İçtihatYargıtay13. Hukuk Dairesi
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi · E. 2008/9020 · K. 2009/4375
- Esas No
- 2008/9020
- Karar No
- 2009/4375
- Karar Tarihi
- 31.03.2009
Karar Metni
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2008/9020 E. , 2009/4375 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat ... gelmiş, davalılar tarafından gelen olmadığından duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 18.9.2000 tarihli protokol ve aynı tarihli tapu senedi ile anne ve oğul olan davalılara, iki adet daire sattığını, hiç bir bedel alınmadığının tapu senedine de yazıldığını her daireye 5 000 000 000 TL den 10 000 000 000 Tl lik ipotek konduğunu, karşılığında davalıların oğlu ve kardeşi olan dava dışı ... ...’ın ödeme gücü bulunduğuna güvenerek ondan 1.10.2001 vade tarihli 150 000 DM lık borç senedi aldığını, vadesinde ödenmeyince 150.000 DM'lık senet aslı ...'a verilerek yeniden 7.10.2001 tarihli protokol yapılarak 150 000 DM ın, 22 senede bölünmüş olarak Kasım 2001 tarihinden itibaren ödenmesine karar verildiğini ancak bu senetlerin de ödenmediğini vadesi gelen 9 adet senet için yapılan icra takibinde davalı ...’in imzaya itiraz ettiğini ileri sürerek, 150 000 DM ın ödeme tarihindeki kur üzerinden faizi ile tahsilini talep etmiştir.
Davalılar, 150 000 DM lık senedin ödendiğini,7.10.2001 tarihli belgede kendilerinin imzasının olmadığını, icrada imzanın ...’e ait olmadığının tespit edildiğini, senetlerin dava dışı ... ...’ın borcundan dolayı verildiğini savunarak davanın reddini dilemişlerdir.
2008/9020-2009/4375
Mahkemece, 150 000 DM lık senedin davacılar elinde olduğuna, 7.10.2001 tarihli protokoldeki imzanın davalı ...‘e ait olmadığının icrada tespit edilmiş olduğuna ve tanık beyanlarına itibar edilemeyeceğine dayanılarak davanın reddine karar verilmiş;hüküm davacı tarafından temyiz edilmiş, mahkeme kararı Dairemizin 18.5.2006 gün 2006/2224 esas, 2006/8080 sayılı ilamı ile bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak, ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalılardan senetle alacaklı olduğu 150.000 DM'ın hüküm altına alınmasını istemiştir. Davalı ... 7.10.2001 tarihli protokol ve senetteki imzanın kendisine ait olmadığını savunmuştur. Dairemiz bozma kararında "mercide alınan raporda bilirkişinin imzalar içerisindeki karakteristik bukleli el hareketlerinin yapılışı yönünden bir benzerlik tesbit edildiği, bu durumda mahkemece 18.9.2000 ve 7.10.2001 tarihli protokollerdeki imza ile 7.10.2001 tarihli 7.500 DM miktarlı bonolardaki imzaların davalı ... tarafından farklı şekilde atılmış olmasının mümkün olup olmadığına ilişkin Adli Tıp Kurumundan rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği, İcra Tetkik Merciinden alınan raporla yetinilerek karar verilemeyeceğinin" belirtildiği görülmüştür. Bozma sonrası alınan 27.11.2007 tarihli Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi raporunda "inceleme konusu belgelerde ... adına atfen atılı imzalar ile ... Kulaksızın mukayese imzaları arasında ara gramaların yapılışı açısından kısmi benzerlikler görülmekle birlikte söz konusu imzaların ... Kulaksızın eli ürünü olup olmadığı hususunda daha ileri bir tesbite gidilemediği" belirtilmiştir.
Davacının, davalılara ... ... Mahallesindeki iki adet daireyi bedeli olan 150.000 DM'ın 1.10.2001 tarihinde ödenmek üzere önce haricen düzenlenen 18.9.2000 tarihli protokol ile satıldığı, sonra da aynı gün 18.9.2000 tarih ve 10142 yevmiye no ile tapuda devir işleminin yapıldığı, ancak satış bedellerinden hiç peşinat alınmadan her iki gayrimenkul üzerine ayrı ayrı 5.000.000.000 TL'lik ipotek tesis edildiği, daireler üzerindeki ipoteklerin durduğu, 1.10.2001 tarihinde ödenmek üzere düzenlenen 150.000 DM'lık senedin keşidecisinin davalı ...'ın oğlu, diğer davalı ...'in kardeşi ... ... olduğu 50.000 DM'lık senet aslının davalıların elinde bulunduğu dosya içeriğinden anlaşıldığı gibi, taraflarında kabulündedir. Uyuşmazlık satış bedeli olarak verilen 150.000 DM'lık senedin ödenip ödenmediğinden kaynaklanmaktadır. Hemen belirtilmelidir ki, senet aslının borçlu elinde olması borcun ödendiğine karine teşkil etmektedir. Ancak davacı, vadesi geldiğinde borç ödenmediği için tarafların ilk yapılan 18.9.2000 tarihli
2008/9020-2009/4375
protokolü dikkate alarak 150.000 DM'lık senedin vadesini taşıyan 7.10.2001 tarihli yeni bir protokol yaparak 150.000 DM'lık senet borcunun ilk taksidi 15.11.2001 tarihi olmak üzere 22 adet senede bölündüğünü iddia ederek 7.10.2001 tarihli "anlaşma protokolu" başlığını taşıyan satıcı ..., alıcı ve borçlu ..., ... ve borçlu ... ..., ... ... ... ve ... imzalarını taşıyan protokola delil olarak dayanmıştır. Protokole bakıldığında ... ve ...'ın satın aldığı 9 ve 10 nolu dairelerin satış bedelinin 150.000 DM olduğu Kasım 2001 tarihinde başlamak ve Ağustos 2003 tarihinde bitmek üzere 22 adet senet düzenlendiğinin yazılı olduğu görülmüştür. Bu protokole göre düzenlenen beheri 7500 DM'lık 7.10.2001 tanzim tarihli 15.11.2001 vade tarihinden 15.8.2003 tarihine kadar 22 adet keşidecisi dava dışı ... ... kefili davalı ... lehtarı ... olan kambiyo senetleri olduğu davalı ...'in, 18.9.2000 tarihli protokolü kabul ederek 150.000 DM'lık senet bedeli ödenerek senedin alındığını, ancak 7.10.2001 tarihli protokol ile bu protokole göre düzenlenen kambiyo senetlerindeki imzanın kendisine ait olmadığını savunmuştur.
Davacının 7.10.2001 tanzim tarihli bonolardan 9 adedi için dava dışı ... ... ile davalı ... aleyhine ... 8.İcra Müdürlüğünün 2002/8186 sayılı takip dosyası ile giriştiği kambiyo yolu ile icra takibine davalı ...'in ... 14.İcra Tetkik merciinde 2002/643 esas sayılı dosyada itiraz etmesi üzerine 7.10.2001 tarihli protokol ve bonolardaki imzaların ... eli mahsulü olmadığından bahisle takibin bu borçlu yönünden iptaline karar verildiği kararın temyiz edilmeden kesinleştiği, eldeki dava tarihinden sonra kalan 13 adet bonolar için ... 27. İcra Müdürlüğünün 2005/5547 sayılı takip dosyası ile giriştiği kambiyo yolu ile icra takibine davalı ...'in itiraz etmediği, takibin kesinleştiği anlaşılmıştır.
Senetteki imzanın kabul edilmediğinden HUMK'nun 308 ve ondan sonra gelen maddeleri hükümlerine Yargıtayın kökleşmiş uygulamalarına göre, senetteki imzanın davalıya ait olup, olmadığının incelenmesi gereklidir. Şayet bu yolda yapılacak incemelerden bir sonuç alınamazsa o zaman, imzanın atıldığını gören tanıklar dinlenerek sorunun çözümlenmesi gerekir.
İcra Tetkik Merciinde alınan rapordaki bilirkişi ile mahkemece Adli Tıp Kurumundan alınan raporda davalıların kabulünde olan 18.9.2000 tarihli protokole göre düzenlenen 1.10.2001 vadeli 150.000 DM'lık senetlerdeki imza ile 7.10.2001 tanzim tarihli 7.500 DM miktarlı bonolardaki imzaların içerisindeki karakteristik bukleli el 2008/9020-2009/4375
hareketlerinin yapılışı yönünden benzerlikler görüldüğü, ancak daha ileri bir tesbite gidilemediği belirtilmiştir. Bu durumda senetteki inkar edilen imzanın, inkar eden davalıya ait olup olmadığı hususunda kesin bir kanaat sahibi olunduğundan söz edilemez. Mahkemece 7.10.2001 tarihli protokol ve aynı tarihli senedin yazıldığını, (ve imzanın atıldığını) gören tanıklar dinlenmiş, hem 150.000 DM'lık senedin hem 7.10.2001 tanzim tarihli bonoların keşidecisi dava dışı ... ... 7.10.2001 tarihli protokolü kendisinin yazdığını, ancak davacı ...'den 150.000 DM borç para aldığını bu nedele 22 adet bono düzenleyip verildiğini beyan etmiş, diğer bono tanıkları ise davacı iddiasını doğrulamışlar, hatta davalı ...'in imzasını farklı şekilde attığının fark edilmesi üzerine uyarıldığını, ...'in de "ben öyle de böyle de imza atarım." dediğini ve imzaları huzurlarında attıklarını ifade etmişlerdir.
Hal böyle olunca, toplanan deliller, tüm dosya kapsamı, birlikte değerlendirilerek 18.9.2000 tarihli protokole göre düzenlenen 1.10.2001 vadeli 150.000 DM'lık senedin bedeli ödenmeden iade edilerek 150.000 DM'lık senedin vadesini taşıyan 7.10.2001 tarihli yeni bir protokol yapılarak bu protokole göre 7.10.2001 tanzim tarihli beheri 7.500 DM tutarlı 15.11.2001 vade tarihinden başlayıp 15.8.2003 vade tarihi ile sona eren 22 adet bononun düzenlendiği, bono bedellerinin davacıya ödenmediği anlaşılmakta olup, mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, aksi düşüncelerle ve yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 625,00 YTL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 31.3.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi