İçtihatYargıtay14. Hukuk Dairesi
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi · E. 2008/7321 · K. 2008/8230
- Esas No
- 2008/7321
- Karar No
- 2008/8230
- Karar Tarihi
- 23.06.2008
Karar Metni
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/7321 E. , 2008/8230 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından, davalı aleyhine 02.09.1988 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davacı ... ve Müdahil davacı ...'nın davasının açılmamış sayılmasına, müdahil davacı Hazine'nin davasının reddine dair verilen 12.09.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi müdahil davacı Hazine temsilcisi tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... ve davacı yanında davaya katılan ... kadastro çalışmaları sırasında davalı ... adına tespit gören 391 parselin davalı adına olan tapusunun iptali ile adlarına tesciline karar verilmesini istemişler, 06.07.1992 tarihli dilekçe ile davaya katılan müdahil davacı Hazine temsilcisi 391 parselin çevre köylerin kadimden bu yana hayvan sulak yeri olarak kullanıldığını belirterek tapunun iptali isteminde bulunmuştur.
Davalı davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davacı ve müdahil davacı ...’nın davasının HUMK’nun 409/5 maddesi gereğince açılmamış sayılmasına, müdahil davacı Hazinenin davasının reddine karar verilmiştir.
Hüküm müdahil davacı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 16/B-1 maddesinde mera, yaylak, kışlak, otlak, harman ve panayır yerleri gibi taşınmazların kamunun yararlandığı orta malı taşınmazlar olduğu ve bunlara parsel numarası verilerek yüzölçümleri hesaplandıktan sonra özel sicillerine yazılacakları öngörülmüştür. Madde de yazılı “gibi” sözcüğü nitelikleri belirtilen bu yerler dışında da benzer orta malı taşınmazlar olabileceğini öngördüğünden köy ve kasabalarda
“ Eğrek yeri ” ve “ sıvat yeri ” olarak kullanılan orta malı taşınmazlar da bu kapsamda sayılırlar. Sıvat yeri, yaz kış belirli oranda akarlı ya da akarsız su bulunduran ve köy hayvanlarının içme sularını karşılayan yerler olduğundan bunların tarımsal amaçlı ( ekme – biçme ) kullanılmaları mümkün değildir.
Sıvat yerleri köy hayvanlarının merada otlarken su içme ihtiyacını giderdikleri bir mekan olup bu alanlarda mera özellikli bir genişliğe ihtiyaç duyulmaz. 26.07.1991 tarihinde yapılan keşifte mahalli bilirkişinin belirttiği ve aynı tarihli fen bilirkişisi rapor ve krokisinde de gösterilen çevre köylerin hayvanlarının gelip geçtikleri ve su gözesinden de su içtikleri dava konusu 391 parsel içinden, 425 parsel sayılı mer’aya sığır geçit yeri (geçit yolu) bulunduğu anlaşılmaktadır. Sonraki keşiflerde belirlendiği üzere sıvat yeri vadi gibi bir özellik taşıyan dere yatağının içinde yer almaktadır. Sözü edilen derenin batıdan doğuya doğru bir meyil ile oluştuğu ve kuzey yamacında 392 parselin güney yamacında ise davaya konu 391 parselin yer aldığı anlaşılmaktadır. Bu tür coğrafi yapıda sıvat yerinin dere tabanında eğimsiz bir hale gelmiş bir yerinde oluştuğunu kabul etmek gerekir. Mevcut su gözesinin kapsadığı alan değişik raporlarda değişik parseller içinde gösterilmiştir. Su gözesinin bulunduğu yere su içmek ihtiyacını gidermek üzere gelen hayvanların burada bekleşebileceği yer ne kadar ise bunun kuşkuya yer bırakmayacak şekilde krokiye aktarılması ve sıvat yeri olarak bu bölgenin özel mülkiyet alanından çıkarılması gerekir. Davaya konu 391 parsel içinde böyle bir bölüm belirlenir ise bu kısma hasren davanın kabulü gerekirken kuşkulu hale gelmiş krokilere göre eksik inceleme ve araştırma ile davanın reddi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, müdahil davacı Hazine temsilcisinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 23.06.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.