İçtihatYargıtay14. Hukuk Dairesi
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi · E. 2008/4919 · K. 2008/5787
- Esas No
- 2008/4919
- Karar No
- 2008/5787
- Karar Tarihi
- 02.05.2008
Karar Metni
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/4919 E. , 2008/5787 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 24.05.2007 gününde verilen dilekçe ile müdahalenin meni ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 21.01.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 1299 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, davalının ise komşu 1300 parsel maliki olup taşınmazı üzerinde ahırının bulunduğunu, ahır duvarının, saçaklarının 1299 parsele tecavüz ettiğini, ayrıca davalının su giderini maliki olduğu 1299 parsele verdiğini, bu yüzden taşınmazının akan ... sularından dolayı çamur olduğunu, ortaya çıkan muarazanın kal suretiyle giderilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 14.12.2007 günlü bilirkişi rapor ekindeki krokide 2 m2 olarak ölçülen ve kırmızı ile boyanan taşınmaz bölümüne davalının elatmasının önlenmesine, 02.11.2007 günlü krokide kırmızı ile boyanan saçak payı taşırılması suretiyle oluşan elatmanın da önlenmesine, su giderinin kal’ine, yıkım ve kaldırma masraflarının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
HUMK.nun 363 ve 364.maddeleri gereğince keşif; “münazaalı mahallin” mahkeme hakimi gereğinde bilirkişi ve iki tarafın hazır bulundurulması suretiyle incelenmesidir. Bilirkişilerin keşif yerini sonradan tartı, ölçüm ve detaylı inceleme yapmak üzere yetkilendirilmeleri mümkün ise de, mahkeme hakiminin yapmadığı bir keşif incelemesini bilirkişi sonradan düzenlediği raporla mahkeme önüne getiremez. Aksi takdire, tarafların iddia ve savunma hakları kısıtlanmış, eldeki davanın kaderi bilirkişinin eline terk edilmiş olur.
Somut uyuşmazlıkta keşif, fen bilirkişisi ile inşaatçı bilirkişinin huzuru ile yapılmış, hem fen bilirkişisi hem de inşaat mühendisi bilirkişi ayrı ayrı raporlar vermiştir. Kadastro Teknisyeni bilirkişinin “ek rapor” adı altında verdiği 14.12.2007 tarihli rapor ve kroki hakim huzurunda yapılan bir incelemenin sonucu değil, bilirkişinin kişisel değerlendirmesi sonucudur.
Bütün bu anlatılanlardan sonra mahkemenin yapması gereken iş; davacının çapa dayalı ahır duvarı ve saçak tecavüzü iddiasını Türk Medeni Kanununun 683.maddesi, komşusunun diğerinin zararına su akışını değiştirdiği iddiasını ise Türk Medeni Kanununun 742 ve 743.maddeleri çerçevesinde yerinde taraflar, bilirkişiler de hazır bulundurulmak suretiyle ve taleple bağlılık kuralları çerçevesinde etraflıca incelemek, bilirkişilerden yeniden ve düzenli rapor almak, sonucu dairesinde bir hüküm kurmak olmalıdır. Değinilen yönlerin gözardı edilmesi suretiyle isteğin yazılı şekilde hükme bağlanması doğru değildir.
Kabul şekline göre de;
Mahkeme kararlarının hangi hususları kapsayacağı HUMK.nun 388 ve 389.maddelerinde gösterilmiştir. Yasanın 389.maddesi hükmünce, mahkemelerden verilen kararlarda iki tarafa tahmil ve bahşedilen vazife ve hakların şüphe ve tereddüt doğurmayacak şekilde karara açıkça yazılması, başka bir deyişle hükmün infaza elverişli olması gerekir. Aksi takdirde taraflar hükümden sonra da yeni bazı çekişmeler içine düşer. Kurulan karar, yasanın 388 ve 389.maddelerine uygun değildir.
Karar, açıklanan bu nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ:Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 02.05.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.