İçtihatDanıştayDava Dairesi
Danıştay Dava Dairesi · E. 2024/1048 · K. 2024/1787
- Esas No
- 2024/1048
- Karar No
- 2024/1787
- Karar Tarihi
- 25.04.2024
Karar Metni
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2024/1048 E. , 2024/1787 K.
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2024/1048
Karar No:2024/1787
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... A.Ş.
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Borsa İstanbul Kıymetli Madenler Piyasası'nda işlem yapmak üzere davacı şirkete verilmiş olan faaliyet izninin, Kıymetli Madenler Borsası Aracı Kuruluşlarının Faaliyet Esasları ile Kıymetli Madenler Aracı Kurumlarının Kuruluşu Hakkında Yönetmeliğin (Yönetmelik) 21. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca iptal edilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemle bildirilen ... tarih ve ... sayılı Bakanlık Olur'unun iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacı şirketin Borsa İstanbul Kıymetli Madenler Piyasası'na üye olarak faaliyet gösterdiği, davalı idarenin ... tarih ve ... sayılı yazısıyla, şirketin tek ortağı olan ... Holding A.Ş.'nin 16/06/2022 tarihi itibarıyla 106.042,62-TL vergi borcunun, 02/06/2022 tarihi itibarıyla da 89.307,91-TL SGK borcunun bulunduğunun tespit edildiği, ... Holding A.Ş.'nin söz konusu borçlarının ödendiğine ve 6183 sayılı Kanun kapsamında vadesi geçmiş borcunun bulunmadığına ilişkin tevsik edici belgelerin 30 (otuz) gün içerisinde Bakanlığa iletilmesi ya da ... Holding A.Ş.'nin ortaklıktan çıkarılmasına yönelik gerekli işlemlerin başlatılarak pay devri başvurusu için Bakanlığa başvurulması ve 60 (altmış) gün içerisinde ortaklıktan çıkarıldığına ilişkin tevsik edici belgelerin iletilmesi gerektiğinin davacı şirkete bildirilmesine rağmen davacı şirket tarafından anılan yükümlülüklerin süresi içerisinde yerine getirilmediğinden bahisle Yönetmeliğin 21. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacı şirkete verilmiş olan faaliyet izninin iptaline karar verilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı;
Uyuşmazlık konusu olayda, davacı şirket tarafından, ... tarih ve ... sayılı yazının 2. sayfasının tebliğ edilmediği, bu nedenle yapılan tebligatın usûlsüz olduğunun iddia edildiği, söz konusu yazıya ilişkin tebliğ evrakının incelenmesinden, anılan yazının 15/03/2023 tarihinde H.T. isimli şahsa tebliğ edildiği, bu kişinin dosyada bulunan imza sirkülerine göre davacı şirketi temsile yetkili olmadığı, Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik uyarınca davacı şirket yetkilisinin adreste bulunmadığına dair şerh düşülüp, evrakın iş yerindeki memura veya müstahdeme tebliğ edildiğinin belirtilmesi gerekirken, bu yol izlenilmeden söz konusu evrakın yetkili olmayan kişiye tebliğ edilmesinin usûle uygun olmadığının anlaşıldığı;
Bu itibarla, Yönetmeliğin 21. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, davacı şirketin faaliyet izninin iptal edilebilmesi için öncelikle davacı şirkete 30 (otuz) gün içerisinde ... Holding A.Ş.'nin söz konusu borçlarının ödendiğine ve 6183 sayılı Kanun kapsamında vadesi geçmiş borcunun bulunmadığına ilişkin tevsik edici belgelerin Bakanlığa iletilmesi ya da ... Holding A.Ş.'nin ortaklıktan çıkarılmasına yönelik gerekli işlemlerin başlatılarak pay devri başvurusu için Bakanlığa başvurulması ve 60 (altmış) gün içerisinde ortaklıktan çıkarıldığına ilişkin tevsik edici belgelerin iletilmesi için süre verilmesinin zorunlu olduğu, bu sürenin verilmesine ilişkin davalı idarenin ... tarih ve ... sayılı yazısının usûle uygun olarak davacı şirkete tebliğ edilmediği anlaşıldığından, davacı şirketin faaliyet izninin iptaline ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçeyle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce, istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usûl ve hukuka uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, idarelerinin ... tarih ve ... sayılı yazısının davacı şirkete usûlsüz tebliğ edildiği kabul edilse dahi davacı şirket tarafından söz konusu yazının içeriği sonradan öğrenildiğinden bu tebligatın usûle uygun olduğunun kabul edilmesi gerektiği, söz konusu yazının içeriğinin davacı şirket tarafından 15/03/2023 tarihinde öğrenilmesi üzerine idarelerince istenen evrakın bir kısmının sunulduğu, ancak 15/03/2023 tarihinden itibaren 30 (otuz) gün içerisinde davacı şirket tarafından ... Holding A.Ş.'nin söz konusu borçlarının ödendiğine ve 6183 sayılı Kanun kapsamında vadesi geçmiş borcunun bulunmadığına ilişkin tevsik edici belgelerin ya da ... Holding A.Ş.'nin ortaklıktan çıkarılmasına yönelik gerekli işlemlerin başlatılarak pay devri başvurusu için Bakanlığa başvurulduğu ve 60 (altmış) gün içerisinde ortaklıktan çıkarıldığına ilişkin tevsik edici belgelerin sunulmadığı anlaşıldığından dava konusu işlemin hukuka uygun olarak tesis edildiği ileri sürülmüştür.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, davalı idarenin ... tarih ve ... sayılı yazısının usûle uygun olarak tebliğ edilmediği, söz konusu yazı hakkında her ne kadar sonradan haberdar olunmuş ise de, bu yazının 2. sayfası eksik olduğundan içeriğinin tam ve eksiksiz öğrenilemediği, yazının diğer kısımlarında istenen evrakın davalı idareye süresinde sunulduğu, usûlsüz tebligata istinaden tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı, kaldı ki faaliyet izninin mülkiyet hakkı kapsamında olduğu, mülkiyet hakkına kanunî bir dayanak bulunmadan müdahalede edilemeyeceğinden Yönetmeliğin 21. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca faaliyet izninin iptaline karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu, davalının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY:
Davalı idarenin ... tarih ve ... sayılı yazısıyla, davacı şirketin tek ortağı olan ... Holding A.Ş.'nin 16/06/2022 tarihi itibarıyla 106.042,62-TL vergi borcunun, 02/06/2022 tarihi itibarıyla da 89.307,91-TL SGK borcunun bulunduğunun tespit edildiği, ... Holding A.Ş.'nin söz konusu borçlarının ödendiğine ve 6183 sayılı Kanun kapsamında vadesi geçmiş borcunun bulunmadığına ilişkin tevsik edici belgelerin 30 (otuz) gün içerisinde Bakanlığa iletilmesi ya da ... Holding A.Ş.'nin ortaklıktan çıkarılmasına yönelik gerekli işlemlerin başlatılarak pay devri başvurusu için Bakanlığa başvurulması ve 60 (altmış) gün içerisinde ortaklıktan çıkarıldığına ilişkin tevsik edici belgelerin iletilmesi gerektiğinin davacı şirkete bildirilmesine rağmen davacı şirket tarafından anılan yükümlülüklerin süresi içerisinde yerine getirilmediğinden bahisle Yönetmeliğin 21. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacı şirkete verilmiş olan faaliyet izninin iptaline karar verilmiştir.
Bunun üzerine bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10. maddesinin birinci fıkrasında, tebligatın, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılacağı belirtilmiş; 12. maddesinde, "Hükmi şahıslara tebliğ, salahiyetli mümessillerine, bunlar birden ziyade ise, yalnız birine yapılır.
Bir ticarethanenin muamelelerinden doğan ihtilaflarda ticari mümessiline yapılan tebliğ muteberdir."; "Hükmi şahısların memur veya müstahdemlerine tebligat" başlıklı 13. maddesinde, "Hükmi şahıslar namına kendilerine tebliğ yapılacak kimseler herhangi bir sebeple mutat iş saatlerinde iş yerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir hâlde oldukları takdirde tebliğ, orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerine yapılır." kuralları yer almış; 23. maddesinde, tebliğin bir mazbata ile tevsik edileceği, bu mazbatanın, tebliğin kime yapıldığı ve tebliğ muhatabından başkasına yapılmış ise o kimsenin adı, soyadı, adresi ve tebellüğe ehil olduğuna ilişkin hususları ihtiva etmesi gerektiği belirtilmiş; 32. maddesinde ise, tebliğ usûlüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğe muttali olmuş ise, tebliğin muteber sayılacağı, muhatabın beyan ettiği tarihin, tebliğ tarihi addolunacağı kuralına yer verilmiştir.
Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in "Tüzel kişilere ve ticari işletmelere tebligat" başlıklı 20. maddesinde, "(1) Tüzel kişilere tebliğ yetkili temsilcilerine, bunlar birden çok ise yalnız birine yapılır.
(2) Bakanlıkların ve bunların teşkilatının, Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (I) sayılı cetvelde yer alan genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri, (II) sayılı cetvelde yer alan özel bütçeli idareler, (III) sayılı cetvelde yer alan düzenleyici ve denetleyici kurumlar, (IV) sayılı cetvelde yer alan sosyal güvenlik kurumları ile il özel idarelerinin, belediyelerin, köylerin ve özel kanunlarına dayanılarak kurulmuş bulunan teşekküllerle, şirketlerin, derneklerin ve vakıfların yetkili temsilcileri, bağlı bulundukları kanunlara ve statülerine göre tayin edilir.
(3) Gerçek ve tüzel kişilere ait ticari işletmelerin işlemlerinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda, ticari işletmenin o işlemde yetkili ticari temsilcisine yapılan tebliğ geçerlidir.
"; "Usûlüne aykırı tebliğin hükmü" başlıklı 53. maddesinde, "(1) Tebliğ, usûlüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliği öğrenmiş ise geçerlidir. Aksi takdirde tebligat yapılmamış sayılır.
Muhatap, her ne şekilde olursa olsun tebliğ evrakını veya davetiyeyi alırsa ya da bunların içeriğini öğrenirse tebliği öğrenmiş sayılır.
(2) Muhatabın tebliği öğrendiğini beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi olarak kabul edilir.
(3) Tebliğin usûlüne aykırı yapılmış olması hâlinde, muhatabın tebliği öğrendiğinin ve bunun tarihinin iddia ve ispatı mümkün değildir." kuralları yer almıştır.
Kıymetli Madenler Borsası Aracı Kuruluşlarının Faaliyet Esasları İle Kıymetli Madenler Aracı Kurumlarının Kuruluşu Hakkında Yönetmelik'in "Kıymetli madenler aracı kuruluşlarının faaliyetinin durdurulması ve faaliyet izninin iptali" başlıklı 21. maddesinin ikinci fıkrasında, "Kıymetli madenler aracı kurumları, yetkili müesseseler ile kıymetli maden üretimi veya ticareti ile iştigal eden anonim şirketlerin kurucu, ortak, tüzel kişi kurucu ortaklarda yüzde on veya daha fazla ortaklık payı bulunan kişiler, genel müdür, yönetim kurulu üyesi, imza yetkisini haiz çalışanları ya da iç kontrol ve tedarik zinciri uyum görevlisinin 5. maddede belirtilen şartları kaybettiğinin tespit edilmesi durumunda söz konusu kişinin veya tüzel kişi kurucu ortağın ortaklıktan çıkarılması ya da görevden azledilmesi için 60 güne kadar süre verilir. Verilen süre içerisinde gerekli işlemlerin gerçekleştirilmemesi durumunda verilmiş olan faaliyet izni iptal edilir. Ancak, 5. maddenin birinci fıkrasının (ç) bendinde yer alan şartın kaybedildiğinin tespiti hâlinde 30 gün içerisinde söz konusu borcun ödendiğinin tevsik edilmesi durumunda ortaklıktan çıkarılma ya da görevden azledilme işlemi gerçekleştirilmez."; "Kıymetli madenler aracı kurumu kurucularının, yöneticilerinin ve iç kontrol ve tedarik zinciri uyum görevlilerinin nitelikleri" başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde, "(1) Kıymetli madenler aracı kurumunun Türkiye'de yerleşik her bir kurucu ortak ve tüzel kişi kurucu ortaklarda yüzde on veya daha fazla ortaklık payı bulunan kişiler, tüzel kişi ortakla ilişkili kişiler ile şirket genel müdürünün, yönetim kurulu üyelerinin, imza yetkisini haiz çalışanlarının ve iç kontrol ve tedarik zinciri uyum görevlilerinin; (...) ç) Kendileri ile yüzde on veya daha fazla ortaklık payı bulunan şirketlerinin 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamında vadesi geçmiş borcunun bulunmaması, (...) zorunludur." kurallarına yer verilmiştir.
HUKUKÎ DEĞERLENDİRME:
Aktarılan kurallar uyarınca, tebliğ yapılacak kimse Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre faaliyet gösteren bir şirket ise tebligatın bu hükmi şahsın yetkilisine, bu kişilerin tebliğ yapılacak adreste bulunamaması ya da evrakı alacak durumda olmaması hâlinde ise iş yerinde bulunan diğer kişilere ve çalışanlarına tebligat yapılması gerekmektedir. Ancak diğer kişilere yapılacak tebligatta, tüzel kişiliğin yetkilisinin veya işletme sahibinin iş yerinde bulunamaması nedeniyle tebligatın bu kişilere yapıldığının açık bir şekilde belirtilmesi zorunludur. Öte yandan, muhatap, her ne şekilde olursa olsun tebliğ evrakını veya davetiyeyi alırsa ya da bunların içeriğini öğrenirse tebliği öğrenmiş sayılmakta ve muhatabın tebliği öğrendiğini beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi olarak kabul edilmektedir.
Davacı şirket tarafından, 15/03/2023 tarihinde tebliğ edilen davalı idarenin 13/03/2023 tarih ve 1981319 sayılı yazısının 2. sayfası eksik olduğundan davalı idarece istenilen bilgi ve belgelerin süresinde idareye sunulamadığı iddia edilmiş olup, İdare Mahkemesi'nce bu iddiaya yönelik yapılan değerlendirme neticesinde, davacı şirketin faaliyet izninin iptaline karar verilebilmesi için öncesinde davalı idarece sunulması istenen belgelerin iletilmesi için davacı şirkete süre verilmesi gerektiği, davalı idarenin ... tarih ve ... sayılı yazısının 15/03/2023 tarihinde H.T. isimli şahsa tebliğ edildiği, bu kişinin dosyada bulunan imza sirkülerine göre davacı şirketi temsile yetkili olmadığı, Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik uyarınca davacı şirket yetkilisinin adreste bulunmadığına dair şerh düşülüp, evrakın iş yerindeki memura veya müstahdeme tebliğ edildiğinin belirtilmesi gerekirken, bu yol izlenilmeden söz konusu evrakın davacı şirket çalışanına tebliğ edilmesi usûle uygun olmadığından davacı şirketin faaliyet izninin iptaline ilişkin işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Davacı şirket tarafından 15/03/2023 tarihinde tebliğ edildiği belirtilen ve dava dilekçesinin ekinde yer alan ... tarih ve ... sayılı yazı incelendiğinde, yazının sayfalarının "1/3, 3/3" şeklinde numaralandırıldığı, 1. sayfanın sonunun "(...) Değişiklik Yönetmeliği'nin 12. maddesi ile eklenen (ğ) bendi 'Bu Yönetmelik kapsamında kıymetli maden (...)" ifadesiyle bittiği, 3. sayfanın başının ise, "Bu kapsamda, mali müşavir bilgilerinizde değişiklik olduğu (...)" ifadesiyle başladığı, sayfaların dipnot kısmında, "Bu belge, güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır." ifadesine, doğrulama adresine, doğrulama koduna, davalı idarenin iletişim bilgilerine, karekoda ve yazı hakkında bilgi alınabilecek personel bilgilerine yer verildiği görülmektedir.
Her ne kadar davalı idarenin ... tarih ve ... sayılı yazısı davacı şirket çalışanına tebliğ edilirken, şirket yetkilisinin iş yerinde bulunmadığı, tebligatı alabilecek durumda olmadığı yönünde herhangi bir kayıt düşülmemiş ise de, davacı şirket tarafından sunulan ve davalı idarenin kaydına 22/03/2023 tarihinde giren davalı idareye hitaplı 15/03/2023 tarihli dilekçenin "İlgi" kısmında, "... tarih ve ... sayılı faaliyet konusu ve ortaklar konulu e-imzalı yazınız hakkında" ifadesine; yazının içeriğinde de, "İlgili e-imzalı yazınızda istemiş olduğunuz belgeler ektedir." ifadesine yer verildiği ve söz konusu dilekçe kapsamında davalı idare tarafından istenilen bazı bilgi ve belgelerin sunulduğu görüldüğünden, davacı şirketin, davalı idarenin ... tarih ve ... sayılı yazısından 15/03/2023 tarihi itibarıyla haberdar olduğu anlaşılmaktadır.
Öte yandan, davacı şirket tarafından, ... tarih ve ... sayılı yazının 2. sayfasının taraflarına tebliğ edilmediği ileri sürülmüş ise de, söz konusu yazı "1/3, 3/3" şeklinde numaralandırıldığından ve 1. sayfanın sonunda yer alan ifade ile 3. sayfanın başında yer alan ifade birbiriyle anlamsal bütünlük arz etmediğinden anılan yazının 2. sayfasının olduğunun anlaşılabilir olduğu; kaldı ki yazının içeriği hakkında tereddüt oluşması hâlinde, yazının dipnot kısmında yer alan iletişim kanalları vasıtasıyla bilgi alınabileceği gibi yazıda belirtilen "..."
internet adresi üzerinden "..." doğrulama kodu ve "..." evrak sayısı girilmek suretiyle söz konusu yazının tüm sayfalarının ve eklerinin görülebileceği anlaşıldığından, davacı şirketin, yazının 2. sayfasının taraflarına tebliğ edilmediğinden içeriğinden haberdar olunamadığı yönündeki iddiasının dayanaktan yoksun olduğu sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, davalı idarenin ... tarih ve ... sayılı yazısı davacı şirkete usûlüne uygun olarak tebliğ edildiğinden, söz konusu yazının davacı şirkete usûlsüz tebliğ edildiği gerekçesiyle işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukukî isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin kabulüne;
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesine, 25/04/2024 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY : Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, temyiz istemi yerinde görülmeyerek anılan Mahkeme kararının onanması gerektiği oyuyla, aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.