İçtihatYargıtay1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi · E. 2009/10226 · K. 2009/12234
- Esas No
- 2009/10226
- Karar No
- 2009/12234
- Karar Tarihi
- 23.11.2009
Karar Metni
1. Hukuk Dairesi 2009/10226 E. , 2009/12234 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : KOCAELİ 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 23/07/2009
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, davalı adına tapuda kayıtlı bulunan 482 ada 6 parsel sayılı taşınmazın 9177.72 m2’lik bölümünün kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığını ileri sürerek, tapu kaydının iptaline karar verilmesi isteminde bulunmuştur.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar Dairece onanmış, davalının karar düzeltme istemi üzerine; yürürlüğe giren 5841 sayılı yasa düzenlemelerinin değerlendirilmesi gerekçesiyle daire kararının kaldırılarak kararın bozulmasına karar verilmiş, Mahkemece bozmaya uyularak davanın hak düşücü süre yönünden reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, 3621 Sayılı Yasadan kaynaklanan tapu iptal ve terkin isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden;, Mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen kararın Dairece onanması üzerine, davalının karar düzeltme isteğinin kabul edilerek bu sefer anılan kararın "5841 Sayılı Yasa hükümleri gereğince davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine" karar verilmesi gerektiği belirtilerek bozulması karşısında; hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddedilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacı hazinenin diğer temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine.
Ancak hemen belirtilmelidir ki, bir taraf, dava açıldığı andaki mevzuata ve içtihat durumuna göre davasında haklı olup da, dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren (geçmişe etkili) yeni bir yasa hükmü yada yeni bir İnançları Birleştirme Kararı gereğince davayı kaybederse, davada haksız çıkmış olmasına rağmen, yargılama giderlerinden sorumlu tutulamaz.
Anılan bu kural yasal ve yargısal uygulamada kararlılık kazanmıştır.(Baki Kuru, Hukuk Usulü Muhakemeleri 5. cilt, sayfa 5338, dipnot 159; 10. H.D. 21/12/1976, 8770/8739 ve dipnot 160: 5. HD 12/09/1977, 5445/5655 dipnot 161: 10.HD 24/02/1976, 6296/1297) Ayrıca, her dava açıldığı tarihteki koşullara bağlıdır. Öte yandan avukatlık ücreti 04.09.1957 tarih ve 4/16 sayılı İnançları Birleştirme Kararı uyarınca yargılama giderlerinden sayılır. Davacı hazine temyiz dilekçesinde sair nedenlerden söz etmek suretiyle bu hususa değinmiştir.
Hal böyle olunca somut olayda mahkemece yapılan keşif soncu taşınmazın bir bölümünün kıyı kenar çizgisi içinde bulunduğu ve dava tarihinde davacı hazinenin haklı olduğu anlaşıldığına ve yargılama sırasında yürürlüğe giren 5841 sayılı yasa gereğince dava reddedildiğine göre davalının tüm yargılama giderlerinden ve avukatlık ücretinden sorumlu tutulması gerekirken aksine düşüncelerle yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir.
Davacının bu yönlere ilişkin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 23.11.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.