Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · E. 2008/13943 · K. 2010/5415
11. Hukuk Dairesi 2008/13943 E. , 2010/5415 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu Asliye 2.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 13.10.2008 tarih ve 2008/66-2008/351 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkiline ait ve davalı şirkete sigortalı bulunan konutun, tatile gittiği dönemde oturma odasındaki dolap içinden geçen temiz su borusundan su sızması nedeniyle hasara uğradığını, davalının müvekkilince dahili su klozunda belirtilen önlemin alınmadığı, olayın derhal farkedilmesi halinde sadece (417) YTL.zarar oluşacağı gerekçesiyle anılan meblağın ödendiğini, oysa dolabın içinde kışlık giysilerin bulunduğunu ve yaz ayında meydana gelen olayın hemen farkedilmesinin mümkün olmadığını ileri sürerek, bakiye (13.154) YTL hasar bedilinin temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacının çok uzun bir süre dairesini boş bıraktığı, dolapta ve giyim eşyalarında küflenme ve yoğun bir koku meydana geldiğini, dahili su klozuna göre uzun süre boş bırakıldığında ana su tesisatı musluğunun kapatılması ve tesisattaki suyun boşaltılması gerektiğini, davacının bunları yapmadığını ve müvekkilinin zarar miktarında bu nedenle meydana gelen artışı hasardan indirebileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, davacının 25.08.2007 tarihinde kızına ait yazlığa gidip 08.11.2007 tarihinde evine döndüğünü, diğer bir deyişle 75 gün süreyle evini boş bıraktığını kabul ettiği, bu sürenin dava konusu yangın sigorta poliçesine ekli dahili su klozunda belirtilen "uzun süre boş bırakıldığı takdirde" ifadesinde belirtilen "uzun süre" kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, bu durumda dahili su klozuna göre uzun süreli boş bırakma öncesinde su tesisatının ana musluğunun kapatılmasının ve tesisattaki suyun boşaltmasının gerektiği ve davacının bu yükümlülüğüne aykırı davrandığı, bu yükümlülüğün sadece kış aylarında ve donma tehlikesi halinde uygulanacağına dair görüşün kabul edilemeyeceği, zira dahili su klozuna göre tesisatın patlaması, taşması, sızması, kırılması, donması gibi sebeplerden kaynaklanan zararların tümünün teminat kapsamında olduğu ve zararın meydana gelmesinin engellenmesi için alınacak önlemlerin sadece donmadan kaynaklanan zararlar ile ilgili değil, klozda sözü edilen tüm zararlar ile ilgili olduğu, dava konusu zarar ile davacının kusurlu eylemi arasında nedensellik bağının bulunduğu, zararın önlenmesi için gereken makul süreye göre zararın basit onarım ve kuru temizleme ile giderilebileceği ve (417,45) YTL olabilecek bu zarar miktarının da davalı ... şirketince ödendiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, yangın sigortası sözleşmesine dayalı alacağın tahsili istemine ilişkin olup, davacının sigortalı konutunu uzun süre boş bıraktığı, dava konusu hasarın ise bu süre içinde kışlık elbiselerin bulunduğu bir dolabın arkasında olan su borusunun bağlantı noktasından su damlatması sonucunda meydana geldiği konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Mahkemece dava konusu yangın sigortası poliçesine ekli dahili su klozuna göre, davacının konutunu uzun süreli boş bırakması halinde su tesisatının ana musluğunu kapatması ve tesisattaki suyu boşaltması gerektiği, bu yükümlülüğün sadece kış aylarına ve don tehlikesine mahsus bir önlem olmayıp, dahili su klozu ile teminat altına alınan tüm durumlar için geçerli bulunduğu, davacının ise bu önlemleri almadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Oysa anılan kloz hükmünün incelenmesinden, su tesisatının ana musluğunun kapatılması ve tesisattaki suyun boşaltılması tedbirlerinin, kış aylarında tesisatın donmasını engellemek için öngörülen tedbirler olduğu anlaşılmaktadır. Zira bu aylarda konutun anılan önlemler alınmadan uzun süreli boş bırakılması halinde, hasarın meydana gelme olasılığı çok artacağından, davalı sigortacıdan bu halde dahi meydana gelecek hasarları karşılamasını beklemek haklı değildir. Dava konusu hasar yaz aylarında meydana geldiğine göre, mahkemece davacının anılan tedbirleri almakla yükümlü bulunduğunun kabul edilmesi doğru olmamıştır. Bu durum karşısında mahkemece, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, yukarıda açıklanan şekilde değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.05.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.