İçtihatDanıştayAltıncı Dairesi
Danıştay Altıncı Dairesi · E. 2024/397 · K. 2024/839
- Esas No
- 2024/397
- Karar No
- 2024/839
- Karar Tarihi
- 22.04.2024
Karar Metni
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/397 E. , 2024/839 K.
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2024/397
Karar No : 2024/839
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Kooperatifi
VEKİLİ: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALILAR): 1-...
2-... Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: Danıştay Altıncı Dairesinin 11/10/2023 tarih ve E:2022/5251, K:2023/7335 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Rize ili, Merkez ilçesi, Muradiye Beldesi sınırları içerisinde bulunan ve karar eki harita ile listede sınır ve koordinatları gösterilen sahalarda yer alan özel mülkiyete konu taşınmazların, bölgede meydana gelen sel ve heyelan afeti nedeniyle ihtiyaç duyulan yapılaşmanın ivedilikle gerçekleştirilmesi amacıyla Toplu Konut İdaresi Başkanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 19/08/2021 tarih ve 31573 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 18/08/2021 tarih ve 4379 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın, Rize ili, Merkez ilçesi, Muradiye Beldesi, ... Mahallesi, ... ada ... parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 11/10/2023 tarih ve E:2022/5251, K:2023/7335 sayılı kararıyla;
Anayasa'nın 35. maddesi; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin Ek 1 Nolu Protokolü'nün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesi; 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 3., 5., 6. ve 27. maddelerine yer verilerek,
Acele kamulaştırma kararına yönelik yapılacak incelemede, nihai olarak taşınmazın kamuya devrinin gerçekleşmesi planlandığından, öncelikle acele kamulaştırma yoluyla el konulmak istenilen taşınmazın kamusal bir amaca -plan, proje ve bu konuda yetkili makamlarca alınan kamu yararı kararı gibi- özgülendiğinin ortaya konulması gerektiği; burada acele kamulaştırma işleminin kurucu unsuru olan kamu yararının bulunup bulunmadığı hususu ile sınırlı olarak inceleme yapılacak olup, kamu yararının hukuka uygun olup olmadığına ilişkin incelemenin ise olağan kamulaştırma sürecine ilişkin işlemlere -kamu yararı/kamulaştırma kararı, proje vb.- karşı ilk derece yargı yeri olarak İdare Mahkemesinde açılacak davalarda yapılacağının tabii olduğu,
Dosyanın incelenmesinden; Rize ili, Muradiye Beldesinde yaşanan sel ve heyelan afeti nedeniyle, bölgede ihtiyaç duyulan yapılaşmaların gerçekleştirileceği sahaların kamulaştırılması işlemlerinin bir an önce sonuçlandırılarak gerekli yapılaşmanın ivedilikle sağlanması amacıyla, dava konusu taşınmazı da içeren bölgenin acele kamulaştırılmasında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca kamu yararı görülmesi üzerine, dava konusu işlemin tesis edildiği; ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... tarih ve E:... D. İş, K:... sayılı kararıyla acele el konulmasına karar verilen dava konusu taşınmaz için acele kamulaştırma bedeli olarak tespit edilen 456.517,80-TL'nin bankaya bloke edildiği; ... Asliye Hukuk Mahkemesinin E:... sayılı dosyası üzerinden taşınmaza ilişkin bedel tespit ve tescil davasının açıldığı; Dairelerinin ... ve ... tarihli ara kararlarına davalı Toplu Konut İdaresi Başkanlığı tarafından verilen 02/02/2023 ve 28/03/2023 tarihli cevaplarda, davacıya ait ruhsatsız yapının afet sürecinde çay alım evi ihtiyacını yeterince karşılayamadığı, yeni çay alım evine acil ihtiyaç duyulduğunun bölge yöneticileri ve sakinlerince belirtilmesi üzerine, davacı kooperatife ait ruhsatsız yapının yerine bölge ihtiyaçlarını karşılayacak, modern bir çay alım evinin yapıldığının, söz konusu yapının imar planında "Belediye Hizmet Alanı" olarak belirlendiğinin ve dava konusu taşınmazın kamulaştırılmasının "100 Bin Yeni Konut Projesi" ile ilgisinin bulunmadığının belirtildiği; Dairelerinin 22/02/2023 tarihli ara kararına, dava dışı Muradiye Belediye Başkanlığı tarafından verilen 31/03/2023 tarihli cevapta ise, dava konusu parselin yürürlükteki en son 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı ile 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planında "Belediye Hizmet Alanı" olarak gösterildiğinin belirtildiği,
Dava konusu işlemle gerçekleştirilmesi planlanan yapılaşmanın, bölgede meydana gelen sel ve heyelan afeti nedeniyle ortaya çıkan ihtiyaçtan kaynaklandığı, söz konusu afetin yarattığı olumsuz koşulların bertaraf edilmesi, afetten etkilenen bölgelerde fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerinin teşkil edilmesi için ihtiyaç duyulan yapılaşmaların sağlanmasında kamu yararının ve acele kamulaştırma kararı verilmesinin koşullarından olan acelelik halinin bulunduğu sonucuna varıldığı,
Öte yandan, her ne kadar davacı tarafından, çay alım evi inşasının TOKİ'nin görev ve yetkileri arasında bulunmadığı ileri sürülmüş ise de, Toplu Konut Kanunu hükümlerinde, doğal afet meydana gelen bölgelerde gerek görüldüğü
takdirde konut ve sosyal donatıları alt yapıları ile birlikte inşaa etmenin, Toplu Konut İdaresi Başkanlığının görevleri arasında düzenlendiği ve olayda, sel ve heyelan afetinin yaşandığı Rize ilinin kendine özgü coğrafi özellikleri dolayısıyla, bölgede yaygın şekilde çay tarımıyla uğraşıldığı göz önünde bulundurulduğunda, afetten etkilenen bölgede geçimini çay tarımıyla sağlayan yöre halkı açısından, Rize'de yaygın olarak kurulduğu bilinen, çay alım-satım işlemlerinin gerçekleştirildiği çay alım evlerinin inşa edilmesinin, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nda belirtilen "bölgede meydana gelen sel ve heyelan afeti nedeniyle ihtiyaç duyulan yapılaşma" kapsamında değerlendirilebileceği ve anılan karar doğrultusunda, afet bölgelerinde konut ve sosyal donatıları alt yapıları ile birlikte inşa etmekle görevli olan TOKİ tarafından, afetzedelerin ihtiyaç duyduğu konutların yanı sıra, çay alım evlerinin de inşa edilebileceği sonucuna ulaşıldığından, söz konusu iddiaya itibar edilmediği,
Bu durumda; davacının taşınmazının, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nın eki kamulaştırma haritası ile koordinat listesi kapsamında olduğu ve bölgede yaşanan sel ve heyelan afeti nedeniyle ortaya çıkan yapılaşma ihtiyacının giderilmesinde acelelik halinin bulunduğu sonucuna varıldığından, anılan Kararın davacının taşınmazına ilişkin kısmında hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle,
davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, acele el koyma işlemi yapılmadan önce de binanın çay müstahsili tarafından yaş çay alım yeri olarak kullanıldığı, bununla birlikte kooperatif üyelerinin kooperatifin karsız gübre satışından faydalanmaktayken, gelinen noktada artık kooperatifin faaliyetini yürütmesinin mümkün olmadığı; gerek davalı idarenin savunma dilekçesinde, Karadeniz bölgesinde yaşanan afet riskleri sebebiyle konut ihtiyacının olduğunu, bu sebeple acele kamulaştırma işlemlerinin gerçekleştiğini beyan etmiş olmasına, gerekse de, uzlaşma görüşmesi davet mektubunda meydana gelen sel ve heyelan nedeniyle afete maruz kalan bölgede ihtiyaç duyulan konutların yapılacağı, bu sebeple acele kamulaştırma yolunun tercih edildiğinden söz edilmiş olmasına rağmen TOKİ tarafından, konut yapma yetkisi aşılarak, tarımsal faaliyette kullanılmak üzere yaş çay alım yeri inşa edildiği, dava konusu işlemde kamu yararı ve acelelik halinin bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idareler tarafından, istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Sel ve heyelan afetinin yarattığı olumsuz koşulların bertaraf edilmesi, afetten etkilenen bölgelerde fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerinin teşkil edilmesi amacıyla ihtiyaç duyulan yapılaşmaların sağlanmasında kamu yararı ve acelelik halinin bulunduğu tartışmasız olmakla birlikte; dava konusu taşınmazın, aynı işlemle toplu yapılaşmaya uygun olarak belirlenen alanlardan müstakil bir konumda, tek bir parsel olarak ve çay alım evi olarak kullanılmak üzere kamulaştırıldığı; bir tarımsal kalkınma kooperatifi olan davacı tarafından, kamulaştırma işleminden önce de taşınmazın benzer amaçlarla kullandığının belirtildiği dikkate alındığında; uyuşmazlıkta, anılan taşınmazın kamulaştırılması açısından, acelelik halinin gerekçelerinin ve acele kamulaştırma yoluna gidilmezse kamunun uğraması muhtemel zararların neler olduğunun açıkça ortaya konulamadığı; başka bir anlatımla, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararında, davacıya ait taşınmaz açısından acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren nedenlerin ve "acelelik hali"nin, acele kamulaştırma prosedürünün uygulanması için gerekli olan olağanüstü durumların ve bu yönteme başvurulması ile amaçlanan kamu yararının somut olarak ortaya konulamadığı sonucuna varıldığından, davacının temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozularak, dava konusu kararın uyuşmazlığa konu parsele ilişkin kısmının iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A maddesi uyarınca gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
İLGİLİ MEVZUAT :
Anayasa'nın "Mülkiyet hakkı" başlıklı 35. maddesinde; "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü; "Kamulaştırma" başlıklı 46. maddesinde, "Devlet ve kamu tüzel kişileri; kamu yararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî irtifaklar kurmaya yetkilidir." hükmü yer almaktadır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolü'nün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde; "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun "Satın alma usulü" başlıklı 8. maddesinde; idarelerin, bu Kanuna göre, tapuda kayıtlı olan taşınmaz mallar hakkında yapacağı kamulaştırmalarda satın alma usulünü öncelikle uygulamalarının esas olduğu, anlaşma olmaması veya ferağ verilmemesi halinde bu Kanunun 10. maddesine göre işlem yapılacağı, "Kamulaştırma bedelinin mahkemece tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili" başlıklı 10. maddesinde de; kamulaştırmanın satın alma usulü ile yapılamaması halinde idarenin, 7. maddeye göre topladığı bilgi ve belgelerle, 8. madde uyarınca yaptırmış olduğu bedel tespiti ve bu husustaki diğer bilgi ve belgeleri bir dilekçeye ekleyerek taşınmaz malın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesine müracaat ederek, taşınmaz malın kamulaştırma bedelinin tespitiyle, bu bedelin, peşin veya kamulaştırma, 3. maddenin ikinci fıkrasına göre yapılmış ise taksitle ödenmesi karşılığında, idare adına tesciline karar verilmesini isteyeceği hükme bağlanmıştır.
Aynı Kanun'un 27. maddesinde ise; 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanunu'nun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece, yedi gün içinde o taşınmaz malın 10. madde esasları dairesinde ve 15. madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10. maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabileceği, bu Kanun'un 3. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda yatırılacak miktarın, ödenecek ilk taksit bedeli olduğu düzenlemesine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Mülkiyet hakkı, gerek Anayasa gerek uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan temel insan hakları arasında olup; bu düzenlemeler uyarınca ancak kanuna ve kamu yararına dayalı olarak kısıtlanabilmesi mümkündür.
Mer'i mevzuatımızda, mülkiyet hakkına yönelik müdahalelere yer verilen temel nitelikteki düzenlemelerden biri de, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'dur.
2942 sayılı Kanun'a göre idarelerin, kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı Kararnameleriyle yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini nakden ve peşin olarak veya Kanun'un 3. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen hallerde, eşit taksitlerle ödemek suretiyle kamulaştırabilmeleri mümkündür.
Anılan Kanun'da, kamulaştırma işlemleri açısından olağan ve acele kamulaştırma olmak üzere iki ayrı usul düzenlenmiştir.
Olağan kamulaştırma sürecinde; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz mallar kamulaştırılırken, öncelikle yeterli ödenek ayrıldıktan sonra, Kanun'un 5. ve 6. maddelerinde belirlenen mercilerce kamu yararı kararı alınır. Kamulaştırmayı gerçekleştirecek idarece, sırasıyla, aynı Kanun'un 7. maddesinde ayrıntısı belirlendiği üzere taşınmaza ilişkin ölçekli plan yapılır, taşınmazın maliki belirlenir, vergi beyan ve değeri tespit edilir ve tapuya kamulaştırma şerhi verilmesinin ardından Kanun'un 8. maddesine göre idarenin satın alma usulünü, karşılıklı anlaşmaya dayalı olarak denemesi gerekir. Bu yolla anlaşmaya varılamaması halinde, Kanun'un 10. maddesine göre idarenin ilgili belgelerle birlikte taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın idare adına tescilini sağlamak amacıyla dava açması gerekir ve ancak mahkemece tescil kararı verildikten sonra idare, kamulaştırmaya konu taşınmaz üzerinde tasarruf edebilir hale gelir.
Olağan kamulaştırma usulünde, asliye hukuk mahkemesi, idare adına tescil hükmü kurmadığı sürece, idarenin taşınmaza el atma ve taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi bulunmamaktadır.
Acele kamulaştırma usulü ise, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde belirlenen “3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacında” veya “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde” veya “özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda” başvurulabilen, olağan kamulaştırma usulünden farklı olarak, idareye kamulaştırma işlemlerine ilişkin prosedürün sonuçlanmasını beklemeden, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, ilgili idarenin istemi ile mahkemece, yedi gün içinde o taşınmaz malın Kanun'da belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değerinin, idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılması şartıyla, o taşınmaz mala el koyma imkanı tanıyan ayrı bir usul olarak öngörülmüştür.
Kanun'un 27. maddesinde, acele kamulaştırma işleminin dayandırılacağı üç sebep unsurundan, “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilen haller” bakımından, Kanun'da açık bir acelelik haline yer verilmediğinden, maddede öngörülen diğer iki koşuldan bağımsız şekilde, işlem tesisine dayanak olan acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirilmesi gerekmektedir.
Acele kamulaştırma istisnai bir yöntem olduğundan, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartlarının ortaya konulması gerekmektedir.
Acelelik koşulunun kamu düzenine ilişkin olması gerektiği ve kamu yararının ise, olağan kamulaştırma usulü ile sağlanması amaçlanan kamu yararından farklı olarak, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren, aceleliği zorunlu kılan bir yarar olduğu açıktır.
Dolayısıyla, acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararlarının da kamu yararı amacına ve hukuka uygun olup olmadığına yönelik hukuki denetiminin; diğer idari işlemler gibi yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden incelenerek yapılması gerektiği açıktır.
Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde, dava konusu acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı'nın "Kamu Yararı" ve "Acelelik Hali" ölçütleri yönünden ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden; üyeleri bölgede yaşayan çay üreticilerinden oluşan bir tarımsal kalkınma kooperatifi olan davacı tarafından, dava konusu taşınmazın, çay tarımına ilişkin çeşitli faaliyetlerin gerçekleştirilebilmesi amaçlarıyla kullanıldığının belirtildiği; dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nın Rize ili, Merkez ilçe, Muradiye Beldesi sınırları içerisinde bulunan özel mülkiyete konu taşınmazların, bölgede meydana gelen sel ve heyelan afeti nedeniyle ihtiyaç duyulan yapılaşmanın ivedilikle gerçekleştirilmesi amacıyla, TOKİ tarafından acele kamulaştırılmaları için tesis edildiği; davalı idareler tarafından sunulan savunma dilekçesinde, davaya konu taşınmazın, afetzedelerin barınma ihtiyacının karşılanması için en uygun bölge olarak değerlendirilmesi sebebiyle kamulaştırıldığının belirtildiği; acele kamulaştırılmasına karar verilen diğer taşınmazların kuzey ve güney kesimde, toplu yapılaşmaya uygun surette iki geniş alan üzerinde belirlendiği, dava konusu parselin ise, her iki bölgeye de uzak, bu bölgelerden bağımsız bir konumda ve tek bir parsel olarak kamulaştırıldığı; bununla birlikte, dava konusu taşınmazın, afetzedelerin barınma ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla konut olarak kullanılmak üzere değil çay alım evi olarak kullanılmak üzere inşa ve tahsis edildiği anlaşılmıştır.
Sel ve heyelan afetinin yarattığı olumsuz koşulların bertaraf edilmesi, afetten etkilenen bölgelerde fen ve sanat norm ve standartlarına uygun,
sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerinin teşkil edilmesi amacıyla ihtiyaç duyulan yapılaşmaların sağlanmasında kamu yararının bulunduğu tartışmasız olmakla birlikte; dava konusu taşınmazın, aynı işlemle toplu yapılaşmaya uygun olarak belirlenen alanlardan müstakil bir konumda, tek bir parsel olarak ve çay alım evi olarak kullanılmak üzere kamulaştırıldığı; bir tarımsal kalkınma kooperatifi olan davacı tarafından, kamulaştırma işleminden önce de taşınmazın benzer amaçlarla kullandığının belirtildiği dikkate alındığında; uyuşmazlıkta, anılan taşınmazın kamulaştırılması açısından, acelelik halinin gerekçelerinin ve acele kamulaştırma yoluna gidilmezse kamunun uğraması muhtemel zararların neler olduğunun açıkça ortaya konulamadığı; başka bir anlatımla, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nda, davacıya ait taşınmaz açısından acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren nedenlerin ve "acelelik hali"nin, acele kamulaştırma prosedürünün uygulanması için gerekli olan olağanüstü durumların ve bu yönteme başvurulması ile amaçlanan kamu yararının somut olarak ortaya konulamadığı sonucuna varıldığından, dava konusu işlemde uyuşmazlık konusu parsel yönünden hukuka uygunluk görülmemiştir.
Bu itibarla, davanın reddi yolundaki Daire kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin kabulüne;
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 11/10/2023 tarih ve E:2022/5251, K:2023/7335 sayılı kararının BOZULMASINA,
3.Dava konusu işlemin uyuşmazlık konusu parsel yönünden İPTALİNE,
4.Kurulumuzca yeniden bir karar verildiğinden, aşağıda dökümü yapılan dava ve temyiz aşamasına ilişkin ...-TL yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir edilen ...-TL avukatlık ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine,
5.Posta gideri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
6.Dosyanın Danıştay Altıncı Dairesine gönderilmesine,
7.22/04/2024 tarihinde, kesin olarak oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- 2942 sayılı Kanun'a göre idarelerin, kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı Kararnameleriyle yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini nakden ve peşin olarak veya Kanun'un 3. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen hallerde, eşit taksitlerle ödemek suretiyle kamulaştırabilmeleri mümkündür.
Anılan Kanun'da, kamulaştırma işlemleri açısından olağan ve acele kamulaştırma olmak üzere iki ayrı usul düzenlenmiştir.
Olağan kamulaştırma sürecinde; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz mallar kamulaştırılırken, öncelikle yeterli ödenek ayrıldıktan sonra, Kanun'un 5. ve 6. maddelerinde belirlenen mercilerce kamu yararı kararı alınır. Kamulaştırmayı gerçekleştirecek idarece, sırasıyla, aynı Kanun'un 7. maddesinde ayrıntısı belirlendiği üzere taşınmaza ilişkin ölçekli plan yapılır, taşınmazın maliki belirlenir, vergi beyan ve değeri tespit edilir ve tapuya kamulaştırma şerhi verilmesinin ardından Kanun'un 8. maddesine göre idarenin satın alma usulünü, karşılıklı anlaşmaya dayalı olarak denemesi gerekir. Bu yolla anlaşmaya varılamaması halinde, Kanun'un 10. maddesine göre idarenin ilgili belgelerle birlikte taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın idare adına tescilini sağlamak amacıyla dava açması gerekir ve ancak mahkemece tescil kararı verildikten sonra idare, kamulaştırmaya konu taşınmaz üzerinde tasarruf edebilir hale gelir.
Olağan kamulaştırma usulünde, asliye hukuk mahkemesi, idare adına tescil hükmü kurmadığı sürece, idarenin taşınmaza el atma ve taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi bulunmamaktadır.
Acele kamulaştırma usulü ise, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde belirlenen “3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacında” veya “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde” veya “özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda” başvurulabilen, olağan kamulaştırma usulünden farklı olarak, idareye kamulaştırma işlemlerine ilişkin prosedürün sonuçlanmasını beklemeden, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, ilgili idarenin istemi ile mahkemece, yedi gün içinde o taşınmaz malın Kanun'da belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değerinin, idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılması şartıyla, o taşınmaz mala el koyma imkanı tanıyan ayrı bir usul olarak öngörülmüştür.
Kanun'un 27. maddesinde, acele kamulaştırma işleminin dayandırılacağı üç sebep unsurundan, “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilen haller” bakımından, Kanun'da açık bir acelelik haline yer verilmediğinden, maddede öngörülen diğer iki koşuldan bağımsız şekilde, işlem tesisine dayanak olan acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirilmesi gerekmektedir.
Acele kamulaştırma istisnai bir yöntem olduğundan, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartlarının ortaya konulması gerekmektedir.
Acelelik koşulunun kamu düzenine ilişkin olması gerektiği ve kamu yararının ise, olağan kamulaştırma usulü ile sağlanması amaçlanan kamu yararından farklı olarak, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren, aceleliği zorunlu kılan bir yarar olduğu açıktır.
Dolayısıyla, acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararlarının da kamu yararı amacına ve hukuka uygun olup olmadığına yönelik hukuki denetiminin; diğer idari işlemler gibi yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden incelenerek yapılması gerektiği açıktır.
Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde, dava konusu acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı'nın "Kamu Yararı" ve "Acelelik Hali" ölçütleri yönünden ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden; Rize ili, Muradiye Beldesinde yaşanan sel ve heyelan afeti nedeniyle, bölgede ihtiyaç duyulan yapılaşmaların gerçekleştirileceği sahaların kamulaştırılması işlemlerinin bir an önce sonuçlandırılarak gerekli yapılaşmanın ivedilikle sağlanması amacıyla, dava konusu taşınmazı da içeren bölgenin acele kamulaştırılmasında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca kamu yararı görülmesi üzerine, 19/08/2021 tarih ve 31573 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 18/08/2021 tarih ve 4379 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'yla, karar eki liste ve haritada sınır ve koordinatları gösterilen, dava konusu taşınmazı da içeren bölgenin, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı tarafından, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına karar verildiği, davalı idarelerce, davacıya ait ruhsatsız yapının afet sürecinde çay alım evi ihtiyacını yeterince karşılayamadığı, yeni çay alım evine acil ihtiyaç duyulduğunun bölge yöneticileri ve sakinlerince belirtilmesi üzerine, davacı kooperatife ait ruhsatsız yapının yerine bölge ihtiyaçlarını karşılayacak, modern bir çay alım evinin yapıldığının belirtildiği görülmüştür.
Dava konusu işlemle gerçekleştirilmesi planlanan yapılaşma, bölgede meydana gelen sel ve heyelan afeti nedeniyle ortaya çıkan ihtiyaçtan kaynaklanmaktadır. Söz konusu afetin yarattığı olumsuz koşulların bertaraf edilmesi, afetten etkilenen bölgelerde fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerinin teşkil edilmesi için ihtiyaç duyulan yapılaşmaların sağlanmasında kamu yararının ve acele kamulaştırma kararı verilmesinin koşullarından olan acelelik halinin bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, Toplu Konut Kanunu hükümlerinde, doğal afet meydana gelen bölgelerde gerek görüldüğü
takdirde konut ve sosyal donatıları alt yapıları ile birlikte inşaa etmenin, Toplu Konut İdaresi Başkanlığının görevleri arasında düzenlendiği ve olayda, sel ve heyelan afetinin yaşandığı Rize ilinin kendine özgü coğrafi özellikleri dolayısıyla bölgede yaygın şekilde çay tarımıyla uğraşıldığı göz önünde bulundurulduğunda, afetten etkilenen bölgede geçimini çay tarımıyla sağlayan yöre halkı açısından, Rize'de yaygın olarak kurulduğu bilinen, çay alım-satım işlemlerinin gerçekleştirildiği çay alım evlerinin inşa edilmesinin, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nda belirtilen "bölgede meydana gelen sel ve heyelan afeti nedeniyle ihtiyaç duyulan yapılaşma" kapsamında değerlendirilebileceği ve anılan karar doğrultusunda, afet bölgelerinde konut ve sosyal donatıları alt yapıları ile birlikte inşa etmekle görevli olan TOKİ tarafından, afetzedelerin ihtiyaç duyduğu konutların yanı sıra, çay alım evlerinin de inşa edilebileceği sonucuna ulaşılmıştır.
Bu durumda; davacının taşınmazının, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nın eki kamulaştırma haritası ile koordinat listesi kapsamında olduğu ve bölgede yaşanan sel ve heyelan afeti nedeniyle ortaya çıkan yapılaşma ihtiyacının giderilmesinde acelelik halinin bulunduğu sonucuna varıldığından, anılan Kararın davacının taşınmazına ilişkin kısmında hukuka aykırılık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, Daire kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.