Danıştay Kararı · E. 2024/1368 · K. 2024/4845
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/1368 E. , 2024/4845 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/1368 Karar No : 2024/4845 TEMYİZ EDEN (DAVALI) :... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Madencilik İthalat İhracat Sanayi ve Dış Ticaret Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ... MÜDAHİLLER (DAVACI YANINDA): 1- ... Petrol İnşaat Nakliye Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi VEKİLİ : Av. ... 2- ... Mak. Elek. İnş. Taah. İşl. İth. İhr. Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, iptale ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi sınırları içerisinde bulunan taşınmazları, maden ocağı işletmesi için kiralayan davacı şirket tarafından, izin alanı değişikliği ve alanın genişletilmesi istemiyle yaptığı başvuru sonucu öğrenilen, ... Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun ... tarihli, ... sayılı kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:... K:...sayılı kararda; dava konusu işlemin "Alan-1 (53.252,93 m²), Alan-2 (43.9643,68 m²), Alan-3 (277.773,66 m²) ve Alan-4 (24.219,57 m²) bölgelerinin ...Dağları Mezar Yapıları I. Derece Arkeolojik Sit Alanı" olarak tesciline ve I. Derece Arkeolojik Sit Alanındadır şerhi konulmasına İlişkin kısmı yönünden incelenmesinden; söz konusu alanlarda ...Dağlarının bir kısmının zirve noktalarında roma dönemine tarihlendirilen tümülüs mezar yapılarının bulunduğu, alanda yer alan yığma taş tepelerinde yer alan bu mezar yapılarının ikisinde çalışma yapılabildiği, çalışma yapılan alanlarda kesme taş ile örülmüş mezar yapılarının ve arkeolojik kalıntıların bulunduğu, söz konusu diğer mezarlarda çalışma yapılmadan tesciline karar verildiği görülmüş ise de, bulunduğu bölgenin konumu ve diğer alanlarda (..., ...) yapılan kazı çalışmaları birlikte değerlendirildiğinde hakkında yeteri kadar bilgi ortaya konulamasa da alanın koruma kalkanına ihtiyaç duyulduğunun sabit olduğu, nitekim gerek defineciler gerekse de doğal iklim şartları neticesinde söz konusu yapılarda tahribat oluştuğu, 2*1 metre ölçülerinde ve doğu batı ekseninde olan mezar yapılarının güney duvar örgülerinin sağlam olduğu, kuzey duvar örgülerinin muhtelif sebeplerden dolayı tahribata uğrayarak yıkıldığının tespit edildiği, söz konusu alanların tarih öncesi devirlerden beri kullanılan yerlere yakınlığı ve buluntuların bu devirlerden kalma ihtimali dikkate alındığında, söz konusu alanın I. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak ilan edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, nitekim Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlıklarının ve Sitlerin Tespit ve Tescili Hakkında Yönetmelikte "tarih öncesinden günümüze kadar gelen çeşitli medeniyetlerin ürünü olup, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik, mimari ve benzeri özelliklerini yansıtan kent kalıntıları ile yerleşim alanları ve sosyal yaşama konu olmuş; taşınmaz kültür varlıklarına ait kalıntılar ve buluntuların veya bunu destekleyen taşınır kültür varlığı buluntularının yoğun olarak yer aldığı alanlardan olma" durumlarının Birinci Derece Arkeolojik Sit tespiti bakımından yeterli görüldüğü, dava konusu alanların da bu durumu sağladığı açık olup Alan-1, Alan-2, Alan-3, Alan-4 olarak gösterilen bölgenin ...Dağları Mezar Yapıları I. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak tesciline ve bu alanda şerh konulmasına dair dava konusu işlemin bu kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı; dava konusu işlemin "...Dağları Neolitik Dönemi III. Derece Arkeolojik Sit Alanı (52991609,60 m²)" olarak tesciline ve III. Derece Arkeolojik Sit Alanındadır şerhi konulmasına ilişkin kısmı yönünden incelenmesinden ise; neolitik yerleşimler ve neolitik döneme tarihlenen arkeolojik verilerin bulunduğu tespit edilen söz konusu alanın III. Derece Arkeolojik Sit alanı olarak ilan edildiği, bölgede yapılan ve/veya yapılacak keşiflerin akademik camiada ve dünyada heyecan uyandırdığı, söz konusu alanın konumu ve diğer alanlarla (..., ...) etkileşimi dikkate alındığından kültür varlığı veya kalıntısı bulunma olasılığının çok yüksek olduğu, alanın Birinci Derece Arkeolojik Sitlerle etkileşim içinde bulunduğu, bu alanın korunmasında gerek uzun vade gerekse de kısa vadede kamu yararının bulunduğu ve korunmasının elzem olduğu, söz konusu alanın yakın çevresinde de kazı çalışmalarının yürütüldüğü, tüm kazı çalışmaların bir bütün olarak ele alındığı, alanın çevresiyle birlikte korunmasının ve bütünlüğünün bozulmaması gerekliliğinin hasıl olduğu, bilirkişi raporunda özetle; "dava konusu işlem ile çok büyük bir alanın sit alanı olarak ilanı için daha çok veriye, koordinatlı, fotoğraflı bilimsel verilere ihtiyaç duyulacağı ve böyle büyük bir alanın tescili için kullanılması beklenen yüzey araştırması metodununun dahi kullanmadığı" hususuna yer verildiği, ancak söz konusu kararın I. Derece arkeolojik sit ile olan etkileşimi ve çevresel faktörler ile yüzey gözlemine dayalı olarak tespit edilen buluntuların ve kalıntıların korunması maksadıyla alındığı, idarece yapılan söz konusu tespitlerin dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlıklarının ve Sitlerin Tespit ve Tescili Hakkında Yönetmelikte Üçüncü Derece Arkeolojik Sit alanı ilanı için belirtilen gerekli şartların söz konusu alanda bulunduğu, dava konusu karar ekinde bulunan kroki ile yakın çevresinde bulunan tarihi alanların etkileşimi göz önüne alındığında, bu kadar büyük bir alanın Üçüncü Derece Arkeolojik Sit alanı olarak tescil edilmesi gerekliliğinin ortaya konulduğu, öte yandan bölgede yapılan ve/veya yapılacak olan kazı çalışmaları ile koruma - kullanma kararları doğrultusunda yeni düzenlemelere izin verilebileceği veya III. Derece Sit alanı olarak ilan edilen bölgenin genişleyebileceği ve/veya daraltılabileceği hususları birlikte değerlendirildiğinde dava konusu işlemin bu kısmında da hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; dava konusu işlemin "Alan-1 (53.252,93 m²), Alan-2 (439.643,68 m²), Alan-3 (277.773,66 m²) ve Alan-4 (24.219,57 m²) bölgelerinin ...Dağları Mezar Yapıları I. Derece Arkeolojik Sit Alanı" olarak tesciline ve "I. Derece Arkeolojik Sit Alanındadır" şerhi konulmasına ilişkin kısmı yönünden istinaf başvurusuna konu kararın ve dayandığı gerekçenin hukuka ve usule uygun olduğu, kararın kaldırılmasını gerektirecek yasal bir sebebin bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Dava konusu işlemin "...Dağları Neolitik Dönemi III. Derece Arkeolojik Sit Alanı (52.991.609,60 m²)" olarak tesciline ve "III. Derece Arkeolojik Sit Alanındadır" şerhi konulmasına ilişkin kısmı yönünden incelenmesinden ise; İlk derece mahkemesinin keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasına dair kararı gereğince yapılan keşif neticesinde sunulan 12/01/2023 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle; "... Sonuç olarak; arazi tetkiklerinin neticesinde yer üstünde gözlemleyebildiğimiz kadarıyla arkeolojik veri tespit edilememiştir. Burada var olan taşocakları nedeniyle sit sınırlarının ve sit derecelendirmelerinin uzmanlar tarafından tekrar belirlenmesi tarafımızca zaruri görülmektedir. Yapılacak değerlendirme sonucunda buradaki çalışmaların resmiyete en uygun halde devam edeceği veya sona ereceği açıktır. Sit sınırlarının ve derecelerinin yeniden belirlenmesi zaruri görülmektedir. Alanda, Müze Müdürlüğü tarafından tespit edilen 4 alanda toplam 2 adet mezarda 1 metre derinlikte anakayaya kadar kazıları yapılan mezarların anıtsal özelliklerde olmadığı anlaşılmaktadır. Söz konusu mezarların anıtsal mezar olmadıkları dolayısıyla müze denetiminde gerekli arkeolojik belgelemenin ardından kaldırılabilir olmaları ile altyapı, üretim hattı gibi alanlardaki çalışmaların sürdürülebilmesi için aynı arkeolojik yöntem takip edilebilir. 3. Derece Drkeolojik Sit Alanı ilan edilen 52.991.609,60 metrekarelik büyüklükteki alanın taşınmazın mevcut hali ve kullanım durumu itibariyle bu statünün sürdürülebilir olmadığı anlaşılmaktadır. İnceleme sırasında Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlıklarının ve Sitlerin Tespit ve Tescili Hakkında Yönetmeliğin ilgili maddelerinde istenen sathi kalıntılar veya bilimsel araştırmalara dayanması, çevresel gözlemler ile bilimsel varsayımlar veya topoğrafik açılardan yeterli niteliklere sahip arkeolojik yoğunluk ile 1. ve 3. Derece sit alanları arasındaki ilişkinin bilimsel olarak belirgin şekilde ortaya konulamadığı mütalaa edilmiştir. Dolayısıyla .. ruhsat sahasında bulunan 3. derece sit alanı sınırlarının iptalinin uygun olduğu değerlendirilmiştir. Uyuşmazlık konusu alanın çevresiyle birlikte değerlendirilmesi ve sit tanımına uygun özellikler gösterip göstermediğinin somut bir şekilde ortaya konulamadığı, Sit tanımına uygun özellikler, 1. derece sit alanlarında bulunan mezarlar bu tanıma uymaktadır ancak, 4 alanda tam olarak ne olduğu tescil sürecinde belirgin şekilde ortaya konulamamıştır. Mezarların mevcut hali ve kullanım durumu itibariyle bu statünün sürdürülebilir olmadığı değerlendirilmiştir, Sit alanı statüsünün verilebilmesi veya tür ve derecesinin belirlenmesi için yapılması gerekli araştırma ve incelemelerin (kazı, eser incelemesi vb.) davalı idarece usulüne uygun olarak yapıldığı, yapılan çalışmalar ile varılan sonuç bilimsel açıdan özellikle 3. derece sit alanlarında uyumlu olmadığı değerlendirilmiştir. .." yönünde görüş ve tespitlere yer verildiği, ilk derece mahkemesinin 28/04/2023 tarihli ara kararı ile bilirkişilerden ek bilirkişi raporu alınmasına dair kararı gereğince sunulan 11/06/2023 havale tarihli ek bilirkişi raporunda özetle; " .. ... Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun ... gün ve 345 toplantı, ... numaralı kararında “... ili, ... ilçesi, ..., Kargalı, İnci, Açıkyazı, Sarpdere Mahalleleri ve Eyyübiye İlçesi, Karaali Mahallesi, ...Dağlarının bir kısmının zirve noktalarında ... Müze Müdürlüğü uzmanları tarafından tespit edilen “...Dağları Neolitik Çağ Yerleşimleri ve ...Dağları Mezar Yapıları (Alan-1, Alan-2, Alan-3, Alan-4)” olarak adlandırılan alanların I. ve III. derece arkeolojik sit alanı olarak 2863 sayılı Yasa kapsamında korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı özelliği göstermesi nedeni ile Kurulumuzca hazırlanan ekli 1/50000 ölçekli haritada koordinatlarıyla gösterildiği şekilde tesciline, hazırlanan tescil fişinin uygun olduğuna” karar verilmiştir. Kök raporumuzda belirtiğimiz ancak yeteri kadar anlaşılmadığı görülmesi sebebiyle tekrarlama ihtiyacı duyulmuştur; dava dosyasında ve yerinde yaptığımız incelemelerde ... Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun ... gün ve ... numaralı kararında tescili gerçekleştiren, ...Dağları Mezar Yapıları (Alan-1, Alan-2, Alan-3, Alan-4)” olarak adlandırılan alanlarında ortaya koyulabilen veriler itibariyle arkeolojik potansiyel barındırdığı, niteliklerinin belirleninceye kadar korumaya ihtiyaç duyduğu, bu nedenle 1. Derece Arkeolojik Sit kararlarının uygun olduğu, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunun 10. maddesinde yetki Kültür ve Turizm Bakanlığına verilmiştir. Kanunun verdiği yetki, Bakanlığa, yapılması gereken iş ve işlemlerin yükümlülüklerini de yerine getirme sorumluluğunu vermiştir. Heyetimizin kök raporunda sıklıkla belirtildiği gibi, bu denli büyük bir alanın tescil işleminde daha fazla bilimsel somut verinin üretilmiş olması gerekmektedir. ... Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun ... gün ve 345 toplantı, ... numaralı kararında 3. Derece Arkeolojik Sit için Kültür ve Turizm Bakanlığı işlemi gerçekleştirirken, ilgili mevzuatlar çerçevesinde yeteri kadar somut bilimsel veriyi ortaya koymadan tescil işlemini gerçekleştirdiği için 3. Derece Arkeolojik Sit kararının uygun olmadığı kanaatine varılmıştır. .." yönünde görüş ve tespitlere yer verilen uyuşmazlıkta; idarece I. Derece Arkeolojik Sit Alanı ilan edilen bölgenin yüz ölçümü olarak çok daha fazlasına ilişkin alanın III. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak tescil edildiği, bu kadar geniş bir alanın III. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak tescil edilmesine ilişkin mevzuatın aradığı gerekli şartların dava konusu işlem ve dayanağı inceleme raporları ile ortaya konulamadığı, bu kadar büyük bir alanın uzun ya da kısa vadede derhal korunmasına olan ihtiyacın dava konusu işlemde belirtilmediği, gerek idarece yapılan tespitlerde ve gerekse mahallinde yapılan keşif neticesinde dosyaya sunulan bilirkişi raporlarında III. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak tescil edilen bölgenin, bu unsurları içeren mevcut, müstakbel ve/veya potansiyel arkeolojik buluntu ve kalıntılarının tespit edilemediği, esasen mevcut olmayan, bilimsel verilerle ispat edilememiş birtakım varsayımsal çıkarımlardan yola çıkıldığı, kaldı ki, bölgede yapılan ve/veya yapılacak olan kazı çalışmaları ile III. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak tescil edilen bölgenin idarece her zaman genişletilebileceği ve idarece sair gerekli görülen her türlü müdahalenin yapılabileceği, bu haliyle davalı idarece gözetildiği belirtilen kamu yararının ortaya konulamadığı, diğer yandan dava konusu bu alanda aralarında davacı ve müdahillerin de bulunduğu şirketlerce ruhsata dayalı maden çıkarma faaliyetleri yapılmakta olduğu ve madenlerin çıkarılarak milli ekonomiye kazandırılmasında kamu yararı bulunduğu, hal böyleyken bu bölgenin ucu açık ve belirsiz uzun bir süreyle III. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak kalması halinde bu yönüyle kamu yararına uygun hareket edilmediği, bu durumda; dava konusu işlemde 1. ve 3. derece sit alanı ilan edilen alanlar arasındaki ilişkinin nasıl kurulduğuna dair bir bilginin bulunmadığı, sit alanı belirlenirken öncelikli olarak kullanılması beklenen yüzey araştırması metodunun dahi kullanılmadığı, uyuşmazlık konusu alanın çevresiyle birlikte değerlendirilmesi ve sit alanı tanımına uygun özellikler gösterip göstermediğinin somut bir şekilde ortaya konulamadığı anlaşıldığından dava konusu işlemin "...Dağları Neolitik Dönemi III. Derece Arkeolojik Sit Alanı (52.991.609,60 m²)" olarak tesciline ve "III. Derece Arkeolojik Sit Alanındadır" şerhi konulmasına ilişkin kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı anlaşıldığından dava konusu işlemin bu kısmının iptalinin gerektiği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle istinaf başvurusunun kısmen kabulüne kısmen reddine, İdare Mahkemesi kararının; işlemde yer alan taşınmazın bir kısmının III. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak tescili ve taşınmaza "III. Derece Arkeolojik Sit Alanındadır" şerhi Konulmasına İlişkin kısmı yönünden davanın reddine ilişkin kararın kaldırılmasına, anılan kısım yönünden dava konusu işlemin iptaline, taşınmazın bir kısmının I. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak tesciline ve "I. Derece Arkeolojik Sit Alanındadır" şerhi konulmasına ilişkin kısmına yönelik verilen ret kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun ise reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından; dava konusu işlemin iptal edilen kısmına ilişkin olarak; davanın süresinde açılmadığı, Bölge İdare Mahkemesinin, İdare Mahkemesince verilen kararı kaldırırken yeniden bilirkişi incelemesi yapması gerektiği, ... İdare Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında hazırlanan bilirkişi raporunda da ... İli, ... İlçesi, ..., ..., ..., ..., ... Mahalleri, ... İlçesi, ... Mahallesi, ...Dağlarının bir kısmının zirve noktalarında bilirkişi uzmanları tarafından tespit edilen ...Dağları Neolitik Çağ Yerleşmeleri ve ...Dağları Mezar Yapıları (Alan 1, Alan 2, Alan 3, Alan 4) olarak adlandırılan I. ve III. Derece Arkeolojik Sit alanı olarak 2863 sayılı Kanun kapsamında korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı özelliği göstermesi nedeniyle tescil edilmesi gerektiği, Roma Dönemi mezar yapılarının I. ve III. Derece Sit Alanı olarak korunması gerektiği sonucuna varıldığı,...Dağlarının üzerinde ve eteklerinde, taş ocaklarının çalışma sahasında çok sayıda Roma Dönemine ait tümülüs ve mezarın bulunduğu, taş ocaklarının ..., ..., ... Mağaraları ören yerlerine bağlanan tek noktada olduğu tespitlerine yer verildiği, ... Müze Müdürlüğünün ...arihli, E-... sayılı yazısı gereği, ... İli, ... İlçesi, ... ... Mahallesinde yapılan incelemeler sonucunda hazırlanan ... Müze Müdürlüğünün 01/07/2021 tarihli uzman raporunda; ...Dağları zirvelerinde ve eteklerindeki taş ocaklarının çalışma sahasında yer alan çok sayıda Roma Dönemine tarihlendirilen ... mezarların tespit ediliği, ... ören yerine tek giriş sağlayan ... Mahallesinde 4 adet taş ocağının bulunduğu, 3'ünün faaliyetlerini yürüttüğü, diğerinin faaliyetinin durdurulduğunun tespit edildiği, ..., ..., ... Mağaraları ören yerlerine bağlanan tek noktada olması açısından ivedililikle tescil işlemlerinin yapılması, taş ocaklarının yapmış olduğu doğa tahribatının biran önce engellenip milli parklar sınırına dahil edilmesi gerektiğinin belirtildiği, Unesco Dünya Miras Listesinde yer alan ...'nin ... ile çağdaş olduğu, devam eden kazılarla birlikte ... ve çevresinde bulunan diğer Neoloitik merkezlerin de Unesco sürecine dahil olmasının olası olduğu, Dünya Miras Sözleşmesi Uygulama Rehberinin 179. maddesi hükmünde belirtilen hususlara göre taş ocaklarının verdiği zararların ... ve çevresinin Unesco sürecini olumsuz etkileyeceğinin belirtildiği, ... Kazı Başkanı Prof. Dr....'un alana ilişkin yazısında bölgeye ilişkin detaylı bilgilere yer verilerek, ülkemizin kültürel mirasında ciddi kayıplar verilmemesi için milli park sınırının genişletilmesi gerektiğinin belirtildiği, ... Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 27/07/2021 tarihli, 6385 sayılı kararı gereği ... Müze Müdürlüğü uzmanlarınca yapılan kazı ve temizlik çalışması sonucu hazırlanan 16/08/2021 tarihli Raporda, alanın arkeolojik sit potansiyelinin belirtilmesiyle dava konusu kararın alındığı, dava konusu işlemle 658 sayılı İlke Kararına uygun olarak kültür varlıklarının tahribatının engellendiği, dava konusu karar ile I. ve III. Derece Arkeolojik Sit alanı ilan edilen alana ilişkin yeni ÇED kararı ve çevre izni verilmesi talebinin reddedildiği, ... Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 20/01/2022 tarihli, 6483 sayılı Kararına karşı ... Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığınca Koruma Yüksek Kuruluna bulunan itirazın, Yüksek Kurulun ...2 tarihli, ... sayılı kararıyla reddedildiği, ... Jandarma Komutanlığının ... tarihli, E-... sayılı yazısında ...Dağları Mevkiinde 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununa muhalefet edildiğine dair ihbarların geldiği, kolluk güçlerinin talebi ile Müze Müdürlüğü uzmanlarının alanda yaptığı incelemelerde, ...Dağlarının I. ve III. Derece Arkeolojik Sit sınırları içerisinde kalan alanlarda ... Kum Ocağı tarafından kültür varlıklarının tahrip edildiği ve kültür ve tabiat varlıklarına zarar verildiği gerekçesiyle suç duyurusunda bulunulduğunun belirtildiği, aynı bölgeye ilişkin birçok ihbar alındığı, ...'nin arkeolojik bir mevkii olarak ilk kez 1963 yılında bir yüzey araştırması ile tespit edildiği, ilk yayının 1980 yılında yapıldığı, 1995-2006 arası kazı çalışmalarına başlandığı, 2007 yılında Bakanlar Kurulu Kararlı kazı statüsüne geçildiği, ilk araştırmalarda bölgenin herhangi bir fonksiyonun olmadığı, yapılan uzun çalışmalar neticesinde mezarlık olduğu kanısına varıldığı, ancak yapılan bilimsel ve çoklu görüşmeler neticesinde dünya tarihinin ilk tapınma merkezi olduğunun anlaşıldığı, dünya tarihini değiştirdiğinin anlaşıldığı, tespit edilmesinin, ne fonksiyonda kullanıldığının anlaşılmasının uzun yıllar aldığı, kazı çalışmalarının 30 yıldır sürdüğü ve 60 yıl daha devam edeceği, dava konusu işleme konu bölgede yapılması gereken çalışmaların da zaman alacağı, III. derece arkeolojik sitlerin, sit olarak tescil edilmesi için net bir kültür varlığı gözetilmesinin gerekmediği, Prof. Dr....'un da ifade ettiği üzere, bölgenin ..., ..., ... Mağaraları ören yerleriyle etkileşim içerisinde kaldığı, ören yeri ve ziyaretçi merkezine ulaşımın sağlandığı tek noktada olduğu, bölgede maden ocakları nedeniyle oluşacak tahribatın ... Peyzaj Sözleşmesi açısından ... gibi ...'nin de Unesco Dünya Mirası Listesine girmesine engel teşkil edebileceği, maden ocaklarının ruhsatlandırma işlemleri için zorunlu olan Çevresel Etki Değerlendirme sürecinde bölgenin arkeolojik potansiyelinin yeterince dikkate alınmadığı, karara dayanak alınan bilirkişi raporunun mevzuata uygun hazırlanmadığı, ilgili mevzuat hükümleri uyarınca, arkeolojik site ilişkin tescilin, alanın büyüklüğünden ziyade, arkeolojik nitelikleri dikkate alınarak yapıldığı, Bölge İdare Mahkemesi kararının, işlemin iptali yolundaki kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI: Davacı tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. Davacı yanında müdahiller tarafından, cevap verilmemiştir. TETKİK HÂKİMİ: ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi, İdare Dava Dairesi kararının, dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY: ... İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Müze Müdürlüğünün... tarihli, ... sayılı yazısı ile ... İli, ... İlçesi, ... kırsal mahallesinde yapılan incelemelerde ...Dağları sıradağların zirvelerinde ve eteklerindeki taş ocaklarının çalışma sahasında yer alan çok sayıda roma dönemine tarihlendirilen tümülüs mezarlar tespit edildiği, konunun 2863 sayılı Kanun kapsamında incelendiği ve hazırlanan ... tarihli Uzman Raporu ve eklerinin yazı ekinde ... Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğüne sunulduğu, söz konusu raporda, alanda yapılan incelemelerde koordinatları verilerek beş adet tümülüs mezarının bulunduğu, alanın 2863 sayılı Kanunun 6. maddesinde belirtilen taşınmazlardan olduğu tespit edildiğinden alanın bütüncül olarak, alanda yer alan bütün mezarları kapsayacak şekilde koruması gerektiğinin belirtildiği, ... Ören Yerine tek giriş sağlayan ... Mahallesinde 3'ü faaliyette olan 4 adet taş ocağının bulunduğu, söz konusu güzargahın ..., ..., ... Mağaraları ören yerlerine bağlanan tek nokta olması açısından ivedililikle tescil işlemlerinin yapılmasının gerektiği, taş ocaklarının yapmış olduğu tahribatın biran önce engellenip milli parklar sınırına dahil edilmesi gerektiği, taş ocaklarının verdiği zararların ... ve çevresinin UNESCO sürecini olumsuz etkileyeceği kanaatinde oldukları, söz konusu alan ile ilgili olarak ...- ... Kazı Başkanının görüşünün alınması gerektiğinin belirtildiği, Müze Müdürlüğünün ... tarihli, ... sayılı yazı ile konuya ilişkin görüşlerinin sorulması üzerine, ...- ... Kazı Başkanı Prof. Dr....'un 12/07/2021 tarihli görüş yazısında özetle; ... Müzesi ekipleri tarafından yapılan tespit çalışmalarında Roma dönemi tümülüs ve mezarların keşfedilmiş olması, alanın, ..., ..., ... Mağaraları ören yerleriyle etkileşim alanı içinde kalması, ören yeri ve ziyaretçi merkezine ulaşımın sağlandığı tek noktada olmaları, maden işletmeleri sırasında oluşacak sarsıntı, kamyon hareketliliği ve oluşacak tozun kalıntıların üzerine çökmesi, toz türbülansı ile kabartmaların aşınmasına neden olacağı, ocak ruhsatlandırma işlemleri için zorunlu olan ÇED sürecinde arkeolojik potansiyelin yeterince dikkate alınmadığına yönelik görüşlerine yer verdiği, 01/07/2021 tarihli Uzman Raporu ve Prof. Dr. ...'un görüşleri üzerine 07/07/2021 tarihinde ... Müze Müdürlüğü uzmanları tarafından alanda incelemeler neticesinde hazırlanan,... tarihli, ... sayılı Raporda; ... Mahallesinin doğusunda yer alan ...Dağlarının bir kısmının zirvelerinde taş ve toprak yığınlarının olduğu, bu yığınların altında herhangi bir mezar olup olmadığının tespit edilemediği, alanda yer alan küçük yığma tepeciklerin bölgede örneklerinin bulunduğu, benzer örneklerinin bazılarının altında Roma dönemine ait mezarların çıktığı, bu yığınların açık olmamasının tarihleme ve tanımlama konusunda yeterli veri vermediği, daha sağlıklı tescil çalışması yapılabilmesi için ... Müze Müdürlüğü tarafından gerekli çalışmaların yapılması gerektiğinin belirtildiği, konunun ... Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun gündemine alınıp görüşülmesiyle, ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi ...Dağlarının bir kısmının zirve noktalarında taş yığınlarının altında mezar yapıları olduğu düşünülen alanların niteliklerini anlamaya yönelik ... Müze Müdürlüğünce uygun görülen noktalarda kazı ve temizlik çalışması yapıldıktan sonra konunun değerlendirilmesine yönelik 27/07/2021 tarihli, 6385 sayılı Kararın alındığı, Karara istinaden Müze Müdürlüğünce gerçekleştirilen kazı ve temizlik çalışması sonucu 16/08/2021 tarihli uzman raporunun hazırlanarak Kurula iletildiği, 16/08/2021 tarihli uzman raporunda; bahse konu mezar yapılarının ... İli ... ilçesi ... mahallesi kırsalında ve ... güzergahı üzerinde yer alan ...dağlarının zirve noktalarında yer aldığı, geniş bir alanı kapsayan Roma dönemine tarihlendirilen mezar yapılarının ... şeklinde olup günümüzde ve kendi dönemlerinde gerek defineciler ve gerekse de doğal iklim şartları neticesinde tahribatlar geçirdiği, alanda Müdürlük uzmanları tarafından iki adet mezar yapısında kazı ve temizlik çalışması yapıldığı, kazı çalışmalarında uzunluğu yaklaşık 2 metre olup genişliği ise tahribatlar oluştuğundan net olarak anlaşılmamakla beraber tahminen 1 metre genişliğinde 2x1 metre çapında olan mezarlık alanların içerisi yaklaşık 1 metre derinliğinde kazıldığı, ana kayaya ulaştıktan sonra kazı işlemlerinin sonlandırıldığı ve asıl mezar kısmının duvar örgülerinin ortaya çıkarıldığı, doğu bati ekseninde olan mezar yapılarının güney duvar örgülerinin sağlam olduğu, kuzey bölümünde yer alan duvar örgüleri ise muhtelif sebeplerden dolayı tahribatlar geçirerek yıkılmış bir şekilde mezar yapısının içlerinde yer aldığının belirtildiği, yapılan kazı ve temizlik çalışması sonrasında, kesinlik kazanan mezar yapılarına ilişkin yeniden güncellenen harita ile ilgili kurumlardan görüşlerinin talep edilmesi sonrasında; ... İli, ... İlçesi, ..., ..., ..., ..., ... Mahalleri, ... İlçesi, ... Mahallesi, ...Dağlarının bir kısmının zirve noktalarında ... Müze Müdürlüğü uzmanları tarafından tespit edilen "...Dağları Mezar Yapıları (Alan 1, Alan 2, Alan 3, Alan 4) olarak adlandırılan alanın I. Derece Arkeolojik sit alanı ve ...Dağları Neolitik Çağ Yerleşmeleri III. Derece Arkeolojik Sit alanı olarak 2863 sayılı Kanun kapsamında korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı özelliği göstermesi nedeniyle, Kurulca hazırlanan ekli 1/50000 ölçekli haritada koordinatlarıyla gösterildiği şekilde tesciline, ...Dağları Mezar Yapıları (Alan 1, Alan 2, Alan 3, Alan 4) I. Derece ve ...Dağları Neolitik Çağ Yerleşmeleri III. Derece Arkeolojik Sit Alanı Koruma ve Kullanım Koşullarının belirlenmesine ilişkin ... Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun ... tarihli, ... sayılı Kararının alındığı, bu kararın iptali istemiyle görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının 63. maddesinde, "Devlet, tarih, kültür ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunmasını sağlar, bu amaçla destekleyici ve teşvik edici tedbirleri alır..." hükmüne yer verilmiştir. 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinde Kültür varlığı; "Tarih öncesi ve tarihi devirlere ait bilim, kültür, din ve güzel sanatlarla ilgili bulunan veya tarih öncesi ya da tarihi devirlerde sosyal yaşama konu olmuş bilimsel ve kültürel açıdan özgün değer taşıyan yer üstünde, yer altında veya su altındaki bütün taşınır ve taşınmaz varlıklar", Sit; "tarih öncesinden günümüze kadar gelen çeşitli medeniyetlerin ürünü olup, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik, mimari ve benzeri özelliklerini yansıtan kent ve kent kalıntıları, kültür varlıklarının yoğun olarak bulunduğu sosyal yaşama konu olmuş veya önemli tarihi hadiselerin cereyan ettiği yerler ve tespiti yapılmış tabiat özellikleri ile korunması gerekli alanlardır" şeklinde tanımlanmış, "Tespit ve tescil" başlıklı 7. maddesinde; "Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının ve doğal sit alanlarının tespiti, Kültür ve Turizm Bakanlığının koordinatörlüğünde ilgili ve faaliyetleri etkilenen kurum ve kuruluşların görüşü alınarak yapılır. Yapılacak tespitlerde, kültür ve tabiat varlıklarının tarih, sanat, bölge ve diğer özellikleri dikkate alınır. Devletin imkanları gözönünde tutularak, örnek durumda olan ve ait olduğu devrin özelliklerini yansıtan yeteri kadar eser, korunması gerekli kültür varlığı olarak belirlenir. Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile ilgili yapılan tespitler koruma bölge kurulu kararı ile tescil olunur...Tespit ve tescil ile ilgili usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir." hükmüne, "Korunma alanı ile ilgili karar alma yetkisi" başlıklı 8. maddesinde; "Yedinci maddeye göre tescil edilen korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının korunma alanlarının tespiti ve bu alanlar içinde inşaat ve tesisat yapılıp yapılamayacağı konusunda karar alma yetkisi Koruma Kurullarına aittir..." hükmüne, "İzinsiz Müdahale ve Kullanma Yasağı" başlıklı 9. maddesinde, "Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları çerçevesinde koruma bölge kurullarınca alınan kararlara aykırı olarak, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarında inşaî ve fizikî müdahalede bulunulamaz, bunlar yeniden kullanıma açılamaz veya kullanımları değiştirilemez. Esaslı onarım, inşaat, tesisat, sondaj, kısmen veya tamamen yıkma, yakma, kazı veya benzeri işler inşaî ve fizikî müdahale sayılır" hükmüne yer verilmiştir. 13/03/2012 tarihli, 28232 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren, dava konusu işlemlerin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlıklarının ve Sitlerin Tespit ve Tescili Hakkında Yönetmeliğin "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinde; (a) Arkeolojik sit; "İnsanlığın varoluşundan günümüze kadar ulaşan eski uygarlıkların yer altında, yer üstünde ve su altındaki ürünlerini, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik ve kültürel özelliklerini yansıtan her türlü kültür varlığının yer aldığı yerleşmeler ve alanları" şeklinde; (i) bendinde Korunma alanı: "Taşınmaz kültür varlıklarının muhafazaları veya tarihi çevre içinde korunmalarında etkinlik taşıyan korunması zorunlu olan alanlar" olarak tanımlanmış, Yönetmeliğin "Tespit ve tescil işlemlerinde değerlendirme kıstasları" başlıklı 4. maddesinin 1/(d) bendinde; Arkeolojik sitler için; yazılı bilgilere, sathi kalıntılara veya bilimsel araştırmalara dayanması; çevresel gözlemler ile bilimsel varsayımlar veya topoğrafik açılardan yeterli niteliklere sahip olması, 1) Birinci Derece Arkeolojik Sitlerde; tarih öncesinden günümüze kadar gelen çeşitli medeniyetlerin ürünü olup, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik, mimari ve benzeri özelliklerini yansıtan kent kalıntıları ile yerleşim alanları ve sosyal yaşama konu olmuş; taşınmaz kültür varlıklarına ait kalıntılar ve buluntuların veya bunu destekleyen taşınır kültür varlığı buluntularının yoğun olarak yer aldığı alanlardan olması, 2) İkinci Derece Arkeolojik Sitlerde; tarih öncesinden günümüze kadar gelen çeşitli medeniyetlerin ürünü olup, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik, mimari ve benzeri özelliklerini kısmen yansıtan yerleşim alanları ve sosyal yaşama konu olmuş alanlardan olması; ancak Birinci Derece Arkeolojik sitler kadar yoğun kültür varlığı kalıntı ve buluntusuna sahip olmayan veya kısmen modern yerleşme birimleri ile de doku bozulmaları görülen arkeolojik alanlardan olması, 3) Üçüncü Derece Arkeolojik Sitlerde; ender rastlanan buluntulardan ve/veya bilimsel araştırmalar, çevresel gözlemler ile bilimsel varsayımlar sonucunda kültür varlığı veya kalıntısı bulunma olasılığı olan alanlardan olması veya Birinci ve İkinci Derece Arkeolojik Sitlerle etkileşim içinde ve bu alanların korunmasında uzun ya da kısa vadede kamu yararı olan alanlardan olması" düzenlemesine yer verilmiş, yine Kültür Bakanlığı, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu'nun 05/11/1999 tarih ve 658 no'lu İlke Kararında da; "Arkeolojik Sit: İnsanlığın varoluşundan günümüze kadar ulaşan eski uygarlıkların yer altında, yer üstünde ve su altındaki ürünlerini, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik ve kültürel özelliklerini yansıtan her türlü kültür varlığının yer aldığı yerleşmeler ve alanlardır." şeklinde tanımlanmış, III. Derece Arkeolojik Sit alanı olarak tescil edilen alanlarda, taş, toprak, kum vb. alınmamasına, kireç, taş, tuğla, mermer, kum, maden vb. ocaklarının açılmamasına, toprak, curuf, çöp, sanayi atığı ve benzeri malzemenin dökülmemesine karar verilmiştir, 4434 sayılı Kanunla uygun bulunan, 05/08/1999 tarihinde imzalanan, Arkeolojik Mirasın Korunmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesinin "Arkeolojik Mirasın Tanımı" başlıklı 1. maddesinin 1. bendinde ise; "İşbu Sözleşmenin (gözden geçirilmiş) amacı, Avrupa’nın ortak anı kaynağı olduğu kadar, bilimsel ve tarihî araştırma gereci olarak da arkeolojik mirası korumaktır." denilmiş, 3. bendinde ise; "Yapılar, inşaatlar, mimari eser grupları, açılmış sit alanları, taşınır varlıklar, diğer tür anıtlar ve bunların çevresi, ister toprakta, ister su altında bulunsunlar, arkeolojik mirasa dahildir." hükmüne yer verilmiş, "Mirasın Kimliğinin Saptanması ve Koruma Önlemleri" başlıklı 2. maddesinin (ii) bendinde; "Maddî izlerin gelecek kuşaklar tarafından incelenmek üzere korunması için, toprak üstünde ya da su altında görünür bir kalıntı olmasa bile, arkeolojik rezerv alanları oluşturulması," arkeolojik mirasın korunması amacıyla tarafların uygulamaya koymayı taahhüt ettiği yasal rejimler arasında sayılmış, Anıtların ve Yerlerin Korunması ve Restorasyonuna İlişkin, Türkiye Cumhuriyetinin de taraf olduğu 1964 tarihli Venedik Tüzüğünün "Tanımlar" başlıklı 1. maddesinde; "Tarihi anıt kavramı sadece bir mimari eseri içine almaz, bunun yanında belli bir uygarlığın, önemli bir gelişmenin, tarihi bir olayın tanıklığını yapan kentsel ya da kırsal bir yerleşmeyi de kapsar. Bu kavram yalnız büyük sanat eserlerini değil, ayrıca zamanla kültürel anlam kazanmış daha basit eserleri de kapsar." düzenlemesine yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Öncelikle belirtmek gerekir ki; Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlıklarının ve Sitlerin Tespit ve Tescili Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde de düzenlendiği üzere, arkeolojik sit alanlarının tespit ve tescili için; çevresel gözlemler ile bilimsel varsayımlara dayanma ve topoğrafik açıdan yeterli olma şartları yeterli olup, tespit ve tescil için kazı ve sondaj çalışması yapılması mevzuatın aradığı bir gereklilik olarak düzenlenmemekte, anılan bendin alt bentlerinde yer verilen ve sit alanlarının tespit esaslarından olan, üzerinde taşınmaz kültür varlıklarına ait kalıntılar ve buluntuların veya bunu destekleyen taşınır kültür varlığı buluntularının yoğunluğuna göre de arkeolojik sit alanlarının derecelendirilmesi yapılmaktadır. Hükmün devamında Üçüncü Derece Arkeolojik Sitlerin tespiti ve tescilinde; ender rastlanan buluntulardan ve/veya bilimsel araştırmalar, çevresel gözlemler ile bilimsel varsayımlar sonucunda kültür varlığı veya kalıntısı bulunma olasılığı olan alanlardan olması veya Birinci ve İkinci Derece Arkeolojik Sitlerle etkileşim içinde ve bu alanların korunmasında uzun ya da kısa vadede kamu yararı olan alanlardan olması düzenlemesine de yer verilmiş, üzerinde çalışma yapılan alanın birinci veya ikinci derece arkeolojik sit alanları ile etkileşim içerisinde olması ve uzun yada kısa vadede korunmasında kamu yararı olması durumunda dahi üçüncü derece arkeolojik sit alanı olarak tescil için yeterli görülmüştür. Dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerin incelenmesinden; hukuki denetimi yapılan işlemden önce, ... Dağları sıradağlarının zirve ve eteklerinde yer alan maden ocaklarının çalışmaları esnasında ortaya çıkan çok sayıda roma dönemine tarihlendirilen ... mezar tespit edilmesi üzerine konunun 2863 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmeye başlanıldığı, alana ilişkin alınan 01/07/2021 tarihli Uzman Raporunda bulunan beş adet ... mezarının bulunduğu, alanın 2863 sayılı Kanunun 6. maddesinde belirtilen taşınmazlardan olduğu, alanın bütüncül olarak, tespit edilen bütün mezarları kapsayacak şekilde korunması gerektiğinin belirtildiği, raporda ayrıca, ... Mahallesinde bulunan 3'ü aktif çalışan 4 maden ocağının bulunduğu alanın, ... Ören yerine tek giriş alanı olduğu, maden ocaklarının yarattığı tahribatın ... ve çevresinin Unesco sürecini olumsuz etkileyeceği değerlendirmelerinde bulunulduğu, ... Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 27/07/2021 tarihli, 6385 sayılı Kararına istinaden Müze Müdürlüğünce gerçekleştirilen kazı ve temizlik çalışması sonucu hazırlanan 16/08/2021 tarihli Uzman Raporunda; bahse konu mezar yapılarının ... İli, ... ilçesi, ... mahallesi kırsalında ve ... güzergahı üzerinde yer alan ...dağlarının zirve noktalarında yer aldığı, geniş bir alanı kapsayan Roma dönemine tarihlendirilen mezar yapılarının ... şeklinde olduğu, günümüzde ve kendi dönemlerinde gerek defineciler ve gerekse de doğal iklim şartları neticesinde tahribatlar geçirdiği, alanda Müdürlük uzmanları tarafından iki adet mezar yapısında kazı ve temizlik çalışması yapıldığı, kazı çalışmalarında uzunluğu yaklaşık 2 metre olup genişliği ise tahribatlar oluştuğundan net olarak anlaşılmamakla beraber tahminen 1 metre genişliğinde 2x1 metre çapında olan mezarlık alanların içerisi yaklaşık 1 metre derinliğinde kazıldığı, ana kayaya ulaştıktan sonra kazı işlemlerinin sonlandırıldığı ve asıl mezar kısmının duvar örgülerinin ortaya çıkarıldığı, doğu batı ekseninde olan mezar yapılarının güney duvar örgülerinin sağlam olduğu, kuzey bölümünde yer alan duvar örgüleri ise muhtelif sebeplerden dolayı tahribatlar geçirerek yıkılmış bir şekilde mezar yapısının içlerinde yer aldığı belirtilerek alanın arkeolojik sit potansiyellerinin değerlendirildiği, yapılan kazı ve temizlik çalışması sonrasında, kesinlik kazanan mezar yapılarına ilişkin yeniden güncellenen harita ile ilgili kurumlardan görüşlerinin talep edilmesi sonrasında dava konusu işlemin tesis edildiği, Bölge İdare Mahkemesi, İdare Dava Dairesi Kararında dayanılan; "potansiyel arkeolojik buluntu ve kalıntılarının tespit edilememiş olması, esasen mevcut olmayan, bilimsel verilerle ispat edilememiş bir takım varsayımsal çıkarımlardan yola çıkıldığı" iddiasının somut durum ile uyuşmadığı, bilimsel araştırma ve çevresel gözlemler yapılarak, bilimsel varsayımlar sonucunda kültür varlığı veya kalıntısı bulunma olasılığı olan alanlardan olduğu belirtilen, I. Derece arkeolojik sit alanı olarak tespit edilen alan ile etkileşim içinde olduğu anlaşılan alanların III. Derece arkeolojik alanı olarak tescil edilmek suretiyle korunmasında kamu yararı olduğu sonucuna ulaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık, aksi yöndeki Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. Öte yandan; 09/08/2024 tarihinde davalı idare tarafından dosyaya sunulan dilekçe ile ek beyanda bulunulduğu, ... Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun ... tarihli, ... sayılı Kararı ile Müze Müdürlüğü tarafından yapılan kazı ve temizlik çalışmaları sonucunda tespit edilen 15 adet mezar yapısı ile Kurul Müdürlüğü uzmanları tarafından tespit edilen 36 adet mezar yapısının 2863 sayılı Kanun kapsamında kültür varlığı özelliği göstermesi nedeniyle karar ekinde bulunan haritada belirtilen alanın I. ve III. Derece arkeolojik sit alanı olarak tesciline karar verildiği, ...Dağları I. ve III. Derece Arkeolojik Sit Alanı Geçiş Dönemi Koruma ve Kullanma Şartlarının belirlendiği, yapılan yeni tespit bağlamında da Kurul Kararı ekinde yer alan 1/50000 ölçekli haritada yer aldığı şekli ile I. Derece arkeolojik sit alanı olarak tespit edilen alanların sayısında meydana gelen artış ile etkileşim içinde olduğu alanların yeniden III. Derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edildiği görülmektedir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Temyiz isteminin kabulüne, 2.Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptale ilişkin kısmının BOZULMASINA, 3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 18/09/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi. (X) KARŞI OY : Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, davacının temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği oyu ile karara katılmıyorum.