Yargıtay 20. Hukuk Dairesi · E. 2006/13170 · K. 2006/16325
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2006/13170 E. , 2006/16325 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... ve ... tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında ... Mahallesi 350 ada 232 parsel sayılı 10682298,78 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, Devlet Ormanı olarak Hazine adına tesbit edilmiştir. Davacı gerçek kişiler kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, 3402 Sayılı Yasanın 11. maddesi gereğince davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı ... ve ... tarafından temyiz edilmiştir. Dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir. Dosya içinde bulunan kadastro tesbit tutanağı aslından ... Mahallesi 3402 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan arazi kadastrosuna sonuçlarının, Yasanın 11. maddesine göre 08.03.2006 ila 06.04.2006 tarihleri arasında 29 ... süreyle ilan edildiği anlaşılmaktadır. Buna karşın; yine dosya içindeki Kadastro Müdürlüğü’nün mahkemeye gönderdiği yazıda, askı ilanının 07.03.2006 ila 06.04.2006 tarihleri arasında 30 ... süreyle yapıldığı bildirilmektedir. Kadastro mahkemesince, tutanak asıllarındaki tarihlere değil, Kadastro Müdürünün mahkemeye gönderdiği yazıdaki tarihlere değer verilerek, askı ilanının 07.03.2006 ila 06.04.2006 tarihlerinde yapıldığı ve davanın askı ilanından sonra 07.04.2006 tarihinde açıldığı kabul edilerek 3402 Sayılı Yasanın 11. maddesi gereğince davanın reddine karar verilmiştir 3402 Sayılı Yasanın 26. maddesi gereğince askı süresi içinde açılacak davaların yanı sıra, kadastro mahkemesine dava açıldıktan sonra, tesbitten önceki haklara dayanarak, asli müdahil olarak katılanların iddialarına dair uyuşmazlıklara bakma görevi de Kadastro Mahkemesine aittir. Görev kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında kendiliğinden gözetilmesi gerekir. Bu nedenle, halli gereken sorun; askı ilanının hangi tarihlerde yapıldığı ve davanın askı süresi içinde açılıp açılmadığıdır. 3402 Sayılı Yasanın 11. maddesi ve Kadastro ilanları Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre, kadastro müdürü kadastro tutanaklarına göre yapılan tesbitlere dayanarak askı ilan cetvelleri düzenler, bu cetvelleri ve pafta örneklerini müdüriyette ve ayrıca muhtarın çalışma yerinde 30 ... süreyle ilan ettirir. İtirazı olanların bu süre içinde Kadastro Mahkemesinde dava açabileceğini belirtir. 30 günlük askı süresi ilanın yapıldığı günün ertesi gününden işlemeye başlar. Askı ilanın yasa ve yönetmelikte öngörülen 30 günden daha az süreyle yapılması, yasanın tanıdığı, 30 günlük dava açma süresini etkilemez. 3402 Sayılı Yasanın 11/1, 29/3, H.Y.U.Y.’nın 159 ve 161 Kadastro İlanları Hakkındaki Yönetmeliğin 9. maddesi gereğince ilanın yapıldığı günün ertesi gününden başlamak üzere 30 günlük süre içinde açılacak davalara kadastro mahkemeleri bakmakla görevlidir. Somut olayda, bu hükümlere göre düzenlenen ilan cetvellerine ve kadastro tesbit tutanağı asılları ve suretlerine, ilanın 08.03.2006 ila 06.04.2006 tarihleri arasında 29 ... süreyle yapıldığı kaydedilmiştir. Bu kayıtlar karşısında, kadastro müdürünün askı ilanının 07.03.2006 ila 06.04.2006 tarihleri arasında yapıldığı yönündeki yazısına itibar edilemez. Gerçekten; askı ilanının, askı ilan cetvelinde yazılı olan tarihlerde değil de, kadastro müdürünün bildirdiği tarihlerde yapılmış olması halinde, askı ilan cetvellerindeki tarihlerin de buna göre değiştirilmesi gerekirdi. Ancak, cetvellerde ve tutanaklarda böyle bir değişiklik yapılmamıştır. O halde, davacı gerçek kişilerin 3402 Sayılı Yasanın 11. maddesi hükmüne göre yapılan askı süresi içinde açtığı ve davaya bakmakla kadastro mahkemesinin görevli olduğu düşünülmeden, 3402 Sayılı Yasanın 11. maddesi gereğince davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı gerçek kişilerin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 27/11/2006 günü oybirliği ile karar verildi.