İçtihatDanıştayOnüçüncü Dairesi
Danıştay Onüçüncü Dairesi · E. 2024/552 · K. 2024/1000
- Esas No
- 2024/552
- Karar No
- 2024/1000
- Karar Tarihi
- 08.05.2024
Karar Metni
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/552 E. , 2024/1000 K.
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2024/552
Karar No : 2024/1000
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Tarım Ürünleri Akaryakıt Nakliyat San. Tic. AŞ
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ...Kurumu
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onüçüncü Dairesinin 15/11/2023 tarih ve E:2023/1044, K:2023/4823 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: LPG otogaz bayilik lisansı sahibi davacı şirketin, lisans başvurusunda sahte evrak ibraz etmek suretiyle otogaz istasyonları için ilgili kamu kurum ve kuruluşlarından gerekli ruhsat, izin ve belgeleri almak yükümlülüğüne aykırı davrandığından bahisle 5307 sayılı Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasası Kanunu ve Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 16. maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca 280.000,00-TL idarî para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu kararının iptali istemiyle açılan davada verilen davanın reddine ilişkin Danıştay Onüçüncü Dairesinin 25/12/2013 tarih ve E:2011/2912, K:2013/3910 sayılı kesinleşmiş kararının yargılamanın yenilenmesi suretiyle kaldırılması ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onüçüncü Dairesinin 15/11/2023 tarih ve E:2023/1044, K:2023/4823 sayılı kararıyla;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun “Yargılamanın yenilenmesi” başlıklı 53. maddesine yer verilerek;
Kanun'da yer alan kurala göre yargılamanın yenilenmesinin istenebilmesi için tarafları, konusu ve sebebi aynı olan bir dava hakkında verilen karara aykırı yeni bir kararın verilmesine neden olabilecek kanunî bir dayanak yokken önceki "ilâmın hükmüne" aykırı bir karar verilmiş bulunması gerektiği,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 294. maddesinde, mahkemenin usûle veya esasa ilişkin bir nihaî kararla davayı sona erdireceği, yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihaî kararın hüküm olduğu; 301. maddesinde ise, taraflardan her birine verilen hüküm nüshasının ilâm olduğu belirtilmiş olup; yargılamanın yenilenmesinin istenebilmesi için uyuşmazlıkla ilgili olarak usûle değil, esasa ilişkin nihaî bir karar yani hüküm verilmiş olması gerektiği,
Yargılamanın yenilenmesinin, bazı ağır yargılama hatalarından ve noksanlarından dolayı, maddî anlamda kesin hükmün bertaraf edilmesini ve daha önce kesin hükme bağlanmış olan bir dava hakkında yeniden yargılama ve inceleme yapılmasını sağlayan fevkalâde bir kanun yolu olduğu, ancak kesinleşmiş hükümlere karşı bu yola başvurulmasının mümkün olduğu, bir karar (hüküm) henüz kesinleşmemişse, Kanun'daki sebeplerden biri mevcut olsa bile, hüküm kesinleşmeden önce yargılamanın yenilenmesi yoluna gidilemeyeceği, aynı nedenle, hüküm kesinleşmeden önce yargılamanın yenilenmesini isteme süresinin de işlemeye başlamayacağı, maddî anlamda kesin hüküm gücü bulunmayan kararlara karşı bu yola başvurulamayacağı, yargılamanın yenilenmesinin sadece (kesinleşmiş olan) esasa ilişkin nihaî kararlara (hükümlere) karşı başvurulabilecek bir kanun yolu olduğu, bu nedenle, bir hüküm mahkemesi kararı Yargıtaydan geçmek sûretiyle kesinleşmiş olsa bile, yargılamanın yenilenmesi yolu ile hüküm mahkemesi kararının (hükmün) değiştirilmesinin istenebileceği, yoksa Yargıtayın temyiz veya karar düzeltme talebi üzerine verdiği kararlara karşı bu yola başvurulamayacağı (Hukuk Muhakemeleri Usûlü, 2001, Prof. Dr. Bâki Kuru, s.5165-5170),
Dosyanın incelenmesinden, başvuru sırasında sahte evrak ibraz edildiğinden bahisle ilgili kurum ve kuruluşlardan gerekli ruhsat, izin ve belgeleri almaksızın faaliyet gösterdiğinden dolayı verilen idari para cezasına karşı açılan davada, Dairelerinin 25/12/2013 tarih ve E:2011/2912, K:2013/3910 sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği ve kararın kesinleştiği, söz konusu belgeyle ilgili olarak resmî belgede sahtecilik suçundan davacı şirket yetkilisi hakkında açılan davada, ...Asliye Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, yüklenen suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmadığından beraat kararı verildiği, bu kararın kesinleşmesi üzerine davacı şirketin yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunduğunun anlaşıldığı,
Her ne kadar davacı tarafından, "tarafları, konusu ve sebebi aynı olan bir dava hakkında verilen karara aykırı yeni bir kararın verilmesine neden olabilecek kanunî bir dayanak yokken, aynı mahkeme yahut başka bir mahkeme tarafından önceki ilâmın hükmüne aykırı bir karar verilmiş bulunması" sebebiyle yargılamanın yenilenmesi gerektiği ileri sürülmekte ise de; dava konusu idari para cezasının, ilgili kurum ve kuruluşlardan gerekli ruhsat, izin ve belgeleri almaksızın faaliyet gösterdiğinden bahisle verildiği, dolayısıyla evrakın sahte olup olmamasının veyahut varsa sahteciliğin kim tarafından gerçekleştirildiğinden bağımsız olarak geçerli bir belge olmaksızın faaliyette bulunulmasından kaynaklı olarak uygulanan idari yaptırım kararı ile bu belgelerde sahtecilik yapıldığından bahisle yürütülen ceza kovuşturması arasında idari işlemin sebep unsurunu etkileyecek bir bağ bulunmadığı, lisansa dayanak alınan belgenin geçersiz olduğunun sabit olduğu, nitekim, ceza yargılamasında beraat kararının delil yetersizliğinden verildiği,
Bu itibarla, belirtilen hukuki durumun 2577 sayılı Kanun'un 53/h maddesinde yazılı yargılamanın yenilenmesi nedenleri arasında olmadığı, olayda anılan bentteki şartın oluşmadığı ve diğer yargılamanın yenilenmesi nedenleri de bulunmadığından istemin reddi gerektiği,
Vekâlet ücreti yönünden;
2577 sayılı Kanun'un 31. maddesinin yargılama giderleri konusunda atıfta bulunduğu 6100 sayılı Kanun'un "Yargılama giderlerinin kapsamı" başlıklı 323. maddesinde; "Yargılama giderleri şunlardır: ... ğ) Vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti.(...)", 326. maddesinde; "(1) Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir. (2) Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır.(...)" kuralının yer aldığı,
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun "Avukatlık Ücreti" başlıklı 164. maddesinde; "Avukatlık ücreti, avukatın hukukî yardımının karşılığı olan meblâğı veya değeri ifade eder."; kuralına yer verildiğinden, avukatlık ücretinin, avukatın hukukî yardımının karşılığı olan meblâğı veya değeri ifade ettiği,
İdari Yargılama Usulü Kanunu ile atıfta bulunulan Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun yargılama giderlerine ilişkin kurallarına göre avukatlık ücretinin yargılama giderlerine dahil olduğu, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği ve avukatın yargılamadaki hukukî yardımının karşılıksız bırakılamayacağı sonucuna varıldığı,
Öte yandan, Kanun'da yargılamanın yenilenmesi istemlerinin reddi hâlinde vekâlet ücretine hükmedilmesini sınırlandıran veya yasaklayan bir kural bulunmadığı, keza Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde de, yargılamanın yenilenmesinin talep edilmesi hâlinde vekâlet ücretine hükmedilmeyeceği hususunda bir kurala yer verilmediği,
Yargılamanın yenilenmesi olağanüstü kanun yolları arasında düzenlenmekte ise de, esasen kanun yolu olarak niteliğinin tartışmalı olduğu ve diğer kanun yollarından ayrıldığı, şöyle ki, nihâî bir kararın denetlenmesini sağladığından kanun yolları arasında düzenlenmekle birlikte, diğerlerinden farklı olarak kesinleşen bir kararın yeniden ele alınmasını sağladığı ve dava şeklinde görülen bir hukukî çare olarak karşımıza çıktığı (ÖZEKES, Muhammed, Pekcanıtez Usûl Medeni Usûl Hukuku, C. III, 15. Bası, İstanbul, 2017, s.2324),
Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesi'nin "Avukatlık ücretinin kapsadığı işler" başlıklı 2. maddesinin birinci fıkrasında, tarifede yazılı avukatlık ücretinin, kesin hüküm elde edilinceye kadar olan dava, iş ve işlemler ücreti karşılığı olduğu ifade edildiğinden, Mahkemece hükmedilen vekâlet ücretinin hüküm kesinleşinceye kadar avukatça yapılan hukukî yardımın karşılığı olduğu, hüküm kesinleştikten sonra yapılan hukukî yardımları kapsamadığı, yargılamanın yenilenmesi istemi kesinleşen kararı yeniden ele almaya yarayan, yeni bir dava gibi tekemmül sürecine tâbi olan ve istemin reddi veya kabulü yönünde verilen kararın olağan kanun yolu incelemesine tâbi kılındığı bir hak arama yolu olduğundan, hükmün kesinleşmesinden sonra vâki olan yargılamanın yenilenmesi talebinin incelendiği safhada yapılan hukukî yardım Tarifenin anılan hükmüne göre yeni bir vekâlet ücretini gerektirdiği,
2577 sayılı Kanun'un 55. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, yargılamanın yenilenmesi istekleri karşı tarafın savunması alındıktan sonra incelendiğinden, yargılamanın yenilenmesi isteminin niteliğinin, Kanun'da belirlenen bu özel usûl ve tarifedeki ifade ile birlikte değerlendirilmesi gerektiği, kesin hüküm elde edildikten sonra başvurulan ve yeni bir dava gibi görülen bu istem üzerine karşı tarafın avukat aracılığı ile savunma verdiği durumlarda yeni bir avukatlık ücreti takdir edilmesi gerektiği,
Aksi yaklaşımın, kesinleşmiş bir mahkeme kararının sınırlı sayıda sebeple yeniden tartışmaya açılmasına neden olan yargılamanın yenilenmesi isteminin olağanüstü ve istisnaî niteliği nazara alındığında da isabetli olmayacağı, zira, yargılamanın yenilenmesi talep edildiğinde kesinleşen mahkeme kararı nedeniyle karşı tarafın hukukî durumunda beklenmedik ve istenmeyen bir değişimin ortaya çıkması ihtimali söz konusu olacağından, karşı tarafın bu hususa karşı savunma yapılması için bir avukatın hukukî yardımına başvurabilecektiği,
Danıştay İdarî Dava Daireleri Kurulunun 24/02/2020 tarih ve E:2020/48, K:2020/62 sayılı "Bölge İdare Mahkemesi Kararları Arasındaki Aykırılığın Giderilmesi İstemi Hakkında Kararı"nda, "... Mahkemece yargılama sonucunda, koşulları oluşmadığı gerekçesiyle yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine karar verilmiş olsa da, bu süreçte ilgili dava dilekçesinin kendisine tebliğinden sonra süresi içinde vekili aracılığıyla savunma veren tarafça yapılan hukukî yardımın karşılıksız bırakılamayacağı, dolayısıyla, söz konusu taraf lehine, uyuşmazlığın çözümünde göstermiş olduğu emek ve çabaların karşılığı olarak vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği..."nin belirtildiği,
Öte yandan, Yargıtay uygulamasının da yargılamanın yenilenmesi şartlarının oluşmadığından bahisle reddi hâlinde vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği yönünde olduğu (Yargıtay ...Hukuk Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı, Yargıtay ... Hukuk Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı, Yargıtay ...Hukuk Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı, Yargıtay ...Hukuk Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı, Yargıtay... Hukuk Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı, Yargıtay ...Hukuk Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararları) gerekçesiyle,
Yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, ceza mahkemesi tarafından yapılan yargılama neticesinde, davalı idarenin tesis ettiği ve iptali istenen işlemin temelini oluşturan; asgari mesafe tutanağına ilişkin belge üzerinde tahrifat yapıldığı iddiasının verilen beraat kararı ile ortadan kaldırıldığı, davaya konu edilen işlemden sonra davalı kurumca kendilerine aynı istasyonda Benzin/Lpg bayilik lisansı verildiğinden bahsi geçen iddianın asılsız olduğunun davalı idarece de kabul edildiğinin ortaya çıktığı, 2577 sayılı Kanun'un 53/h bendi uyarınca yargılamanın yenilenmesi şartlarının oluştuğu, tesis edilen işlemin kanunilik ilkesine aykırılık teşkil ettiği, yeniden vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu, bunun kanun yoluna başvuruyu engelleyecek mali külfet getiren bir uygulama teşkil ettiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Onüçüncü Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dairece yapılan yargılama sonucunda, koşulları oluşmadığı gerekçesiyle yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine karar verilmiş olsa da, bu süreçte ilgili dava dilekçesinin kendisine tebliğinden sonra süresi içinde davalı idare vekili tarafından savunma verilmek suretiyle gerçekleşen hukuki yardımın karşılıksız bırakılamayacağı, dolayısıyla, söz konusu taraf lehine, vekilinin uyuşmazlığın çözümünde göstermiş olduğu emek ve çabaların karşılığı olarak vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden davacı tarafın vekalet ücretine yönelik iddiaları yerinde görülmemiştir.
Temyizen incelenen karar esas ve vekalet ücreti yönünden usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Yargılamanın yenilenmesi isteminin yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Onüçüncü Dairesinin temyize konu 15/11/2023 tarih ve E:2023/1044, K:2023/4823 sayılı kararının esas ve vekalet ücreti yönünden ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 08/05/2024 tarihinde esas yönünden oybirliği; vekalet ücreti yönünden oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- Yargılamanın yenilenmesi müessesesi, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Kararlara Karşı Başvuru Yolları" başlıklı Üçüncü Bölümünde düzenlenmiş olan ve kesinleşmiş hükmün, yine hükmü veren Mahkeme tarafından ortadan kaldırılmasına ve uyuşmazlığın esasının tekrar incelenmesine imkân tanıyan bir kanun yoludur.
Anılan Kanun'da bu kurum, bir dava olarak nitelendirilmemiş, bahsedildiği gibi, kesinleşmiş olan mahkeme kararlarının, Kanun'da sayılan şartlar gerçekleştiği zaman yeniden incelenmesine imkan tanıyan bir "olağanüstü kanun yolu" olarak düzenlenmiştir. Yargılamanın yenilenmesi talebi üzerine Mahkemece öncelikle yeni bir yargılamaya gidilip gidilemeyeceğine dair bir inceleme/değerlendirme yapılarak ilgili uyuşmazlığın yeniden dava konusu edilebilmesine ilişkin koşulların varlığı veya yokluğu tespit edilmektedir.
Bunun yanında, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesinde vekalet ücretinin, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade ettiği, 168. maddenin son fıkrasında ise vekalet ücretinin takdirinde hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarifenin esas alınacağı belirtilmiştir.
Diğer yandan, yargılamanın yenilenmesine konu kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde, bu Tarifede yazılı avukatlık ücretinin kesin hüküm elde edilinceye kadar olan dava, iş ve işlemlerin karşılığı olduğu ifade edilmiş, hangi aşamada olursa olsun, dava ve icra takibini kabul eden avukatın bu ücretin tamamına hak kazanacağı kuralı getirilmiş, ancak olağan ve olağanüstü kanun yollarında faydalanılan avukatlık hizmeti nedeniyle (duruşma yapılması hariç) vekâlet ücretine hükmedileceğine dair bir düzenlemeye yer verilmemiştir.
Yukarıda yer verilen düzenlemelerin ve tarife hükümlerinin bir bütün olarak değerlendirilmesinden, bir davada haklı bulunan taraf lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre vekâlet ücretine hükmedilebilmesi için avukatlık hizmetinin ilk derecede karar verilinceye kadar sunulmuş olması gerektiği, kanun yollarında verilen avukatlık hizmeti nedeniyle (duruşma yapılması hariç) vekâlet ücretine hükmedilemeyeceği sonucuna varılmaktadır.
Bu kapsamda, Daire tarafından, yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunan tarafça ileri sürülen sebepler yerinde bulunmayarak istemin reddedilmesi nedeniyle yeni bir yargılama sürecinin başlamasına gerek görülmediğinden, bir başka deyişle, bu aşamaya kadar olan süreç eski yargılamanın devamı niteliğinde olduğundan, karşı taraf lehine vekalet ücreti takdirine gerek bulunmamaktadır. Kanun hükmü gereği süresinde savunma sunulmuş olması da bu durumu değiştirmemektedir.
Bu duruma göre, idarî yargı yerince, koşulları oluşmadığı gerekçesiyle yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine karar verilmesi halinde, vekil ile temsil edilen ve dosyaya süresinde savunma sunan taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmeyeceği sonucuna varılmaktadır. Öte yandan, yargılamanın yenilenmesi talebinin kabulü durumunda ise önceden verilen karar hükümsüz kalıp yeni bir karar verileceğinden avukatla temsil edilip haklı bulunan taraf lehine vekalet ücretine hükmedileceği de tabiidir.
Bu itibarla, Danıştay Onüçüncü Dairesinin temyize konu 15/11/2023 tarih ve E:2023/1044, K:2023/4823 sayılı kararının vekalet ücreti yönünden bozulması gerektiği görüşüyle, çoğunluk kararına bu kısım yönünden katılmıyoruz.
KARŞI OY
XX- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 53. maddesinde sayılan sınırlı hallerde, kesinleşmiş hükmün, yine hükmü veren Mahkeme tarafından ortadan kaldırılmasına imkân tanıyan yargılamanın yenilenmesi müessesesi, Mahkemece verilen kararın kesin hüküm haline gelmesi bakımından tüketilmesi gereken bir yol olmaması nedeniyle olağanüstü kanun yolu olarak kabul edilmektedir.
2577 sayılı Kanun'un 31. maddesinin yargılama giderleri konusunda atıf yaptığı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 323. maddesinde vekille takip edilen davalarda takdir olunacak avukatlık ücretinin yargılama giderlerine dahil olduğu, 326. maddesinde ise kanunda yazılı haller dışında yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm kurulan taraftan alınmasına karar verileceği düzenlemelerine yer verilmiştir.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesinde avukatlık ücretinin, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade ettiği, 168. maddenin son fıkrasında ise avukatlık ücretinin takdirinde hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarifenin esas alınacağı belirtilmiştir.
30/12/2017 tarih ve 30286 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ve yargılamanın yenilenmesi talebinin reddedildiği tarihte yürürlükte olan 2023 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 2. maddesinde, bu Tarife'de yazılı avukatlık ücretinin kesin hüküm elde edilinceye kadar olan dava, iş ve işlemlerin karşılığı olduğu, 3. maddesinin son cümlesinde ücretin belirlenmesinde, avukatın emeği, çabası, işin önemi, niteliği ve davanın süresinin göz önünde bulundurulacağı, 20. maddesinde ise bu Tarife'de yazılı olmayan hukuki yardımlar için, işin niteliği göz önünde tutularak Tarifedeki benzeri işlere göre ücret belirleneceği ifade edilmiştir.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu ve Tarife hükümlerinde avukat tarafından yapılan iş ve işlemlere değinilmekte, avukatlık ücretinin “hukuki yardımın” karşılığı olduğu ifade edilmekte ve avukatlık ücretinin ödenmesinde dava şartı aranmamaktadır. Ayrıca Tarife'de hangi hallerde avukatlık ücretine hükmedilmeyeceği de düzenlenmektedir. Kesin hükmün elde edilmesinden sonraki bir süreci ifade eden ve asıl davaya bağlı, olağanüstü bir kanun yolu olan yargılamanın yenilenmesinde ise istemde bulunabilmeye dair koşullar ve usul, 2577 sayılı İdari Yargılama Usul Kanunu’nda gösterilmiş olmasına ve aynı Kanun'un 55. maddesinde karşı tarafın savunmasının alınması şart koşulmasına rağmen verilecek karar sonucunda bu isteme yönelik yapılan yargılama giderlerinin özellikle tarafların vekille temsil edilmesi durumunda vekalet ücretinin akıbetinin ne olacağına dair bir düzenlemeye mevzuatta yer verilmemiştir.
Yargılamanın yenilenmesi talebi üzerine Mahkemece öncelikle yeni bir yargılamaya gidilip gidilemeyeceğine dair bir inceleme/değerlendirme yapılarak uyuşmazlığın yeniden dava konusu edilebilmesine ilişkin koşulların varlığı veya yokluğu tespit edilmektedir. Bu koşulların varlığı halinde yargılamanın yenilenmesi talebi kabul edilerek Mahkemenin yeni bir yargılama yapacağında ve yargılama sonucunda verilecek kararda dava vekalet ücretine hükmedileceğinde kuşku bulunmamaktadır.
Buna karşılık, uyuşmazlığın yeniden dava konusu edilebilmesine ilişkin koşulların yokluğuna karar verilerek yargılamanın yenilenmesi isteminin reddi halinde müstakil bir davadan söz etmek mümkün bulunmamaktadır. Nitekim Harçlar Kanunu’nun 10. maddesinde yer alan “İadei muhakemenin kabulü üzerine cereyan edecek davalar, yeni davalar gibi harca tabidir” hükmünden de anlaşılacağı üzere, yargılamanın yenilenmesi istemlerinin kabulü ya da reddine kadar olan aşama bir dava olarak nitelendirilmemektedir.
Mevzuat hükümlerinin ve yargılamanın yenilenmesi müessesesinin niteliği birlikte değerlendirildiğinde, yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine karar verilmesi halinde bu süreçte yapılan hukuki yardımın karşılıksız bırakılamayacağı ancak hükmedilecek vekalet ücretinin Tarife'de "davalar" için belirlenen avukatlık ücreti olarak kabulüne de imkân bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla yargılamanın yenilenmesi talebinin reddi halinde davalı idare vekilinin emeği ve çabası göz önünde bulundurularak Tarife'de yazılı olmayan bu hukuki yardım için Tarife'deki benzeri işlere göre bir vekalet ücreti belirlenmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Bu durumda, yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine ilişkin kararda, vekili aracılığıyla savunma dilekçesi veren davalı idare lehine takdiren 2023 yılı Avukatlık Ücret Tarifesi'nin 1. Bölümünün dördüncü alt bendinde yer alan, her türlü dilekçe yazımı için öngörülen 3.600,00-TL avukatlık ücretine hükmedilmesi gerekirken, 17.100,00-TL vekalet ücretine hükmedilmesi yönündeki Daire kararında hukuki isabet bulunmadığından, davacının temyiz isteminin kabulü ile temyize konu Daire kararının vekalet ücreti yönünden bozulması gerektiği görüşüyle, çoğunluk kararının bu kısmına katılmıyorum.