarih ve E:2017/3843, K:2022/7256 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş,
"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği ve bu kararın istinaf edilmeyerek 06/03/2019 tarihinde kesinleştiğinin görüldüğü,
Davacının ceza yargılamasında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan beraat etmiş olmasının iltisak ve irtibatı bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığının da bulunmadığı,
Davacının kendi beyanları ve HTS kayıtları yönünden, kararın "a) Davacının Kendi Beyanları" başlığı altında yer verilen, davacının üniversite döneminde örgüt sohbetlerine ve örgüt tarafından düzenlenen organizasyona katıldığı, örgüte müzahir dergiye abone olduğu, 2014 yılı HSK üye seçimlerinde örgütün sözde "bağımsız" adaylarını desteklediği yönündeki kendi beyanının, "b) HTS kayıtları" başlığı altında yer verilen, davacının haklarında FETÖ/PDY ile iltisakı ve irtibatı nedeniyle işlem yapılan kişilerle görüşmesinin bulunduğuna yönelik tespitin birlikte değerlendirilmesinden, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, gerekçeli kararda esas alınan hususların tamamının Bitlis Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan ifadesine dayandırıldığı, ifade içeriğindeki bazı hususların aleyhine eksik ve hatalı olarak tutanağa geçirildiği, soruşturma ve gözaltı işleminin oluşturduğu şok ve üzüntünün de etkisiyle oluşan dikkatsizliğin sonucu olarak eksiklik ve hataları fark etmeksizin ifade tutanağını o haliyle imzaladığı, eksik ve hatalı ifadeleri doğru haliyle açıklamak gerekirse; 2005-2006 yıllarında ilk olarak üniversitedeki sınıf arkadaşları tarafından eve yemek bahanesiyle davet edildiği, içlerinden birinin Risale dedikleri kitaptan bir şeyler okumaya başladığında FETÖ evi olduğunu anladığı, bunun dışında da bir iki kez de maddi imkansızlıklar nedeniyle FETÖ evinde kalan arkadaşlarından birinin sohbete katılması zorunlu olduğu ve sonrasında kendisiyle farklı bir planı olduğu için bu evlere gidip birkaç saatliğine beklemek durumunda kaldığı, 2005 ya da 2006 yılında bir kez, farklı dünya görüşlerine sahip 7 kişilik olan arkadaş gruplarında olanlardan birinin o dönem itibarıyla FETÖ evinde kalması ve Çanakkale gezisi programının da gezmek için fırsat olduğunu düşünerek, kendi arkadaş grubuyla birlikte bu geziye katıldığı ve gezi boyunca da sadece bu arkadaş grubuyla birlikte vakit geçirdiği, Sızıntı dergisine arkadaşının Dergi satış/abonelik kotasını doldurmak için kendisinden 20 TL karşılığında 6 aylık abone olmasını teklif etmesi üzerine kıramayarak kabul ettiği, hiçbir abonelik yapılmadığı gibi derginin eve dahi gelmediği, bağımsız FETÖ/PDY adaylarından oluşan listeyi tümüyle ve doğrudan desteklemediği, görev yaptığı başsavcı ile önceki görev yerindeki başsavcının kendisine ulaşarak ve adayların özelliklerinden bahisle oy vermesini telkin ettikleri, davacının da o dönem itibarıyla 3 yıllık ve 2 yılını 5. Bölgede geçirmiş bir savcı olması ve meslek içerisindeki FETÖ yapılanmasından habersiz olması nedeniyle kendilerine itibar ederek 11 adaydan, 8 ya da 9'una oy verdiği, HTS kayıtlarındaki kişilerin büyük çoğunluğunun aynı görev yerinde birlikte çalıştığı ve savcılık görevi kapsamındaki soruşturmalar nedeniyle sözlü talimat almak maksadıyla arayan kolluk personeli olduğu, diğerlerinin ise aynı akademi döneminde olması ya da aynı yerlerde çalışması nedeniyle tanıştığı ve samimiyetin bulunmaması nedeniyle FETÖ irtibatını bilmesinin mümkün olmadığı kişiler olduğu, ilgili soruşturma ve dava dosyası kapsamındaki lehine delillerin göz ardı edildiği, 2009 yılında hakimlik yazılı sınavında 76. başarı sırasıyla kazanmasına rağmen mülakatta elendiği, kendisiyle aynı dönemde aday olan ve aynı sınıfta eğitim aldığı S. Ö.'nün dönemlerindeki FETÖ mensubu, irtibatlı ve iltisaklı olan tüm kişilerin isimlerini ifadesinde belirtmesine rağmen, davacının aleyhine hiçbir beyanının olmadığı, soruşturma dosyası kapsamında tanık sıfatıyla beyanı alınan A.E. ve B.S.'nin beyanlarının FETÖ ile irtibatı ve iltisakı bulunmadığının delili olduğu, referanslarının tanık sıfatıyla beyanlarına başvurulabileceği, 667 sayılı KHK'nın Anayasal sınırlar dışına çıkarılarak temel haklarının ihlal edildiği, masumiyet karinesinin, suç ve cezaların geçmişe yürüme yasağının, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, Anayasa'ya aykırılık iddiasının değerlendirilmediği, disiplin soruşturması yürütülmeden, savunması alınmaksızın ve gerekçe gösterilmeksizin görevden çıkarma kararı verildiği, işlemin şekil, konu ve sebep unsurları bakımından hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra Anayasa aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Daire kararında da belirtildiği üzere, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan beraatine karar verildiği ve anılan kararın 06/03/2019 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlemler de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar verilmiş ise de, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir.
Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin 18/10/2022 tarih ve E:2017/3843, K:2022/7256 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4. Kesin olarak, 11/03/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.