İçtihatYargıtay12. Hukuk Dairesi
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi · E. 2009/10062 · K. 2009/18817
- Esas No
- 2009/10062
- Karar No
- 2009/18817
- Karar Tarihi
- 12.10.2009
Karar Metni
12. Hukuk Dairesi 2009/10062 E. , 2009/18817 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Konya 3. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 19/03/2009
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile yapılan takibe karşı borçlu senetlerde imzasının olmadığını takibin iptalini talep etmiş, mahkemece dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; borçlunun her iki senette de keşideci ve ciranta olmadığı isminin ve imzasının bulunmadığından bahisle yapılan takibin iptaline karar verilmiştir.
Bononun kambiyo senedi vasfını taşıması ve bonoda sorumluluğun doğması için tanzim edenin imzasını ihtiva etmesi yeterli (TTK.nun 687.maddesi) olup, bononun ön yüzündeki ikinci imzanın atılması zorunlu olmadığından bu atılan ikinci imza aval olarak değerlendirilir(TTK.nun 690, 614/1.maddeleri) ve bu ikinci imzanın sorumluluğu için ad ve soyadın yazılı olması zorunlu değildir.
Somut olayımızda, takibe konu iki adet bononun keşidecisinin Şti. olduğu, borçlu... şirket adına açığa iki adet imza atıldığı, takibin borçlu keşideci şirket ile ikinci imza sahibi ....... aleyhine başlatıldığı görülmüştür.
Borçlu ...temyize karşı verdiği cevap dilekçisinin ön yüzünde, kendisinin borçlu şirketin temsilcisi olduğunu, yapılan protokole göre imzaların şirketi temsilen kendisi tarafından atıldığını, kendi adına asaleten imza atmadığını, borcun şirketin borcu olduğunu, kendisinin sorumlu olmadığını belirtmiştir. Bu durumda bono altındaki her iki imza da kabul dikkate alındığında .... aittir. Yukarıda belirtilen TTK.nun hükümlerine göre bonoda sorumluluk için tek imza yeterli olacağından ikinci imza aval konumunda bulunduğundan ismi yazılı olmasa dahi imza sahibi olan ....... bonodan dolayı borçlu konumuna sokar. Bu durumda mahkemece borçlu itirazının reddi yerine kabulüne karar verilmesi isabetsizdir. Kabule göre de imzaya itiraz olunması halinde usulüne uygun duruşma açılarak taraflar dinlenip varsa deliller toplandıktan sonra bir karar vermek gerekir iken dosya üzerinden sonuca gidilmesi doğru değildir.
SONUÇ :Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.366. ve HUMK.428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 12/10/2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.