İçtihatDanıştayDava Dairesi
Danıştay Dava Dairesi · E. 2023/938 · K. 2024/764
- Esas No
- 2023/938
- Karar No
- 2024/764
- Karar Tarihi
- 11.09.2024
Karar Metni
DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/938 E. , 2024/764 K.
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2023/938
Karar No : 2024/764
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Jant ve Makina Sanayii Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) :... Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, çalışanlarının iş akitlerinin 27/03/2018 tarihinden önce imzalanan ikale sözleşmeleri uyarınca sona erdirilmesi üzerine çalışanlarına yapılan ödemeler üzerinden kesinti yapılmak suretiyle tahsil edilen gelir (stopaj) vergilerinin iadesi istemiyle yapılan düzeltme başvurusunun reddi üzerine yapılan şikâyet başvurusunun reddine dair işlemin iptali ile tahsil edilen tutarların faiziyle birlikte iadesi istemiyle dava açılmıştır.
... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:.., K:... sayılı kararı:
Usul yönünden yapılan inceleme:
Davalı idarece, dava konusu ihtilafın vergilendirme ve hesap hatalarının kapsamına girmediği ileri sürülmüş ise de, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 118. maddesinin (3) numaralı bendinde "açık olarak vergi mevzuuna girmeyen veya vergiden müstesna bulunan gelir, servet, madde, kıymet, evrak ve işlemler üzerinden vergi istenmesi veya alınması" vergilendirme hatası olarak kabul edildiğinden davacının başvurusunun düzeltme ve şikâyet hükümleri kapsamında bir başvuru olduğu açıktır.
Ayrıca davalı idarece, davacı tarafından ikale sözleşmeleri uyarınca çalışanlarına ödenen tutarlar üzerinden yapılan gelir vergisi kesintilerinin verginin mükellefi olan çalışanlar tarafından talep edilebileceği, davacının ise işveren olarak iade talep hakkının bulunmadığı ileri sürülmüştür. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının "a" işaretli bendinde, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından iptal davası açılabileceği belirtilmiştir. İdari yargılama usulünde subjektif dava açma ehliyeti, iptal davalarında aranan "menfaat ihlali" şartını ifade etmektedir. İdari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar biçiminde tanımlanan iptal davaları, idarenin hukuka uygun davranmasını sağlayarak hukuk devleti ilkesini gerçekleştiren önemli yollardandır. Olayda, 1475 sayılı İş Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca iş akitleri sona erdikten sonra karşılıklı sonlandırma sözleşmeleri veya ikale sözleşmeleri uyarınca belirlenen tutarların davacı işverence çalışanlara ödendiği, bu tutarların brütleştirilerek gelir vergisi matrahına eklenmesi suretiyle hesaplanan gelir (stopaj) vergilerinin ise işveren tarafından yüklenilip ödendiğinin iddia edildiği, iptali istenen dava konusu işlemin davacının talebinin reddine binaen ve davacı adına tesis edildiği görüldüğünden, söz konusu işlemin iptali isteminde davacının ehliyetinin bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Esas yönünden yapılan inceleme:
Dosyanın incelenmesinden, davacı işveren ve iş akitleri sona eren çalışanlar arasındaki anlaşmalar ile çalışanlara net ödeme yapılmasının kararlaştırıldığı, ek ödemelerin davacı tarafından çalışanlara net olarak ödendiği, net ödemelerin çalışanların çıkış aylarına ilişkin bordrolarına brütleştirilerek dahil edildiği, ödenen tutarların gelir vergisinden müstesna olduğundan bahisle iadesi istemiyle davacı işveren tarafından yapılan düzeltme başvurusunun reddi üzerine yapılan şikâyet başvurusunun reddine dair işlemin iptali ile tahsil edilen tutarların faiziyle birlikte iadesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Olayda, davacı işveren tarafından, ikale sözleşmeleri ile çalışanlarına net ödeme yapılmasının kararlaştırıldığı, bu nedenle tüm vergisel yükümlülüklerin işveren tarafından yerine getirildiği, bu kapsamda yapılan kesintilerin iadesinin de davacı işverene yapılması gerektiği ileri sürülmüştür. Ancak idareye başvuru tarihi itibarıyla ücretinden kesinti yapılan çalışanlar ile işveren arasındaki ilişkinin sona erdiği, dolayısıyla illiyet bağının ortadan kalktığı, ihtilaf konusu gelir vergisinin yasa gereği brüt ücretten tevkif suretiyle elde edilen bir vergi ve verginin asıl muhatabının ücretinden kesinti yapılan kişi olması nedeniyle tevkif edilen söz konusu gelir vergisinin iade edilmesinde asıl hak sahibinin çalışan olduğu açıktır. Bu durumun işveren ile çalışanı arasındaki özel hukuk sözleşmesinin yasal kapsamını değiştirmeyeceği, bu sözleşmelere dayanarak işveren tarafından iadenin talep edilmesine olanak bulunmadığı, dava konusu kesintilerin çalışanlara iade edilmesi durumunda ise işveren tarafından aralarındaki özel hukuk ilişkisine dayanarak eski çalışandan tazmin yoluna gidilebileceği hususları birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Karar sonucu:
Vergi Mahkemesi bu gerekçeyle davayı reddetmiştir.
Davacının istinaf istemini inceleyen ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı:
Vergi Dava Dairesi istinaf istemine konu kararın usul ve hukuka uygun olduğu gerekçesiyle istinaf istemini reddetmiştir.
Davacının temyiz istemini inceleyen Danıştay Dokuzuncu Dairesinin 26/10/2022 tarih ve E:2020/589, K:2022/5107 sayılı kararı:
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 8. maddesinin dördüncü fıkrasında, bu Kanun'un diğer maddelerinde geçen mükellef tabirinin vergi sorumluları için de geçerli olduğu kurala bağlanmıştır. Bu nedenle vergi sorumlularının da mükellefler gibi tarh edilen vergi ve kesilen cezalara karşı verginin tarh edilmesi ve cezanın kesilmesi, tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin yapılmış ve ödemeyi yapan tarafından verginin kesilmiş olması, ihtirazi kayıtla beyan edilen matrahlar üzerinden tahakkuk etmiş olmak koşuluyla verginin beyanname üzerinden tahakkuk etmesi ve ihtirazi kayıt konulmaksızın verilen muhtasar beyanname ile gerçekleştirilen ödemeye yönelik olarak da 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 116 ilâ 124. maddeleri kapsamında yapılan düzeltme ve şikâyet başvurusuna olumsuz cevap verilmesi hallerinde dava açmaları olanaklıdır.
Vergi Usul Kanunu'nun ilgili hükümlerine göre, davacının çalışanlarına ödediği ek ödemeler üzerinden kesilen gelir (stopaj) vergilerinin iadesi istemiyle yapılan düzeltme ve şikâyet başvurusunun reddine ilişkin işleme karşı vergi sorumlusu sıfatıyla açılan davada uyuşmazlığın esası hakkında diğer yönlerden inceleme yapılarak karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davayı reddeden Vergi Mahkemesi kararına yöneltilen istinaf istemini reddeden Vergi Dava Dairesi kararında hukukî isabet görülmemiştir.
Öte yandan, Vergi Usul Kanunu'nun 8. maddesinde mükellef, vergi kanunlarına göre kendisine vergi borcu düşen gerçek veya tüzel kişi, vergi sorumlusu ise verginin ödenmesi bakımından alacaklı vergi dairesine karşı muhatap olan kişi olarak tanımlanmış ve bu Kanun'un diğer maddelerinde geçen mükellef tabirinin vergi sorumluları için de geçerli olduğu kurala bağlanmış olduğundan, Vergi Dava Dairesince yeniden yapılacak yargılama sonucunda 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 116 ve devamı maddeleri uyarınca vergilendirme hatası yapıldığı sonucuna ulaşılır ve verginin iadesine karar verilirse, söz konusu verginin vergi sorumlusu sıfatıyla tevkifat yapan işverenlere de iadesi mümkündür.
Bununla birlikte, davacı işverenin çalışanları tarafından gelir vergisi kesintisine karşı açılacak/açılmış davalar sonucunda verilen mahkeme kararları uyarınca yapılan kesintilerin çalışanlara ödenecek/ödenmiş olması durumlarında, idarenin iadede mükerrerliğe sebep olmaması gerektiği de açıktır.
Daire bu gerekçeyle kararı bozmuştur.
... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararı:
Vergi Dava Dairesi aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle ısrar etmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Çalışanlarına yaptığı ödemelerden vergi sorumlusu sıfatıyla tevkifat yapan işverenin tevkif edilen vergilerin hukuka aykırı olduğu iddiasıyla dava açabileceği, çalışanlarla yapılan anlaşmalarda ek ödemelerin net olarak yapılmasının kararlaştırıldığı, söz konusu ödemelerin brütleştirilerek bordrolara dâhil edildiği ve tevkifatların brüt tutarlar üzerinden yapıldığı, dolayısıyla vergisel yükümlülüklerin tümü işveren tarafından üstlenildiğinden iadenin de işverene yapılması gerektiği belirtilerek ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ: Temyizen incelenen ısrar kararının, Danıştay Dokuzuncu Dairesinin kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçe uyarınca bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, duruşma yapılmasına gerek görülmeyerek Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay Dokuzuncu Dairesinin yukarıda yer verilen kararının dayandığı aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle ısrar kararının bozulması gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1- Davacının temyiz isteminin KABULÜNE,
2- ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının BOZULMASINA,
3- Yeniden verilecek kararda karşılanacağından, yargılama giderleri hakkında hüküm kurulmasına gerek bulunmadığına,
11/09/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
X - KARŞI OY :
Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçe karşısında ısrar kararının bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığından, istemin reddi gerektiği oyu ile karara katılmıyoruz.