İçtihatYargıtay13. Hukuk Dairesi
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi · E. 2008/6803 · K. 2008/14847
- Esas No
- 2008/6803
- Karar No
- 2008/14847
- Karar Tarihi
- 16.12.2008
Karar Metni
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2008/6803 E. , 2008/14847 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, davalı ile 21.11.2002 tarihinde kira sözleşmesi imzaladıklarını, davalının kiralama yetkisi olmadan taşınmazı kendilerine kiraya verdiğini, 2003 ve 2004 yılı kira bedellerini ödediklerini, 2005 yılı kira bedeli için 12.500 Euro bedelli bonoyu icraya koyduğunu, geçersiz sözleşme nedeni ile verilen bonodan dolayı borçları olmadığını ayrıca iki yıldan beri masrafını karşılayarak ektikleri ürünü davalının alıp götürdüğünü, ürün bedelinden dolayı alacaklarının bono bedelinden mahsup edilmesi halinde de borçları bulunmadığının anlaşılacağını ileri sürerek bononun ve bu bonoya dayanılarak başlatılan icra takibinin iptaline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, davacı ile Çomaklı ve Çarıklı’da bulunan kendilerine tahsis edilmiş arazilerin işletme, araştırma ve uygulama amacı ile müşterek kullanımına ilişkin sözleşme imzaladıklarını, sözleşmenin 8. maddesine göre ortak kullanımdan elde edilen net üretim gelirlerinin davacıya ait olduğunu bunun karşılığında davacıların her yıl için 12.500 Euro ödemelerinin kararlaştırıldığını, davacıların 2005 yılında arazileri kullanmalarına rağmen senet bedelini ödememeleri nedeniyle icra takibi başlattıklarını, hatta davacıların sözleşme ile üstlendikleri yükümlülükleri yerine getirmemeleri sebebi ile sözleşmenin 13. maddesine bağlı kalarak bir yıl önce haber vererek 22.11.2004 ve 28.12.2004 tarihlerinde sözleşmeyi feshettiklerini bildirdiklerini, aralarındaki sözleşmenin kira sözleşmesi olmayıp eğitim amaçlı müşterek kullanım sözleşmesi olduğunu, ... fakültesinin faaliyet göstermesi kararlaştırılan yerdeki ürünü dahi davacıların engellemeleri nedeniyle jandarma nezaretinde alabildiklerini, taşınmazın hazine tarafından tahsis edildiğini davacıların bildiğini, hazinenin tahsisi davacı ile yapılan sözleşme nedeniyle iptal etmediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne,davacıların icra takibinde borçlu olmadıklarının tespiti ile bononun iptaline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava sözleşme nedeniyle verilen bonodan dolayı borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptali istemine ilişkindir.davacı şirket ile davalı arasında imzalanan 21.11.2002 tarihli sözleşme ile hazine tarafından davalıya tahsis edilen arazilerin beş yıl müşterek kullanımına ilişkin şartlar düzenlenmiş, sözleşmenin 8. maddesinde ise “ortak kullanımdan elde edilecek net üretim gelirlerinin tümü Şirkete aittir. Buna karşılık Şirket Fakülteye her yıl için 12.500 Euro sözleşmenin imza tarihini takip eden bir ay içerisinde döner sermaye işletmesi hesabına yatırılmak üzere fakültenin bildireceği banka hesabına yatırır.” Hükmü bulunmaktadır. 2003 ve 2004 yılı bedellerinin ödendiği ve dava konusu bonoya bağlı alacağın ise 2005 yılı bedeline ilişkin olduğu konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Mahkemece 5177 sayılı yasa ile değişik 178 sayılı ... Bakanlığının teşkilat ve görevleri hakkındaki Kanun Hükmünde Kararnamenin 13/b maddesine göre hazinenin özel mülkiyetindeki taşınmazların kullanımına izin verme yetkisinin Milli ... Genel Müdürlüğüne ait olduğu, davalının böyle bir sözleşme yapma yetkisi bulunmadığı bu nedenle taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin geçersiz olduğu, geçersiz sözleşme nedeni ile verilen bononun da karşılıksız kaldığı kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.Davalı kendisine usulüne uygun olarak tahsis edilen araziler için davacı şirket ile ortak kullanım sözleşmesi imzalamış, taşınmazları da davacılara teslim etmiştir. Dosya kapsamından ve davacının dava dilekçesindeki açık beyanından dava konusu taşınmazları 2005 yılında kullandığı, davacı şirketin 09.05.2005 tarihinde kira tespit davası açtığı hatta fesih bildirimine rağmen 2006 yılında dahi davacı şirket elemanlarının hasat yaptığına dair tutanak düzenlendiği anlaşılmaktadır. Davalı adına hazinece yapılan tahsisin iptali 2005 yılı sonunda ve davalının fesih bildiriminden sonradır. Tahsisin iptal sebebi ise, davacı şirketle yapılan sözleşme değil arazinin imar planına göre başka ... için tahsis edilmesinden kaynaklanmakta olup kira sözleşmesi için malik olmak zorunlu değildir. Bu durumda davalının yetkisiz olarak kullanıma izin verdiği gerekçesi ile davanın reddi doğru görülmemiştir.
Davacılar dava dilekçelerinde hem sözleşmenin geçersizliği hem de kendilerine ait son üç yıl ürünlerin davalı tarafından toplanması nedeni ile alacaklı olduklarından bunun mahsubu ile borçlu olmadıklarının tespitini istemiş olup, taraflarca ifa edilen geçerli bir sözleşme bulunduğuna göre, bu durumda mahkemece davacıların mahsup nedeni ile borçlu olmadıkları iddialarına ilişkin delilleri toplanmalı sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Mahkemece bu yön gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2-Davalı idare, Yüksek Öğretim Kanunun 56/b maddesi delaletiyle harçlar yasasının 13/j maddesi uyarınca harçtan muaf olduğu halde harçtan sorumlu tutulması yanlış olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 16.12.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.