İçtihatYargıtay11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · E. 2008/11531 · K. 2010/1945
- Esas No
- 2008/11531
- Karar No
- 2010/1945
- Karar Tarihi
- 22.02.2010
Karar Metni
11. Hukuk Dairesi 2008/11531 E. , 2010/1945 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Seferihisar Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27/12/2007 tarih ve 2007/304-2007/431 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin babası ile birlikte adlarına davalı bankaya hesap açtıklarını, bu hesaptan birlikte imzaları ile para çekilmesinin mümkün olduğunu, ancak 31.01.2005 tarihinde hesaptaki paranın tamamının dava dışı bırakılan babasına ödendiğini, işlemin usulsüz olduğunu ileri sürerek, ve ıslah isteminde bulunarak 5.846.36 YTL’nin usulsüz ödeme tarihinden itibaren bu yana geçerli mevduat faizi ile anılan hesaba geri iadesine, olmadığı takdirde payına isabet eden 2.923.18 YTL’nin 93 gün vadeli hesaplara uygulanan faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, hesabın teselsülsüz müşterek hesap olduğunu, mahkemenin görevli bulunmadığını, davacının ancak yarısını talep edebileceğini, davanın babasına yöneltilmesi gerektiğini, zira kendisinin hesabın tek sahibi gibi başka bir şube kanalıyla paranın tamamını çektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı ile dava dışı babası adına açılan uyuşmazlık konusu hesabın teselsülsüz müşterek hesap niteliğinde olduğu, para çekilebilmesi için her ikisinin birlikte imzasının gerektiği, davalının başka bir şubesi kanalıyla usulsüz şekilde hesaptaki paranın tamamını dava dışı babasına ödediği, davacının payını talep edebileceği gerekçesiyle 2.923.18 YTL’nin 93 günlü vadeli hesaplara uygulanan yasal faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, banka hesabından usulsüz çekildiği iddia edilen paranın çekilme tarihinden itibaren geçerli mevduat faiziyle anılan hesaba geri iadesine, olmadığı takdirde çekilen paranın davacı payına düşen kısmının tahsiline karar verilmesi istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı olan babası ile birlikte davalı nezdinde adlarına hesap açtırdıklarını, her ikisinin imzasıyla birlikte para çekilmesi mümkün olan bu hesaptan usulsüz şekilde 5.846.36 YTL’nin tek imzayla babasına ödendiğini ileri sürerek, çekilen bu paranın çekilme tarihinden bu yana geçerli faiziyle birlikte aynen hesaba iadesini istemiş, daha sonra da dava dilekçesini ıslah ederek olmadığı takdirde payına düşen 2.923.18 YTL’nin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Dava, ilk önce asliye hukuk mahkemesine açılmış, ıslah sonrası görevsizlik kararı verilmiş, temyiz edilmeden kesinleşen karar ile sulh hukuk mahkemesine gönderilmiştir. Sulh hukuk mahkemesince de işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Ancak, görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, her aşamada mahkemece dikkate alınması gerekmektedir. Terditli davalarda görevli mahkeme, terditli istenilen taleplerden hangisinin değeri fazla ise ona göre belirlenecektir. Öte yandan, davadan kısmen feragat edilmesi de görevli mahkemeyi değiştirmeyecektir. Somut olayda ıslah ile dava terditli hale getirilmiştir. Birinci talep itibariyle dava açıldığı tarihte sulh hukuk mahkemesi miktar itibariyle görevli değildir. Ayrıca, davadan kısmen feragat edildiği veya talebin daraltıldığı kabul edilse bile, davanın ilk açıldığı mahkemenin görevi ortadan kalkmayacaktır. Bu durum karşısında, mahkemece iş bu davada asliye hukuk mahkemesinin görevli bulunduğu dikkate alınıp, görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde işin esası hakkında hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.