İçtihatYargıtay13. Hukuk Dairesi
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi · E. 2008/5696 · K. 2008/10558
- Esas No
- 2008/5696
- Karar No
- 2008/10558
- Karar Tarihi
- 15.09.2008
Karar Metni
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2008/5696 E. , 2008/10558 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalılar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalılar vekili avukat ... ve diğer davalı vekili avukat ... gelmiş, davacı tarafından gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıdan harici sözleşme ile taşınmaz satın aldığını, tapusunun devir edileceğine güvenerek, bina v.s iyileştirmeler yaptığını ancak tapu devrinin verilmediğini ileri sürerek, satış bedelinin ulaştığı değer, yaptığı masraflar ve cezai şart toplamı 50.000 YTL.nin faizi ile ödetilmesini istemiştir.
Davalı, duruşmaya gelmemiş cevap de vermemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalıdan satın aldığı taşınmazın tapu devrinin verilmediğinden bahisle, eldeki davayı açmış ve davalı ...’nin parmak izini taşıyan 22.9.2001 tarihli belgeye dayanmıştır. Dava konusu belgede, satıcı olarak davalı ...’nin ismi yazılı olup, parmak izi basılmak suretiyle düzenlenmiştir. Ancak davalı duruşmaya gelmeyerek davayı inkar ettiği gibi, yargılama sırasında ölümü nedeni ile davaya dahil edilen mirasçıları da davaya konu belgedeki parmak izinin murislerine ait olmadığını savunmuşlardır. Davacının dayandığı belgenin HUMK.nun 297. maddesinde belirtilen unsurları taşıyıp taşımadığının araştırılması
2008/5696-10558
zorunludur. Zira bu maddede zikredilen unsurların tamamı sıhhat şartıdır. Burada öngörülen şeklin amacı, sözleşme muhtevasının borçlu tarafından bilinmesini sağlamaktır. Bu yolla, okuma yazma bilmeyen bir kimsenin, içeriğini bilmediği bir belge ile borç altına sokulması tehlikesinden korunması sağlanmak istenmiştir.
İmza atmaya muktedir olmayan veya yazı bilmeyen bir kimse, sözleşme veya senedi imza edemeyeceğinden, imza yerine parmak izi veya mühür kullanabilir. Ancak senetteki bu parmak izi veya mührün borçlunun oturduğu köy veya mahalle muhtarı ve ihtiyar heyeti kurulunca ve o yerde tanınmış iki tanık tarafından onaylanması gereklidir.(HUMK. 297/2).
HUMK.nun 297/2. maddesi ile ilgili olarak açıklanan bu çerçeve içerisinde, dayanak belge değerlendirildiğinde; iki tanık imzası bulunmakta ise de, parmak izinin davalı murisin oturduğu köy veya ihtiyar heyeti kurulunca onaylanmadığı anlaşılmaktadır. O halde usulüne uygun biçimde onaylanmamış olan böyle bir belgenin geçerli olduğunun kabulüne hukuken olanak yoktur. Şu durum karşısında, davaya konu belge geçersiz olduğundan, davacı dayandığı satım hukuki ilişkisin HUMK. 288. maddesi gereğince yazılı delillerle ispat edememiştir. Davalıların açık muvafakatı olmadığından, HUMK.nun 288. maddesine göre miktar itibariyle davada tanık dinlenemeyeceğinden tanık beyanlarına göre de hüküm kurulamaz. Ne var ki davacı, dava dilekçesinde “v.s delil” demek suretiyle “yemin” deliline de dayanmış olduğundan bu konuda davalılara yemin yöneltmeye hakkı bulunduğu hatırlatılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, HUMK’nun 297/2. maddesindeki koşulları taşımayan belgenin geçerliliği kabul edilerek, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz olunan kararın davalılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 550 YTL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalılara ödenmesine, 15.9.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.