İçtihatYargıtay14. Hukuk Dairesi
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi · E. 2008/6475 · K. 2008/7624
- Esas No
- 2008/6475
- Karar No
- 2008/7624
- Karar Tarihi
- 11.06.2008
Karar Metni
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/6475 E. , 2008/7624 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 19.03.2007 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 31.07.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
\_K A R A R\_
Davacı Hazine, davalıya ait 231 ada 4 parsel sayılı taşınmazın evveliyatının mera olduğunu ileri sürerek tapu iptali ve tescil istemiştir.
Mahkemece, 4342 sayılı Mera Kanununun geçici 3. maddesindeki koşulların davalılar yararına gerçekleştiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı Hazine temyiz etmiştir.
Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden 11.3.1970 yılında yapılan tapulama işleminde 19 hektar 8925 metrekare yüzölçümündeki 608 parsel sayılı taşınmazın mera vasfı ile tescil edildiği, belediye imar sınırları içinde kalması nedeniyle 9.5.1990 tarihinde vasfı “arsa” olarak değiştirilerek belediye adına tescil edildiği ve 27.4.1995 tarihinde ifraz edilerek bir çok parsele ayrıldığı , ifraz sonuçu oluşan parsellerden 27700 metrekare yüzölçümlü 5129 parsel sayılı taşınmaz 18.9.1996 tarihinde yoldan ihdas suretiyle oluşan 5127 ve 5126 parsel sayılı taşınmazlarla tevhit edilerek 31940 metrekare yüzölçümlü 5310 parsel sayılı taşınmaz oluştuğu , aynı tarihte bu parselde ifraz edilerek bir çok parsele ayrıldığı ve ifraz sonuçu oluşan 448.55 metrekare yüzölçümlü 231 ada 4 parsel sayılı taşınmaz belediye adına tescil edildiği , davalının 17.12.1996 tarihinde belediyeden satın aldığı anlaşılmıştır.
Görülüyor ki, dava konusu taşınmazın bir kısmı evveliyatı mera olan 608 parsel sayılı davalı taşınmazdan gelmektedir.
İmar planı içindeki meraların planın onayıyla birlikte hukuki bakımdan meralık vasfını yitireceğinden, bu yerlerden genel hizmete ayrılanların ( yol, ..., yeşil saha, gibi ) belediye veya özel idareye bedelsiz terkini gerekir. İmar planında genel hizmetler dışında özel mülkiyete konu olabilecek konut, sanayi ve ticaret alanı olarak belirlenmiş alanlarda kalan meralar bu vasıflarını yitirmeleri halinde Hazine adına tescili gerekir. ( Danıştay 1. Dairesinin 1988/328 E, 1989/19 K. sayılı mütalaası ) Belediye adına tescili gerekmeyen yerler belediye veya gerçek ve özel hukuk tüzel kişileri adına tescil edilmiş ise << Yolsuz Tescil >> olacağından Hazine her zaman bu iddia ile dava açabilir. Ne var ki, başlangıçtaki tescil işlemi yolsuz tescil olsa da 4342 sayılı Mera Kanununun geçici 3. maddesi hükmü koşulların oluşması halinde tescilin belediye veya gerçek ya da özel hukuk tüzel kişileri adına devam etmesi olanağı sağladığından, artık burada 4342 sayılı Mera Kanununun geçici 3. maddesi şartları üzerinde durulması gerekir. 4342 sayılı Mera Kanununun geçici 3. maddesine göre işlem yapabilmek için;
a- Mera, 4342 sayılı kanunun geçici 3. maddesinde yapılan değişikliğin yürürlüğe girdiği 03.05.2005 tarihi itibariyle Belediye ve mücavir alan sınırları içersinde bulunmalıdır. Zira bu tarih itibariyle köy sınırları içersinde bulunan veya bu tarihten sonra Belediye ve mücavir alan sınırları içersine alınan meralarda bu madde hükümlerinin uygulanma olanağı yoktur.
b- Mera, 01.01.2003 tarihinden önce kesinleşmiş imar planı içersinde kalmalıdır. Bu tarihten sonra imar planı içersine alınan veya imar planı bulunmayan yerlerdeki meralarda bu madde hükmü uygulanmaz. Yasa hükmünde geçen «İmar Planından» maksat ise, her türlü ölçekteki plan yani ..., uygulama veya mevzi imar planıdır.
c-Meranın, yerleşim yeri olarak işgal edilmesi, yani bu şekilde kullanılması, yerleşim ve işgal durumunun da 01.01.2003 tarihinden önce var olması gerekir. Bu tarihten sonra işgal edilerek yerleşim yeri olarak kullanılan meralarda bu madde hükmü uygulanamaz. Bu maddenin uygulanmasında “yerleşim yeri” kavramı ; konut, konaklama, turizm, sanayi, askeri ve benzeri amaçlar için kullanılmak üzere planlanarak yapılaşmış veya eskiden beri bu amaçlarla kullanılan şehir, kasaba ve beldelerin üzerinde yapılaşma bulunan yerleşik alanlarını ifade etmektedir.
d-Diğer bir koşul da; meranın, mera niteliği ile kullanılmasının teknik açıdan mümkün bulunmamasıdır.
Yukarıda belirtilen şartların varlığı duraksamasız saptanmadan Belediye veya gerçek ve özel hukuk tüzel kişileri adına tescil edilmiş meraların mülkiyeti belediye veya gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerine bırakılamaz. Bu gibi yerler yasa uyarınca Hazine adına tescili gereken yerler olacağından, mahkemece 4342 sayılı Mera Kanununun geçici 3. maddesi koşullarının varlığı veya yokluğu üzerinde yeterince durulmalıdır.
Bu durumda mahkemece yerinde şehir plancısı, ziraatçı bilirkişi ve harita mühendisi bulundurmak koşuluyla yeniden keşif yapılmalı, tüm ifraz ve tevhit işlemlerine ilişkin haritalar ile dayanakları encümen ve meclis kararları belediyeden sağlanmalı ve bu haritalar kapsamına göre mera olan taşınmazların 01.01.2003 tarihinden önce yerleşim yeri olarak işgal edilen yerlerden olup olmadığı resmi deliller toplanarak ve bu tarihlere yakın tarihlerde çekilen ... fotoğraflarından da yararlanarak saptanmalı, öte yandan, meranın artık mera olarak kullanılmasının teknik açıdan mümkün bulunup bulunmadığı parsel bazında değil, imar planları bazında ziraatçı bilirkişiye incelettirilmeli, HUMK.nun 366. maddesi hükmünce keşfi izlemeye olanak sağlayacak ve bilirkişi raporlarını denetlemeye yardımcı olacak sayıda fotoğraf çektirilerek dosyaya konulmalı, böylelikle ortaya çıkacak sonuca uygun bir hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece tüm bu yönler bir yana bırakılarak yetersiz araştırma ve incelemeyle istem yazılı olduğu şekilde hükme bağlandığından, karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 11.6.2008 tarihinde oy birliği ile karar verildi.