İçtihatDanıştayDava Dairesi
Danıştay Dava Dairesi · E. 2024/242 · K. 2024/886
- Esas No
- 2024/242
- Karar No
- 2024/886
- Karar Tarihi
- 02.10.2024
Karar Metni
DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/242 E. , 2024/886 K.
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2024/242
Karar No : 2024/886
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... İnşaat Yapı Endüstrisi Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Başkanlığı - ... - (E-Tebligat)
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi .... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Toplu Konut İdaresi Başkanlığı tarafından ihale edilen "Adıyaman Merkez 363 Adet Konut, 1 Adet Ticaret Merkezi ile Altyapı ve Çevre Düzenlemesi İnşaatı İşi" uhdesinde kalan davacı tarafından, değinilen iş kapsamında hak ediş ödemeleri üzerinden kesinti yapılmak suretiyle tahsil edilen damga vergilerinin iadesi istemiyle yapılan düzeltme başvurusunun reddi üzerine yapılan şikâyet başvurusunun reddine dair işlemin iptali ve ödenen vergilerin faiziyle birlikte iadesi istemiyle dava açılmıştır.
.... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K... sayılı kararı:
Uyuşmazlığın çözümü için 10/11/2017 tarihli ara kararları ile Toplu Konut İdaresi Başkanlığından işe ilişkin sözleşmenin 775 sayılı Gecekondu Kanunu kapsamında bulunup bulunmadığı, Adıyaman Belediye Başkanlığından ise işin yapıldığı bölgenin kentsel dönüşüm ve gelişim alanı olarak ilan edilip edilmediği hususları sorulmuştur. Ara kararlarına verilen cevaplardan 775 sayılı Kanun uyarınca bir işlem yapılmadığı ve söz konusu bölgenin kentsel dönüşüm ve gelişim alanı olarak ilan edildiği anlaşılmıştır.
Uyuşmazlığın temelini, ihale konusu iş kapsamında gerçekleştirilen işlemlere vergi istisnası uygulanabilmesi için bu işin döviz kazandırıcı faaliyet olduğunun vergilendirmeye konu edilebilecek işlemin gerçekleştirildiği tarihten önce kabul edilerek herhangi bir belgeye bağlanmış olmasının gerekip gerekmediğinin düzeltme ve şikâyet hükümleri kapsamında incelenip incelenemeyeceği hususu oluşturmaktadır.
Döviz kazandırıcı faaliyet olduğu kabul edilen işle ilgili sözleşmenin 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu'nun ek 2. maddesi uyarınca damga vergisi istisnasından faydalanabilmesi için sözleşmenin düzenlendiği tarihten önce işle ilgili istisna belgesinin düzenlenmesinin gerekip gerekmediği hususu hukuki bir ihtilaf içermektedir. Bu durumda, değinilen hususun ancak damga vergisine karşı süresi içinde açılan bir davada incelenmesi mümkün olduğundan dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Vergi Mahkemesi bu gerekçeyle davayı reddetmiştir.
Davacının istinaf istemini inceleyen ... Bölge İdare Mahkemesi .... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı:
Vergi Dava Dairesi istinaf istemine konu kararın usul ve hukuka uygun olduğu gerekçesiyle istinaf istemini reddetmiştir.
Davacının temyiz istemini inceleyen Danıştay Dokuzuncu Dairesinin 23/09/2021 tarih ve E:2019/1776, K:2021/4232 sayılı kararı:
Vergi Mahkemesince uyuşmazlığın çözümü için ara kararlarıyla ilgili idarelerden işin hangi kanun kapsamında yapıldığı sorulmuştur. Adıyaman Belediye Başkanlığı tarafından verilen cevapta işin yapıldığı bölgenin belediye meclisi kararı ile 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 73. maddesi uyarınca kentsel dönüşüm ve gelişim alanı olarak ilan edildiği belirtilmiştir. Ancak Mahkemece ara kararı üzerine tespit edilen bu hususa ilişkin olarak anılan maddede öngörülen istisna hükmünün vergilendirme hatası kapsamında olayda uygulanıp uygulanamayacağı değerlendirilmeden ve bu durumun neden dikkate alınmadığı gerekçelendirilmeden karar verilmiştir. Vergi Dava Dairesince de bu karara yöneltilen istinaf istemi reddedilmiştir.
Bu durumda Vergi Dava Dairesince, ara kararı üzerine tespit edilen ihale konusu işin yapıldığı bölgenin kentsel dönüşüm ve gelişim alanı olarak ilan edilmesi hususu ile 5393 sayılı Kanun'un 73. maddesinde öngörülen istisna hükmünün vergilendirme hatası kapsamında olayda uygulanıp uygulanamayacağı hususu değerlendirilmek ve ulaşılan sonuç gerekçelendirilmek suretiyle yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
Daire bu gerekçeyle kararı bozmuştur.
Bozma kararı üzerine verilen ... Bölge İdare Mahkemesi .... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı:
Uyuşmazlıkta "hata" sözcüğünden ve "yıkılarak yeniden yapılacak münferit yapılar" tanımlamasından neyin anlaşılması gerektiğinin yoruma muhtaç olup olmadığının saptanması ve ayrıca maddi olaya konu yapının bu saptamalara uygun "münferit yapı" kabul edilip edilemeyeceğinin belirlenmesi önem arz etmektedir.
"Hata" sözcüğünden, belli bir istenç veya eylemde amaçlananın dışında farklı bir sonucun elde edildiğinin ilk bakışta ve hemen anlaşılması durumunun kast edildiği sözlük bilgisi şeklinde yoruma ihtiyaç duyulmayacak kadar nettir. "Münferit" sözcüğünün ise, bir olayın veya düşüncenin kendine sıkı sıkıya bağlı özelliklerinin bulunduğu hususunu belirtmek için kullanıldığı açıktır.
O halde, "yıkılarak yeniden yapılacak münferit yapılar"dan anlaşılması gerekenin ne olduğunu tayin etmede, neye istinaden "münferit" olduğuna bakmak gerekmekte olup bu da yeni yapının eski yapının kendine has özelliklerini taşıyıp taşımadığına bağlıdır.
Dolayısıyla, kentsel dönüşüm ve gelişim alanı içerisinde icra edildiği belirtilen ihale konusu işin tamamının ya da içerdiği bazı yapıların eski binalara ait özelliklere bağlı kalınarak yapıldığı yönünde bir iddiada bulunulmamasının yanı sıra, bu işin, eski yapı veya yapılara ait özelliklere bağlı kalınmadan yapılması halinde de 5393 sayılı Kanun'un 73. maddesindeki kısmi istisnadan faydalanılabileceği sonucuna varmak yorum yapmadan ilk bakışta ve hemen elde edilebilecek bir sonuç değildir.
Bu durumda, mevzuatın ve işe konu önceki ve yeni yapıların durumunun yorumlanmasını gerektiren olayda, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun düzeltme ve şikâyet hükümlerinin uygulanması mümkün olmadığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Vergi Dava Dairesi ilk kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçeye ek olarak bu gerekçeyle istinaf istemini reddetmiştir.
Davacının temyiz istemini inceleyen Danıştay Dokuzuncu Dairesinin 09/03/2023 tarih ve E:2022/3261, K:2023/650 sayılı kararı:
5393 sayılı Belediye Kanunu'nun "Kentsel dönüşüm ve gelişim alanı" başlıklı 73. maddesinin gerekçesinde, sağlıksız ve hızlı kentleşmenin ülkemizin önemli sorunlarının başında geldiği, kentlerimizin özellikle ülkemizin batı bölgelerinde aşırı şekilde büyüdüğü fakat buna uygun sosyal imkanlarla donatılmadığı, büyük kentlerde trafik, hava kirliliği, yetersiz konut, çarpık yapılaşma, altyapı hizmetleri ve benzeri sorunların acilen çözüm beklediği, bu düşünceden hareketle büyükşehir belediyeleri ve nüfusu 50.000'in üzerinde olan belediyelerin kentin gelişimine uygun konut alanları, ticaret alanları, teknoloji parkları ve sosyal donatılar oluşturmak, kentin tarihi ve kültürel dokusunu korumak ve restore etmek amacıyla kentsel gelişim alanları ilan etme ve uygulayabilmelerine imkan vermenin kaçınılmaz olduğu, maddenin bu amaçla düzenlendiği belirtilmiştir.
Değinilen maddenin ve gerekçesinin birlikte değerlendirilmesinden, yeni yapının yapılacağı alanın kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanında yer alması ve bu alanda yer alan mevcut (eski) yapının yıkılarak yeni bir yapının inşa edilmesi koşullarının gerçekleşmesi halinde yapılacak bu yapılarla ilgili alınması gereken vergi, harç ve resmin dörtte üçünün tahsil edilmeyeceği, söz konusu kısmi istisnadan faydalanabilmek için başka bir koşulun öngörülmediği, inşa edilen yeni yapıların tamamının veya bazılarının yıkılan eski yapıların kendine has özelliklerini taşıması gerektiği yönünde bir kurala yer verilmediği anlaşılmaktadır. Ayrıca, sağlıksız ve hızlı kentleşmenin yol açtığı sorunları gidermek amacıyla ilan edilen kentsel dönüşüm ve gelişim alanlarında inşa edilecek yapılarda eski yapıların özelliklerine bağlı kalınması hususunun şart koşulmasının Kanun ile tanınan bir hakkın yorumla daraltılması anlamına geleceği de açıktır.
Dosyanın incelenmesinden, ihale konusu işin yapıldığı bölgenin kentsel dönüşüm ve gelişim alanı içerisinde bulunduğu, ihale kararı üzerine düzenlenen sözleşme uyarınca yıkım işlerinin gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır.
Dava konusu olayda 5393 sayılı Kanun'un 73. maddesinde öngörülen koşulların gerçekleşmesi nedeniyle damga vergilerinin 3/4'lük kısımlarının düzeltme ve şikâyet hükümleri kapsamında vergi hatası olarak değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bu durumda dava konusu işlemin, damga vergilerinin dörtte birine isabet eden kısmında hukuka aykırılık, damga vergilerinin dörtte üçüne isabet eden kısmında ise hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Daire bu gerekçeyle Vergi Dava Dairesi kararının, dava konusu işlemin damga vergilerinin dörtte üçüne isabet eden kısmına ilişkin hüküm fıkrasını bozmuş; diğer hüküm fıkrasını onamıştır.
... Bölge İdare Mahkemesi .... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararı:
Vergi Dava Dairesi aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle bozulan hüküm fıkrası yönünden ısrar etmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Danıştay Dokuzuncu Dairesinin kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçe uyarınca ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY:
Toplu Konut İdaresi Başkanlığı tarafından ihale edilen "Adıyaman Merkez 363 Adet Konut, 1 Adet Ticaret Merkezi ile Altyapı ve Çevre Düzenlemesi İnşaatı İşi" davacının uhdesinde kalmış, değinilen iş kapsamında hak ediş ödemeleri üzerinden hesaplanan damga vergileri kesinti yoluyla ödenmiştir.
Davacı tarafından, ödenen vergilerin iadesi istemiyle yapılan düzeltme başvurusunun reddi üzerine yapılan şikâyet başvurusunun reddine dair işlemin iptali ve söz konusu vergilerin faiziyle birlikte iadesi istemiyle dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
213 sayılı Kanun'un "Vergi hatası" başlıklı 116. maddesinde, "Vergi hatası, vergiye müteallik hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınmasıdır." kuralına yer verilmiştir. Kanun'un "Hesap hataları" başlıklı 117. maddesinde, matrah hataları, vergi miktarında hatalar ve verginin mükerrer olması hesap hataları olarak sayılmıştır. Kanun'un "Vergilendirme hataları" başlıklı 118. maddesinde ise mükellefin şahsında hata, mükellefiyette hata, mevzuda hata ve vergilendirme veya muafiyet döneminde hatanın vergilendirme hatalarını oluşturduğu belirtilmiştir.
Aynı Kanun'un "Düzeltme talebi" başlıklı 122. maddesinin birinci fıkrasında mükelleflerin, vergi muamelelerindeki hataların düzeltilmesini vergi dairesinden yazı ile isteyebileceği ifade edilmiştir. Kanun'un "Şikâyet yolu ile müracaat" başlıklı 124. maddesinin birinci fıkrasında, vergi mahkemesinde dava açma süresi geçtikten sonra yaptıkları düzeltme talepleri reddolunanların şikâyet yolu ile Maliye Bakanlığına müracaat edebileceği belirtilmiştir.
5393 sayılı Belediye Kanunu'nun "Kentsel dönüşüm ve gelişim alanı" başlıklı 73. maddesinin birinci fıkrasında belediyelerin, belediye meclisi kararıyla; konut alanları, sanayi alanları, ticaret alanları, teknoloji parkları, kamu hizmeti alanları, rekreasyon alanları ve her türlü sosyal donatı alanları oluşturmak, eskiyen kent kısımlarını yeniden inşa ve restore etmek, kentin tarihi ve kültürel dokusunu korumak veya deprem riskine karşı tedbirler almak amacıyla kentsel dönüşüm ve gelişim projeleri uygulayabileceği belirtilmiştir. Maddenin altıncı fıkrasının olay tarihinde yürürlükte bulunan halinde "Kentsel dönüşüm ve gelişim alanları içinde yer alan eğitim ve sağlık alanları hariç kamuya ait gayrimenkuller harca esas değer üzerinden belediyelere devredilir. Kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanlarında yıkılarak yeniden yapılacak münferit yapılarda ilgili vergi, resim ve harçların dörtte biri alınır." kuralına yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Kanun koyucu tarafından 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 116 ve devamı maddelerinde, anılan Kanun'da belirtilen vergi hatalarına yönelik ayrı ve sınırlı bir başvuru yolu olan düzeltme ve şikâyet yolu öngörülmüştür. Bu düzenlemeler ile Vergi Usul Kanunu'nun aradığı anlamdaki vergi hatalarının bulunması haline özgü olmak kaydıyla doğrudan vergilendirme işlemine karşı süresi içinde açılabilecek dava hakkından ayrı olarak zamanaşımı süresi içinde olmak koşuluyla düzeltme ve şikâyet yoluna başvurularak vergi hatasının düzeltilmesinin yetkili idari makamlardan istenebilmesine, başvurunun reddi halinde uyuşmazlığın yargı mercii önüne getirilebilmesine imkân tanınmaktadır.
Vergi Usul Kanunu'nun yukarıda yer verilen düzenlemeleri uyarınca, düzeltme ve şikâyet yoluna başvurulabilmesi için ileri sürülen hatanın hukuki yorum gerektirmeyecek şekilde açık ve net olarak belirlenebilmesi gerekmektedir. Diğer bir ifadeyle, düzeltme ve şikâyet konusu yapılabilecek vergi hataları, kendisinden düzeltme isteminde bulunulan idari makam veya uyuşmazlık halinde yargı mercii tarafından, Vergi Usul Kanunu'nun 3. maddesinde öngörülen yorum tekniklerine başvurulmadan ilk bakışta anlaşılabilecek nitelikte olan vergilendirme işlemlerindeki hatalardır. Uyuşmazlığın çözümünün maddi olayların değerlendirilmesi ve mevzuatın yorumlanmasını gerektirmesi halinde ise "vergi hatası"ndan değil "hukuki uyuşmazlık"tan bahsedilebilecektir. Dolayısıyla düzeltme ve şikâyet başvuruları sonucunda idari davaya konu olabilecek nitelikteki şikâyet başvurusunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılacak davalarda idari yargı merciinin denetim alanı, esas bakımından, uyuşmazlıkta tespiti hukuki yorum gerektirmeyen açık bir vergi hatasının bulunup bulunmadığı ve bu kapsamda idarenin başvuruyu reddetmesinin hukuka uygun olup olmadığıyla sınırlıdır.
Uyuşmazlık konusu olayda davacının uhdesinde kalan iş nedeniyle ödenen damga vergilerinin, 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 73. maddesinin altıncı fıkrasında belirtilen kısmi istisna kapsamında bulunup bulunmadığının belirlenebilmesi için öncelikle anılan hükümde yer alan "yıkılarak yeniden yapılacak münferit yapılar" tanımlamasından neyin anlaşılması gerektiğinin saptanması ve maddi olaya konu yapıların bu saptamalara uygun "münferit yapı" kabul edilip edilemeyeceğinin belirlenmesi önem arz etmektedir.
Ayrıca, 5393 sayılı Kanun'un 73. maddesinde kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanlarında yıkılarak yeniden yapılacak münferit yapılarda ilgili vergi, resim ve harçların dörtte birinin alınacağı belirtilmekle birlikte yapılara ilişkin ihale kararı, sözleşme ve hak edişlerle ilgili kağıtların istisna kapsamında olup olmadığı hususunda bir açıklık bulunmamakta olup bu hususun da yorumlanarak açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Dolayısıyla, uyuşmazlığa konu iş nedeniyle 5393 sayılı Kanun'un 73. maddesindeki kısmi istisnadan faydalanılabileceği sonucuna varmak, yorum yapmadan ilk bakışta ve hemen elde edilebilecek bir sonuç değildir.
Bu nedenle, mevzuatın ve işe konu önceki ve yeni yapıların durumunun ve istisnanın hangi durumlara ilişkin olduğunun yorumlanmasını gerektiren olayda, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun düzeltme ve şikâyet hükümlerinin uygulanması mümkün değildir.
Dolayısıyla, davacı tarafından ileri sürülen iddialar ancak tahakkuk ettirilen vergiye karşı süresi içinde açılacak bir davada dikkate alınabilecektir.
Bu durumda, hukuki ihtilaf niteliğindeki dava konusu uyuşmazlığın vergi hatası kapsamında değerlendirilmesi mümkün olmadığından, temyize konu ısrar kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1- Davacının, ... Bölge İdare Mahkemesi .... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararına yönelik temyiz isteminin REDDİNE,
2- Davacıdan 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun ilgili hükümleri ve Kanun'a ek (3) sayılı Tarife uyarınca maktu harç alınmasına,
3- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine,
02/10/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
X - KARŞI OY :
Temyiz isteminin kabulü ile ısrar kararının Danıştay Dokuzuncu Dairesinin kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçe uyarınca bozulması gerektiği oyu ile karara katılmıyoruz.