İçtihatYargıtay11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi · E. 2007/6242 · K. 2012/5293
- Esas No
- 2007/6242
- Karar No
- 2012/5293
- Karar Tarihi
- 11.04.2012
Karar Metni
11. Ceza Dairesi 2007/6242 E. , 2012/5293 K.
"İçtihat Metni"
C. Başsavcılığı No :2009/048001
Yukarıda açık kimliği ve suçu yazılı sanık hakkında Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 25.05.2007 gün, 2007/16-26 sayılı görevsizlik kararı ile Dairemize açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonunda;
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Yargıtay Onbirinci Ceza Dairesince gereği görüşüldü:
İDDİA:
Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.03.2007 gün, 2006/525 Esas 2007/86 Karar sayılı son soruşturmanın açılması kararı ile Silifke Asliye Ceza Hakimi olarak görev yapan sanığın, Silifke Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2002/597, 683, 2003/381, 435, 2004/63, 89, 91, 121, 195, 235, 351 ve 745 Esas sayılı dosyalarında ara kararlarında bulunmamasına rağmen Mersin Adli Tıp Şube Müdürlüğünde görevli doktor .....'ın duruşma harici beyanlarını alarak, bu beyanları sanki duruşmada alınmış gibi duruşma tutanaklarına yazdırmak; 2004/195 esas sayılı dosyasındaki 12.07.2004 tarihli ara kararına göre mağdurdaki sabit eser yönünden 6 ay sonra rapor aldırılmak üzere belirtilen sürenin geçmesi ve bilahare rapor aldırılması kararlaştırıldığı halde, duruşma günü olan 29.09.2004 tarihini beklemeden ve dosyanın sanığı .....yi de haberdar etmeden duruşma tarihini 19.07.2004 olarak değiştirip adli rapor yönünden geçmesi beklenen 6 aylık süreyi de beklemeksizin, 16.07.2004 günü doktor ....'ın beyanına göre, sanığın yokluğunda mahkumiyet kararı vermek; 2003/311 Esas sayılı dosyasında müşteki ... keşfe katılmadığı halde, katılmış gibi keşif tutanağı tanzim etmek, 2004/305 Esas sayılı dosyasında zabıt mümzi ... hazır olmadığı ve imzası da bulunmadığı halde, hazır bulunmuş gibi ifadesini keşif zabtına yazdırmak; 2002/593 Esas sayılı dosyasında 24.09.2003 tarihli hüküm fıkrasının bulunduğu duruşma tutanağını imzaladığı halde, sonradan zaptı değiştirip hüküm fıkrasını da değiştirmek; 2002/609 Esas sayılı dosyada 12.03.2003 tarihinde açılan ara kararı tutanağını sonradan değiştirip, tanık ....’ın ifadesini de değiştirilen ifadesi ile çelişir şekilde tutanağa yazdırmak; 2002/571 Esas sayılı dosyanın 09.07.2003, 15.10.2003, 30.10.2003, 24.03.2004, 12.05.2004, 03.06.2004 ve 22.04.2004 tarihli duruşma tutanaklarını imzaladığı halde, sonradan bu tutanaklara yeni ara kararları eklemek; 2003/587 Esas sayılı dosyasının 28.01.2004 tarihli oturumunda orman idaresi vekilinin dilekçesine rağmen müdahale talebi konusunda bir karar vermediği halde, duruşma tutanağını imzaladıktan sonra, bu durumu fark etmesi üzerine tutanağın ikinci sayfasını değiştirip, müdahil idare vekili beyanda bulunmuş gibi ifadesini yazdırarak, müdahilliğine karar vermek; 2003/15 Esas sayılı dosyasında 14.05.2003 tarihli duruşma tutanağını tamamlamadan çıkartarak, imzaladığı halde, sonradan bu tutanağı değiştirerek, tamamlanmış yeni şekli ile imzalayarak dosyaya koymak; 2001/349 Esas sayılı dosyasında Taşıt Kanununa muhalefet suçundan sanık Taşucu Belediye Başkanı .....'in mahkemeye sunduğu ve daha sonra sahte olduğu da anlaşılan resmi taşıtla görev seyahati yapmasına ilişkin belgede herhangi bir imza bulunmamasına rağmen, sanık tarafından aslı gibidir onayına istinaden aslını araştırmadan, beraat kararı vermek; 2000/381 Esas sayılı dosyasında 22.11.2001 tarihinde karar başlığına göre ise 06.11.2001 tarihinde verilen maddi ve manevi tazminat, nisbi harç ve nisbi vekalet ücreti hususlarında hüküm bulunmayan kararı imzaladığı halde, daha sonra kararın 5. sayfasını değiştirip maddi ve manevi tazminat, nisbi harç ve nisbi vekalet ücreti hususlarında karar eklemek; 2003/511 Esas sayılı dosyasında 05.05.2004 tarihinde verilen ve TCK’nın 75.maddesinin uygulanmasına ilişkin bir hüküm bulunmayan kararı imzaladığı halde daha sonra kısa ve gerekçeli karara anılan maddeyi de ilave ederek değiştirip yeniden karar vermek suretiyle, teselsülen görevi kötüye kullanma suçunu işlediği gerekçesiyle 765 sayılı TCK’nın 240, 80 maddeleri gereğince yargılanması için Yargıtay 4. Ceza Dairesine kamu davası açılmış, anılan Dairenin 25/05/2007 gün, 2007/16 Esas ve 2007/26 sayılı kararı ile sanığın eylemlerinin resmi evrakta sahtecilik suçunu oluşturduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilerek, 765 sayılı TCK’nın 339/1, 80. maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle dosya Dairemize gönderilmiştir.
ESAS HAKKINDAKİ GÖRÜŞ
Yargıtay Cumhuriyet savcısı esas hakkındaki görüşünde; yapılan yargılama sonucunda, dinlenen tanık beyanları ve incelenen belgelere göre; sanığın, Silifke Asliye Ceza Mahkemesinin 2002/597, 683, 2003/381, 435, 2004/63, 89, 91, 121, 235, 351 ve 745 esas sayılı dosyalarında, ara kararlarında bulunmamasına rağmen Mersin Adli Tıp Şube müdürlüğünde görevli doktor ....'dan duruşma harici beyan alarak bu beyanları sanki duruşmada alınmış gibi duruşma tutanaklarına yazdırmak, 2002/593 Esas sayılı dosyasında 24/09/2003 tarihli hüküm fıkrasının bulunduğu duruşma tutanağını imzaladığı halde, sonradan zabtı değiştirip hüküm fıkrasını da değiştirmek suretiyle, 2002/609 Esas sayılı dosyada, 12/03/2003 tarihinde açılan ara kararı tutanağını sonradan değiştirip, tanık .....'ın ifadesini de değiştirilen ifadesi ile çelişir şekilde tutanağa yazdırmak, 2002/571 esas sayılı dosyasının 09/07/2003, 15/10/2003, 30/10/2003, 24/03/2004, 12/05/2004, 03/06/2004 ve 22/09/2004 tarihli duruşma tutanaklarını imzaladığı halde daha sonra belirtilen tutanaklara yeni ara kararları eklemek, 2003/587 Esas sayılı dosyasında, 28/01/2004 tarihli oturumda orman idaresi vekilinin dilekçesine rağmen müdahale konusunda bir karar vermediği halde, duruşma tutanağını imzaladıktan sonra bu durumu fark etmesi üzerine tutanağın ikinci sayfasını değiştirip, müdahil idare vekili beyanda bulunmuş gibi ifadesini yazdırarak müdahilliğine karar vermek, 2003/15 Esas sayılı dosyasında, 14/05/2003 tarihli duruşma tutanağını tamamlamadan çıkartarak imzaladığı halde, sonradan bu tutanağı değiştirerek tamamlanmış yeni şekli ile imzalamak, 2001/349 Esas sayılı dosyasında Taşıt Kanununa muhalefet suçundan sanık Taşucu Belediye Başkanı .....'in mahkemeye sunduğu ve daha sonra sahte olduğu anlaşılan resmi taşıtla görev yapmasına ilişkin belgede herhangi bir imza bulunmamasına rağmen sanık tarafından aslı gibidir onayına istinaden aslını araştırmadan beraat kararı vermek, 2003/511 Esas sayılı dosyasında, 05/05/2004 tarihinde verilen ve TCK’nın 75. maddesinin uygulanmasına ilişkin bir hüküm bulunmayan kararı imzaladığı halde daha sonra kısa karara anılan maddeyi ilave etmek eylemlerinin sahtecilik ve görevi kötüye kullanma suçlarını oluşturmadığı anlaşılmışsa da; 2004/195 Esas sayılı dosyasındaki 12/07/2004 tarihli ara kararına göre mağdurdaki sabit eser yönünden altı ay sonra aldırılmak üzere belirtilen sürenin geçmesi ve bilahare rapor aldırılması kararlaştırıldığı halde, duruşma günü olan 29/09/2004 tarihi beklenmeden ve dosyanın sanığı da haberdar edilmeden duruşma tarihini 19/07/2004 olarak değiştirip adli rapor yönünden geçmesi beklenen altı aylık süre de beklenilmeden, 16/07/2004 günlü doktor ....'ın beyanına göre sanığın yokluğunda mahkumiyet kararı verdiği, 2003/311 Esas sayılı dosyasında, müşteki ....yine aynı mahkemenin 2004/305 Esas sayılı dosyasında zabıt mümzii ... hazır olmadığı halde keşfe katılmışlar gibi keşif tutanağı düzenlediği, 2000/381 Esas sayılı dosyasında, 22/11/2001 tarihli, karar başlığına göre ise 06/11/2001 tarihinde verilen maddi ve manevi tazminat, nispi harç ve vekalet ücreti hususlarında hüküm bulunmayan kararı, imzaladığı halde, daha sonra kararın beşinci sayfasını değiştirip yeniden karar verdiği sabit olduğundan ve bu eylemleri tarafların mağduriyetine neden olacağından görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağını belirterek eylemine uyan 765 sayılı TCK’nın 240, 80. (5237 sayılı TCK’nın 257/1.) maddeleri ile cezalandırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
ŞİKAYETÇİLER:
Şikayetçi..... anlatımında; suça konu olaylara ilişkin görgüye dayalı bilgisi olmadığını, avukat arkadaşlarından duyduğunu, sanığın zaman zaman duruşma zabıtlarını tamamlamadan çıkardığını, kendisinin vekil olduğu bir dosyada da zabtı duruşma gününden bir ay sonra aldığını beyan etmiştir.
Şikayetçi .....anlatımında; sanığın duruşma günlerini değiştirmesinin rutin olduğunu, zabıtların tamamlanmadan çıkarıldığını, kendilerine verilen gün ile sonradan zabıt geldiğinde belirlenen günün farklı olduğunu, belirtmiştir.
Şikayetçi .... anlatımında; sanığın duruşma günlerini değiştirdiğine bizzat tanık olmadığını, kendisinin taraf olduğu keşiflerde bir usulsüzlük yapılmadığını, duruşma zabıtlarının tamamlanmadan çıkarıldığını belirtmiştir.
Şikayetçi .... anlatımında; sanığın Mersin Adli Tıp Şubesinde görevli doktordan dosyalara rapor aldığına tanık olduğunu, duruşma günlerinin değiştirildiğini, tutanaklarda değişiklik yapıldığını bizzat görmediğini, belirtmiştir.
Şikayetçi..... anlatımında; kendisinin katıldığı keşiflerde usulsüzlük olmadığını, zabıtların değiştirildiğine dair iddiayı duyduğunu belirtmiştir.
Şikayetçi ....anlatımında; bilirkişi raporlarında ve keşiflerde usulsüzlük yapıldığına, duruşma zabıtlarının değiştirildiğine tanık olmadığını ancak duyduğunu, duruşma zabıtlarının tamamlanmadan çıkarıldığını, belirtmiştir.
Şikayetçi ..... anlatımında; keşif tutanaklarında usulsüzlük yapıldığına, duruşma zabıtlarının ve duruşma günlerinin değiştirildiğine şahit olmadığını, abisinin taraf olduğu bir dosyada zabta emanetteki evrak aslının sahibine iadesi şeklinde bir ekleme yapıldığını beyan etmiştir.
Şikayetçi ....anlatımında; duruşma günlerinin değiştirildiğini, keşfe gitmeden keşif tutanağı tutulduğunu duyduğunu belirtmiştir.
Şikayetçi .... anlatımında; duruşma günlerinin değiştirildiğini, keşif tutanaklarında usulsüzlük yapıldığını diğer avukatlardan duyduğunu, duruşma zabıtlarına eklemeler yapıldığını görmediğini, duruşma zabıtlarının eksik bırakılmasına tanık olduğunu belirtmiştir.
Şikayetçi ....anlatımında; 12 adet dosyanın adli tıp raporlarının sanığın odasında yazıldığını, sanık tarafından özellikle terfi dönemlerinde duruşma günlerinin değiştirildiğini, keşfe gidilmediği halde gidilmiş gibi tutanaklar düzenlendiğini, bazı dosyalarda zabıtların değiştirildiğini, karar kartonundaki kararların sonradan değiştirildiğini, duruşma zabıtlarının yarım bırakılıp sonradan tamamlandığını belirtmiş, bir kısım belgeleri soruşturma makamlarına iletmiştir.
Şikayetçi .... anlatımında; duruşma tutanaklarının tamamlanmadan çıkarıldığını, tutanaklarda değişiklikler yapıldığını belirtmiştir.
SAVUNMA:
Sanık savunmasında; Silifke Asliye Ceza Mahkemesinin 12 benzer dosyasında duruşmanın uzamaması için konunun uzmanı olan Adli Tıp Şube Müdürlüğünde görevli doktor ....'ı duruşmadan bir gün önce çağırıp dinlediğini, adı geçenin dosyaları inceleyip notlarını aldığını, ertesi gün 16.07.2004 tarihinde duruşmaya katılıp, bilirkişi olarak beyanda bulunduğunu, duruşmaya katılmadığı iddiasının yerinde olmadığını, duruşma salonunda bir başka mahkemenin duruşması olduğundan yer darlığı nedeniyle 16.07.2004 tarihli duruşmayı odasında yapmak zorunda kaldığını, bu nedenle duruşma yapılmamış gibi şikayette bulunulduğunu, ikinci iddia konusu dosyada 12.04.2004 tarihli oturumda 6 ay sonra mağdurun muayenesi yapılarak rapor aldırılmasına karar verildiğini, adli tıp uzmanı ....ın mağduru görmek istemesi üzerine mağdurun hazır edildiğini, mağduru muayene eden doktorun sabit eser olmadığını, 6 aylık sürenin beklenmesine gerek bulunmadığını bildirmesi üzerine duruşma günü beklenilmeksizin, yargılamanın hızlandırılması düşüncesiyle hüküm kurulduğunu, duruşmanın 19.07.2004 tarihine bırakılmasına rağmen duruşma tutanağında sehven 29.09.2004 tarihi yazıldığını, 19.07.2004 tarihinde duruşma yapıldığını, Asliye Ceza Mahkemesinin 2003/311 Esas sayılı dosyasında şikayetçi ...’in keşfe katıldığını, olay yerini bizzat kendisinin gösterdiğini, heyetçe olay yerinin gezilip görüldüğünü ve bu hususun tutanağa geçirildiğini, teknik bilirkişinin de keşiften sonra mahkemeye sunduğu raporda “şikayetçinin gösterdiği yerleri gezdim” diyerek şikayetçinin keşfe katıldığını belirttiğini, keşif tutanağına şikayetçinin imzasının alınmasının unutulduğunu, 2004/305 Esas sayılı dosyasında 14.07.2004 tarihinde yapılan keşifte tutanak düzenleyicisi tanık ...’in hazır bulunduğunu, ancak imzasının alınmasının unutulduğunu, Cumhuriyet savcısı ile keşif heyetinin imzalarıyla adı geçenin keşfe katıldığının sabit olduğunu, 15.07.2004 tarihli bilirkişi raporunda tanık ...'in keşifte hazır bulunduğunun, olay mahallinin gezilip görüldüğünün belirtildiğini, bu hususun da adı geçenin keşfe katıldığını gösterdiğini, hiç dinlenmediğini söylemiş ise de tanığın 01.07.2004 tarihli oturumda dinlenildiğini, 2002/593 Esas sayılı dosyasında değiştirildiği söylenilen son oturuma ait her iki tutanakta da davanın ortadan kaldırılmasına karar verildiğini, her iki tutanağın duruşma safahatının da birebir aynı olduğunu, hüküm fıkrasında ise zamanaşımı nedeniyle davanın ortadan kaldırılmasına karar verildiğini, arada bir fark bulunmadığını, üzeri iki çizgi ile çizilip iptal edildiği belirtilen duruşma tutanağının evrak çokluğu nedeniyle kendisine imzalatılmış olabileceğini, tutanağın değiştirilmesinde sanığın bir zararının olmadığını, hakkında şikayetin yapılabilmesi için başkaları tarafından hazırlanmış olabileceğini, 2002/609 Esas sayılı dosyasında ihzar edilmesine rağmen duruşma günü hazır bulundurulmayan tanık ....'ın duruşmadan önce 12.03.2003 tarihinde müracaatı nedeniyle kalemde bilgisi olmaksızın ifadesinin alındığını, bu ifade usulsüz olduğu için itibar etmeyerek celse açıp Cumhuriyet savcısını da haberdar ederek tanığın ifadesini aldığını, tutanağa da günsüz ihzarına karar verildiği ve hazır olduğu, bu nedenle duruşmanın açıldığını belirttiğini, ancak kalemde alınan ifade tutanağının yanlışlıkla iptal edilmediğini, getirilen evraklar arasında kendisine imzalatıldığını, tanığın hayat kadını olup, fuhuş suçundan kendisi tarafından tutuklanıp mahkûmiyetine karar verildiğini, 3-4 sene sonra mahkemeye gelip 2 kez ifade verdiğini hatırlamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu durumun da şikayetin kasıtlı olduğunu gösterdiğini, 2002/571 Esas sayılı dosyasında sanığın gıyabi tevkifinin devamı ile infazının beklenmesine karar verildikten sonra adli tıptan raporun dönüşünün beklenmesine şeklinde bir ekleme yapılmış ise de bunun sonuca etkili olmayan, tarafların haklarını ihlal etmeyen bir husus olduğunu, zaten tensiple birlikte adli tıp kurumuna yazılan yazı beklendiğinden ara kararında olmasa bile sonradan geldiğinde okunup duruşmada gereğinin yapılacağını, sadece ara kararının takibi için ve adli tıp kurumuna yazılan yazının akıbeti konusunda bilgi sahibi olunması için yazıldığını, suç işleme kastı olmadığını, tutanaklardaki imzaların kendisine ait olduğunu da bilemediğini, kalem personeli yasa dışı ve disiplinsiz işlemleri yapmaya müsait yapıda olduklarından disiplinli davrandığını, bu nedenle kendisini fazla sevmediklerini, suça konu dosyaların tarafı olmayan, takip edilmeyen dosyalar olduklarını, bunun da kalem personeli tarafından haksız yere şikayet edildiğini gösterdiğini, 2003/587 Esas sayılı dosyasında duruşmaya başladığı sırada şikayetçi Orman İşletme Müdürlüğü vekilinin geldiğini, vekil geldiği sırada henüz esaslı işlemleri yapmaya başlamadıklarını, bunun üzerine vekilin de geldiğini zaptın giriş kısmına yazdırdığını, vekilin 28.01.2004 tarihli müdahale dilekçesi verdiğini, aynı gün duruşma yapıldığını, vekilin duruşmaya katıldığının bu dilekçe, Cumhuriyet savcısının beyanı, vekilin talimatla alınan ifadesi ile sabit olduğunu, ancak bilgisayarda zaman zaman arıza olduğunu, hafızaya almada ve suret çıkarmada sorunlar yaşandığını, o tarihlerde UYAP sistemi de uygulanmadığından kalemin duruşma tutanaklarını değiştirme imkanı bulunduğunu, müdahil vekilinin duruşmaya katıldığına dair beyan bulunmayan ve üzeri çizilen tutanaktaki imzanın kendisine ait olup olmadığını bilemediğini, diğer evraklar içerisinde imzalatılmış olabileceğini, 2003/15 sayılı dosyasında nokta vuruşlu bilgisayar ile önceden duruşmadan zaman kazanmak açısından kimliklerin yazılmış olabileceğini, ancak yazılan kimliklerin de bu tutanakta tam olmadığını, hiçbir önemi bulunmadığını, duruşmaya çıkmadan önceki bir hazırlık niteliğinde olduğunu, diğer yazılar arasında gözünden kaçarak imzalatılmış olabileceğini, asıl olanın duruşmada tarafların da ifadesi alınarak düzenlenen duruşma tutanağı olduğunu, 2001/349 Esas sayılı dosyasında yargılanan Taşucu Belediye Başkanı .... tarafından duruşma sırasında sunulan encümen kararında “aslının aynıdır, 27.02.2001 ..... Belediye Başkanı” açıklaması ve imza ile mühür bulunduğundan kabul edilerek karar verildiğini, bir belediye başkanının sahte belge ibraz etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu nedenle herhangi bir kusuru bulunmadığını, 2000/381 Esas sayılı dosyasında hükmün tefhimi sırasında henüz tutanak çıkartılıp imzalanmadan önce tazminat, harç ve vekalet ücreti hususlarını tarafların yüzündeyken hüküm fıkrasına yazdırdığını, hükmün tefhimi bittikten sonra duruşma tutanağının ve gerekçeli kararın değiştirilmesinin söz konusu olmadığını, harç ve diğer hususlar yazılmadan bilgisayardan çıktı alınması ve daha sonra bunların yazıldığı vaziyette çıktı alınmasının mümkün olduğunu, kararın temyiz incelemesi sonunda Yargıtay'ca onandığını, 2003/511 Esas sayılı dava dosyasında hüküm fıkrası yazılırken TCK’nın 75. maddesinin yazılması unutulduğu için henüz bilgisayardan çıktı almadan bu hususun eklendiğini ve buna göre çıktı alındığını, TCK’nın 75. maddesi kararda yazılı olmasa bile infaz sırasında dikkate alınacağını, atılı suçlamaları kabul etmediğini, daha çabuk, daha kısa zamanda karar vermek amacıyla çalıştığını, suç kastı da bulunmadığını belirtmiştir.
.KANITLAR
.Yazılı Kanıtlar
.Suça konu dosyalara ait duruşma tutanakları ile duruşma defteri fotokopileri, 2000/381 Esas, 2001/915 Karar sayılı dosyaya ait değiştirilen gerekçeli karar aslı ile 2002/593 Esas sayılı dosyaya ait değiştirilen duruşma tutanağı aslı,
.Silifke Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2005/279 Esas sayılı dosyası;
Dosya getirtilip incelendiğinde; şikayetçileri ..... ve ... olan dosyada Silifke Asliye Ceza Mahkemesi Yazı İşleri Müdürü ....ve aynı Mahkeme Zabıt Katipleri ... ile ..... haklarında 31.5.2005 günü iddianameyle, sanık ....in düzenlediği sahte belgelerle müştekileri şikayet etmek ya da bir başkasına şikayet ettirmek suretiyle iftira suçunu, sanık....'in dava dosyalarını gerektiği gibi muhafaza etmeyerek, sanık ....'nın ise dosyaların muhafazasında kusurlu davranarak ve katipleri olan diğer sanıklar üzerindeki denetim ve gözetim yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirmeyerek görevi ihmal suçunu işledikleri iddiasıyla kamu davası açıldığı, sanıkların savunmalarının alınmış olduğu, savunmalarının inkara yönelik bulunduğu, şikayetçi ...'ın davaya katılmasına karar verildiği, davanın halen derdest olup dosyamızın sonucunun beklenilmesine karar verildiği görülmüştür.
.Tanık anlatımları
.Tanık .... anlatımında; 2004 yılı Temmuz ayında bir Çarşamba günü sanığın kendisini telefonla aradığını, birkaç dosyası olduğunu, elden gönderip rapor alıp alamayacağını sorduğunu, kendisinin de ertesi gün izne ayrılacağını, izninin 2-3 gününü Silifke'de geçireceğinden bilirkişi sıfatıyla kendisine yardımcı olabileceğini söylediğini, teklifinin sanık tarafından uygun görülmesi üzerine Perşembe günü adliyeye sanığın yanına gittiğini, kendisine 10-15 dosya verildiğini, duruşma salonunda sanığın dışında, savcı ve katip de bulunduğunu, bilirkişi sıfatıyla yemin ettiğini ve dosyaları inceleyip rapor verdiğini, dosyalardan bir tanesinde sabit eser olup olmadığının sorulduğunu, şahsı görmeden bu konuda rapor veremeyeceğinden, Cuma günü ilgili şahsı bulup getirdiklerini, şahsı muayene ederek, rapor verdiğini beyan etmiştir.
.Tanık ... anlatımında; 2003 yılında evinin bahçesinden motosikletinin çalındığını, mahkemece bahçesinde keşif yapıldığını, ancak keşif sırasında hazır bulunmadığını, yer göstermediğini, beyanının nasıl yazıldığını bilmediğini beyan etmiştir.
.Tanık ... anlatımında; 2001-2007 yılları arasında Silifke’de polis memuru olarak görev yaptığını, merkez karakolda görev yaptığı sırada karakol camının kırılması olayının meydana geldiğini, olayla ilgili olarak mahkemeye gidip ifade verdiğini hatırladığını ancak mahkeme heyetinin karakolda keşif yaptığını ve beyanının aldığını ise çok zaman geçtiği için hatırlamadığını beyan etmiştir.
.Tanık .... anlatımında; 2002-2005 yılları arasında Silifke Cumhuriyet savcısı olarak görev yaptığını, zaman zaman Asliye Ceza Mahkemesinin keşiflerine de katıldığını, suça konu olaylara ilişkin bilgisi olmadığını, şikayetçisi ... olan dosyada keşif mahalline gidildiğini, herhangi bir olağan dışı durum bulunmadığını, adresten mübaşir vasıtası ile çağrılan bir kişinin mobiletin çalınmadan önce bulunduğu yeri gösterdiğini, aradan zaman geçmesi nedeni ile müştekinin keşif mahallinde olup olmadığını bilemeyeceğini beyan etmiştir.
.Tanık .... anlatımında; Silifke adliyesinde Cumhuriyet savcısı olarak görev yaptığını, diğer savcı arkadaşıyla birlikte dönüşümlü olarak Asliye Ceza Mahkemesinde savcılık makamını temsil ettiğini, Mersin Adli Tıp Şube Müdürlüğünde görevli doktor.....’dan rapor alınması iddiaları hususlarında görgüye dayalı bilgisi olmadığını, olayın şikayete konu olmasından sonra iddiaları duyduğunu, zabıt mümzii ...'in keşifte hazır olmadığı halde hazır bulunmuş gibi ifadesinin zapta yazdırılması olayını hatırlayamadığını, genellikle katıldığı keşiflerde mahkeme hakimi ile olay mahalli görülüp taraflar hazır olduklarında dinlenip tanıklara ve bilirkişilere söz hakkı verilerek daha sonra düzenlenen keşif zaptının birlikte imza altına alındığını, kendisinin de bu aşamada imzaladığını, duruşma zabıtlarında değişiklik yapıldığı iddialarına ilişkin de bilgisinin bulunmadığını beyan etmiştir.
Tanık ..... Erciş anlatımında; Aradan uzunca bir zaman geçtiği için ne ifade verdiğini tam olarak hatırlamadığını, ancak müşteki .... evinde bulunduğu sırada sanık ....in gelerek kendisini evden götürdüğü, müştekinin tekrar kan revan içinde evine gelerek sığındığı ve sanığın müştekinin arkasından gelerek müştekiyi evinden götürmek istemesi üzerine müştekiyi sakladığına ilişkin ifadenin kendisine ait olmadığını, diğer ifadenin ise doğru olduğunu beyan etmiştir.
.Tanık ....anlatımında; olay tarihinde Silifke İlçe Jandarma Komutanlığında görevli olduğunu, sanık ile birçok keşfe katıldığını, ... isimli birisini hatırlayamadığını, ancak 15.07.2004 tarihli keşif zaptında yazılı olduğu üzere keşfe katıldığını, kendisiyle birlikte bir polis memurunun yer gösterme tanığı olarak keşifte hazır bulunduğunu, ancak isminin ... olup olmadığını hatırlamadığını, Silifke'de aynı mahiyette birçok keşfe katıldığını, keşiflerde herhangi bir usulsüzlük bulunmadığını beyan etmiştir.
.Tanık .....anlatımında; zabıt katibi olarak görev yaptığını, Asliye Ceza Mahkemesinin 2004/305 Esas sayılı dosyasında bir ara başka bir keşfe gidilirken Merkez Karakolunun önünden geçildiğini, camla ilgili bir şeyler konuşulduğunu, bunun haricinde bir keşif işlemine şahit olmadığını, bazı keşif zabıtlarındaki imzaların daha sonra tamamlattırıldığını, kendisinin keşif mahalline gidilmeyen hiçbir tutanağa imza atmadığını, ancak keşif tutanaklarının düzensiz olarak tutulduğunu, bazen keşif mahalline gidilip, tutanak düzenlenmeksizin geri dönüldüğünü, tutanakların daha sonra düzenlendiğini, ....’dan rapor alındığı gün tek katibin kendisi olduğunu, kendisinin başka işlerle uğraşırken ifadeleri emanet memuru .....’nun aldığını duyduğunu belirtmiştir.
.Tanık ..... anlatımında; Silifke Asliye Ceza Mahkemesinde zabıt katibi olarak görev yaparken emanet memurluğuna atandığını, suç tarihinde mahkeme zabıt katipleri olmadığından olsa gerek sanığın kendisini çağırdığını, Mersin'den gelen Adli Tıp uzmanının bilirkişi olarak beyan zaptını yazmasını istediğini, tahminen 10-12 civarında dosya olduğunu, sanığın dosyaların duruşma günlerini değiştirip değiştirmediğini bilmediğini, kararların değiştirildiğine şahit olmadığını beyan etmiştir.
Tanık Meryem Kaya anlatımında; Silifke adliyesinde yazı işleri müdürü olarak görev yaptığını sanığın Ağustos 2004 döneminde terfisi olduğundan Mayıs, Haziran, Temmuz aylarında yoğun bir çalışma dönemine girdiğini, rapor gereken dosyalarda Mersin'deki Adli Tıp uzmanını Silifke'ye getirtilip raporlar aldığını, duruşma günlerini öne alıp düzeltilen gün itibariyle tarafları telefonla duruşmaya çağırıp, gelmesi gereken evrak varsa onu da faksla temin ettikten sonra duruşmaları yaptığını, hazır olan dosyalarda duruşma gününü beklenmeden ele alıp karar verdiğini, bu dosyaların hangileri olduğunu bilmediğini, bu tür dosyalarda normal duruşma gününde gelen taraflara dosyanın karara çıktığını söylediklerini, kendisinin keşiflere gitmediğini ancak sanığın keşfe gittiği günlerde gerek dosya sayısı ve gerekse keşif yapılacak yerlerin mesafesi göz önüne alındığında erken döndüğünü, zabıt katibi İbiş Sert'e keşfe gitmediniz mi diye sorduğunda bazısına gittik, bazısına gitmedik cevabını aldığını, keşfe gidilen tüm dosyalarda sarf kararlarının yazıldığını ancak bazılarında keşif tutanaklarının bulunmadığını, sanık tarafından zabıtların değiştirildiğini bizzat görmediğini ancak katip .....’den duyduğunu, Taşucu Belediye Başkanı.... dosyasında da bu şahsın beraat etmesi için kendisine bir encümen kararı getirmesinin söylendiğini ve karar dosyaya getirilince beraat kararı verildiğini duyduğunu, teftiş döneminde sanık tarafından dosyalar incelenerek zabıtlar kontrol edilip bir kısım zabıtlarda da değişiklikler yapıldığını, belirtmiştir.
Tanık İbiş Sert anlatımında; keşiflere gittikleri zaman mümkün olduğu kadar kısa sürede keşfi bitirmeye çalıştıklarını, bitmeyecek gibiyse dönüp kalemde tamamladıklarını, ya da keşif mahalline gidip, daha sonra tutanağı bilgisayarda kalemde yazdıklarını, bilgisayar çıktılarının keşif mahallinde alınan çıktılar olmadığını, çünkü hiçbir zaman bilgisayar ile keşfe gitmediklerini, sanığın karar vereceği dosyaları akşamdan evine götürdüğünü, eşi olan Başsavcı Vedat Damar’ın hüküm fıkralarını hazırladığını bundan sonra sanığın karar verdiğini, duruşmaya gelenleri not ettiklerini, zabıtları yarım bırakıp dosyanın içine koyduklarını; ....’ın rapor verdiği dönemde kendisinin izinde olduğunu, . .... ‘ın ifadelerinin yer aldığı iki zabıttaki imzalarında kendisine ait olduğunu, ilk zabtın kalemde alınan ifade üzerine tutulduğunu, diğer zabtın ise duruşmada düzenlenen tutanak olduğunu, sanığın bozuk yememek için bu şekilde tutanaklar düzenlediğini, tutanakları imzalamama gibi bir lüksü olmadığını, karar verildikten sonra değiştirildiği olduğunu, ancak bunun beraat kararından mahkumiyete çevrilme şeklinde değil, mahkumiyet kararı verilmiş dosyalarda hüküm fıkrasında verilen miktarları değiştirmek şeklinde olduğunu belirtmiştir.
Tanık....anlatımında; olay tarihinde Silifke Adliyesinde zabıt katibi olarak görev yaptığını, Hakim ...... ile birlikte çalıştıklarını ancak zaman zaman sanıkla keşiflere gittiğini, kendisinin gittiği keşiflerde keşif tutanaklarının keşif mahallinde düzenlendiğini, bazen sanığın katibinin keşif sonrası kalemde keşif tutanakları düzenlediğini gördüğünü, kalemdeki konuşmalardan zabıt değiştirildiğini uyduğunu ancak içeriğini bilmediğini, Mersin'den Adli Tıp Uzmanı çağrılarak rapor alındığını duyduğunu, raporların ne şekilde düzenlendiğini bilmediğini beyan etmiştir.
Tanık ..... anlatımında; Mersin Adli Tıp uzmanının bazı dosyalarda Silifke’ye çağırılarak rapor aldırıldığını, rapor vermesi gereken bütün dosyalar ile ilgili raporların yazdırıldığını, sonradan bu dosyaların duruşması geldikçe adli tıp uzmanı duruşmaya gelmiş gibi zabıt düzenlendiğini duyduğunu, duruşma zabıtlarında değişiklik yapıldığına ilişkin adliyede konuşmalar olduğunu belirtmiştir.
Tanık ..... anlatımında; 31.12.1998 ile 06.07.2004 tarihleri arasında Silifke Cumhuriyet Savcısı olarak görev yaptığını, sanıkla yaklaşık 2,5 yıl Asliye Ceza Mahkemesinde yapılan duruşmalara Cumhuriyet Savcısı olarak katıldığını, bu süre zarfında tutanak değiştirdiğine veya mahkeme kararlarında değişiklik yaptığına tanık olmadığını belirtmiştir.
Tanık .... anlatımında; vekil olduğu dosyanın ilk duruşmasına katıldığını, katılma dilekçesi verdiğini, katılma kararı verildiğini, duruşma zabtını alarak çıktığını beyan etmiştir.
Tanık ....anlatımında; Silifke 1. Asliye Ceza Mahkemesinde mübaşir olduğunu 2003/311 Esas sayılı dosyada keşfe gidilen araçta yer olmadığı için keşif mahalline gitmediğini, mahalline gidilerek keşif yapıldığını ancak keşif zaptının olay yerinde değil, daha sonra adliyede düzenlendiğini, altındaki imzaların kendisine ait olduğunu 2003/311 Esas sayılı dosyanın müştekisinin emekli astsubay olduğunu belirtmiş ise de bu şahsın şikayetçinin babası olduğunu sonradan öğrendiğini, 2004/195 Esas sayılı dosyada duruşma gününü sanık ....ye kendisinin verdiğini, duruşma bittikten ve sanığa günü verdikten sonra zabıt üzerinde kalemle duruşma gününün değiştirildiğini, sanığın terfii dönemi olduğu için erken karara çıkarmak amacıyla bu şekilde davrandığını Mersin Adli Tıp Şube Müdürü ....’ın çağırıldığını ve kendisine 12 dosyanın tevdii edildiğini, bir kısım mağdurların çeşitli yollarla çağırılarak doktorun onları görmesinin sağlandığını, ancak o sırada dosyaların duruşma gününün gelmediğini, doktorun dosyalarla ilgili beyanlarının emanet memuru İlyas Köroğlu tarafından bilgisayara not edildiğini, daha sonra dosyaların duruşma günlerinde Adli Tıp Uzmanı duruşmaya katılmış gibi, bu notların duruşma zabıtlarına aktarıldığını belirtmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Delillerin değerlendirilmesine geçilmesinden öncelikle şikayetçilerin katılma talepleri üzerinde durmak gerekecektir. Silifke’de avukatlık yapan şikayetçiler sanığın aynı yerde hakimlik yaptığı döneme ilişkin şikayette bulunmuşlar ve iddialarını isbata yönelik bir kısım belgeler sunmuşlardır. Gerek şikayetçilerin beyanları gerekse sundukları belgeler incelendiğinde suça konu tutanakların ilgili olduğu dosyalarda taraf sıfatı taşımadıkları, şikayetlerin genel olarak sanık tarafından yapıldığı iddia edilen usulsüzlüklere ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Kamu davasına katılan sıfatıyla katılabilmek için suçtan doğrudan doğruya zarar gören konumunda bulunmak gerekir. Şikayetçilerin sanığa yüklenen suçlardan doğrudan doğruya bir zararları söz konusu olmadığından katılma istemlerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Sanık, terfi dönemi olması nedeniyle daha fazla iş çıkarabilmek düşüncesiyle karar için doktor raporuna ihtiyaç duyduğu Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2002/597, 683, 2003/381, 435, 2004/63, 89, 91, 121, 235, 351 ve 745 Esas sayılı dosyalarında, yıllık iznini geçirmek üzere Silifke’de bulunan Mersin Adli Tıp Şube Müdürlüğünde görevli doktor....’ı hazır etmek suretiyle olağanüstü oturum açarak raporlar düzenlenmesini sağlamıştır. Bilirkişi beyanları alındıktan sonra dosyalar önceden belirlenen duruşma günlerine bırakılmışlar ve sonrasında yargılamalar seyrinde yürütülmüştür.
Asliye Ceza Mahkemesinin 2004/195 Esas sayılı dosyasının 12.07.2004 günü yapılan duruşmasında mağdurda meydana gelen yaranın sabit eser niteliğinde olup olmadığının belirlenmesi için geçmesi gereken altı aylık süre beklenilmek üzere duruşmanın 29.09.2009 gününe bırakıldığı, 16.07.2004 günü olağanüstü oturum açılarak bilirkişi ....’ın mağduru muayenesinin sağlandığı ve kesin rapor alındıktan sonra duruşmanın ait olduğu güne bırakılmasına karar verildiği halde bir önceki oturuma ait duruşma tutanağında kalem ile düzeltme yapılarak duruşma gününün 19.07.2004 gününe alındığı ve anılan gün yapılan duruşmada dosyanın karara çıkarıldığı anlaşılmıştır. Sanık 12.07.2004 günlü duruşmada hazır olduğu halde kendisine tefhim edilen duruşma gününden önce duruşma yapılmak suretiyle yokluğunda karar verilmiştir. Belirlenen günden önce duruşma yapılmak suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlandığı ve dolayısıyla mağduriyetine sebebiyet verildiği açıktır.
Asliye Ceza Mahkemesinin 2004/305 Esas sayılı dosyasında 14.07.2004 tarihinde keşif yapılmış, tutanağa göre bilirkişi .....ve tanık ... keşif mahallinde hazır bulunmuştur. Keşif tutanağında tanık .....’in imzası bulunmamaktadır. ... soruşturma aşamasında alınan ifadesinde keşfe katılmadığını, yargılama aşamasında alınan beyanında ise katılıp katılmadığını hatırlamadığını beyan etmiştir. Yine Asliye Ceza Mahkemesinin 2003/311 Esas dosyasının 03.06.2004 tarihinde yapılan keşfinde şikayetçi ...’in keşif mahallinde hazır olduğunun yazıldığı, keşif tutanağında imzasının olmadığı, aşamalarda tanık olarak beyanına başvurulan adı geçenin keşfe katılmadığını beyan ettiği anlaşılmıştır. Tanık olarak dinlenilen mahkeme mübaşiri de keşifte yer gösterenin şikayetçi değil şikayetçinin babası olduğunu beyan etmiştir.
2002/571 Esas sayılı dosyanın 11.06.2003, 09.07.2003, 15.10.2003, 30.12.2003, 24.03.2004, 12.05.2004, 30.06.2004 ve 22.09.2004 günlü duruşma tutanaklarında adli tıp kurumundan rapor beklenilmesine karar verilmediğinin fark edilmesi üzerine, buna ilişkin ara kararları ilave edilmek suretiyle tutanakların yeniden düzenlendiği anlaşılmıştır.
2002/593 Esas sayılı dosyada, 24.09.2002 tarihli oturumda kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verilmiştir. Ancak aynı dosyaya ait iki ayrı tutanak düzenlendiği anlaşılmaktadır. Bunlardan üzerine iptal edildiğini gösterir şekilde çapraz çizgi çizilmiş ve dosyamızda aslı mevcut olanın hüküm fıkrasında, tedbirsizlik ve dikkatsizlik suçunda mağdur şikayetinden vazgeçtiğinden, fiilin tehlikeli vasıta kullanmak suçunu oluşturduğundan bahsedilmek suretiyle ortadan kaldırma kararı verildiği, diğerinde ise bu ayrıntılı gerekçeye yer verilmeden kamu davasının TCK.nun 102/6 ve 104/2. maddeleri gereğince ortadan kaldırılmasına karar verildiği görülmüştür. Her iki tutanakta da sonuç olarak verilen karar aynıdır.
2002/609 Esas sayılı dosyanın 12.03.2003 günlü oturumunda tanık .....ın ifadesinin alındığı, aynı günlü oturuma ait iki ayrı imzalı tutanak fotokopisinin dosyada bulunduğu, ifadeler arasında farklılık bulunduğu görülmektedir. Tanık İbiş Sert’in, sanığın savunmasını doğrular yöndeki anlatımından, tanık günsüz olarak mahkemede hazır edildiğinde kalem personelince ilk ifade zabtının düzenlendiği, ancak sanık tarafından bu usule aykırılığın kabul edilmemesi sonucu usulen yeniden dinlenen tanığın ifadesinin zabta geçirilmesi suretiyle ikinci tutanağın oluşturulduğu soncuna varılmıştır.
2003/587 Esas sayılı dosyanın 28.01.2004 günlü oturumuna ait iki ayrı, ikisi de imzalı duruşma tutanağı düzenlendiği, tutanaklardan birinde orman idaresi vekilinin katılma talebi konusunda kabul kararı verilmediği halde diğer tutanakta müdahillik kararına ilişkin ara kararının bulunduğu anlaşılmıştır.
2003/15 Esas sayılı dosyanın 14.05.2003 esas sayılı dosyasının 14.05.2003 günlü oturumuna ait iki adet zabıt fotokopisinin mevcut olduğu, bunlardan sanık hakimin imzasını taşıyan katip imzası bulunmayan zabıtta müşteki ve tanık kimliklerinin tesbitine ilişkin kısımların yazıldığı, beyanların ve ara kararlarının bulunmadığı, diğer zabtın ise duruşmada düzenlenmiş, beyanları ve ara kararını içerir zabıt katibi tarafından da imzalanmış tutanak olduğu anlaşılmaktadır.
2001/349 Esas 2002/467 Karar sayılı dosyada, Taşıt Kanununa muhalefet suçundan sanık ....’in beraatine karar verildiği, karara dayanak yapılan 27.02.2001 günlü encümen kararında üyelerin imzalarının bulunmadığı, altında aslının aynıdır şerhi ve belediye başkanının onayının olduğu, encümen kararının sahteliğinin anlaşılması üzerine yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulduğu anlaşılmıştır.
2000/381 Esas sayılı dosyaya ait 22.11.2001 günlü gerekçeli karardan iki adet bulunduğu, bunlardan ilkinde maddi ve manevi tazminat konularında hüküm kurulmadığı halde diğerinde bu konuda karar verildiği, her iki kararda da hakim ve zabıt katibi imzalarının bulunduğu görülmüştür.
2003/511 sayılı dosyasında 05.05.2004 günlü hükmün de verildiği oturuma ilişkin iki adet duruşma tutanağı bulunduğu, bunlardan birinde TCK’nın 75. maddesinin uygulanmasına ilişkin hüküm bulunmadığı halde diğerinde bu konuda hüküm kurulduğu her iki tutanakta da hakim ve zabıt katibi imzalarının bulunduğu görülmüştür.
Sanık tarafından duruşma zabıtlarının değiştirilmesi fiillerinin genellikle, ara kararlarında eksik bırakıldığı sonradan fark edilen hususların zabıtlara eklenmesi suretiyle gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır. Aşağıda ayrıntılı değerlendirmesi yapılacaklar dışındaki zabıtlarda yapılan değişikliklerin davanın esasına etkili nitelikte olmadıkları görülmektedir. Sanığın bu değişiklikleri yaparken sahtecilik kastıyla hareket etmediği açıktır.
....isimli şahsın ifadesinin yer aldığı iki ayrı zabıt bulunmasının da ilk önce sanığın haberi olmaksızın kalem tarafından ifade alınarak düzenlenen tutanağın imha edilmeyere,k zuhulen imzalanmasından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
Taşucu Belediye Başkanının sanık olarak yargılandığı dosyada Belediye Başkanlığı tarafından aslının aynıdır onayı ile gönderilen yazıya itibar edilerek hüküm kurulmasında, suç oluşturacak herhangi bir usulsüzlük görülmemiştir.
2004/305 Esas sayılı dosyanın keşfinde hazır bulunmadığı halde hazır gösterildiği iddia edilen ...’in yargılama aşamasındaki ifadesinde keşfe katılıp katılmadığını hatırlamadığını beyan etmesi ve tutanakta ismi geçen diğer tanıkların beyanları karşısında bu dosyaya ilişkin iddianın sübut bulmadığı sonucuna varılmıştır.
2003/311 Esas sayılı dosyanın keşfinde şikayetçi ... hazır bulunmadığı halde hazırmışçasına zabıt düzenlendiği anlaşılmakta ise de keşif mahallinde şikayetçinin babasının hazır bulunduğu ve yanlışlıkla şikayetçi hazır şeklinde tutanağa geçtiği, alınan beyanın da yalnızca suça konu yerin gösterilmesi niteliğinde olduğu, açıklanan niteliği itibariyle fiilde suç unsuru bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
2004/195 Esas sayılı dosyada mağdurda meydana gelen yaranın sabit eser niteliğinde olup olmadığının belirlenmesi için geçmesi gereken altı aylık süre beklenilmek üzere duruşma 29.09.2009 gününe bırakıldığı, 16.07.2004 günü olağanüstü oturum açıldığı, mağdur muayene ettirilip sabit eser yönünden rapor alındıktan sonra duruşma günü önceye alınarak sanığın yokluğunda karar verildiği anlaşılmaktadır. Yine 2000/381 Esas sayılı dosyanın kısa ve gerekçeli kararında maddi ve manevi tazminat konularında hüküm kurulmadığının fark edilmesi üzerine zabıt ve gerekçeli karar değiştirilerek bu konuda hüküm kurulan yeni tutanak ve gerekçeli karar düzenlenmiştir. Bir an önce dosyayı karara çıkarmak ve temyiz edilmesi halinde dosyanın Yargıtay tarafından bozulmasını önlemek, böylece adaletin gecikmeksizin gerçekleşmesini sağlamak düşüncesiyle görevin gereklerine aykırı hareket ettiğinden, sanığın eylemi görevde yetkiyi kötüye kullanmak suçunu oluşturmaktadır. Sanık, birden fazla gerçekleşen eylemleriyle, davaların taraflarının mağduriyetine ve zarar görmelerine neden olmuştur. Bu itibarla sanığın fiillerinin zincirleme biçimde görevde yetkiyi kötüye kullanmak suçunu oluşturduğu, eylemin niteliği ve sonuçları gözetilerek 765 sayılı TCK’nın 240. maddesinin 2. cümlesine uygun bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Sanığın eylemine uyan suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK’nın 240. maddesinin 2. cümlesi ile tayin olunacak 6 ay hapis, 440 TL adli para cezası ile 3 ay süre ile memuriyetten yoksun bırakma cezasının TCK’nın 80. maddesi ile 1/6 oranında artırılıp, aynı Yasanın 59/2. maddesi uyarınca 1/6 oranında indirilmesi sonucunda 5 ay 25 gün hapis, 427 TL adli para cezası ve 2 ay 27 gün süre ile memuriyetten yoksun kılınma cezasına hükmolunacaktır. Suç tarihinden sonra 01.06.2005 günü yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nın eyleme uygun bulunan 257/1. maddesi uyarınca sanığa 1 yıl hapis cezası tayin olunup, aynı Yasanın 43. maddesi ile ¼ oranında artırılıp, 62. maddesi gereğince 1/6 oranında indirilerek sonuçta 1 yıl 15 gün hapis cezasına hükmolunması gerektiğinden, suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu sanık lehine olup bu Yasa ile uygulama yapılması gerekmiştir.
Sanığın sabıkasız oluşu, olumlu kişiliği, duruşmadaki tutum ve davranışları ile olayda maddi bir zararın bulunmaması dikkate alındığında yeniden suç işlemeyeceği hususunda yeterli kanaate ulaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ;
Sanığın memuriyet görevini kötüye kullanmak suçu sabit olmakla, suçun işleniş biçimi ve şekli, sanığın geçmişi, şahsi ve sosyal durumu, amaç ve saiki dikkate alınarak 765 sayılı TCK.nun 240.maddesinin 2. cümlesi uyarınca takdiren 6 ay hapis ve 440.00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, 3 ay süreyle memuriyetten yoksun kılınmasına,
Suç zincirleme biçimde işlendiğinden TCK’nın 80. maddesi uyarınca takdiren cezaları 1/6 oranında arttırılarak 7 ay hapis ve 513.00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, 3 ay 15 gün süreyle memuriyetten yoksun kılınmasına,
Sanığın duruşmadaki tutum ve davranışları, kişiliği nazara alınarak TCK.nun 59/2. maddesi uyarınca cezaları takdiren 1/6 oranında indirilerek 5 ay 25 gün hapis ve 427.00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, 2 ay 27 gün süreyle memuriyetten yoksun kılınmasına,
Sanığın sabıkasız ve olumlu kişiliğe sahip olması, duruşmadaki tutum ve davranışları dikkate alındığında yeniden suç işlemeyeceği hususunda mahkememize yeterli kanaat geldiğinden CMK.nun 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına,
Sanığın CMK.nun 231/8. maddesi uyarınca 5 yıl süreyle denetim süresine tabi tutulmasına,
Dair, sanık ve müdafiinin yüzünde, Cumhuriyet savcısı ... hazır olduğu halde, isteme uygun ve hazır olanlar yönünden tefhimden, £ yokluğunda karar verilenler yönünden ise tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içerisinde Dairemize verilecek dilekçe ya da zabıt katibine başvurularak düzenlettirilecek tutanak ile Yargıtay 1. Ceza Dairesinde itiraz yasa yolu açık olmak üzere, 15.05.2009 gününde oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.