İçtihatYargıtay20. Hukuk Dairesi
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi · E. 2006/10369 · K. 2006/13322
- Esas No
- 2006/10369
- Karar No
- 2006/13322
- Karar Tarihi
- 12.10.2006
Karar Metni
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2006/10369 E. , 2006/13322 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki beyanlar hanesindeki 2/B şerhinin iptali ve sataşmanın önlenmesi davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... 24.08.2004 tarihli dilekçesiyle, ... (Köyü) Beldesi 758 sayılı parselin tapuda adına kayıtlı olduğu, taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğuna ilişkin kesin hüküm bulunduğu halde, yasaya aykırı olarak beyanlar hanesine konulan 2/B şerhinin iptalini ve Hazinenin hak iddiasının önlenmesini istemiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapunun beyanlar hanesindeki 2/B şerhinin iptali ve sataşmanın önlenmesine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu ... köyünde 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1940 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, 1978-1980 tarihleri arasında yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması, 1987 yılında yapılıp, 1.12.1989 tarihinde ilan edilerek dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde bulunmaktadır.
1953 yılında yapılan kadastroda, ... Beldesi (Köyü), ... Mevkii 17 Parsel sayılı 62000 m2 yüzölçümündeki taşınmaz Şubat 1947 tarih ve 145 sıra numaralı tapu kaydı ile ilkin ... adına sonra da 12.12.1952 tarihinde mirasçıları ... ve arkadaşları adına tesbit edilmiş, Orman Yönetimi taşınmazın kesinleşen orman sınırları içinde kaldığı, ... ... ve arkadaşları ise taşınmazın tapuyla kendilerine ait olduğu iddiasıyla dava açmışlar, kesinleşmiş orman kadastro tutanakları ve haritası ile gerçek kişilerin tutundukları tapu kayıtlarının uygulanmasına dayalı araştırma inceleme ve keşif sonucu düzenlenen fen bilirkişi raporuyla parselin kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları dışında bırakıldığı, davacı gerçek kişilerin tutunduğu tapu kaydı kapsamında değil, davalı gerçek kişilerin tutunduğu tapu kaydı kapsamında kaldığının belirlendiği gerekçesiyle ... (...) ve arkadaşları adına tapuya kayıt ve tesciline ilişkin, ... Gezici Arazi Kadastro Mahkemesinin 06.06.1964 gün ve 1954/3188sayılı kararı Yargıtay denetiminden de geçerek kesinleştikten sonra bu kişiler adına tapuya kayıt edilmiş, ifrazen 756 ila 759 sayılı parsellere gitmiş, 12375 m2 yüzölçümündeki 758 parsel sayılı taşınmaz ..., ..., ..., ..., ... ve ... adlarına tescil edilmiş, 28.02.1970 tarihinde ... adına tapuya kayıt edilmiş, 28.02.1977 tarihinde payları oranında mirasçıları ... ve arkadaşlarına geçmiş, pay devri ve birleştirmesiyle, 1/5 er pay ile ... ve arkadaşları adlarına tapuya kayıt edilmiş, tapu kaydının beyanlar hanesine 16.7.1992 tarihinde “orman tahdit uygulaması” şerhi konulmuştur.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesinde şerh bulunmadığı, orman kadastrosuna itiraz davası için hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, temyiz incelemesi sırasında getirtilen tapu kaydı örneğinden de anlaşılacağı gibi tapu kaydının beyanlar hanesinde“orman tahdit uygulaması” şeklinde şerh vardır. Bu şerh taşınmazdaki mülkiyet hakkının kullanılması için sınırlama getirdiğinden, taşınmazın aynına ilişkin bir şerhdir. Taşınmazın tapu kaydında yer alan ve taşınmazın aynına ilişkin yasaya aykırı olarak konulduğu iddia edilen şerhin silinmesi, tapu maliki yada ayni hak sahibi olup dava hakkına sahip gerçek kişiler tarafından her zaman istenebilir.
Çekişmeli taşınmazda pay sahibi olan davacı, taşınmazı bu payı oranında tasarruf etme hakkına sahip olup, tapu kaydının beyanlar hanesinde bulunan ve mülkiyet hakkını kısıtlayan şerhin silinmesini de tek başına dava edebilir.
Yörede 1953 yılında yapılan arazi kadastro çalışmasında, çekişmeli müfrez parselin geldiği 17 sayılı kadastro parselinin Şubat 1947 tarih ve 145 sıra numaralı tapu kaydı ile gerçek kişiler adına tesbitine, Orman Yönetiminin taşınmazın orman sınırları içinde kaldığı iddiası ile, bir kısım gerçek kişilerinde tapuya dayanarak açtıkları dava sonunda, Gezici Arazi Kadastro Mahkemesinin 06.06.1964 gün ve 1954/3188-83 sayılı, taşınmazın kesinleşen orman tahdidi dışında bırakıldığı ve davalı gerçek kişilere ait tapu kaydı kapsamında kaldığının belirlendiği gerekçesiyle tesbit gibi geçek kişiler adına tapuya tesciline ilişkin kararı kesinleştiğine, sözü edilen hükmün H.Y.U.Y.’nın 237. maddesi gereğince Orman Yönetimini bağlayacak kesin hüküm, hazine yönünden ise kuvvetli delil olduğu gibi, Kesinleşmiş orman kadastrosunun uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporuyla, çekişmeli parselin kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları dışında bırakıldığı belirlendiğine göre, yasaya aykırı olarak 17.06.1992 tarihinde tapu kaydının beyanlar hanesine konulan şerhin silinmesine karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı gerçek kişinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıran gerçek kişiye iadesine 12.10.2006 günü oybirliği ile karar verildi.