İçtihatDanıştayDava Dairesi
Danıştay Dava Dairesi · E. 2024/2667 · K. 2024/3464
- Esas No
- 2024/2667
- Karar No
- 2024/3464
- Karar Tarihi
- 23.09.2024
Karar Metni
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2024/2667 E. , 2024/3464 K.
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2024/2667
Karar No:2024/3464
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... A.Ş. (E-Tebligat)
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği (E-Tebligat)
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından, Hazine Müsteşarlığı ile GSM şirketleri arasında imzalanan "Müsteşarlık Hizmet Binasında GSM Alt Yapısının Güçlendirilmesine İlişkin Protokol" gereği Ankara ili, Çankaya ilçesi, ... Mahallesi'nde bulunan ... ada, ... parsel numaralı taşınmaz üzerindeki Müsteşarlık hizmet binası içindeki baz istasyonunun kurulduğu 2 m²'lik alanın davacı şirket tarafından 22/05/2014-31/05/2016 tarihleri arasında kullanımına yönelik tahakkuk ettirilen 162.192,00-TL'nin ödenmesi gerektiğinin bildirimine ilişkin Ankara Valiliği Defterdarlık Milli Emlak Dairesi Başkanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K.... sayılı kararda; dava konusu kullanım bedelinin konu edildiği yerin Maliye Hazinesi mülkiyetinde olduğu, bu durumda kiralama ve kullanım izni verilmesinin Milli Emlak Genel Müdürlüğü tarafından yapılmasının gerektiği, davacı tarafından kullanımın dayanağı olarak ortaya koyulan "Müsteşarlık Hizmet Binasında GSM Alt Yapısının Güçlendirilmesine İlişkin Protokol" başlıklı sözleşmenin ise açık bir kiralama ilişkisi içermediği, kiralamanın ancak Milli Emlak Genel Müdürlüğü veya bu konuda verilen açık yetki çerçevesinde ilgili idarece yapılabileceği, davacı şirketinin kullanımının ise buna uygun olmadığının görüldüğü;
Bu itibarla, uyuşmazlık konusu alanın 22/05/2014-31/05/2016 tarihleri arasında kiralama olmaksızın kullanımı nedeniyle 162.192,00-TL kullanım bedeli tahakkukuna ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12. İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, kullanım bedeli talep edilebilmesinin yasal unsurlarının oluşmadığı, dava konusu işlemin ecrimisil ihbarnamesi değil, kullanım bedeli tahakkukuna ilişkin idari işlem olduğu, Mahkeme kararında ecrimisile ilişkin mevzuatın gerekçe olarak gösterildiği ve bu mevzuata göre kullanım bedeli talep edilebileceğine hükmedildiği, ancak ecrimisil ve kullanım bedeli birbirinden tamamen farklı düzenlemeler olduğu gibi bunların şartlarının da farklı olduğu, uyuşmazlık konusu bedelin fahiş olduğu iddiaları hakkında keşif ve bilirkişi incelemesinin yapılmadığı, Mahkeme kararında bedelin fahiş olduğu iddiaları hakkında herhangi bir açıklamaya da yer verilmediği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, dava konusu taşınmazın Hazine Müsteşarlığı hizmet binası içerisinde yer alması sebebiyle tahsisli idarenin bilgisi dışında bir işgal ve fuzuli şagilden söz edilemeyeceği, ayrıca 22/05/2014-31/05/2016 tarihleri arasında 740 günlük kullanım için ihale komisyon kararında tespit edilen bedel üzerinden kullanım bedeli hesaplanmasında mevzuata aykırılık bulunmadığı, Bölge İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
USUL YÖNÜNDEN:
MADDİ OLAY:
Ankara ili, Çankaya ilçesi, ... Mahallesi'nde bulunan ... ada, ... parsel numaralı taşınmaz üzerindeki Müsteşarlık binasında GSM alt yapısının güçlendirilmesine ilişkin davacı şirketin de aralarında yer aldığı GSM şirketleri ile Hazine müsteşarlığı arasında 22/05/2014 tarihli "Müsteşarlık Hizmet Binasında GSM Alt Yapısının Güçlendirilmesine İlişkin Protokol" imzalanmıştır. Anılan protokole istinaden, davacı şirket tarafından Müsteşarlık binasında, bina içi baz istasyonu kurulmuştur.
Hazine Müsteşarlığı'nın ... tarih ve E... sayılı yazısı ile protokole ilişkin süreç belirtildikten sonra bina içi baz istasyonunun kurulduğu alanın kiraya verilip verilmeyeceğinin değerlendirmesi gerektiğinin davalı idareye bildirilmesi üzerine davalı idarece davacı şirkete gönderilen 29/02/2016 tarih ve 17465 sayılı yazıyla, söz konusu alanın 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 51/g maddesi uyarınca pazarlık usulüyle kiraya verileceği belirtilerek davacı şirket anılan ihaleye davet edilmiştir. Bunun üzerine davacı şirketçe, tahmin edilen yıllık kira bedelinin yüksek olduğu belirtilerek konunun yeniden değerlendirilmesi davalı idareden talep edilmiştir.
Davalı idare tarafından, konu tekrar değerlendirilmiş ve davacı şirkete ... tarih ve ... sayılı ihaleye davet yazısı gönderilmiştir.
24/05/2016 tarihinde gerçekleştirilen ihaleye iştirak eden olmadığından ihale komisyonu kararıyla dosyanın ihale birimine iadesine karar verilmiştir.
Davacı şirket tarafından, 31/05/2016 tarihinde müsteşarlık hizmet binasındaki baz istasyonu sisteminin sökülmesi üzerine davalı idarece tesis edilen ... tarih ve ... sayılı dava konusu işlem ile bina içi baz istasyonunun kurulduğu alanın davacı şirketçe kullanımına yönelik 22/05/2014-31/05/2016 tarihleri arasındaki dönem için hesaplanan 162.192,00-TL kullanım bedelinin 30 gün içinde ödenmesi, aksi takdirde bu bedelin yasal yollardan tahsili için işlem başlatılacağı davacı şirkete bildirilmiştir.
Anılan yazıya karşı davacı şirket tarafından 14/07/2016 tarihli dilekçe ile, idarenin kullanım bedeli talep etme hakkının bulunmadığı ve tahakkuk ettirilen kullanım bedelinin fahiş olduğu ileri sürülerek itiraz edilmiştir. Davalı idarenin ... tarih ve ... sayılı yazısında, tahakkuk ettirilen kullanım bedeli hususunda herhangi bir yanlışlığın olmadığı, söz konusu bedelin idareye ödenmesinin gerektiği, aksi takdirde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu çerçevesinde haksız fiil veya sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre hükmen tahsilinin sağlanacağı bildirilmiştir.
Bunun üzerine, davacı şirket tarafından kullanım bedeli tahakkuk ettirilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Kapsam ve nitelik" başlıklı 1. maddesinin birinci fıkrasında, "Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerinin görevine giren uyuşmazlıkların çözümü, bu Kanun'da gösterilen usullere tabidir."; "Görevli olmayan yerlere başvurma" başlıklı 9. maddesinde, "1. Çözümlenmesi Danıştayın, idare ve vergi mahkemelerinin görevlerine girdiği hâlde, adli yargı yerlerine açılmış bulunan davaların görev noktasından reddi halinde, bu husustaki kararların kesinleşmesini izleyen günden itibaren otuz gün içinde görevli mahkemede dava açılabilir. Görevsiz yargı merciine başvurma tarihi, Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine başvurma tarihi olarak kabul edilir.
2. Adli yargı yerlerine açılan ve görevsizlik sebebiyle reddedilen davalarda, görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra birinci fıkrada yazılı otuz günlük süre geçirilmiş olsa dahi, idari dava açılması için öngörülen süre henüz dolmamış ise bu süre içinde idari dava açılabilir."; "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" başlıklı 14. maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendinde, dava dilekçelerinin görev ve yetki yönünden ilk incelemeye tabi tutulacağı; "İlk inceleme üzerine verilecek karar" başlıklı 15. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde ise, "adli yargının görevli olduğu konularda açılan davaların reddine karar verileceği" kuralları yer almaktadır.
HUKUKÎ DEĞERLENDİRME:
Görev, bir davanın konusu itibarıyla hangi mahkeme tarafından görüleceğinin belirlenmesine ilişkindir. 2577 sayılı Kanun'un 14. ve 15. maddeleri uyarınca görev ve yetki ilk inceleme aşamasında gözetilecek hususlardan olup, adli yargının görevli olduğu konularda açılan davaların reddine, idari yargının görevli olduğu konularda ise görevli veya yetkili olmayan mahkemeye açılan davanın görev veya yetki yönünden reddedilerek dava dosyasının görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesine karar verilir.
Bu nedenle, davanın idari bir dava olup olmadığının tespit edilmesi gerekmektedir. Bu hususta, adli-idari yargı görev ayrımının kıstaslarının araştırılması önem arz etmektedir. Zira, söz konusu kıstasların neler olduğu mer'i mevzuatımızda düzenlenmemiştir. Ancak, doktrinde kabul edilen bazı kıstaslar mevcuttur. Bu kıstaslardan biri de, maddi olaya uygulanacak kanunun niteliğidir. Eğer uyuşmazlık konusu olaya uygulanması gereken kanun, kamu hizmetlerinin ihdas ve yürütülmesi ile ilgiliyse davanın idari yargının görevinde olduğu anlaşılmaktadır (Aydın H. Tuncay, Orhan Özdeş, Recep Başpınar, Yüzyıl Boyunca Danıştay, 1968, Ankara, s. 652).
Gerek öğretide gerekse yargı kararlarında idarenin idari fonksiyonuna girdiği kabul edilen işlem ve eylemleri ile sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıkların idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği ifade edilmektedir. Ancak idarenin her tür işlem ve eyleminden kaynaklanan uyuşmazlıkların idari yargının görev alanına girdiği de söylenemeyecektir. İdarenin kimi eylem ve işlemlerinin yargısal denetimi, kanun koyucunun açık düzenlemesi sonucu adli yargıya tabi kılınabilir. Mahkemenin önüne gelen bir davada esas incelemesi yapıp karar verebilmesi için, o davaya bakma konusunda görevli ve yetkili olması gerekmektedir. Başka bir ifadeyle mahkemeler, görevine girmeyen konuda karar veremeyeceği gibi, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan da kaçınamaz (Anayasa, m. 36). Bir uyuşmazlık açısından hangi mahkemenin görevli olacağı hususu kamu düzenindendir ve bu husus kanunla belirlenir.
2577 sayılı Kanun'un 2. maddesinde, "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlığı altında idari dava türleri, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları; idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları ve tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar şeklinde düzenlenmiştir. Bu bakımdan idari yargının görev alanını belirleme açısından kanun koyucu, idari işlem, idari eylem ve idari sözleşme gibi daha teknik ve somut kavramlara Kanun'da yer vermiştir. Uyuşmazlık Mahkemesi, özellikle idarenin gerçekleştirdiği işlem ve eylemler açısından idari yargının görevli olduğuna karar verebilmek için söz konusu işlem veya eylemde kamu gücünün ya da kamusal bir ayrıcalığın kullanılıp kullanılmadığını araştırmakta; diğer bir ifadeyle idari işlem yahut idari bir eylem olup olmadığına dikkat etmekte ve buna göre yargı yolunu belirl...tedir.
Uyuşmazlık Mahkemesi, önüne gelen uyuşmazlıklar ile ilgili olarak görevli yargı yolunu belirlerken, söz konusu idarî işlemi gerçekleştiren kurumun hukukî statüsünün yanı sıra, işlemin kamu gücüne dayanıp dayanmadığını esas olarak araştırmaktadır. Uyuşmazlık Mahkemesi, önüne gelen uyuşmazlık açısından idarenin kamu gücüne dayalı, tek taraflı bir idarî işleminin bulunması durumunda, uyuşmazlığın idari yargı düzeninde görüleceğine ilişkin pek çok karar vermiş, bu noktada idari işlem kavramını yargı düzenini belirleme açısından bir ölçüt olarak benimsemiştir. Mahkeme, söz konusu kavramı, "kamu idarelerinin kamu hizmetlerinin yürütülmesi sırasında tek yanlı irade açıklamalarıyla kamu hukuku esaslarına dayanarak ilgililerin hukuki durumlarını etkileyecek şekilde yaptıkları işlemler" şeklinde tanımlamış; bu bakımdan idari işlemin unsurlarına ilişkin öğreti ile benzer bir tanıma yer vermiştir. Mahkemenin vurguladığı bu tanım neticesinde idarenin re'sen, kamu gücünü kullanarak ve tek taraflı bir işlem tesis etmesi yeterli olup, bu bakımdan işlemin muhatabı olan kişinin herhangi bir açıklamada bulunması da gerekm...tedir.
Uyuşmazlık Mahkemesi, kamu idare ve kurumlarının, hizmetlerinin yürütülmesi sırasında tek yanlı irade açıklamalarıyla kamu hukuku esaslarına dayanarak ilgililerin hukukî durumlarını etkileyecek şekilde yaptıkları işlemleri idari işlem; görev ve yetki alanlarına giren konularda hukuka uygun olarak yaptığı fiiller ile bu görevleriyle ilgili hareketsiz kalmalarını ise idarî eylem olarak tanımlamaktadır (Uyuşmazlık Mahkemesi, E:2016/507, K:2017/11, Karar Tarihi: 20/02/2017).
Uyuşmazlık konusu olayda, dava konusu işlem ile davacı şirketten ödenmesi istenilen kullanım hakkı bedelinin, davacı şirket ile Hazine Müsteşarlığı arasında 22/05/2014 tarihinde imzalanan protokol kapsamında, Müsteşarlık binasında kurulan bina içi baz istasyonunun bulunduğu alanın davacı şirketçe 22/05/2014-31/05/2016 tarihleri arasında kullanımına yönelik olduğu ve uyuşmazlığın kaynağının anılan protokol hükümleri olduğu anlaşılmaktadır.
Öte yandan, davalı idarenin 09/11/2016 tarihli savunma dilekçesinde, davacı şirketten ödenmesi istenilen bedelin, ecrimisil niteliğinde olmadığı belirtilmiştir.
Bu kapsamda, davacı şirket ile Hazine Müsteşarlığı arasında özel hukuk hükümleri çerçevesinde imzalanan, her iki tarafa karşılıklı edimler yükleyen protokolden kaynaklanan davada, adli yargı mercilerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, uyuşmazlığın görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu hususu gözetilerek davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında usul hükümlerine uygunluk bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin kabulüne;
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E..., K:... sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 23/09/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.