İçtihatYargıtay11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · E. 2008/9295 · K. 2010/4878
- Esas No
- 2008/9295
- Karar No
- 2010/4878
- Karar Tarihi
- 04.05.2010
Karar Metni
11. Hukuk Dairesi 2008/9295 E. , 2010/4878 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Manavgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29.11.2007 tarih ve 2005/93 - 2007/481 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 04.05.2010 gününde davalı avukatı ... gelip, davacı avukatı tebliğe rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının 04.05.2001 tarihinde dava dışı ... İnşaat A.Ş.'nin ana bayiliğini devretmek için 18.117 USD tutarında müvekkilinden para aldığı halde edimlerini yerine getirmediğini, ihtarnameden de sonuç alınamadığını, ana bayii dava dışı şirketten bayilik ile ilgili malları alamadığı için suç duyurusunda bulunan ve bu malları müvekkiline teslim edemeyen ve teslim etmesi de mümkün olmadığı anlaşılan davalının tahsil ettiği 18.117 USD'ni iade etmesi gerektiğini ileri sürerek, bu meblağın faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı, iddia edilen sözleşmeyi imzaladığını ancak dava dışı RCD A.Ş.'nden aldığı bayilik haklarının tamamını sözleşmenin tarafı dava dışı ... İnşaat Ltd. Şti'ne devrettiğini, bunun dışında kendisine yüklenen bir edim bulunmadığını, devir alan şirketin iki ortağından bir olan davacının yıllar sonra bu davayı açtığını, devir alan şirkete hatır için verdiği çekler nedeniyle de alacağı bulunduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını davacı sözleşmenin tarafı olmadığından, dava açma hakkı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre bayilik devir sözleşmesinde devir alan olarak davacının devir eden olarak davalının imzası bulunduğu ve davalının davacıdan 18.117 USD aldığı, ancak davalının bayiliğe ilişkin malları teslim etmediği bu edimini yerine getirmeyen davalının aldığı parayı iade ile yükümlü olduğu, ihtara rağmen davalının ödeme yapmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalının bayilik haklarının devir alınması amacıyla davalıya ödediği iddia edilen devir bedelinin, gerçekleşmeyen devir nedeniyle istirdadı istemine ilişkindir.
Her ne kadar devir sözleşmesinde, devir eden davalı "Bayilik haklarımı (dava dışı) Eko Ltd. Şti'ne 34.234 USD karşılığında devrettim. Şirket üyelerinden ... Kavlak'tan (davacı) 18.117 USD, diğer üye Özge Bıyıkoğlu'ndan (dava dışı) 18.117 USD peşin aldım" demiştir."Bayilik devir alanlar" ifadesiyle sözleşmeye imza atan ... ve ..., "Eko Ltd. Şti. üyeleri olarak her ikimiz eşit olarak toplam 36.234 USD ödeyerek davalının (dava dışı şirketin) bölge bayiliğini devir aldık" demiştir.
Hükme esas bilirkişi raporunda, özel yakıt sistemi ile ilgili bayiliğin gerektirdiği malları sipariş formu ile dava dışı ana şirketten isteyen davalının anılan meblağı yatırdığı halde malları alamadığı, şirket aleyhine davalının bu yüzden suç duyurusunda bulunduğu, dolayısıyla soyut devrin bir anlam ifade etmediği, malların teslim edilmemesi nedeniyle soyut devrin dahi esasen gerçekleşmediği sonucuna varılmıştır. Suç duyurusu üzerine başlatılan ceza soruşturması sonunda hukuki uyuşmazlık bulunduğu gerekçesiyle takipsizlik kararı verilmiştir. Davalı, sözleşmeyi imzaladığını cevap dilekçesinde kabul ettiğine ve bu nedenle parayı aldığı sabit olduğuna, maları şirkete teslim edemediğine, dava davacının kendi adına verdiği vekaletname ile açıldığına göre, davalının ortağı olduğu şirkete borç verme amacıyla devir bedelinin yarısını ödeyen davacının kendisinin ödediği meblağı işletme devrinin gerçekleşmemesi nedeniyle istirdada hakkı olduğunun kabulü gerekir. Davalının şirkete karşı edim üstlendiğine ve davayı şirketin açması gerektiğine ilişkin savunması ve temyiz itirazları, paranın yarısını davacıdan tahsil etmesi ve ortakların kişisel olarak sözleşmeyi imzalamaları karşısında isabetli değildir. Mahkemece de bu gerekçelerle aynı sonuca varılmıştır.
Bu durumda, bu açıklamalara ve dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 9.44.80 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 04.05.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.