İçtihatYargıtay20. Hukuk Dairesi
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi · E. 2006/10671 · K. 2006/13857
- Esas No
- 2006/10671
- Karar No
- 2006/13857
- Karar Tarihi
- 19.10.2006
Karar Metni
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2006/10671 E. , 2006/13857 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine, Orman Yönetimi ve Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... 12.07.2001 tarihli dilekçesiyle, ... Beldesi ... mevkiinde, kendisinin de paydaş olduğu, dava dışı 2398 sayılı parselin kuzey, doğu ve güneyinde bulunan 5000 m2 yüzölçümündeki taşınmazı 15.09.1999 tarihinde ... A,Ş den 8000 m2 olarak satın aldığı, üzerinde iki katlı evinin ve havuzunun bulunduğu, eklemeli olarak bu bölüm için kendi yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşullarının oluştuğu iddiasıyla adına tapuya kayıt ve tescili iddiasıyla davalı yönetimler, belediye ve komşu taşınmaz maliki olarak belirttiği gerçek kişiler aleyhine dava açmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, ... İlçesi ... Beldesi, ... mevkiinde bulunan ve 16.01.2006 tarihli müşterek bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen 2619.03 m2 ile (B) ile gösterilen 920.67 m2 bölümlerin davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm Hazine, Orman Yönetimi ve Karayolları Genel Müdürlüğünce temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, arazi kadastrosunda tapulama dışı bırakılmış olan taşınmazın Medeni Yasanın 713. maddesi gereğince tapuya tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1946 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu vardır. Daha sonra 1977 yılında yapılıp, itirazsız yerlerde ekip çalışmalarının 23.08.1979 tarihinde ilanından sonra 23.08.1980 tarihinde, itirazlı yerlerde ise komisyon çalışmalarının 06.12.1979 tarihinde ilanından sonra 06.12.1980 tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması mevcuttur.
1- Çekişmeli taşınmazın Karayolları Genel Müdürlüğünce yapılan kamulaştırma alanına sınır olmadığı, davada taraf sıfatının bulunmadığı, aleyhine açılan davanın bu nedenle reddine karar verilmesi gerekirken, Karayolları Genel Müdürülüğü aleyhine açılan davanın da kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
2- Orman Yönetimi ve Hazinenin temyiz itirazlarına gelince; mahkemece, kesinleşmiş orman kadastro haritasının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi ve ... elemanı bilirkişi raporlarıyla, bilirkişilerin müşterek krokisinde (A) ve (B) ile gösterilen çekişmeli taşınmaz bölümlerinin 1946 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içindeyken yine 1979 yılında yapılıp kesinleşen 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, bu bölümler için davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğunun belirlendiği gerekçesiyle bu bölümlere ilişkin davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın komşusu 2398 sayılı parselin tapu kaydının ilk tesisine ilişkin kayıt ve belgeler arazi kadastrosu ile oluşmuş ise kadastro tesbit tutanağı ve var ise dayanağı olan tapu ve vergi kayıtları), çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde genel arazi kadastrosu yapılıp yapılmadığı, yapıldı ise ne gibi işlem gördüğü, ne olarak kadastro dışı bırakıldığı, orman sınırları içinde kalan bölümler ve 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulamasına konu yerler için tapu kaydı oluşup oluşmadığı, taşınmazın kamu yararına tahsisli olup olmadığı, belediye sınırları içinde olup olmadığı sorulmamış, Karayolları Yönetimi 2398 sayılı parselin kuzeyi, doğusu ve güneyinde yer (A) ve (B) bölümlerinin de dahil olduğu komşu taşınmazın, Orman Yönetimini açtığı dava sonunda ormana terk edildiğini bildirdiği halde, orman Yönetiminin açtığı davaya ilişkin mahkeme kararı ve hüküm dosyası getirtilmemiş, Orman Yönetimi ve Hazine yararına kesin hüküm oluşturup oluşturmadığı araştırılmamıştır.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme yukarıda sözü edilen nedenlerle yetersizse de, çekişmeli taşınmazın kabule ve temyize konu bilirkişi krokisinde (A) ve (B) ile gösterilen bölümlerinin 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı yönünde taraflar arasında uyuşmazlık yoktur, uyuşmazlık bu yerlerin kazandırıcı zamanaşımı yoluyla edinilip edinilemeyeceğine ilişkindir.
Orman kadastrosunun yapılıp kesinleştiği 1946 tarihinde yürürlükte bulunan 3116 Sayılı Yasanın 13. maddesi hükmüne göre “tahdidi yapılmış ve kesinleşmiş ormanlar Hazine adına tescil olunur.” Bu yasayı yürürlükten kaldıran ve 08.09.1956 tarihinde yürürlüğe konulan 6831 Sayılı Orman Yasasının 11. maddesinin 4. fıkrası da “kadastrosu yapılıp kesinleşen devlete ait ormanlar tapu dairelerince hiçbir harç, vergi ve resim alınmaksızın Hazine adına tapuya tescil olunur” hükmünü taşımaktadır. Bu yerde orman kadastrosu 1946 yılında kesinleşmiş olduğuna göre, yasanın emredici hükmü gereğince, dava konusu taşınmazın Hazine adına tapuya tescil edilmiş olması gerekir. Tapulu devlet ormanının bir bölümünün, 6831 Sayılı Yasanın 2. yada 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılması halinde, yer yine Hazinenin tapulu taşınmazı olmaya devam eder.
6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. ve 2896 Sayılı Yasa ile değişik 2/B maddesi gereğince nitelik kaybı nedeniyle orman rejimi dışına çıkartılan yerler de yine orman niteliği değişmiş olarak Hazine adına tapulu olmaya devam edeceğinden, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine konu olamayacaktır.
Kesinleşen orman kadastrosu, yasanın emredici hükmüne rağmen, görevli memurların ihmali yada başka herhangi bir nedenle tapuya tescil edilmemiş olsa bile; orman kadastrosunun kesinleşmesi ile taşınmazın orman niteliğiyle mülkiyet ... Hazineye geçer. Kesinleşen orman kadastrosunun sonradan tapuya tescil edilmesi mülkiyet hakkının doğumu için gerekli değildir. Tescil işlemi, kurucu değil açıklayıcı nitelikte olduğundan durum yine değişmez.
Hukukumuzda ilk kez orman dışına çıkarmaya ilişkin yasal düzenleme 1961 Anayasasının ormanla ilgili 131. maddesindeki değişikliğe paralel olarak 04.07.1973 tarihinde yürürlüğe giren 1744 Sayılı Yasayla yapılmış, daha sonra yürürlüğe giren 1981 Anayasasının 169 ve 170. maddelerindeki düzenleme çerçevesinde bu uygulama bazı değişikliklere uğrayarak 2896, 3302 ve 3373 Sayılı Yasalar ile varlığını sürdürmüştür.
6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2 ve 2896, 3302 ve 3373 Sayılı Yasalar ile değişik 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin tabi olacakları hukuki statü ile devletin hüküm ve tasarrufu altında olan, imar ihya ve kazandırıcı zamanaşımı yoluyla edinilebilecek hali yerlerin tabi oldukları hukuki statüler birbirinden farklıdır. Nitelik kaybı nedeniyle orman rejimi dışına çıkartılan bu yerler,
Anayasanın 170. maddesi ve 2924 Sayılı Yasa ile belirlenen amaçların gerçekleştirilmesi için Orman Bakanlığının emrine geçer. Hazine dahi diğer özel taşınmazlarında olduğu gibi bu yerlere serbestçe tasarruf edemez. Şöyle ki; 2924 Sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkında Yasının 1. maddesinde yasanın amacı “...nakline karar verilen orman içi köyler halkının yerleştirilmesi ve orman sınırları dışına çıkartılmış ve çıkartılacak yerlerin değerlendirilmesi suretiyle, orman köylülerinin kalkınmalarının desteklenmesi”olarak açıklanmıştır. Kapsam başlıklı 2. madde “Bu Yasanın, 6831 sayılı Orman Yasasının 2 nci maddesi uyarınca orman kadastro komisyonları tarafından orman sınırları dışına çıkarılan;
a) Orman olarak muhafazasında bilim ve ... bakımından hiçbir yarar görülmeyip, aksine ... alanlarına dönüştürülmesinde kesin yarar görülen yerleri,
b) Otlak, kışlak, yaylak gibi yerleri,
c) Tarla, bağ, bahçe, meyvelik, zeytinlik, fındıklık, fıstıklık (Antep fıstığı) gibi çeşitli ... alanlarını,
d) Şehir, kasaba, köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerleşim sahalarını,
kapsar.” Tesbit tefrik ve tescil işlemleri başlıklı 3. madde hükmüne göre de, “Orman kadastro komisyonlarınca, orman sınırı dışına çıkarılan yerler, Orman Bakanlığının talebi üzerine Hazine adına tescil edilir. Bu yerler, bu Yasanın hükümleri uygulanmak kaydıyla Orman Bakanlığı emrine geçer...” Değerlendirme işlemleri başlıklı üçüncü bölümün 11. maddesi,” Bu Yasanın 2 nci madde (c) bendi kapsamına giren tarla, bağ, bahçe, meyvelik, zeytinlik, fındıklık, fıstıklık (Antep fıstığı) gibi ... alanları ve buralardaki yapı ve tesislerin yerleri; orman sınırları dışına çıkarıldıkları tarihteki fiili durumlarına göre ifraz edilerek, bu yerleri kullanan kişilere, rayiç bedelleri peşin veya on yıllık süre içinde ve eşit taksitle alınmak üzere, ... ve Orman Bakanlığınca satılır. 3402 Sayılı Kadastro Yasasına göre bu yerlerin kadastrosu öncelikle yapılır. (30/10/1995 gün ve 4127 Sayılı Yasanın 1 maddesi ile değişik.) Kadastro çalışmaları sırasında, fiili kullanım durumuna göre sınırlandırması ve Hazine adına tespit yapılacak bu yerler üzerindeki muhdesat ile tasarruf edenlerin isimleri, kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilir. 3402 Sayılı Yasasının 11 inci maddesinde belirtilen askı ilanı hariç, diğer ilanlar yapılmaz. Kadastro çalışmaları sonucunda belirlenen kişilerin, bu maddenin dördüncü fıkrasına göre gerçek hak sahibi olup olmadıkları hususu, ayrıca Orman Bakanlığınca tespit edilir...”
Bakanlar Kurulunun 15.07.1997 gün ve 97/9637 sayılı kararı ile kabul edilen ve 31.07.1997 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan, Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkında Yönetmelik de yukarda anlatılan yasal düzenlemeye paralel hükümler içermektedir.
Anayasa Mahkemesinin 30.03.1993 gün ve 1992/48-14 sayılı kararının gerekçesinde: “17.10.1983 günlü, 2924 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkında Yasanın: 11. maddesinin üçüncü fıkrasının ikinci tümcesinin sonundaki "...kullanan kişilerin adları kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilir." Üçüncü fıkrasının "3402 Sayılı Kadastro Yasasına göre bu yerlerin kadastrosu öncelikle yapılır." diyen ilk tümcesinden sonra gelen ve iptal edilen kuralı dışında kalan diğer kuralları, Dördüncü ve beşinci fıkraları; özcümle “2924 Sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkında Yasa'nın 11. maddesinin 3763 sayılı Yasa ile değişik üçüncü fıkrasında, 6831 Sayılı Orman Yasası'nın 2. maddesinin (c) bendi kapsamına girmesi nedeniyle orman kadastro komisyonları tarafından orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden tarla, bağ, bahçe, meyvelik, zeytinlik, fındıklık, fıstıklık (Antep fıstığı) gibi ... alanları ile buralardaki yapı ve tesislere ait yerlerin 3402 Sayılı Kadastro Yasası'na göre kadastrosunun öncelikle yapılması kadastro sırasında Hazine adına tespit edilen bu yerler üzerinde sözü geçen yasanın 14. maddesinde öngörülen 40 ve 100 dönümlük sınırlama gözönünde bulundurularak bu yerleri kullanan kişilerin adlarının kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmesi ve bu tespitlerin kesinleşmesinden sonra da beyanlar hanesinde adı geçen bu kişilere Orman Bakanlığı'nca bir arazi kullanma belgesi verilmesinin öngörüldüğü, (Arazi kullanma belgesi) belge sahibi kişilere bu arazinin Orman Bakanlığı'nca satışını sağlamakta ve böylece bu kişilerin yararına hukuksal sonuç doğurduğu, Davacıların dava konusu taşınmazları eylemli biçimde kullanmalarının kendilerine (arazi kullanma belgesi) verilmesi için yeterli olduğu, Bu duruma göre, dava konusu uyuşmazlığın çözümünde uygulanacak yasa kuralının (...kullanan kişilerin adları kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilir.) tümcesi olduğu, ...Kadastro Mahkemesi'nce de, uyuşmazlığın çözümünde 2924 Sayılı Yasa'nın değişik 11. maddesinin üçüncü fıkrasının doğrudan uygulanacak yasa kuralı olduğu belirtildikten sonra, aynı maddenin birinci ve dördüncü fıkralarında yer alan kimi tümcelerin de iptali halinde kamu yararına dönük pratik bir sonuç sağlanacağının ifade edildiği, açıklanan nedenlerle davada uygulanacak yasa kuralının 2924 Sayılı Yasa'nın değişik 11. maddesinin üçüncü fıkrasının ikinci tümcesinin sonundaki (...kullanan kişilerin adları kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilir...) ibaresi olduğundan inceleme bununla sınırlı olarak yapılması gerektiği, Anayasa'nın 170. maddesinde, ormanlar içinde veya bitişiğindeki köyler halkının kalkındırılması, ormanların ve orman bütünlüğünün korunması bakımından, ormanın gözetilmesi ve işletilmesinde Devletle bu halkın işbirliğini sağlayıcı tedbirlerin alınacağını, 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve ... bakımından orman niteliğini tamamen kaybetmiş yerlerin değerlendirilmesi, bilim ve ... bakımından orman olarak muhafazasında yarar görülmeyen yerlerin tespiti ve orman sınırları dışına çıkartılması, orman içindeki köyler halkının kısmen veya tamamen bu yerlere yerleştirilmesi için Devlet eliyle anılan yerlerin ihya edilerek Yasa'yla bu halkın yararlanmasına tahsis edileceğinin öngörüldüğü, Anayasa, bu işlerin yapılmasını Devlete görev olarak yüklediği, ekonomik sıkıntı çeken orman içi veya bitişiği köyler halkına Devlet eliyle ihya edilmiş ... ve yerleşim alanları sağlanmak istediği, Anayasayla, bilim ve ... bakımından artık orman olarak işletilmesinde yarar görülmeyen yerleri orman içinde ikamet eden halkın yararına tahsis etmek suretiyle değerlendirmenin amaçlandığı, Şu halde, orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin yalnızca orman köyleri halkının nakli ve yerleştirilmesi amacıyla değerlendirilmesi olanağı bulunduğu, böylece, orman köylüsünün ormanları tahribi önlenerek ulusal ekonomiye katkıda bulunması sağlanmak suretiyle üretici haline getirilip kalkınmasının amaçlandığı, Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkında Yasa ile getirilecek düzenlemelerin, Anayasa'nın 170. maddesinde öngörülen amaca uygun olması, Orman niteliğini yitirdiği için orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin, orman köylüsünün yararlanmasına tahsis edilmesi gerektiği, 2924 Sayılı Yasa'nın 3763 Sayılı Yasa ile değişik 11. maddesinin birinci fıkrasında yer alan iptali istenen düzenleme ile, orman niteliğini yitiren yerleri kullanan kimselere orman köylüsü olup olmadıkları gözetilmeden arazi verilmesi ve bu yerlerin takdir edilecek rayiç bedel üzerinden kullanan kişilere satışının öngörüldüğü, Orman köylüsü olup olmadığına bakılmaksızın bu yerlerin kullanan kişilere satışının yapılmasını sağlayan bu düzenlemenin Anayasa'nın 170. maddesine aykırı olduğu” gerekçede açıklanarak İPTALİNE karar verilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin, 28.11.2002 günlü Resmi Gazetede Yayınlanan, 27.9.1995 gün ve 1995/13-51 sayılı kararı ile, 24.2.1984 günlü, 2981 sayılı "İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Yasanın Geçici 2. maddesinin 22.5.1986 günlü, 3290 Sayılı Yasa'nın 14. maddesiyle değiştirilen (e) bendi, özcümle “2981 Sayılı Yasa'nın 1. maddesinde, imar ve gecekondu mevzuatına aykırı olarak inşaa edilmiş ya da inşa halindeki bütün yapılar hakkında uygulanacak işlemler ve buna ilişkin tesbit, değerlendirme ve uygulamanın bu Yasa'ya göre yapılacağının, 10. maddesinde de hazine, belediye, il özel idarelerine ait veya ... Genel Müdürlüğü'nün idare ettiği arsa veya araziler üzerinde gecekondu sahiplerince yapılmış yapıların kayıt sahibi kamu kuruluşunca hak sahiplerine tahsis edilerek tapu sicilinin beyanlar hanesinde gösterilip "Tapu Tahsis Belgesi" verileceğinin, bu belgenin ıslah imar planı veya kadastro planları yapıldıktan sonra hak sahiplerine verilecek tapuya esas teşkil edeceğinin belirtildiği, İtiraz konusu kuralı da içeren Geçici 2. maddede ise, imar mevzuatına uygun inşa edilerek kullanma izni alınmış yapı olarak kabul edilen durumların sayıldığı, (e) bendinde de 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve ... bakımından orman niteliğini kaybetmiş yerlerin, şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerleşim alanları orman sınırları dışına çıkarılarak bu Kanun hükümlerine göre işlem yapılacağının öngörüldüğü, Buna göre, (e) bendinde belirtilen yerler hakkında 2981 Sayılı Yasa hükümleri uygulanacağı, bunların ilgililer adına tapuya tescil edilip satışa konu olacağı, İtiraz yoluna başvuran Mahkemenin, 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 45. maddesinin 20 yıllık zaman aşımı süresi geçmesi nedeniyle ormanların özel mülkiyete konu olabileceğine ilişkin birinci fıkrasının Anayasa Mahkemesi'nin E.1987/31, K.1988/13 sayılı kararıyla iptal edildiği, buna karşın, geçici 2. maddenin itiraz konusu (e) bendiyle orman alanlarının özel mülkiyete geçmesine olanak tanındığını belirterek, kuralın Anayasa'nın 169. ve 170. maddelerine aykırı olduğunu ileri sürdüğünü, Anayasa'nın 169. maddesinde, Devlet ormanlarının mülkiyetinin devir olunamayacağı, ormanların korunması ve alanlarının genişletilmesi için Devletçe gerekli yasal düzenlemelerin yapılacağı ve önlemlerin alınacağı, ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme izin verilemeyeceği, orman olarak muhafazasında bilim ve ... bakımından hiçbir yarar görülmeyen, aksine ... alanlarına dönüştürülmesinde kesin yarar olduğu tespit edilen yerler ile 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve ... bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş olan tarla, bağ, meyvelik, zeytinlik gibi çeşitli ... alanlarında veya hayvancılıkta kullanılmasında yarar olduğu tespit edilen arazilerin, şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerler dışında orman sınırlarında daraltma yapılamayacağının öngörüldüğü, 170. maddesinde de, ormanlar içinde veya bitişiğindeki köyler halkının kalkındırılması, ormanların ve orman bütünlüğünün korunması bakımından, ormanın gözetilmesi ve işletilmesinde Devletle bu halkın işbirliğini sağlayıcı tedbirlerin alınacağı, 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve ... bakımından orman niteliğini tamamen kaybetmiş yerlerin değerlendirilmesi, bilim ve ... bakımından orman olarak muhafazasında yarar görülmeyen yerlerin tesbiti ve orman sınırları dışına çıkartılması, orman içindeki köyler halkının kısmen veya tamamen bu yerlere yerleştirilmesi için Devlet eliyle anılan yerlerin ihya edilerek ancak bu halkın yararlanmasına tahsis edileceğinin hükme bağlandığı, Buna göre, ormanların tahribinin önlenerek ulusal ekonomiye katkısının sağlanması ve orman köylüsünün üretici haline getirilip kalkındırılması için orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin yalnızca orman köyleri halkının nakli ve yerleştirilmesi amacıyla değerlendirilmesinin öngörüldüğü, Anayasa'nın 169. maddesindeki orman sınırlarının daraltılmasına olanak tanınan iki halde de, orman sınırları dışına çıkarma sonucu elde edilen alanların değerlendirilmesi açısından herhangi bir ayrım yapılamayacağı, bu yerlerden yararlanmaya ilişkin düzenlemelerin Anayasa'nın 170. maddesinde öngörülen amaca uygun yapılması gerekeceğinin kuşkusuz
olduğu, Bu durumda yasa koyucunun belirtilen alanların kullanıcılarına veya başkalarına, hatta orman içi köyler halkına satılmasını veya bu amaçla devredilmesini sağlayacak bir düzenleme yapmasının mümkün olmadığı, Açıklanan nedenlerle, 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve ... bakımından orman niteliğini kaybetmiş yerlerin, orman sınırları dışına çıkarılarak 2981 sayılı Yasa hükümlerinin uygulanması suretiyle satışı ve devri olanağını getiren itiraz konusu kuralın, Anayasa'nın 169. ve 170. maddelerine aykırı olduğu karar gerekçesinde açıklanarak İPTAL edilmiştir.
Şu hale göre; orman rejimi dışına çıkartılan taşınmazlar, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki diğer hali yerler farklı statüdeki taşınmazlardır. Orman rejimi dışına çıkartılan yerlerin bedeli karşılığında satılmasını öngören yasalar dahi Anayasa Mahkemesi tarafından Anayasada gösterilen amaç dışında tasarruf edilemeyeceği gerekçesiyle iptal edilmiştir.
Devletin özel mülkiyetinde bulunan tapulu ve tapusuz taşınmazlar Hazine tarafından bedeli karşılığında her zaman, herkese satılabileceği ya da başka bir amaçla tahsis edilebileceği halde, orman rejimi dışına çıkartılan yerler bedeli karşılığında dahi satılamaz. Anayasa Mahkemesi kararlarında açıklandığı gibi, bedeli karşılığında bile Devlete satma yetkisi tanınmayan taşınmazların diğer hali yerler gibi kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile mülk edinilmesi düşünülemez.
Diğer taraftan; 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 18/2. maddesi hükmüne göre “Yasaları uyarınca devlete kalan taşınmaz mallar tapuda kayıtlı olsun olmasın zilyetlikle kazanılamaz.” Yasanın bu maddesinde “yasaları uyarınca devlete kalan taşınmaz malların” hangi malları kapsadığı sayılmamışsa da, yukarıda anlatıldığı gibi gerek Yasal Düzenlemeler gerekse Yargı Kararları gözetildiğinde, 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. maddesi ve 2896, 3302 ve 3373 sayılı Yasalar ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılan yerlerin 3402 Sayılı Yasanın 18. maddesi anlamında “yasalar uyarınca devlete kalan taşınmaz mallar” olduğu ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilemeyeceği kabul edilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilerek davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken, bilirkişi krokisinde (A) ve (B) ile gösterilen bölümlere ilişkin davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda birinci bende açıklanan nedenlerle; Karayolları Genel Müdürlüğünün, yukarıda ikinci bende açıklanan nedenlerle de, Orman Yönetimi ve Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıran Orman Yönetimine iadesine 19/10/2006 günü oybirliği ile karar verildi.