İçtihatYargıtay20. Hukuk Dairesi
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi · E. 2006/13502 · K. 2006/16618
- Esas No
- 2006/13502
- Karar No
- 2006/16618
- Karar Tarihi
- 30.11.2006
Karar Metni
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2006/13502 E. , 2006/16618 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi ... tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 21.10.1998 ... ve 1987/19072-16523 sayılı bozma kararında özetle; "mahkemece bozmaya uyulmuşsa da, bozma kararı gereği inceleme ve araştırma yapılmadığı, bozmaya uyulmakla tarafları yönünden usulü kazanılmış hak oluşturacağı, bozma gereklerinin eksiksiz yerine getirilmek zorunluluğu bulunduğu, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerdeki ormanların tahdit gördüğü hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlığın orman tahdit haritası kapsamına alınan ve Terme Asliye Hukuk Mahkemesinin 23.12.1958 ... ve 1954/350-578 sayılı kararı ile orman tahditi dışına çıkarılan bozma kararı üzerine verilen ve aynı nitelikte olan ısrar kararının Hukuk Genel Kurulu ve Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 16.02.1962 ... ve 220-1273 sayılı kararı ile onanan ve karar düzeltme isteminin de reddiyle kesinleşen kararın usulünce mahalline uygulanıp uygulanmadığı ve kesinleşen karar uyarınca orman tahdit sınırlarında düzeltme yapılıp yapılmadığına ilişkin olduğu, Yargıtay'ın kararlık kazanmış içtihatlarına uyarınca orman tahdit haritasının ormancı uzman bilirkişiler aracılığıyla uygulanması gerektiği, tapu ... memurunun bu konuda uzman sayılmayacağı, hal böyle olunca, bölgeye ilişkin orman tahdit haritası ve mazbatasının getirtilerek mahalline uygulanması, yerel bilirkişi ile ormancı bilirkişilerin birlikte çalışmasının sağlanması, kesinleşen Asliye Hukuk Mahkemesi kararı gereğince, orman tahdit haritasında düzeltme yapılıp yapılmadığının idareden sorulması, alınacak cevaba göre mahkeme kararı ile kararın dayanağı bilirkişi krokisinin mahalline uygulanması çekişmeli parselin orman tahdidi dışına çıkarılan yerlerden olup olmadığının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde saptanması, uygulamada komşu parsellere ilişkin kayıt ve belgelerden yararlanılması, dayanak tapu kaydının usulünce uygulanması vergi kaydının bulunup bulunmadığının araştırılması, var ise getirtilerek uygulanması, ormancı bilirkişiler ile ... bilirkişiye keşif izlemeye olanak verir kroki düzenlettirilmesi, tüm delillerin birlikte değerlendirilerek hüküm kurulması" gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kısmen kabulüne, çekişmeli Dumantepe Köyü Akçay mevkii 830 sayılı parselin tesbitinin iptaline, ekli onaylı bilirkişi krokisinde (B) ile gösterilen 168852.31 m2 bölümünün ifraz edilip, köyün en son parsel numarası ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, aynı bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen 76.797.69 m2 bölümün tespitteki cins ve niteliği aynı kalmak kaydıyla tesbit malikleri adına payları oranında tesciline karar verilmiş, hüküm davacı ... tarafından bilirkişi krokisinde (B) ile gösterilen 76.797.69 m2 bölüme ilişkin olarak temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde ilk orman kadastrosu 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1953 yılında yapılıp 24.02.1954 tarihinde köyde ilan edilerek, çekişmeli yer için Asliye Hukuk Mahkemesinin 28.01.1960 ... ve 1960/36-25 sayılı kararı ile birlikte 02.06.1962 tarihinde kesinleşmiştir.
Kadastro (Tapulama) sırasında Dumantepe Köyü 830 parsel sayılı 245650 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, çeltiklik niteliğiyle Şubat 1294 tarih ve 16 sıra numaralı tapu kaydı ve tedavülleri ile (en son tedavül Mart 1967 tarih ve 15 ve 17 numaralı kayıtlardır) toplam 6720 pay kabul edilip, payları oranında Kaşif ... ve diğer tapu paydaşları adına tesbit edilmiş, Kaşif ... ve bir kısım gerçek kişiler paya ilişkin olarak, bir kısım gerçek kişiler başka tapu kayıtlarına dayanarak taşınmazın belli bölümlerinin adlarına tapuya kayıt ve tescili iddiasıyla itiraz etmişler, ... ise taşınmazın kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı iddiasıyla itiraz etmiş, Komisyonca ilkin Orman Yönetiminin itirazı yönünden tutanak ve ekleri Tapulama Mahkemesine gönderilmiş, 18.04.1968 tarihinde de, Orman Yönetiminin itirazı red edilmiş, ... 13.05.1968 aynı sav ile dava açmıştır. ... ..., 11.08.1973 tarihinde; 833 sayılı parselin kuzeyinde orman tahditi içindeki evinin de bulunduğu 9700 m2 yüzölçümündeki bölümün müstakilen adına tescili gerektiği, bu bölümün de 830 parsel içinde kalması gerektiğine değinerek itiraz eden sıfatıyla bir dilekçe ..., ancak dilekçesini harçlandırmamış, ... Şahine ait payı Sulh Hukuk Mahkemesinin 04.03.1966 ... ve 1965/131-28 sayılı kararı ile devraldığını bu yapın adına tescili istemiyle dilekçe ..., ancak dilekçelerini harçlandırmamış, mahkemece katılma konusunda bir karar da verilmemiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 28.1.1960 ... ve 1960/36-25 Sayılı dosyasında; Davacı ... ...’in 01.03.1954 tarihinde davalı ... aleyhine, ... Köyü Çaküllide mevkiinde bulunan Mart 1953 tarih ve 47 sıra numaralı tapu kaydı kapsamındaki taşınmazının orman ile ilgisi olmadığı halde orman tahdit komisyonunca orman olarak sınırlandırılmasına itiraz etmiş, davaya ... Demirtürk ve ... Demirtürk Temmuz 1951 tarih ve 8 sıra numaralı tapuya dayanarak, ... Terzi, 02.07.1955 tarihinde davaya konu taşınmazın bir bölümünün kendi arazisine tecavüz ettiği, ... ... ve Kaşif ..., ... Işık, ... ..., ... Çilesiz, ... ..., ... Trabzon ve ... ... ise, taşınmazda kendilerinin de ... bulunduğu iddiasıyla davaya katılmışlardır. Davacı ve bir kısım davacının tutunduğu Şubat 1294 tarih ve C.3/24 16 sıra numaralı tapu kaydı, Nefsi Akçay Köyü Çarkülide mevkiindeki 2 dönümlük tapu kaydı, sınırları Yavaş oğlu ve Musazade, ... ... ve tarikam olup, yeniden ... Çuhadarzade ... ... adına tescil edilmiştir. Sonraki tedavüllerinde miktar 1838 m2 olarak gösterilmiş, Mart 1967 tarihine kadar tedavül görmüştür. Temmuz 1955 tarihli keşifte yerel bilirkişiler ... Köyü Muhtarı 1318 doğumlu ... ..., aynı köyden 1316 doğumlu ... ... ve 1325 doğumlu ... Işık, Yavaşoğlu hududunun batıdaki 1346 numaralı rasat noktası ile 1350 numaralı rasat noktaları arasındaki Eşref ..., ... İkiz ve ... Trabzon fındıklıkları, ... ... sınırının güneydeki keşifin yapıldığı ... ...'a ait tarla olduğunu, yol hududunun doğudaki kadim köy yolu olduğunu, Musazade sınırının ise, kuzeydeki 1350 numaralı rasat noktasından yol kenarındaki 1323 numaralı rasat noktaları arasındaki çizgi sınır olduğunu, taşınmazı ... ... yeri olarak bildiklerini, sonradan, bir kısım kişilerin burada tapudan pay aldıklarını, ... alanı ve ev yeri olarak kullandıklarını bildirmişler, Mütehassıs bilirkişi ve ... memuru bilirkişi ile ziraat teknisyeni bilirkişi ise, yerel bilirkişilerin gösterdiği yerlerin halen iki metreyi geçmeyen çalılık ve orman niteliğinde olduğunu, bunun taşınmazın ekilmemesinden kaynaklandığını, çevresinin
gerçek kişilere ait orman niteliğinde olmayan fındıklıklara ile çevrili olduğunu, doğuda fundalıktan açma sahaların ve bahçelerin bulunduğunu, ancak yerel bilirkişi beyanlarına göre buraların tapu hududunda yer almadığını, taşınmazın öncesi ... alanları ile çevrili kültür alanı iken sonradan 15 yıl gibi bir süre ekilmediğinden çalılık niteliğine büründüğünü bildirmişlerse de, dosyası içinde fenni bir kroki yada rapor düzenlediklerine ilişkin bir kayıta rastlanmamıştır. 16.08.1958 tarihli keşifte aynı yerel bilirkişiler dinlenmiş, önceki ifadelerini tekrar etmişler, ... elemanı bilirkişi ... Uzuner, tapu kaydı kapsamındaki yeri düzenleyeceği krokisinde göstereceğini bildirmiş ve 11.09.1958 tarihli celsede keşif tutunağı ve kroki okundu dendiği halde dosyada böyle bir krokiye rastlanmamıştır. Mahkemece ; tapuya dayanan katılanların tapu kayıtlarının çekişmeli yerle ilgili olmadığı, diğer katılanların tasarrufları altındaki yerleri ormandan açtıklarını beyan etmeleri nedeniyle davacı ile menfaat birliği olmadığından katılma taleplerinin reddine ve aynen “Davacı ve Müdahillerin ... Köyü hududu dahilinde ve Çarkılı mevkiinde tapu sicilinin Mart 1953 tarih ve 47 numara ile Temmuz 1951 tarih ve 8 numarada kayıtlı hudutları itibariyle Yavaşoğlu Musazade, ... ... ve Tarikiam ile mahdut gayrimenkuluna orman tahdit komisyonu tarafından ... Köyü mıntıkasındaki ormanların tahditi yapılırken orman idaresi lehine tahdit edildiği, halbuki mahallen yapılan keşifte davacıların mezkür tapu kaydının mahalli müddeabihe uygun ve mutabık geldiği ehlivukufların müttefikan vaki beyanlarından anlaşılmıştır. Diğer taraftan, mütehassıs bilirkişi mütalası ve ... memuruna yaptırılan kroki münderecatına göre müddeabih yerin bir kısmının çalılık ve bir kısmının da ziraat edilmekte olduğu gibi etrafında kültür arazisi ile çevrili olup sahipli fındık bahçeleri ve tarlalar bulunduğunu, müddeabih yerin fundalık ve çalılık haline gelmesinin sadece ... müddet ziraat edilmemesinden ileri geldiği ve filhakika müddeabih yerin orman tahdit haritasının 1323, 1346 ve 1350 nirengi noktaları arasında kaldığı, ve tahdit planının içinde olduğu, ve 5658 Sayılı Kanuna göre özel ve tüzel kişilere ait ormanların sahiplerine ve mirasçılarına iadesi gerektiği gibi, davacıların tapulu yeri olan ve hissedarlardan bir kısmının ziraat ve tasarrufu altında olan müddeabih yerin orman olarak tahdit edilmesinden dolayı bir bedelde ödenmemiş olup, orman içinde kalan tapulu ve tapusuz gayrimenkullerin sahipleri adına yapılıp sınırlandırılması lazım gelmesine ve 4785 Sayılı Kanun gereğince orman olarak tahdit edilen yerlerin dahi parasının devletçe ödeneceğine, ve davacılara veya diğer hissedarlara bu maksatla ödenmiş bir para olmadığına ve 5658 Sayılı Kanunun sarahat ve gayesine nazaran temyiz mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 29.04.1949 ... ve 1092-2007 sayılı emsal kararı da nazarı teamüle alınarak orman tahdit komisyonu tarafından ... Köyü ormanlarının tahditi sırasında tanzim edilen ve 1323, 1346 ve 1350 rasat noktaları arasında kalan ve tahdite tabi tutulan davacı ... ... ve Müdahiller ... ve ... Demirtürk’e ait TAPULU YERLERİN TAHDİT HARİCİ BIRAKILMASINA, orman tahdit harita ve mazbatasının bu surette düzeltilmesine...” şeklindeki hükümle davaları kabul edilmiştir. ... tarafından temyize üzerine karar, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 21.11.1959 ... ve 1959/7417-62161 sayılı kararı ile “6831 Sayılı Yasanın muvakkat birinci maddesi mucibince münazaalı mahallin orman mevhumuna giren yerlerden olup olmadığı hususunun ziraat vekaletinden sorulmadan hüküm tesisinin yolsuz” olduğuna değinilerek bozulmuş, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir. Davacı önceki kararda direnilmesini istemiş, mahkemece aynı gerekçelerle 28.01.1960 ... ve 1960/36-25 sayılı karar ile önceki kararda direnilmiş ve aynı hüküm kurulmuştur. Karar Orman Yönetimince temyiz edilmiş, YARGITAY HUKUK GENEL KURULUNUN 10.05.1961 ... ve 1/16/33 sayılı kararı ile (4785 Sayılı Kanunun birinci maddesiyle özel kişilere ait ormanları
da olmak üzere Türkiye’deki bütün ormanlar devletleştirildiği, ancak aynı kanunun 2. maddesinde nitelikleri belirtilen bir kısım ormanlar, birinci maddenin dışında bırakıldığı, devletleştirmeye tabi tutulmadığı, 6831 Sayılı Yasanın geçici birinci maddesinde “...bir yerin orman sayılıp sayılmayacağı Ziraat Vekaletince belirtilir” denildiği, maddenin okunmasından anlaşılacağı üzere ... Bakanlığının bir yerin devlet ormanı olup olmadığını değil sadece orman olup olmadığını belirteceği, bu bakımdan ...(yırtık olduğundan bir kelime okunamadı) yapılacak işin, dava konusu gayrimenkulun 4785 Sayılı Kanunun 2. maddesi mucibince devletleştirme dışında bırakılan orman niteliğinde olup olmadığını tesbitten ibaret olduğu, bu sebeple de mahkemenin, dava konusu yerin orman sayılan yerlerden olup olmadığını ... Bakanlığından sormamış olmasının kanuna aykırı görülmediğine değinilerek DİRENME KARARI ONANMIŞ, karar üzerinde gerekli incelemenin yapılması için doysa Yargıtay 1. Hukuk Dairesine gönderilmiş; karar, 1. Hukuk Dairesince 16.02.1962 ... ve 1962/221275 sayıyla, dosya içeriğine ve hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre ONANMIŞ, Orman Yönetiminin karar düzeltme istemi de aynı dairenin 02.06.1962 ... ve 1962/3261-4137 sayılı kararı ile onandıktan sonra KESİNLEŞMİŞTİR. Sözü dilen dosya aslı getirtilmiştir ancak, kesinleşen mahkeme kararının dayanağı ... bilirkişi krokisine dosya içinde rastlanamamıştır.
Çekişmeli parselin komşularından 811 sayılı parsel Şubat 1299 tarih ve 43 numaralı sicilden gelen Aralık 1950 tarih ve 3 sıra numaralı tapu kaydı ve 252 tahrir numaralı vergi kaydıyla ... ve ... ... adına kadastro tesbiti itirazsız kesinleşmiştir. Kadastro tesbitine esas alınan Şubat 1299 tarih ve 43 sıra numaralı tapu kaydı Mutafyan oğulları Merkos, Kirkor, Oksen ve Filipos adına olup, sınırlarında Simon Kaptan, tarik, ... ... ... okumaktadır.
Komşu 808 sayılı parselin belgesiz tarla niteliğiyle öncesinde ceddinden intikalen ve 20 seneden fazla süreyle ... oğlu ... İlhan’ın zilyetliğindeyken satışından ... Karabıyık ve arkadaşları, 807 sayılı parselin, 806 sayılı parsel tutanağının edinme bölümünde açıklandığı gibi halen Hazine ve ... ... ziletliğinde olduğundan söz edilerek Hazine ve ... ... adına, 805 sayılı parselin ceddinden gelmekle 20 yıldan fazla süredir zilyetliğinde olduğundan söz edilerek ... Işık, 828 parsel sayılı taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... ..., 829 parsel sayılı taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... Trabzon adına tesbit edildiği, getirtilen kadastro tesbit tutanaklarına göre, itirazlı oldukları anlaşılmaktadır.
Komşu 827 sayılı parselin Asliye Hukuk Mahkemesinin tescil kararı ile ... Terzi adına oluşan ve doğusunda ... ... ve yol, batısında Eşref ve ... Ocak, kuzeyinde ... Ocak, güneyinde Eşref ... okuyan Eylül 1953 tarih ve 21 sıra numaralı tapu kaydı ile ... İkiz adına kadastro tesbitinin itirazsız kesinleşmiştir.
Komşu 831 parsel sayılı 6750 m2 yüzölçümündeki tarla ve fındık bahçesi nitelikli taşınmaz çekişmeli 830 sayılı parselin kadastro tesbitinde esas alınan Şubat 1294 tarih ve 16 sıra numaralı tapu kaydı ve bu sicilden gelen tedavül kayıtları ile 833 sayılı parselin kadastro tesbit tutanağının kazanma sütununda sözü edilen nedenlerle tapu kaydı müşterek malikleri Kaşif ... ve arkadaşları, adına tesbiti itirazsız kesinleşmiştir.
Mahkemece 09.07.1971, 22.05.1973, 1.8.1973 ve 11.11.1976 tarihlerinde keşif yapılmış, bir kısım keşiflerde yerel bilirkişiler dinlenmiş, ancak Asliye Hukuk Mahkemesinin 28.01.1960 ... ve 1960/36-25 sayılı kararında söz edilen ... bilirkişi krokisinin uygulandığına ilişkin hiç kayda yada söze yer verilmemiştir. Mahkemece, ... bilirkişi ve uzman bilirkişi raporlarıyla çekişmeli 830 sayılı parselin kesinleşen Asliye Hukuk Mahkemesi kararı ile orman
kadastro sınırları dışına çıkarıldığının belirlendiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, mahkemenin 17.11.1976 ... ve 1968/557-46 sayılı bu kararı Orman Yönetimince temyiz edilmiş, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 17.11.1977 ... ve 1977/3732-12122 sayılı kararıyla (kesin hüküm olarak kabul edilen Asliye Hukuk Mahkemesi kararının yöntemince uygulanıp, çekişmeli parselle ilgili olup olmadığının saptanması, ayrıca kadastro tesbitinde esas alınan tapu kaydının yöntemince uygulanarak, değişebilir nitelikte sınır içerip içermediği ve kapsamının 42. maddeye göre belirlenmesi) gereğine değinilerek bozulmuş, Mahkemece bozmaya uyularak 06.06.1986 tarihinde yapılan keşifte, gözlem olarak, taşınmaz düz bir yapıda, içinde özel kavaklık sahalar, ziraat yapılan ... parçalar halinde olduğu, etrafındaki taşınmazların özellikle fındık tarımı yapılan yerler olduğu, batı ... hududunun tepeler ile çevrili olduğu, kuzey ve doğu hududunun ise açık olduğu tutanağa geçirilmiş,
Yerel bilirkişiler ... ... (1335), ... ... (1330) ve ... Tenlik (1335), çekişmeli taşınmazın yaklaşık 30 yıl önce orman iken çeşitli kişiler tarafından sahiplenilerek ormandan açıldığını, 30 yıldan bu yana ... alanı olarak kullanıldığını, tapu kaydındaki Yavaşoğlu Musazade, ... Mahmutun yerini bilmediklerini, yolun ise taşınmazın doğusunda bulunan kadim köy yolu olduğunu söylemişler, ... bilirkişi ... Güven 14.08.1986 tarihli raporunda, çekişmeli parselin orman kadastro sınırları içinde kalmakla birlikte Asliye Hukuk Mahkemesi kararı ile orman kadastrosu dışına çıkarıldığını, 01.07.1955 tarihli keşifte tarif edilen sınırlarına göre Şubat 1294 tarih ve 16 sıra numaralı tapu kaydının çekişmeli 830 parselle birlikte dava dışı 831, 832 ve 833 parselleri kapsadığını, tapu kapsamına giren taşınmazların miktarının 271130 m2 olduğunu bildirmiş, Mahkemenin 21.11.1986 ... ve 1978/4-1986/103 sayılı kararı ile; davanın reddine ve taşınmazın tesbit gibi tesbit malikleri adına tesciline karar verilmiş, hüküm davacı ... tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay 16. Hukuk Dairesi tarafından yukarıda anlatılan nedenlerle bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyularak yargılamaya devam edilmiş, 26.04.1999 tarihli keşifte, yerel bilirkişi ... ... (1335) taşınmazın öncesinde orman ve çalılık iken o zamanın muhtarı ... ...’ün bu yere bir tapu uydurup, tapuda ... İlinden göç eden bir çok kişiye sattığını, 45 senedir ev yapıp bahçe olarak belirli bölümlerini kullandıklarını 06.06.1986 tarihli keşifteki beyanın da doğru olduğunu söylemiş, orman yüksek mühendisi bilirikişiler Menduh ..., ... ... ve Senol Gürdamar 01.06.1999 tarihli raporlarında taşınmazın geniş bir alanı kapsadığını, içinde kavaklık alanlar, açık alanlar bulunur, orman bitkisi yada refakat florası olmadığını, 20 yıldır tarla bitkileri dikildiğini ve fındık tarımı yapıldığını, humus bulunmadığını, eğimin % 1-2 olduğunu, komşu parsellerin de ... alanı olarak kullanıldığını, orman kadastro çalışmalarının 26.11.1953 tarihinde tamamlanarak kesinleştiğini, çekişmeli taşınmazın (A) ile gösterilen 170.150 m2 bölümünün 1331, 1339 ila 1346 numaralı orman sınır noktalarından oluşan orman sınır hattı ile orman olarak sınırlandırıldığını bu nedenle orman sayılan yer olduğunu, (B) ile gösterilen 75500 m2 bölümünün ise, orman sınırları dışında olduğunu bildirip, ekli krokide bu bölümleri alel usül göstermişler, ... elemanı bilirkişi ... Kahraman 03.05.1999 tarihli raporunda taşınmazın krokisini çizerek, mahalli bilirkişi beyanlarına göre dayanılan tapu kaydının çekişmeli parseli kapsadığını söyleyip başka bir açıklama getirmemiş, 21.09.2000 tarihli keşifte, yerel bilirkişi ... Tokuç (1933), dayanak tapu kaydının çekişmeli taşınmaza uyduğunu söyleyerek, taşınmazın doğusunda yol bulunduğunu, Musazade yerinin şu anda kuzeydeki ... Haznedarın elindeki yer, ... ... sınırının güneydeki ... Işık, ... ... ve ... İlhan’a ait yer olduğunu, taşınmazın batısında eşref ... ve ... terzi yerinin şu anda ... ... ve ... Trabzon’a ait olduğunu, taşınmazın öncesinde ... İlhan’a aitken
sonra el değiştirip davalılara geçtiğini, orman ile ilgisinin olmadığını, komşu parsel kayıtlarının da buraya aynen uyduğunu söylemiş, ancak bu kayıtlardaki sınırları tarif dahi etmemiş, ... bilirkişi ... Çöl tarihsiz raporunda çekişmeli taşınmazın (A) ile gösterilen ve 1323, 1346 ve 1350 numaralı orman sınır noktaları ile çevrili 76797.69 m2 bölümünün Asliye Hukuk Mahkemesinin 1954/350 sayılı dosyası ile tahdit dışına çıkarıldığını, (B) ile gösterilen 168.852.31 m2 bölümünün ise, orman tahditi içinde kaldığını bildirmiş, Orman Yüksek Mühendisi bilirkişiler ... Petek, ... ... ve ... Ertaş ... bilirkişi ... Çöl ile müşterek düzenledikleri tarihsiz raporda, yerel bilirkişi beyanlarıyla, Asliye Hukuk Mahkemesinin 1954/350 Esas, 1958/578 Karar sayılı kararının dayanağı Mart 1953 tarih ve 47 sıra numaralı tapu kaydının çekişmeli 830 sayılı parseli kapsadığının anlaşıldığını, mahkeme kararı ile orman kadastro haritasında her hangi bir düzeltme yapılmadığını, Orman kadastro haritası ile pafta zeminde yerel bilirkişiler tarafından gösterilen yerler vasıtası ile ufak tefek farklılıklar dışında çakıştığını, bunun da orman kadastro haritasının yetersizliğinden kaynaklandığını, Çekişmeli parselin (A) ile gösterilen 76797.69 m2 yüzölçümündeki bölümünün, Asliye Hukuk Mahkemesinin 1954/350 Esas sayılı dosyasında bulunan orman tahdit haritasının tahdit dışı bırakılan 1323, 1346 ve 1350 numaralı tahdit noktaları arasında kaldığını rapor etmişlerdir.
..., 21.12.1999 ... ve 1701-12197 sayılı yazısıyla, Dumantepe Köyü orman kadastro haritasında çekişmeli 830 sayılı parsel ile ilgili bir düzeltme yapılmadığını bildirmiştir.
Mahkemece, Asliye Hukuk Mahkemesinin 1954/350 Esas, 1958/578 Karar ve sonra 28.01.1960 ... ve 1960/36-25 Sayılı kararlarının dayanağı fenni bir kroki yada haritanın olup olmadığı üzerinde hiç durulmamış, böyle bir krokinin olup olmadığı, yapılan onca keşif ve alınan ... ve orman bilirkişi raporlarının hiç birinde tartışılmamış, böyle bir krokinin yada haritanın olup olmadığı hususundan, ne Yargıtay’ın bozma kararlarında ne de mahkemenin daha önceki kararlarında söz edilmemiş, kesinleşen mahkeme kararı, kararda sözü edilen 1323, 1346 ve 1350 numaralı orman sınır noktaları ve tapu kaydında okunan sınırları itibariyle uygulanmış ve kapsam belirleme yoluna gidilmiştir. Bu nedenlerle, Asliye Hukuk Mahkemesinin 1954/350 Esas, 1958/578 Karar ve sonra 28.01.1960 ... ve 1960/36-25 Sayılı kararlarının dayanağı bir kroki yada harita bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Kesinleşmiş orman kadastrosunun bulunduğu yerlerde bir yerin orman olup olmadığı ve hukuki durumu kesinleşmiş orman kadastro haritası ve tutanaklarının uygulanması suretiyle belirlenir, Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1953 yılında yapılan orman kadastrosu ... ... ve arkadaşlarının tapuya dayalı orman kadastrosuna itiraz davası nedeniyle askı tarihinden sonra süresinde kesinleşmemiş, Asliye Hukuk Mahkemesinin 1954/350 Esas, 1958/578 Karar ve sonra 28.01.1960 ... ve 1960/36-25 Sayılı kararları ile birlikte kesinleşmiştir. O halde, yapılacak iş orman kadastro haritası ile birlikte kesinleşen mahkeme kararını uygulamaktan ibarettir, Yargıtay bozma kararlarında da bu uygulamanın yöntemince yapılması gerektiğine değinilmektedir. Orman kadastrosuna itiraza ilişkin kesinleşen mahkeme kararında yukarıda aynen aktarıldığı gibi, 1323, 1346 ve 1350 numaralı orman sınır noktaları arasında kalıp, orman kadastrosuna itiraz davasında tutunulan ve çekişmeli 830 sayılı parselin kadastro tesbitine esas alınan Şubat 1294 tarih ve 16 sıra numaralı tapu kaydı ve tedavülleri (en son tedavül Mart 1967 tarih ve 15 ve 17 numaralı kayıtlardır) kapsamında yerin orman sınırları dışına çıkarılmasına karar verildiğine ve kesin hüküm krokisi yada haritası bulunmadığına göre, kesin hüküm kapsamı 1323, 1346 ve 1350 numaralı orman sınır noktalarını birleştiren hat
arasında kalıp aynı zamanda 1838 m2 yüzölçümündeki tarla nitelikli Şubat 1294 tarih ve 16 sıra numaralı tapu kaydı ve tedavüllerinin (en son tedavül Mart 1967 tarih ve 15 ve 17 numaralı kayıtlardır) kapsadığı yerde aranacaktır. Her ne kadar, yerel bilirkişi sözleri, ... elemanı bilirkişi ve orman bilirkişi raporlarında, sözü edilen tapu kaydının çekişmeli 830 sayılı paseli kapsadığı bildirilmişse de, tapu kaydı orman olarak sınırlandırması itirazsız kesinleşen devlet ormanında kalan sınırları itibariyle değişebilir nitelikte sınırları içermektedir. Şöyle ki, tapu kaydında okunan Yavaşoğlu hududunun taşınmazın batısında ve kısmen kuzeyinde kalan kadastro parselleri olarak tarif edilmesine ve mahkemece bu beyan ve raporlara değer verilmesine karşın, bu kadastro parsellerinin tesbit malikleri ile Yevaşoğlu arasında bağ kurulmamış, ... zade ve ... ... yerleri de tereddüte yer bırakmayacak biçimde saptanmış değildir. Sabit sınır olarak sadece tarikiam sınırı net olarak gösterilebilmektedir. Getirtilen komşu parsel kayıtlarına göre yapılan denetimde çekişmeli parselin ... doğusundaki dava dışı 811 sayılı parsele uygulanan tapu kaydı sınırında ... ... yanı çekişmeli parselin tesbitine esas alınan tapu kayıt ilk malikini okumaktadır. Ancak, çekişmeli parselin kadastro tesbitine esas alına tapu kaydı bu tapu kaydını okumamaktadır. Ayrıca, ... ... ve Yavaşoğlu sınırı olarak gösterilen 805, 807, 808, 827, 828 ve 829 sayılı parseller de çekişmeli parselin tesbit maliklerinden biri yada bir kaçı adınadır, bu parsellerin edinme sütunlarında, parsellerin ... ... yada Yavaşoğlundan geldiğine dair bir anlatım olmadığı gibi, 22.05.1971 tarihli keşifte Yerel bilirkişi ... ..., 06.06.1986 tarihli keşifte yerel bilirkişiler ... ..., ... ... ve ... Tenlik, 26.04.1999 tarihli keşifte yine yerel bilirkişi ... ... taşınmazın öncesinin orman olduğunu, daha sonra 1950'li yıllarda parça parça satıldığını, bu tarihlerden sonra sistemli biçimde ormandan açılarak, mesken yeri ve bahçe olarak ... bölümler halinde kullanıldığını ifade etmişlerdir. Tüm teknik bilirkişi raporlarında bu beyanları doğrulayıcı nitelikte açıklamalar bulunmaktadır. Bu nedenlerle, çekişmeli taşınmazın tesbitine esas alınan 1838 m2 miktarındaki tapu kaydının, çekişmeli parseli kapsadığı söylenemeyeceği gibi, bir an için dava dışı 811 sayılı parsele uygulanan tapu kaydı nedeniyle 811 sayılı parsel sabit hudut olarak uygulanabileceği kabul edilse dahi yine de, orman kadastro haritasındaki 1323, 1346 ve 1350 numaralı orman sınır noktalarını birleştiren hat arasında kalan ve bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen 76797.69 m2 bölümü kapsadığının söylenemeyeceği, kaldı ki, çekişmeli parsel dışında dava dışı 831, 832 ve 833 sayılı parsellere de uygulandığı, getirtilen kayıtlara göre 6500 m2 yüzölçümündeki 831 sayılı parselin kadastro tesbiti itirazsız kesinleştiğine göre, orman kadastrosu sınırları içinde kalan sınırları itibariyle değişebilir nitelikte sınır içeren tapu kaydının, çekişmeli parseli de kapsadığı kabul edilemez. Kesin hükmün tüm taraflarını, idari ve yargı mercilerini bağlar. Ancak, öncelikle kesinleşmiş mahkeme kararının uygulanabilr olması ve kapsamının belirlenmesi gerekmektedir. Kesinleşen mahkeme kararında, orman kadastrosu sınırları dışına çıkarılan taşınmaz, hem 1323, 1346 ve 1350 numaralı orman sınır noktalarını birleştiren hat arasında kalan, hem de tapu kaydı kapsamındaki yer olarak tarif edilip, iki koşulun birlikte gerçekleşmesi arandığına, kesin hükmün uygulanabilir bir krokisi yada haritası olmadığına göre, yukarıda anlatılan nedenlerle çekişmeli parselin kesin hüküm kapsamında olduğu kabul edilemez. Alınan tüm orman bilirkişi raporlarında, çekişmeli parselin orman kadastrosunda orman olarak sınırlandırıldığı da belirlendiğinden, Orman Yönetiminin davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken, mevcut delillerin yanlış değerlendirilmesi sonucu davanın reddi yolunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı ... Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 30/11/2006 günü oybirliği ile karar verildi.