İçtihatYargıtay20. Hukuk Dairesi
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi · E. 2007/5598 · K. 2007/13039
- Esas No
- 2007/5598
- Karar No
- 2007/13039
- Karar Tarihi
- 26.10.2007
Karar Metni
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2007/5598 E. , 2007/13039 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili Av. Atıf ... tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, 07.11.2005 günlü dava dilekçesi ile müvekkilinin kök murisi ... ... adına Mayıs 1305 tarih 56 sayılı tapuda kayıtlı bulunan taşınmazın, 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan orman kadastrosunun kesinleşmesi sonucu orman niteliği ile Haziran 1947 tarih 41 numarada Hazine adına tescil edildiğini, o tarihte tapu maliklerine herhangi bir bedel ödemediğini, bu yerin arazi kadastrosu sırasında 184 ada 7 sayılı parsel olarak 887.491 m2 yüzölçümüyle yine orman niteliği ile Hazine adına tespit ve tescil edildiğini, daha sonra bu parselin bir bölümünün 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. madde uygulaması sonucu orman dışına çıkarıldığını, bir bölümünün ifraz sonucu ... Belediyesi adına tescil edildiğini, kalan bölümünde önceden olduğu gibi orman olarak Hazine üzerinde bırakıldığını, bu bölümün de müvekkilinin kök murisi adına kayıtlı tapu kapsamında kaldığını ve bu şekilde tapulu taşınmaza 1941 yılında kamulaştırmasız elatıldığını, Anayasa Mahkemesince Kamulaştırma Yasasının 38. maddesinin tamamı ile 11. maddesinin kısmen iptal edildiğini belirterek, idare adına tescil edilen tapu kayıtları karşılığı olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000.-YTL.’nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, mahkemece çekişmeli taşınmazın 1941 yılında yapılıp kesinleşen orman sınırları içinde kaldığı, orman kadastrosunun kesinleştiği tarih ile dava tarihi arasında 20 yıldan fazla süre geçtiğinden hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kamulaştırmasız elatma nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre; çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede ilk orman kadastrosu 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1940 yılında yapılmış, 29.06.1940 tarihinde ilan edilerek 29.09.1940 tarihinde kesinleşmiştir. Daha sonra 04.02.1981 tarihinde ilan edilen ve kesinleşen 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. madde uygulaması ile 1987 yılında 3302 Sayılı Yasa ile değişik 2/B madde uygulaması yapılmış, 07.03.1988 tarihinde ilan edilerek 07.09.1988 tarihinde kesinleşmiştir.
Çekişmeli ... İlçesi, .... Mahallesi 184 ada 7 parsel sayılı 887.491 m2 yüzölçümlü taşınmaz yörede 1958 yılında kesinleşen genel arazi kadastrosu sırasında, kesinleşen orman kadastrosu sonucu Hazine adına oluşturulan Temmuz 1947 tarih 41 nolu tapu kaydı revizyon gösterilerek orman niteliği ile Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Hazine adına orman niteliği ile kayıtlı iken bir bölümü 1981 yılında 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. madde uygulaması ile bir bölümü de 1987 yılında 3302 Sayılı Yasa ile değişik 2/B madde uygulaması ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmış, kalan bölüm halen orman niteliği ile Hazine adına tapuda kayıtlıdır. Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerler ... Belediye Meclisinin 23.03.1987 gün ve 16 sayılı kararı ile onanan ... Islah
İmar Planı kapsamında 2981/3290 Sayılı Yasa hükümlerine göre 184 ada 13, 14, 15, 16 ve 17 sayılı parsellere ifraz edilerek 184 ada 13 parsel Hazine, 184 ada 14, 15, 16 ve 17 sayılı parseller ... Belediyesi adına tescil edilmiştir. ... Belediyesi adına tescil edilen parseller daha sonra yeniden ifraz ve tevhit işlemine tabi tutularak çok sayıda ada ve parsellere ayrılmıştır. Dava konusu olan taşınmaz 184 ada 7 sayılı parselin orman sınırları dışına çıkarılmayarak orman niteliği ile Hazine adına tapuda kayıtlı olan bölümüdür.
Anayasanın 169 ve 170. maddelerinin koruyuculuğu altında olan orman ve orman rejimi dışına çıkarılan kamu malı niteliğindeki araziler imar uygulamasına tabi tutulamaz. Keza, 3194 Sayılı İmar Yasası ve 2981/3290 Sayılı Yasalarda orman alanları ile 2/B madde uygulaması ile 2/B madde uygulaması ile orman rejimi dışına çıkarılan alanların imar uygulamasına açılacağı konusunda bir hüküm bulunmadığı gibi, sözü edilen yasalar bu tür arazilerin imar uygulamasına tabi tutulmasını da yasaklamıştır. Ne var ki; sözü edilen hususlar bu davanın konusu değildir. Bunlar ıslah-imar planlarının iptali konusunda Hazine tarafından açılacak davada tartışılacak konulardır.
Yörede 1940 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan ve kesinleşen orman kadastrosunda çekişmeli taşınmaz Devlet Ormanı olarak sınırlandırılmıştır. 3116 Sayılı Yasanın 3. maddesinde ormanlar (Devlet Ormanları, Umuma Mahsus Ormanlar, Vakıf Ormanlar, Hususi Ormanlar olmak üzere) dörde ayrılmış, 5. maddesinde; "Devlet Ormanlarının ve bu ormanlarla içinde ve bitişiğindeki otlak, yaylak, kışlak, sulak ve diğer ormanlar ve her nevi arazi ile sınırlarını tespit olunarak sınırlama işini orman tahdit komisyonlarının yapacağı," 8. maddesinde: "Tahdit edilecek ormanların bitişiğinde veya içinde mülkü veya toprağı olanlar tahdit gününde bizzat kendileri veya vekilleri hazır bulunur ve mülklerinin hudutlarını gösterirler ve bu husustaki vesikalarını ibraz ederler." Orman Nizamnamesinin 8/2. maddesinde; "sahipsiz olduğu taayyün eden ve ormanla alakaları bulunan mahallerin tahdidi Devlet Ormanı lehine yapılır." 3116 Sayılı Yasanın 7. maddesinde; "Komisyonların tahdit mazbatalarının Resmi Gazetede ve köyde ilan edileceği, ilandan itibaren 3 ay içinde razı olmayanların itiraz edebileceği, itiraz olmaz ise komisyon kararının kesinleşeceği," 13. maddesinde: "Tahdidi yapılmış ve kat’ileşmiş olan ormanların topluca hiçbir harç ve resim alınmaksızın Hazine adına tescil olunacağı" hükümleri bulunmaktadır. Bu yasa hükümleri gereğince 1940 yılında yapılan orman tahdidi sırasında “tasarruf iddiasında bulunulmadığı, tapu senedi ibraz edilmediği, bu mahallerdeki kat’iyatın da öteden beri Devlet muamelesine tabi tutulduğu” belirtilerek Devlet Ormanı olarak sınırlandırıldığı, 29.06.1940 tarihinde ilan edildiği ve 29.09.1940 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.
O halde; çekişmeli taşınmazla ilgili olarak kamulaştırmasız elatma söz konusu olmayıp, o tarihte yürürlükte olan yasalara göre yapılan ve itiraz edilmediği için kesinleşen orman kadastrosu söz konusudur. Aşağıda yazılı sınırlarına göre davacının dayandığı yüzölçümü dahi bulunmayan tapu kaydının 887.491 m2 yüzölçümlü 184 ada 7 sayılı parsele ait olduğu kabul edilemeyeceği gibi davacının dayandığı Nisan 1305 tarih 56 numaralı tapu kaydının bir an için dava konusu taşınmaza ait olduğu kabul edilse dahi, tapu kaydının cinsi “... caddesinden 73 nolu sahilhaneye tabi yazıcı ... ... Çiftliği demekle ... ve 10 kil tohumu istiab eder tarlayı ve bağ tarla ve Mahmudoğlu tarlalarını havi bir bap ...”, sınırlarının “Bir tarafı ... tarlası ve ittisalinde iki çeşmeden Kanlıca merası hendeği ile ... ve andan sırt ve andan Emlaki Humayun sınırı ile ... ... dereye ve andan kör dereye ve andan baş ... sırtta olan nişan taşına ve andan ... ... ... derenin tahtında ... bahçesinin tarlaları sınırı ile... deresinin tahtında set üstünden geçip ... bahçesi sınırı ile katırcı yolu ile başyukarı sırtta kebir çatalkayaya ve andan ...merası sınır ile ... sınırına ve andan tarikiam ile mezbur ... çeşmeye müntehi bahçe ve ... ve arazi ve tarla ve yine harici ez hududu ... tarlası demekle meşhur ... çeşme karşısında bazen ... tarlası ve bazen ... tarlası ve bir tarafı Kanlıcak caddesi ve bir tarafı ... Caddesi”, maliki “Sadri ... Müşarunileyh ... ... Hazretleri" Nev-i "... ... ... Sani Hazretleri Vakfı mülhakatından cami endorun vakfından” olup, miktarı belli değildir. Orman kadastrosu sırasında tapu ibraz edilmediği gibi o tarihte üzerindeki bitki örtüsünün orman olması ve öteden beri Devlet Ormanı muamelesine tabi tutulması nedeniyle orman olarak Hazine adına sınırlandırılıp, Temmuz 1947 tarih 41 numarada Hazine adına tescil edilmiştir. Orman İşletme
Müdürlüğü tarafından Tapu Sicil Müdürlüğüne yazılan 30.04.1947 gün ve 1129-1162 sayılı yazıda “4785 Sayılı Yasa gereğince Devlete ait orman olarak 3 nolu tahdit komisyonunca tespit edilmiş olduğundan Hazine adına tescil edilmesi”nin bildirilmesi üzerine ... oğlu ... ... ve Yetimoğlu Ormanları ismi ile Hazine adına tescil edilmiş olması ve ormana verilen "... ..." isminin davacı miras bırakanına ait olması davacıya bir hak sağlamaz ve bu oranın ... Paşaya ait olduğunu göstermez. Kadastrosu kesinleşen ormanlara bir isim verilerek Hazine adına tescil edildiği herkes tarafından bilinen bir gerçektir. Ormanın bir ismi de "Yetimoğlu".... Bu ormanın "Yetimoğlu" mirasçılarına ait olduğu da düşünülemez.
Çekişmeli taşınmazın 1940 yılında itirazsız kesinleşen Devlet Ormanı sınırları içinde kalması, 1947 yılında Hazine adına orman niteliği ile tapu kaydı oluşturulması, 08.07.1956 tarihinde yürürlüğe giren 6831 Sayılı Yasanın Muvakkat 3. maddesinde 3116 Sayılı Yasanın 7. maddesinde belirtilen, 3 aylık itiraz süresini geçirenler için tanınan 6 aylık sürede kesinleşen orman kadastrosuna itiraz edilmemesi ve 1958 yılında itirazsız kesinleşen arazi kadastrosunda orman olarak Hazine adına tespit edilip tapuya tescil edilmesi, gerek 3116 ve 6881 sayılı orman yasalarındaki üç ve altı aylık hak düşürücü süreler gerekse 766 Sayılı Yasanın 31 ve 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 12/3. maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü sürelerin çoktan geçmesi nedeniyle davacının dayandığı tapu kaydı 1940 yılında kesinleşen orman sınırı içinde kalmışsa yasal değerini yitirmiştir. Çekişmeli taşınmaza kamulaştırmasız elatma söz konusu olmadığından Anayasa Mahkemesinin Kamulaştırma Yasasının 38. maddesini iptal etmiş olması davacıya bir hak sağlamaz.
Kaldı ki; 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince bu yasanın yürürlüğe girdiği tarihte var olan tüm ormanlar hiçbir bildirime gerek kalmadan devletleştirilmiştir. Aynı Yasanın 4. ve 5. maddeleri gereğince devletleştirilen ormanların sahiplerine yasanın yürürlüğe girmesinden başlayarak en geç bir yıl içinde devletleştirilen ormanların bağlı bulunduğu Orman İşletme Müdürlüğüne başvurarak bedelini alma ... tanınmıştır. Sözü edilen hak düşürücü süre de çoktan geçmiştir.
Ayrıca, taşınmaza kamulaştırmasız elatıldığı düşünülse dahi 13.01.1961 tarihinde yürürlüğe giren 221 Sayılı Yasanın 4. maddesinde kamulaştırmasız elatılan taşınmazın malikinin bedelini dava ... bu yasanın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki sene sonra düşeceği belirtildiği ve bu hak düşürücü süre de geçtiğinden davacı ... vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 26/10/2007 günü oybirliği ile karar verildi.