İçtihatDanıştay
Danıştay Kararı · E. 2024/314 · K. 2024/3809
- Esas No
- 2024/314
- Karar No
- 2024/3809
- Karar Tarihi
- 06.06.2024
Karar Metni
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/314 E. , 2024/3809 K.
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2024/314
Karar No : 2024/3809
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Valiliği
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) :
1- ... Mahallesi Muhtarlığı
2- ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Samsun İli, Tekkeköy İlçesi, ... Mahallesi sınırları içerisinde Tekkeköy Belediye Başkanlığı tarafından yapılması planlanan "ER:... (HÜİB NO: ...) Numaralı II-A Grubu Bazalt (Mıcır) Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi" projesiyle ilgili olarak Samsun Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünce verilen ... tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir" kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; uyuşmazlığın çözümü amacıyla çevre mühendisi, maden mühendisi, jeoloji mühendisi, orman mühendisi ve ziraat mühendisinden oluşan bilirkişi heyetiyle yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporundaki tespitlerle ile dava dosyası içerisinde yer alan tüm bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde, proje tanıtım dosyasında (PTD) yapılan incelemelerde proje alanında su kaynakları yönünden "Çevredeki yerleşim birimlerinin içme ve sulama suyu ihtiyaçlarının karşılandığı kaynak suyu, su sondaj kuyusu veya keson kuyu bulunması durumunda, bu su kaynaklarının debilerinin azalmaması, kimyasal veya fiziksel yönden kirlenmemesi için işletmeci tarafından her türlü önlem alınacak, su kaynaklarının kullanım hakları korunmalı ve bu konularda çıkartılmış ilgili kanun ve yönetmelik hükümlerine mutlak suretle uyulacaktır.’’ şeklinde teorik ve genel ifadeler dışında hiçbir bilginin, çalışmanın, haritalandırmanın, sondaj-araştırma (deney) kuyusu vb. alansal morfolojik çalışmanın yer almadığı, proje alanındaki hammadde (Bazalt) rezervinin oldukça geniş bir alana yayılmış olduğu, benzer özellikteki hammaddenin geniş bir bölgede varlığı proje alanı olarak belirlenmiş dava konusu alan için ‘proje alternatiflerinin’ su kaynakları (yüzey-yer altı), toz, gürültü başta yerleşim alanlarından uzak olması, tesis sahasının görüş ve etki alanı içinde yerleşim yerlerinin mevcudiyeti ve mesafesi olarak çevresel etkileri yönünden incelenmediği, madencilik açısından dava konusu sahanın malzeme yapısı itibarıyla alternatifi olmayan saha konumunda değerlendirilmediği, PTD'de arıcılık ve yöre hayvancılığı için önemli olan floraya ait arazi çalışmalarının yapılmadığı, yapılan değerlendirmelerin tamamının literatür bilgilerine dayandırıldığı, bazalt taşının bölgede yaygın olarak bulunmakta olduğu, madenin orman dışı alanlar, bozuk yapıda orman alanları ve yerleşim yerleri uzağından da temininin mümkün olduğu, II-A grubu maden için incelemeye konu orman alanının projeye tahsisinin “üstün kamu yararı” koşulunu sağlamadığı, proje alanı içinde bulunan flora ve faunanın sağlıklı biçimde tespit edilmediğinin PTD'de açıkça belirtildiği, PTD'yi hazırlayan çalışma grubu içinde bitki ve yaban hayvanları konularında uzmanın bulunmadığı, heyetin, çevre, maden ve jeoloji mühendislerinden teşekkül ettiği, proje kapsamında flora ve faunayla ilgili herhangi bir uzman raporunun da alınmamış olduğu, bu nedenlerle PTD'nin doğal bitki ve hayvan varlığının tespiti bakımından yetersiz olduğu, toz oluşumunun tarımsal ve hayvancılık faaliyetleri ile ormancılık açısından dava konusu proje özelinde PTD'ye göre 170 m mesafede ve daha uzakta bulunan yerleşimler baz alınarak yapıldığı, fakat alanın batısında bulunan yerleşimler ile arasında herhangi bir toz kesici tepe, orman vb. bir yapının olamamasından dolayı tozlanmanın olumsuz çevresel etkilerinin olabileceği, proje alanının floristik yapısı dikkate alındığında bu etkilerin toz indirgeme sistemi, spreyleme ve savurma yapmama gibi yöntemlerle azaltılabilse de, kabul edilebilir sınırlarda olmasının mümkün olmayacağı, proje alanına 170 m mesafedeki ev için 62,16 dB’lik teorik değerin 65 dB’lik sınır değere yakınlığı göz önüne alındığında, gürültü düzeylerinin de işletme sırasında ölçülerek/belirlenerek teorik değerlerle karşılaştırmalarının gerçek düzeylerin değerlendirilebilmesi adına uygun ve gerekli olacağı, proje alanındaki yerleşim yerlerinin yakınlığı nedeniyle proje faaliyetleri sonucu oluşacak gürültü etkilerinin alınacak önlemlerle bile çevresel etkilerinin kabul edilebilir sınırlarda kalmayacağı, bu nedenle "ÇED Gerekli Değildir" kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, Mahkemece bilirkişi raporuna yönelik itirazlar dikkate alınarak yeni bir bilirkişi raporu alınması gerekirken, eksik inceleme ile karar verildiği, nitekim bilirkişi raporunda proje sahası, proje güzergahı, proje alanının topografik yapısının çevreye olan etkileri ve taahhüt edilen önlemler, toz emisyonunun tarım alanlarına olan etkileri, gürültü, hava şoku gibi yönlerden bilimsel olmayan değerlendirmelerin yapıldığı, dolayısıyla bu hususlar açıklığa kavuşturulmaksızın verilen Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının aşağıda verilen gerekçe ile bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Tekkeköy Belediye Başkanlığı tarafından, Samsun İli, Tekkeköy İlçesi, ... Mahallesi sınırları içerisinde ER:... numaralı sahada "II-A Grubu Bazalt (Mıcır) Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi" projesinin yapılması planlanmış, hazırlanan PTD davalı idareye sunulmuş, ilgili kurumlardan alınan görüşler dikkate alınarak, davalı idarece ... tarih ve ... "ÇED Gerekli Değildir" kararı verilmiştir.
Bunun üzerine, anılan kararın iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesinde, "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." hükmü yer almakta olup, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin "Adil yargılanma hakkı" başlıklı 6. maddesinin (1) fıkrasında da, herkesin medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar konusunda bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme hakkına sahip olduğu belirtilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Vergi Usul Kanununun uygulanacağı haller" başlıklı 31. maddesinde; "Bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda; hakimin davaya bakmaktan memnuiyeti ve reddi, ehliyet, üçüncü şahısların davaya katılması, davanın ihbarı, tarafların vekilleri, feragat ve kabul, teminat, mukabil dava, bilirkişi, keşif, delillerin tespiti, yargılama giderleri, adli yardım hallerinde ve duruşma sırasında tarafların mahkemenin sukünunu ve inzibatını bozacak hareketlerine karşı yapılacak işlemler ile elektronik işlemlerde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygunlanır." hükmüne yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 27. maddesinde; "1) Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. 2) Bu hak; a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, b) Açıklama ve ispat hakkını, c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerir." hükmüne, 66. maddesinde; "Üçüncü kişi, davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan taraf yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla, tahkikat sona erinceye kadar, fer’î müdahil olarak davada yer alabilir." hükmüne, 67. maddesinde; "(1) Müdahale talebinde bulunan üçüncü kişi, yanında katılmak istediği tarafı, müdahale sebebini ve bunun dayanaklarını belirten bir dilekçeyle mahkemeye başvurur. (2) Müdahale dilekçesi, davanın taraflarına tebliğ edilir. Mahkeme, gerekirse taraflarla birlikte üçüncü kişiyi de dinlemek üzere davet eder, gelmeseler dahi müdahale talebi hakkında karar verir." hükmüne, 68. maddesinde; "(1) Müdahale talebinin kabulü hâlinde müdahil, davayı ancak bulunduğu noktadan itibaren takip edebilir. Müdahil, yanında katıldığı tarafın yararına olan iddia veya savunma vasıtalarını ileri sürebilir; onun işlem ve açıklamalarına aykırı olmayan her türlü usul işlemlerini yapabilir. (2) Mahkeme, katıldığı noktadan itibaren, taraflara bildirilen işlemleri müdahile de tebliğ eder." hükmüne, 69. maddesinde; "(1) Müdahilin de yer aldığı asıl davada hüküm, taraflar hakkında verilir." hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Yukarıda belirtlen mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; davaya müdahaleyi, görülmekte olan davada, hakkı davanın sonucuna bağlı olan kişinin kendi hukuki yararını korumak için, davanın tarafı olmadan, davayı kazanmasında yararı bulunan tarafın yanında ve ona yardımcı olarak davaya müdahalesine imkan veren bir hukuki kurum olarak tanımlamak mümkündür.
İdarenin işlem ve eylemlerinin hukuka uygunluk denetiminin yapıldığı idari yargıda görülmekte olan davalar yönünden de uyuşmazlık konusu üzerinde hak iddia eden ya da davanın taraflarından birinin davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan üçüncü kişilerin davaya sadece şeklen değil etkili bir şekilde katılımının sağlanması, adil yargılanma hakkının güvencelerinin sağlanabilmesi için önemli bir müessesedir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Menemen Minibüsçüler Odası/Türkiye kararında, yargıya erişim hakkı veya diğer bir deyimle hukuk davası açma hakkının, AİHS'nin 6. maddesinin "yargılanma hakkı" ile ilgili birinci fıkrasının yalnızca bir yönünü oluşturduğu, erişim hakkının etkin olabilmesi için, haklarına müdahale edilen bir kimsenin açık ve kesin bir şekilde bu işleme itiraz edebilmesi ve mahkemece tartışılabilmesi ve incelenmesi gerektiği, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 31. maddesinin mahkemeye erişim hakkını doğrudan etkilediğine işaret etmiştir.
Bu çerçevede başvuruyu değerlendiren AİHM, ulusal mahkemelerin 2577 sayılı Kanunun 31. maddesindeki gereklilikleri yerine getirmede başarı sağlayamamalarının başvurucuyu hak ve yükümlülüklerini doğrudan etkileyen uyuşmazlıkla ilgili olarak dinlenilmekten alıkoyduğu ve başvurucunun mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır. (Menemen Minibüsçüler Odası/Türkiye, § 27)
Dosyanın incelenmesinden; Tekkeköy Belediye Başkanlığı tarafından Samsun İli, Tekkeköy İlçesi, Bakacak Mahallesi sınırları içerisinde "II-A Grubu Bazalt (Mıcır) Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi" projesinin yapılmasının planlandığı, söz konusu projeyle ilgili verilen ... tarih ve ... sayılı "ÇED Gerekli Değildir" kararının iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı, Mahkemece 01/12/2022 tarihli kararda keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, sonrasında dosyaya sunulan bilirkişi raporunun hükme esas alınması suretiyle dava konusu ÇED Gerekli Değildir kararının iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta; dava konusu projeyi gerçekleştirecek olan Tekkeköy Belediye Başkanlığının, davanın sonucundan doğrudan etkileneceği ve hakkının davanın sonucuna bağlı olduğu dikkate alındığında, İdare Mahkemesince anılan belediyeye adil yargılanma hakkı kapsamında davacıların iddialarına karşı itirazlarını sunma ve delilleri toplamasına imkan sağlayacak bir zamanda davanın ihbar edilmesi gerekirken, bu hususa uyulmayarak usul hükümlerine aykırı davranıldığı sonucuna varılmıştır.
Bu durumda; İdare Mahkemesince proje sahibi Tekkeköy Belediye Başkanlığına davanın ihbar edilmesi gerekmekte olup, anılan belediyenin davalı yanında müdahil olması durumunda, bilirkişi raporunun tebliğ edilerek ve itirazlarını bildirebilmesi için süre verilerek, gerek davalı yanında müdahilin bilirkişi raporuna yönelik muhtemel itirazlarının, gerekse davalı idarenin temyiz dilekçesinde ileri sürülen itirazlarının değerlendirilmesi ve gerekirse ek bilirkişi raporunun alınması veya yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması suretiyle uyuşmazlık esası hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, dava konusu işlemin iptaline ilişkin temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 06/06/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.