Yargıtay 14. Hukuk Dairesi · E. 2008/10207 · K. 2008/10934
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/10207 E. , 2008/10934 K. "İçtihat Metni" MAHKEMES:Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 03.05.1006 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 13.03.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R\_
Davacı vekili 03.05.2006 günlü dava dilekçesinde müvekkilinin 20 parsel taşınmazı için davalılara ait 13, 12 ve 125 parsel sayılı taşınmazlar aleyhine geçit hakkı tesisini istemiş, 25 parsel sayılı taşınmazın maliki olan ... Hazinesi bilahare davaya dahil edilmiştir.Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır. Mahkeme 20 sayılı parsel lehine 13, 12 ve 125 parseller aleyhine geçit hakkı kurulmasına karar vermiştir.Hüküm 12 ve 13 parsel sayılı taşınmazların maliki ... tarafından temyiz edilmiştir. Dava, Türk Medeni Kanunu’nun 747 ( önceki Medeni Kanunu’nun 671.) maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir.Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantası sağlanır.Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine mutlak geçit ihtiyaç veya geçit yoksunluğu, ikincisine de nisbi geçit ihtiyacı ya da geçit yetersizliği denilmektedir.Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur.Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz müşterek mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.Geçit ihtiyacı olan kişi davasını öncelikle taşınmazların mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun taşınmaz malikine karşı ve daha sonra bundan en az zarar görecek olana yöneltmelidir.Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi gerekir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının subjektif arzularına göre değil objektif esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır. Uygun güzergah saptanırken, aleyhine geçit kurulan taşınmazın kullanım bütünlüğü bozulmamalıdır. Taşınmazın kullanım bütünlüğünün bozulmasının zorunlu olduğu hallerde bu husus gerekçelendirilerek geçit hakkı tesisi edilmelidir.Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak, özellikle tarım alanların nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu miktarı aşan bir yol verilecekse bunun gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir. Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliğine uygun atanacak bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel hükümden önce depo ettirilmeli, şayet dava tarihi ile hüküm tarihi arasında taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş ve bu sürede de geçit için öngörülen bedel davanın daha başında belirlenmişse, bu bedelin ödenmesine karar verilmesi halinde, mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olunacağı durumlarda hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak davranışları önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tesbiti yapılmalıdır. Kurulan geçit hakkının Medeni Kanunun 748/3. maddesi uyarınca Tapu Siciline kaydı da gereklidir.Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.Bu bilgiler ışığında somut olaya bakıldığında; gerek tapu kayıtlarında ve gerekse kadastro paftasında 13 parsel lehine 12 ve 125 parseller aleyhinde 125 sayılı parseli ikiye bölecek şekilde geçit hakkı kurulmuş olduğu görülmektedir.03.11.2006 günlü keşif sonunda kadastro teknisyeni ... Kömürcüoğlu tarafından düzenlenen krokide, geçit hakkı konusunda dört seçenek gösterilmiştir. Bu seçeneklerden 3 numaralı olanı 13 parselin yeşil (mavi), 12 parselin mavi, 125 sayılı parselin ise evvelce bu parselden kestirme olarak giden yolun iptali ile mavi renkle işaretlenen kısmını kapsamaktadır. Mahkeme bu seçenekten geçit hakkı kurulmasına karar vermiştir.12 ve 13 parsel sayılı taşınmazların maliki tarafından 125 parsel maliki aleyhine, ya da 125 parsel sayılı taşınmazın maliki tarafından 12 ve 13 parsellerin maliki aleyhine geçit hakkının iptali konusunda usulüne uygun olarak açılmış bir dava bulunmadığına göre 125 parsel içerisindeki parseli ikiye bölecek şekilde kestirmeden verilen geçitin iptali olası değildir. Kaldı ki, kabule göre de; karara dayanak yapılan bilirkişi krokisinden 125 parselden verilmesi öngörülen mavi işaretli güzergahın 12 parselle ve doğudaki genel yolla 12 parseldeki mavi yolun 13 parseldeki mavi yolla bağlantısı tereddüte yer barıkmayacak şekilde gösterilmiş değildir. Ayrıca 4 numaralı seçeneğin düşünülüp düşünülmediği ve nedenleri kararda açıklanmış değildir. Bu durumda mahallinde yeniden keşif yapılarak, teknik bilirkişiler 20 parsel sayılı taşınmaz lehine geçit hakkı olarak düşünülebilecek seçeneklerin tereddüt yaratmayacak şekilde gösteren, infaza elverişli kroki çizdirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken infaza elverişli olmayan krokiye dayanılarak karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.SONUÇ:Davalının temyiz itirazlarının yukarıda gösterilen nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, davalının yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, 06.10.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.