İçtihatDanıştay
Danıştay Kararı · E. 2024/1750 · K. 2024/3538
- Esas No
- 2024/1750
- Karar No
- 2024/3538
- Karar Tarihi
- 26.12.2024
Karar Metni
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/1750 E. , 2024/3538 K.
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2024/1750
Karar No : 2024/3538
TEMYİZ EDENLER: I- (DAVACILAR): 1- ... 2- ... ...10- ...
VEKİLLERİ: Av. ..., Av. ...
II- (DAVALI) : ... Müdürlüğü
VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:... K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenmesi taraflarca karşılıklı olarak istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parselde kayıtlı bulunan taşınmazın maliki olan davacılar tarafından, ... Karayolu ... Belediye Evleri Kavşağı üzerinde inşa edilen katlı yol imalatı nedeniyle oluştuğu ileri sürülen (miktar artırımı ile) 147.099,01 TL değer kaybının yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla;
Dava konusu olayda, ... Devlet Yolunun ... Belediyesi sınırları içerisinde ... Köprülü Kavşağı ile Belediye Evleri arasında kalan katlı yol yapımı çalışmaları nedeniyle davacıların hissedarı olduğu arsada meydana gelen değer kaybına karşılık, dava açma tarihinden itibaren istenen yasal faiz de dikkate alınarak, dava açma tarihine göre hesaplanan toplam 120.851,25 TL TL'nin davacılara miras payları oranında ödenmesi gerektiği, taşınmaz üzerinde bulunan yapıların ruhsatsız olması nedeniyle değer kaybına karşılık tazminat ödenmesine hukuken olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüyle 120.851,25 TL tazminatın davanın açıldığı tarih olan 12/05/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı tarafından davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 29/09/2021 tarih ve E:2016/14052, K:2021/4394 sayılı kararıyla;
Dava konusu olayda, idarece yürütülen şehirlerarası karayolu viyadük çalışması neticesinde davacılara ait ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ...sayılı parselde kayıtlı arsa niteliğindeki taşınmazda değer kaybının ortaya çıkması halinde oluşan maddi zararın, kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca davalı idarece karşılanması gerektiğinin açık olduğu,
İdare Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporu incelendiğinde ise, emsal alınan taşınmazlar ile dava konusu taşınmazın benzer ve farklı yönlerinin neler olduğu belirtilmeden m² birim fiyatları tespit edilerek dava konusu taşınmazın değer kaybının hesaplandığı, viyadüğün yapılmasından önce ve sonrasında o bölgedeki yapılarda viyadük yapılmasıyla birlikte herhangi bir değer artış veya azalışı olup olmadığı hususu araştırılmaksızın zarar hesabı yapıldığı, ayrıca dava konusu taşınmaz ile viyadük arasında ne kadar mesafe bulunduğu ve aradaki mesafenin dava konusu taşınmazın değer kaybının hesaplamasında esas alınan kriterlere etkisinin ne düzeyde olduğunun belirlenmediğinin anlaşıldığı,
Ancak taşınmazın bulunduğu ... Devlet Karayolunun ... Belediyesi sınırları içinden geçen ... Köprülü Kavşağı ile Belediye Evleri arasında kalan kesimde, köprülü kavşak düzenlemesine ilişkin imar planı değişikliği ve bu plana göre de köprülü kavşak çalışmalarının yapıldığı anlaşıldığından, İdare Mahkemesince davacıların ve murislerinin dava konusu taşınmazları edindikleri tarih itibarıyla köprülü kavşak düzenlemesi ile ilgili imar planı ve notlarındaki durumun ne olduğunun tespit edilmesi, şayet imar düzenlemesinde söz konusu yapı (köprülü kavşak) öngörülmüş ve davacılar ve murisleri tarafından taşınmaz buna rağmen edinilmiş ise, idarenin herhangi bir tazminat yükümlülüğünün doğmayacağında duraksama bulunmadığı,
Aksine bir durumun geçerli olması halinde ise, taşınmazın meri imar planındaki kullanım fonksiyonu, arsa vasıflı taşınmazın hukuki durumu ve köprülü kavşağın taşınmaz üzerindeki etkisi, taşınmazın kullanımı ve ulaşım olanaklarına göre değer kaybı araştırılarak bir karar verilmesi gerekeceği sonucuna varılarak ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi ısrar kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla;
... karayolu üzerindeki viyadük çalışması nedeniyle taşınmazlarda oluşan değer kaybına yönelik ... İdare Mahkemelerinde açılan benzer nitelikteki dava dosyalarında da işbu dava dosyasında bulunan bilirkişi raporu ile aynı biçimde, benzer görüş ve değerlendirmelere yer verilerek (bazı dosyalarda aynı bilirkişi heyeti tarafından) tazminat miktarının hesaplandığı, söz konusu dosyalarda verilen kararların tazminat miktarının kabulüne ilişkin kısmının bakılan davaya ilişkin bozma kararında araştırılmasına gerek görülen hususlara değinilmeyerek Danıştay Onuncu Dairesinin incelemesinden geçerek onandığının (örneğin; Mahkemelerinin 28/10/2015 tarih ve E:2015/97, K:2015/1631; 01/09/2015 tarih ve E:2014/1413, K:2015/1276 sayılı kararları) anlaşıldığı, benzer hukuki durumda olan davacılar açısından hakkaniyet ve yargı kararlarının da benzer uyuşmazlıklar açısından istikrar gereği davacıların maliki olduğu taşınmazda meydana gelen değer kaybının davalı idare tarafından davacılara ödenmesinin gerektiği,
Nitekim; bu hususta, Anayasa Mahkemesinin ... tarih ve ... başvuru numaralı "... ... ve ... ... Başvurusu" kararında, "Yargısal kararlardaki değişiklikler, hukukun dinamizmini ve mahkemelerin yaklaşımlarını yaşanan gelişmelere uyarlama kabiliyetlerini yansıtması yönüyle olumludur. Ancak, uygulamadaki birlikteliği sağlamaları beklenen yüksek mahkemeler içinde yer alan dairelerin ya da farklı yargı kollarına ait mahkemelerin benzer davalarda tatmin edici bir gerekçe göstermeksizin farklı sonuçlara ulaşmalarının, bir kararın belirli bir daireye ya da farklı yargı koluna düştüğü takdirde onanacağı veya olumlu neticeleneceği, başka bir daire tarafından ele alındığı takdirde bozulacağı veya olumsuz neticeleneceği gibi birbirine zıt sonuçların ortaya çıkma beklentisinin, hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine aykırı olduğu açıktır. Ayrıca, böyle bir algının toplumda yerleşmesi halinde, bireylerin yargı sistemine ve mahkeme kararlarına duymaları beklenen güven zarar görebilir." ifadelerine de yer verilerek, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verildiği,
Davanın, davacılardan ...'e (Temel Halil mirasçısı) ilişkin kısmı yönünden;
2577 sayılı Kanun'un 26. maddesinin "yalnız öleni ilgilendiren davalara ait dilekçeler iptal edilir" hükmünden kastedilenin; münhasıran ölenin şahsına sıkı sıkıya bağlı olan, başkalarına devir ve temliki veya miras yoluyla intikali mümkün olmayan haklarla ilgili davalar olduğu, bunun dışında, Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca, ölene ait bulunan bütün haklar, mallar ve borçlar mirasçılara geçeceğinden, dava açılmakla mamalek niteliğine dönüşen haklar da ölenin mal varlığının bir bölümünü oluşturacağından, açılmış bulunan bu tür davaları ölenin mirasçılarının takip etme hakkı bulunduğunun kabulü gerektiği,
Olayda; davacılardan ...'in dava devam ederken 20/12/2020 tarihinde vefat ettiği anlaşıldığından, Mahkemelerinin 16/02/2024 tarihli ara kararıyla ...'in yasal mirasçılarından davaya devam etme iradelerinin olup olmadığının sorulduğu, ancak yasal mirasçılar tarafından söz konusu ara kararına yönelik herhangi bir cevap verilmediğinin görüldüğü, bu aşamada davacılardan ...l'in işbu davadaki talebi ile ilgili olarak davayı takip hakkı kendisine geçen mirasçıların başvurmasına kadar ... yönünden ve dolayısıyla ... hissesine düşen 7.585,13 TL tazminat miktarı yönünden dava dosyasının işlemden kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği gerekçesi eklenmek suretiyle,
İlk kararda ısrar edilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne, 113.266,12 TL tazminatın davanın açıldığı 12/05/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacılara (... mirasçılarından ...hariç) ödenmesine, 26.247,76 TL tazminat istemi yönünden davanın reddine, davacılardan ...ve payına düşen 7.585,13 TL yönünden, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 26/1. maddesi uyarınca dava dosyasının işlemden kaldırılmasına karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davacılar tarafından, Mahkeme kararında ruhsatsız olduğu gerekçesiyle değer kaybı hesabında dikkate alınmayan binaların yapı kullanma izninin bulunduğu, keşif tarihi itibarıyla hesaplanan bedel esas alınarak hüküm kurulması gerektiği, davacılardan ...'in mirasçıları ... ve ...'in davaya devam etme iradelerinin bulunduğu, kararın anılan davacılar yönünden hatalı olduğu, ısrar kararının bozulması veya düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, bilirkişilerce değer kaybının hatalı hesaplandığı, hükmedilen tazminat tutarının sebepsiz zenginleşmeye mahal verecek nitelikte olduğu, idarelerinin sorumluluğunun bulunmadığı, idarelerinin harçtan muaf olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Taraflarca, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Davacıların temyiz isteminin kısmen kabulü, kısmen reddi; davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile ... İdare Mahkemesi ısrar kararının, davacılardan ...ve payına düşen 7.585,13 TL yönünden dava dosyasının işlemden kaldırılmasına yönelik kısmının bozulması, geriye kalan kısımlarının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Mahkeme kararının, davanın kısmen kabulüne, 113.266,12 TL tazminatın davanın açıldığı 12/05/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, 26.247,76 TL tazminat istemi yönünden davanın reddine ilişkin kısımlarına yönelik tarafların temyiz istemi incelendiğinde;
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın, anılan kısımları usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Mahkeme kararının, davacılardan ... ve payına düşen 7.585,13 TL yönünden, 2577 sayılı Kanun'un 26/1. maddesi uyarınca dava dosyasının işlemden kaldırılmasına ilişkin kısmına yönelik davacıların temyiz istemi incelendiğinde ise,
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik" başlıklı 26. maddesinin 1. fıkrasında, "Dava esnasında ölüm veya herhangi bir sebeple tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik olursa, davayı takip hakkı kendisine geçenin başvurmasına kadar; gerçek kişilerden olan tarafın ölümü halinde, idarenin mirasçılar aleyhine takibi yenilemesine kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına ilgili mahkemece karar verilir. Dört ay içinde yenileme dilekçesi verilmemiş ise, varsa yürütmenin durdurulması kararı kendiliğinden hükümsüz kalır."; 2. fıkrasında da, "Yalnız öleni ilgilendiren davalara ait dilekçeler iptal edilir." kuralına yer verilmiştir.
Temyize konu ısrar kararında, davacılardan...'in dava devam ederken 20/12/2020 tarihinde vefat ettiğinin anlaşılması üzerine, Mahkemece 16/02/2024 tarihli ara kararıyla ...'in yasal mirasçılarından, davaya devam etme iradelerinin olup olmadığının sorulduğu, ancak yasal mirasçılar tarafından söz konusu ara kararına yönelik herhangi bir cevap verilmemesi nedeniyle davacılardan...'in bu davadaki talebi ile ilgili olarak davayı takip hakkı kendisine geçen mirasçıların başvurmasına kadar ... yönünden ve dolayısıyla ... hissesine düşen 7.585,13 TL tazminat miktarı yönünden kısmen dava dosyasının işlemden kaldırılmasına, diğer davacılar bakımından ise davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
Akabinde, davacıların vekilleri tarafından sunulan temyiz dilekçesinde, dava dosyasının işlemden kaldırılmasına ilişkin kısım yönünden, davacılardan ...'in mirasçıları ... ve ...'in, Mahkemenin ısrar kararı tarihinden sonra düzenlenen vekaletname ile davaya devam etme iradelerinin bulunduğunun belirtildiği görülmüştür.
Bu durumda, ...'in ölümü nedeniyle davayı takip hakkı kendilerine geçen mirasçıları ... ve ...'in davaya devam etme iradelerinin bulunması karşısında, temyize konu ısrar kararının, davacılardan ... ve payına düşen 7.585,13 TL yönünden dava dosyasının işlemden kaldırılmasına ilişkin kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine; davalı idarenin temyiz isteminin reddine,
2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine; kısmen dava dosyasının işlemden kaldırılmasına ilişkin ...İdare Mahkemesinin... tarih ve E:... K:... sayılı ısrar kararının temyize konu davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısımlarının ONANMASINA,
3. Anılan Mahkeme kararının dava dosyasının işlemden kaldırılmasına ilişkin kısmının BOZULMASINA,
4. Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26/12/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının, temyize konu davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısımlarının Danıştay Onuncu Dairesinin 29/09/2021 tarih ve E:2016/14052, K:2021/4394 sayılı kararında yer alan gerekçe doğrultusunda bozulması gerektiği oyuyla, kararın bu kısımlarına katılmıyoruz.
KARŞI OY
XX- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 26. maddesinde, dava esnasında ölüm veya herhangi bir sebeple tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik olursa, davayı takip hakkı kendisine geçenin başvurmasına kadar, gerçek kişilerden olan tarafın ölümü halinde, idarenin mirasçılar aleyhine takibi yenilemesine kadar, dosyanın işlemden kaldırılmasına ilgili mahkemece karar verileceği, yalnız öleni ilgilendiren davalara ait dilekçelerin iptal edileceği, dosyanın işlemden kaldırılmasına dair kararların diğer tarafa tebliğ edileceği kurala bağlanmıştır.
Temyize konu ısrar kararında, davacılardan ...'in dava devam ederken 20/12/2020 tarihinde vefat ettiğinin anlaşılması üzerine, Mahkemece 16/02/2024 tarihli ara kararıyla...'in yasal mirasçılarından, davaya devam etme iradelerinin olup olmadığının sorulduğu, ancak yasal mirasçılar tarafından söz konusu ara kararına yönelik herhangi bir cevap verilmemesi nedeniyle davacılardan ...'in bu davadaki talebi ile ilgili olarak davayı takip hakkı kendisine geçen mirasçıların başvurmasına kadar... yönünden ve dolayısıyla ... hissesine düşen 7.585,13 TL tazminat miktarı yönünden kısmen dava dosyasının işlemden kaldırılmasına, diğer davacılar bakımından ise davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
Akabinde, davacıların vekilleri tarafından sunulan temyiz dilekçesinde, dava dosyasının işlemden kaldırılmasına ilişkin kısım yönünden, davacılardan ...'in mirasçıları ......ve ... ...'in, Mahkemenin ısrar kararı tarihinden sonra düzenlenen vekaletname ile davaya devam etme iradelerinin bulunduğunun belirtildiği görülmüştür.
Buna göre, yukarıda anılan Kanun hükmü uyarınca varsa davayı takip hakkı kendisine geçenin başvurmasına kadar dosyanın işlemden kaldırılması gerektiği kuşkusuz ise de, anılan hükmün; dosyanın işlemden kaldırılması kararından sonraki safahata yönelik olarak ilk derece Mahkemesince uygulanması gerektiği, bu bağlamda, Mahkemesince dosya işlemden kaldırıldıktan sonra varsa davayı takip hakları kendisine geçenin dosyanın işleme konulması talebiyle başvurması halinde yargılama safahatının geriye götürülmeyip kaldığı yerden devamının sağlanması, yargılama süresinin gereksiz uzatılmaması ve usul ekonomisi yönlerinden adil yargılanma hakkına daha uygun düşeceği şüphesizdir.
Bu durumda, temyiz dilekçesinde, dava kısmen işlemden kaldırıldıktan sonra... ve ... ...'in, davacılardan vefat eden ...'in yerine davaya devam etme iradelerinin bulunduğunun belirtilmesi karşısında, bu talebin incelenebilmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi, Mahkemesince de anılan kişiler yönünden, 2577 sayılı Kanun'un 26. maddesi uyarınca davayı takip hakkı kendisine geçen kişilerden olup olmadıklarının araştırılması, takip hakkı kendisine geçen kişiler olduklarının anlaşılması halinde, bu kişilerin ölenin yerine taraf olarak eklenmesi ve dosyanın anılan kişiler yönünden işleme konulmasına yönelik karar verilmesi ve davanın kaldığı yerden devamının sağlanması gerektiği oyuyla, temyize konu ısrar kararının, dava dosyasının işlemden kaldırılmasına ilişkin kısmının bozulmasına yönelik çoğunluk kararına katılmıyorum