İçtihatDanıştayDava Dairesi
Danıştay Dava Dairesi · E. 2023/7315 · K. 2024/2871
- Esas No
- 2023/7315
- Karar No
- 2024/2871
- Karar Tarihi
- 12.03.2024
Karar Metni
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2023/7315 E. , 2024/2871 K.
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2023/7315
Karar No : 2024/2871
TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Büyükşehir Belediye Başkanlığı / ...
VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI): …
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davalı idare bünyesinde işçi olarak görev yapmakta iken 692 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair … tarih ve … sayılı işlemin iptali ile kamu görevinden çıkarılması nedeniyle yoksun kaldığı maaş ve diğer ödemelerin yasal faiziyle birlikte ödenmesine, sosyal haklarının iadesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında; Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu'na Van Valiliğince intikal ettirilen davacıya ait personel bilgi dosyasında; davacının PKK/KCK terör örgütü ile bağlantısı-ilişkisi olduğu yönünde değerlendirme bulunduğunun bildirildiği, PKK/KCK bölücü terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonlarda ele geçirilen dökümanlarda, örgütün şehir yapılanması olan KCK yapılanması içinde isminin geçtiği yönünde bilginin yer aldığı, davacının çalıştığı Kurumunca Komisyona intikal ettirilen personel bilgi dosyasında, davacının PKK/KCK bölücü terör örgütünün şehir yapılanması içerisinde faaliyette bulunduğu değerlendirmesinin bulunduğunun bildirildiği yönünde tespitlerin yer aldığı ve söz konusu tespitleri mesnetsiz bırakacak somut herhangi bir bilgi ve belgenin sunulmadığı belirtilmiş ve davacının durumu değerlendirildiğinde ve hükme esas alınabilecek nitelikte görülen Komisyon tespitleri dikkate alındığında, davacının PKK/KCK terör örgütü ile en az irtibat derecesinde bağının olduğu anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan, dava konusu işlem Mahkemelerince hukuka uygun bulunduğundan, davacının anılan işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesi, özlük haklarının iadesi talebinin kabulüne olanak bulunmadığı belirtilmiştir. Açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E: …, K: … sayılı kararında; Van Valiliğince Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu'na intikal ettirilen personel bilgi dosyasında; Van Valiliğinin … tarih ve … sayılı yazısında, davacının PKK/KCK terör örgütü ile bağlantısı-ilişkisi olduğu yönünde değerlendirmenin bulunduğu, davacının PKK/KCK bölücü terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonlarda ele geçirilen dökümanlarda, örgütün şehir yapılanması olan KCK yapılanması içinde isminin geçtiği yönünde bilginin yer aldığı, PKK/KCK bölücü terör örgütünün şehir yapılanması içerisinde faaliyette bulunduğu yönünde değerlendirmenin bulunduğu, UYAP kayıtları ve dava dosyası üzerinde yapılan incelemede, İdare Mahkemesinin 18/06/2020 tarihli ara kararı ile Emniyet Genel Müdürlüğüne, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığına, Van Valiliğine ve davalı idareye; Dairelerinin 20/12/2022 tarihli ara kararı ile de Hazine ve Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Kuruluna, Emniyet Genel Müdürlüğüne, Van İl Emniyet Müdürlüğüne, İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğüne, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına ve Van Cumhuriyet Başsavcılığına, davacının PKK/KCK terör örgütü ile irtibat ve iltisakına veya anılan terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonlarda ele geçirilen dökümanlarda, örgütün şehir yapılanması olan KCK yapılanması içinde isminin geçtiğine, PKK/KCK bölücü terör örgütünün şehir yapılanması içerisinde faaliyette bulunduğuna ilişkin tespit, belge, istihbari bilgi, adli ya da idari soruşturma, para transferi, ifade tutanağı, sendika/dernek üyelik kaydı, araştırma, inceleme olup olmadığının sorularak, varsa bunlara ilişkin tüm bilgi, belge ve verilerin gönderilmesinin istenildiği, gönderilen ara kararı cevapları ve eki bilgi ve belgelere göre; davacı ile ilgili yapılan tetkiklerde, PKK/KCK terör örgütüyle ilgili herhangi bir soruşturma, kovuşturma bulunmadığı, davacının PKK/KCK terör örgütü ile irtibat ve iltisakına veya anılan terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonlarda ele geçirilen dökümanlarda, örgütün şehir yapılanması olan KCK yapılanması içinde isminin geçtiğine, PKK/KCK bölücü terör örgütünün şehir yapılanması içerisinde faaliyette bulunduğuna ilişkin olarak herhangi bir bilgi ve belgenin dosyaya sunulmadığı belirtilmiş ve bu durumda, hakkında PKK/KCK kapsamında şimdiye kadar herhangi bir ceza soruşturması ve kovuşturması olmayan, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatını ortaya koyan bir bilgi ve belge bulunmayan davacının kamu görevinden çıkarıldıktan sonra göreve iadesi talebinin reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan, dava konusu işlem Dairelerince hukuka uygun bulunmadığından, 7075 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 10. maddesinin birinci fıkrasında, bu madde kapsamında göreve başlayanlara, kamu görevinden çıkarılma tarihlerini takip eden aybaşından göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal haklarının ödeneceğinin kurala bağlandığı da dikkate alınarak, davacının anılan işlemden dolayı yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesi talebinin de kabulü gerektiği belirtilmiştir. Açıklanan gerekçelerle, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, davacının dava konusu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine ve parasal haklarının kamu görevinden çıkarılma tarihini takip eden aybaşından geçerli olmak üzere dönemsel tahakkuk tarihlerinden itibaren işletilecek olan yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından; kamu görevlilerinin Devlete sadakat yükümlülüklerinin bulunduğu, bu yükümlülüğe aykırı hareket eden veya edeceği yolunda haklı ve objektif kanaat uyandıran kişilerle Devletin kamu hizmetini yürütmeye zorlanamayacağı, bu kişilerin kamu görevinden çıkarılmasında Devletin yetkisinin bulunduğu, demokratik sistemlerin etkinliğini ve istikrarını garanti altına almak için bazı özel tedbirlere başvurulabileceği, bu tedbirler kapsamında davacının kamu görevine son verildiği, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu, davanın reddi gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davacı tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ: İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Van Büyükşehir Belediye Başkanlığı bünyesinde işçi olarak görev yapan davacı, 14/07/2017 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 692 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılmış, kamu görevine iade edilmesi istemiyle yaptığı başvurusu Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonunun … tarih ve … sayılı işlemiyle reddedilmiştir.
Bunun üzerine, … tarih ve … sayılı işlemin iptali ile kamu görevinden çıkarılması nedeniyle yoksun kaldığı maaş ve diğer ödemelerin yasal faiziyle birlikte ödenmesine, sosyal haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde sona ermiştir.
Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 121. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Cumhurbaşkanı’nın başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından kararlaştırılan ve 14/07/2017 tarih ve 30124 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 692 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (KHK) ''Kamu personeline ilişkin tedbirler'' başlıklı 1. maddesinin 1. fıkrasında, ''Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan ve ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir." hükmüne yer verilmiştir. Anılan KHK, 08/03/2018 tarih ve 30354 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7089 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun ile kanunlaşmış olup, anılan Kanun'un 1. maddesinin 1. fıkrasındaki “…üyeliği, mensubiyeti veya…” ibaresi Anayasa Mahkemesi’nin 30/11/2022 tarih ve E:2018/83, K:2022/144 sayılı kararı ile iptal edilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
692 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir.
Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu
kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Yukarıda da belirtildiği üzere, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü tarafından Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne karşı yapılan darbe teşebbüsü ve sonrasında yaşanan olağanüstü dönem ve koşullar gereğince alınan tedbirler kapsamında, yine Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne karşı silahlanmış bir terör örgütü olan PKK/KCK'ya yönelik olarak da tedbir alınmasının ve bu bağlamda kamu görevlilerinin Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na, kanunlarına, kurumlarına, dolayısıyla Devlete sadakat yükümlülüklerine riayeti konusundaki denetimin en hassas ve azami şekilde yapılmasının, yaşanan söz konusu olağanüstü dönemin doğal bir sonucu olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bu bağlamda, davacı hakkında düzenlenen 31/10/2017 tarihli Saha Ve Sosyal Çevre Araştırma Tutanağında yer alan "davacının PKK/KCK bölücü terör örgütünün şehir yapılanması içerisinde faaliyette bulunduğu" yönündeki değerlendirme ile Van Valiliği İl Olağanüstü Hal Bürosu'nun İçişleri Bakanlığına gönderdiği 10/01/2017 tarihli yazı ekindeki listede bulunan, "PKK/KCK bölücü terör örgütüne yönelik yapılan operasyonlarda ele geçirilen dokümanlarda, örgütün şehir yapılanması olan KCK yapılanması içerisinde davacının isminin yer aldığı" yönündeki değerlendirmenin, davacının PKK/KCK terör örgütü ile irtibat ve iltisakının varlığına kanaat getirilmesine yeterli düzeyde bir veri olduğu anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılmasına ve dava konusu işlemin iptali, davacının dava konusu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine ve parasal haklarının kamu görevinden çıkarılma tarihini takip eden aybaşından geçerli olmak üzere dönemsel tahakkuk tarihlerinden itibaren işletilecek olan yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne,
2. Davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava konusu işlemin iptaline, davacının dava konusu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine ve parasal haklarının kamu görevinden çıkarılma tarihini takip eden aybaşından geçerli olmak üzere dönemsel tahakkuk tarihlerinden itibaren işletilecek olan yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 12/03/2024 tarihinde, oyçokluğuyla, kesin olarak karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkün olup, davalı idare tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirisine uymamaktadır.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.